Devrimci Bir Tiyatro Örneği: Marx'ın Dönüşü

Çarşamba, 11 Mart 2009 10:00

27 Şubat'tan itibaren Muammer Karaca Tiyatrosu'nda Dostlar Tiyatrosu tarafından sahnelenmeye başlanan "MARX'ın DÖNÜŞÜ" adlı oyun, sanat siyaset ilişkisi içinde tasarlanarak ortaya konmuş ender çalışmalardan biri olarak görülebilir. Oyun metni Howard Zinn'e ait ve sahneleme sırasında Özüm Özgülgen'in çevirisi kullanılmış. Genco Erkal'ın da hem yönetmen hem de oyuncu olarak sahnelemeye kattığı yorum son derece etkileyici. Yaklaşık bir buçuk saat süren bu oyunda Genco Erkal'ın ortaya koyduğu oyunculuk sayesinde izleyiciler bir an bile oyundan kopmadan, sahneye konsantre olabiliyorlar. Üstelik oyun boyunca kullanılan güldürü öğesi sahnelemeye öylesine uygun bir şekilde yediriliyor ki, oyunun ne düşündürücülüğü geri planda kalıyor ne de izleyiciler uzun monologlar karşısında sıkılmaya itiliyor.

Genco Erkal'ın tek başına oynadığı bu oyun devrimci bir performans olarak da okunabilir. Oyun kısaca Marx'ın hayatı ve düşüncelerini konu ediniyor ancak bunu yaparken içinde bulunduğumuz 2008 krizinin tesadüf olmadığını, bu durumun Marx'ın yıllar önce kapitalizmin doğasına dair yaptığı tahlillerinde belirtildiğini de vurguluyor. Ayrıca oyunun sonunda kapitalizmde ne ilk ne de son olan bu krizin ve krizlerin ancak insanların yüzlerini sosyalizme çevirmeleriyle sona erdirilebileceğine dair yapılan vurgunun da son derece etkileyici olduğunu söylemekte fayda var. Böylece oyun boyunca işlenen tüm düşünceler ve sergilenen durumlardan izleyiciye umut dolu bir ileti ulaşıyor.

Oyun başlarken Marx karakteri kendisinin "Marxist" olmadığını vurgulayarak aslında bir yandan düşüncelerinin statikleştirilmesine ve putlaştırılmasına tepki koyarken bir yandan da kendisine "Marxist" diyenlerin Marx'ı ne derece doğru algıladıklarının sorgulanması gerektiğinin de altını çiziyor. Başka bir açıdan bakmak gerekirse de, her ne kadar oyun kişisi olan "Marx" "Marxist" olmadığını iddia etse de, oyunun bütünü Marxist düşüncenin kısa bir özetini sunmaktan kendini alı koyamıyor denebilir. Bu sebeple, aslında bu oyunu izleyen her izleyicinin bir anlamda hem özet bir tarih bilgisi hem de özet bir Marxsist düşünce dersi alacağını söylemek de yanlış olmayacaktır.

Kapitalizm vurgusu oyunun kurgusunun kapitalizmin merkezi sayılan ABD'nin New York şehrindeki Soho adlı bölgesinde geçmesiyle de pekiştiriliyor. Genco Erkal çok yerinde bir kararla oyun metninde geçen New York, Soho'ya dair bir değişikliğe gitmiyor. Böylece Marx'ın dönüşü de kapitalizimin merkezine yaptığı ciddi bir dönüş belki de kapitalizmin merkezine yaptığı ciddi bir eleştiriye dönüşüyor. Marx, New York, Soho'da tekrar dirilerek bir yandan da tüm liberallere düşüncelerinin ölmediğini ve tarihin bir kere daha kendisini haklı çıkardığını ifade ediyor.

Oyun içinde sadece Marx'ın düşüncelerinin değil, hayatının da işlendiği daha önce belirtilmişti ancak Marx'ın hayatının aktarımında en çok dikkat çekilen kişinin de eşi Jenny oluşu son derece önemlidir. Oyunun iç işleyişinde, Jenny Marx'ı Marx yapan kişi olarak konumlandırılıyor. Böylece Marx'ın hayatını paylaştığı eşi geri plana itilmeden, üstelik Marx'ın kendisi tarafından büyük övgülerle anlatılarak merkeze çekiliyor. Anlatılan hayat bir yerde Marx'ın hayatından çıkıp adeta Jenny'nin hayatına dönüşüyor. Dolayısıyla pek çok oyunda ikinci plana itilen kadın, bu oyunda bir erkek tarafından merkeze alınarak yorumlanıyor.

"MARX'ın DÖNÜŞÜ" son dönemlerdeki oyunlar içinde ilerici-toplumcu sanat anlayışıyla hazırlanmış nadir örneklerden biri olarak değerlendirilebilinir. Dostlar Tiyatrosu'nun bir önceki oyunu Sivas 93'ün ardından böylesi bir oyunla yoluna devam etmesinin takdir edilmesi gerekmektedir. Özellikle kapitalizm tarafından gericileşmeye ve muhafazakarlaşmaya itilen böylesi bir toplum içinde Dostlar Tiyatrosu'nun bu oyununun devrimci bir eylem olarak algılanabileceğini belirtmek yerinde olacaktır. O halde başka bir deyişle Dostlar Tiyatrosu'nun sahne üzerinde sanatıyla devrimci bir eylem gerçekleştirmekte olduğu söylenebilir ve bu sebeple de hem Türkiye toplumuna hem de tüm dünya toplumlarına dair umut besleyen ya da umutlanmak isteyen her bireyin oyunu izlemesi şart olmaktadır.

Meral Harmancı