Sayfa yolu
Zülfü Livaneli'den tek makalede anti-komünizm seçkisi
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 15.01.2012 , 15:56 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:29
Zülfü Livaneli, bugün yayınlanan ve Edebiyat notları-21 başlığını taşıyan köşe yazısında adeta bugüne kadar ortaya atılmış, en popüler anti-komünist söylemlerin bir seçkisini sunuyor.
Tek bir köşe yazısında aydın ve ideoloji, aydın ve piyasa ilişkisi, Marx'ın ve Lenin'in tarihsel gelişime ilişkin görüşleri ve devrim teorileri, Sovyet deneyimi ve Stalin yönetimi konularının tamamına yer verebilen Zülfü Livaneli, yaklaşık 8000 karakterden oluşan(yaklaşık 3 dosya kağıdı) yazısında tüm bu konulara dair sonuçlara da varabiliyor.
Zülfü Livaneli, aydın ve ideoloji başlığına ilişkin düşüncelerini yazısında şöyle özetliyor:
"Yazar, kişisel olarak kendini bir davaya, bir ideolojiye, yurt savunmasına, monarşiye ya da cumhuriyete adayabilir ama bu bağımlı durum onun eserini etkilemeye başladığı zaman büyük bir zayıflık ortaya çıkar"
"Bu durumda, inandığı bir amacın mücadelesini yürüten yazarın eserleri, neden etkilenebilir" sorusunu ise yanıtsız bırakıyor Livaneli.
"Eserleri, verdiği mücadeleden etkilenen yazarlar"ı sağdan ve soldan olmak üzere ikiye ayıran Livaneli, "Gelelim solu destekleyen entelektüellere" diyerek Sovyetler Birliği ve dönemin aydınları arasındaki ilişkiyi açıklamaya girişiyor, ama ne oluyorsa orda oluyor ve Livaneli birden bire, "Bu arada şu saptamayı da yapmaya gerek var" diyerek, Marx ve Lenin arasındaki "süreklilik kopuş ilişkisine" atlayıveriyor. Özetle "Marx, devrim gelişmiş kapitalist ülkelerde olacak demişti, Rusya'da işçi sınıfı mı vardı ki? Hem Marx bir filozoftu, Lenin pragmatik politikacıydı" diyen Livaneli, "Lenin'in Marx'ın 'felsefi düşüncelerini' ne denli çarpıttığını" tek bir paragrafta açıklayıveriyor.
İşin ilginç yanı, Zülfi Livaneli'nin aynı paragrafı en az yılda 2 kez tekrarlaması. Livaneli, ilk ne zaman formüle ettiğini bilmediğimiz bu tezini en son 16.08.2011 tarihinde yayınlanan köşe yazısında yinelemişti. Lİvaneli, o yazısında da konuyu şöyle aydınlatmıştı:
"Marx, genellikle yanlış yorumlanan bir düşünür oldu. Bundaki en büyük etken onun kendi eserleri üzerinden değil de, Sovyetler Birliği’ndeki uygulamalar açısından eleştirilmesiydi.
Oysa Marx, sosyalizmi Çarlık Rusyası gibi, işçi sınıfı olmayan, Asyalı bir köylü toplumunda değil, kapitalizmin en çok geliştiği zengin Batı ülkelerinde bekliyordu.
Marx’ın adına eklenen Leninizm, onun düşüncelerinin bir devamı değil, aşırı derecede değişikliğe uğratılmış haliydi.
Ama Marx’ın ölümünden yıllarca sonra, dünya bu teoriyi “Marksizm, Leninizm, Maoizm” gibi eklektik, günlük politikaya uyarlanmış, çarpıtılmış biçimiye tanıdı"
Marx ve Lenin arasındaki ilişkiyi yaklaşık 1000 karakterden oluşan bir paragrafla "çözen" Livaneli, sırayı Stalin'e getiriyor. Livaneli'ye göre Stalin "ülkenin en değerli ve devrime inanmış kafalarını kopartan bir tiran" ve onun baskıları sonucu Sovyet Edebiyatı da "'O yıl Sovyet tavuklarının daha çok yumurtlayacağı' vs. gibi konularda şiir, hikâye, kitap" yazanlardan ibaret.
Sahi, 'Özgürlük'ü Vodafone'a satan kimdi?
Bu konuyu da "halleden" Zülfü Livaneli, aydın ve kapitalizm, aydın ve piyasa ilişkisini "çözümlemek" için kolları sıvıyor. Livaneli, birden bire şu görüşleri sıralıyor:
"Yapıları gereği kapitalizm entelektüelleri, entelektüeller ise kapitalizmi sevmez. Entelektüeller, hayatın anlamının, para kazanmaktan daha derin olduğunu düşünürler. Gönülleri ister istemez, emeğin en yüce değer olduğu ve kültürün yüceltildiği sosyalizme kayar"
"Bu yüzden post-komünizm dönemi, toplumsal sorunlarla ilgilenen, sorumluluk duyan, bağımlı entelektüel tipini "dinozor' ilan ederek kendi aydınını yaratmaya girişti"
Yukarıda sıralanan görüşlerin devamı olarak, "Yeni dönemin kapitalizme yakın duran makbul entelektüelleri aynen bir banker gibi, kendi çıkarını her şeyin önüne koyan, kardeşlik-dayanışma-merhamet gibi kavramları çağdışı olarak niteleyen, düzenle barışık yepyeni bir tipoloji oluşturdu" görüşünü ortaya atan Livaneli'nin bu sözleri akıllara, "Fransız şair Paul Éluard’ın aynı adlı şiirinden bestelediği “Özgürlük” adlı şarkısını Vodafone adlı GSM tekeline satmaya çalışıp, gelen itirazlara da 'İt oğlu it, sen de yaz sen de sat' şeklinde yanıt veren kimdi?" sorusunu getirdi.
Rauf Denktaş'a Nazım dizeleriyle övgü
Zülfü Livaneli'nin yazısında yer alan son paragraf ise, Zülfü Livaneli'nin duygu ve düşünce dünyasını tam olarak açıklar nitelikte.
Zülfü Livaneli, Kıbrıs'ın bölünmesinde büyük rol oynamış, emperyalizmin Kıbrıs'a yerleşmesinin ana aktörlerinden biri olan Rauf Denktaş'ın ölümünün kendisine Nazım'ın Mehmet Akif'e yazdığı "Akif inanmış adam/ Büyük adam" dizelerini hatırlattığını belirtiyor.
Mesele insanın hatırladıklarını şiir ile anlatması olunca, birilerinin, "Kapitalizm, Zülfü Livaneli'yi nasıl hatırlardı?" diye sorulduğunda Orhan Veli'nin Sol Elim adlı şiirini hatırladığını duyar gibi oluyoruz:
"Sol elim,
Acemi elim,
Zavallı elim!"
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.