Zaman'dan 'basın özgürlüğü' tefrikası

Zaman gazetesi Şamil Tayyar ve Mehmet Baransu vesilesiyle basın özgürlüğünü "hatırlarken", Mümtazer Türköne de bu ikiliyi "demokrasi ve hukukun kefili" olarak ilan etti.
Pazartesi, 28 Aralık 2009 09:30

"Ergenekon" tefrikaları ile ün kazanan Şamil Tayyar'ın yazdıkları yüzünden ceza almasını ve Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu'nun ise tutuklanma talebi ile hakim karşısına çıkmasını dünkü nüshasında ele alan Zaman gazetesi, bu ikiliyi "demokrasi ve hukukun kahramanları" ilan etti.

Köşe yazarı Mümtazer Türköne, dünkü yazısında, yandaş basının haberciliğinde önemli birer yer edinen bu ikiliyi gündeme taşıyarak, "demokrasi içinde yaşamanın, hukuk güvencesi altında bir hayat sürmenin kefili işte bu gazeteciler. Bu iki gazeteci gibi hayatını hiçe sayan, gözünü budaktan esirgemeyen onlarca gazeteci olmasaydı Türkiye bugün kanlı bir diktanın esiri olabilirdi" diye yazarken, cinayetlerin bu ikilinin haberleri sayesinde önlendiğini ve çetelerin de enterne edilebildiğini iddia etti.

"Şamil Tayyar ve Mehmet Baransu kariyerlerini riske atıp ellerindeki kalemle bu dev ahtapota karşı hücuma kalkmasaydı, bugün Türkiye nasıl bir ülke olurdu?" diye soran Türköne'nin görmezden geldiği gerçek, kendilerine servis edilen belgelerle "habercilik" yapan bu ikilinin yazdıklarıyla kariyerlerini riske etmek bir yana sağlama aldıkları idi.

Tayyar ve Baransu'nun, haber alma özgürlüğünün ötesinde kamu güvenliğine büyük bir hizmette bulunduğunu ileri süren Türköne, "gizlilik" ilkesinin, ülkenin hassas güvenlik bilgilerinin düşman ellere geçmesini engellemek için bulunmuş bir çare olmaktan çıkıp, devlet içinde suç işleyenlerin arkasına saklandıkları bir zırh haline geldiği"ni söyleyerek, soruşturmanın gizliliğine gerekçe olan herhangi bir prensibi bu nedenle ihmal etmediklerini yazdı.

Türköne, "gizlilik" zırhı arkasında çetelerin kurulduğunu, cinayetlerin işlendiğini ve yolsuzluklar yapıldığını, şimdiye dek, savcılar, hakimler ve hükümetin bu "gizlilik zırhı"nı geçip suça ve suçlulara ulaşamadığını söyledi. Tayyar ve Baransu üzerinden de gazetecilere de "gizlilik" duvarını delip geçebilme hakkının tanınmasını isteyen Türköne, "unutmayalım: Devlet içindeki gizli örgütlenmelerin deşifre edilmesi, çetelerin ve suç planlarının açıklanması basit bir haber alma özgürlüğü konusu değil" diye yazdı.

Zaman'ın görmezden geldikleri
Zaman gazetesinde, Mümtazer Türköne'nin yazısıyla aynı gün çıkan bir haberde de, "Ergenekon gibi önemli soruşturma ve davalarda faturanın zanlılardan önce basın mensuplarına çıkartıldığı, Adalet Bakanlığı verilerine göre sadece nisan ayı sonunda gazeteciler hakkında 2 bin 407 soruşturma açıldığı ve bunların yüzde 90'ının davaya dönüştürüldüğü yazıldı.

"Son dönemlerde gazeteciler en çok Ergenekon davasıyla ilgili hukuki takibata uğruyor, gözaltına alınıyor, hâkim karşısına çıkıyor ve hapis cezası alıyor" denilen haberde, gazetecilere "Ergenekon" süreci öncesinde hangi gerekçelerle dava açıldığı, hapsedildiği ve katledildiği yer almıyor.

Mehmet Baransu ve Şamil Tayyar'ın gündeme alındığı haberde, tutuklu bulunan düzen muhalifi gazetecilerin adlarının anılmaması dikkat çekti. Halihazırda, Dicle Haber Ajansı (DİHA), Atılım gazetesi, Özgür Radyo, Yürüyüş dergisi, İşçi-Köylü gazetesi, Devrimci Demokrasi gazetesi, Azadiya Welat gazetesi, Sanat ve Hayat dergisi, Gün TV, Demokrat Radyo, Mücadele Birliği dergisi, Kızıl Bayrak gazetesi, Devrimci Hareket dergisi, Demokratik Dönüşüm dergisi gibi solcu ve ilerici basın-yayın organlarına getirilen yayın yasağı ve çalışanlarının gözaltı, tutuklama ve saldırılara maruz kalması Zaman gazetesinin haberinde yer bulamadı.

(soL-Haber Merkezi)