Zaman herkesin sözcüsü!

Zaman gazetesi, referandumda AKP propagandasını “herkesin sözcüsü” olarak yapıyor. Zaman’a göre solcular “evet” diyor, ülkücüler “evet” diyor, Kürtler “evet” diyor... Kimin ne dediğine, en iyi Fethullah’ın gazetesi karar veriyor.
Perşembe, 15 Temmuz 2010 10:30

Zaman gazetesi, Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararını açıklamasının ardından kısa sürede referandumda “evet” denmesi için büyük bir kampanyaya başladı. Zaman gazetesinin bu kampanyadaki taktiği ilginç: herkesin gerçek sözcüsü olmak. Zaman gazetesi, önce solcuların, sonra Kürtler’in, ardından da ülkücülerin aslında değişikliğe evet dediklerini “kanıtlayan” haberlere imza attı.

Zaman, bu taktiği uygularken, bu üç grubu da temsil ehliyeti olmayan birtakım AKP’ci ve liberal kişi ve kesimleri kullandı. Zaman, bu AKP’ci ve liberal kişi ve kesimleri solun, Kürtler’in ve ülkücülerin asıl sözcüleri olarak lanse ederken, bu yolla üç kesimin de iradesini ipotek altına almaya çalışıyordu.

“12 Eylül solcular için kutlama günü olacak”
Zaman gazetesinin 11 Temmuz Pazar günkü sayısı, nasıl da solcuların Anayasa değişiklik paketini desteklediklerini açıklamaya ayrılmıştı. Solcuları cezbetmek için kullanılan temel argüman, “12 Eylül’ün darbe mağdurları için cuntayla hesaplaşma günü” olduğu idi.

Zaman, bu bahiste sol adına kendi ifadeleri ile şu kişileri konuşturdu: Demokrasi ve Barış Partisi Genel Başkanı ve aynı zamanda Türkiye İşçi Partisi üyesi Yılmaz Çamlıbel, Devrimci Demokratik Kültür Derneği'nin kurucusu yazar Vildan Tanrıkulu, Devrimci Demokratlar Grubu üyesi Cemil Demircan, Türkiye Birleşik Komünist Partisi'nin kurucularından olan İzmirli mimar Talat Ulusoy.

Zaman, 12 Temmuz’da “solcuların sözcüsü” olarak bu defa siyaset bilimci Dr. Erdoğan Günal, “solun duayen ismi Prof. Dr. Baskın Oran”, eski CHP Milletvekili İnal Batu, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) Genel Başkanı Doğan Tarkan’ı konuşturdu.

Zaman gazetesi, sol adına bu kişilere yer verirken, EMEP, ÖDP, TKP gibi siyasi partiler ve hiçbir solcu aydının görüşüne gazetede yer vermedi.

“BDP’liler 12 Eylül’de hapis yatsa boykot demezdi”
Zaman gazetesi, Kürtler’in “gerçekte” ne dediklerini ortaya koyduğu haberlerine, manidar bir şekilde, “İbrahim Güçlü: BDP, Kürtlerin iradesine ipotek koyamaz” haberiyle başladı. 12 Temmuz Pazartesi günkü haberde Zaman, kamuoyunca ismi yaklaşık 5-6 sene önce katıldığı birkaç televizyon programında Irak işgalini savunmasıyla duyulan, sonra da tamamen unutulan “Kürt siyasetçi” İbrahim Güçlü’ye sığındı.

Zaman, ertesi gün gazetede “Kürt siyasetçi” Feridun Yazar’a, BDP’liler için “İçlerinde 12 Eylül’de cezaevinde yatan bir kişi bile yok. Bunlar 12 Eylül’ün ne olduğunu bilmiyorlar” dedirterek saldırının dozunu artırırken, “BDP’nin referanduma boykot kararına tepkiler büyüyor” dediği haberlerinde, yine kendi kullandığı sıfatlarla şu isimlerin görüşlerine yer verdi: ünlü Kürt siyasetçi Orhan Miroğlu, MÜSİAD Diyarbakır Şube Başkanı Vahdettin Bahadır, Eski İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Hasan Kaya.

“Objektif düşünen milliyetçiler ‘evet’ der”
Zaman, 12 Temmuz Pazartesi günü gerçek ülkücülerin de aslında referandumda “evet” dediklerini kanıtlama çabasını başlattı. Zaman, ülkücüler adına kendi nitelemeleriyle şu kişileri konuşturdu: Darbe mağdurları için kurulan Yusufiyeli Ülkücüler Derneği'nin başkanı Hasan İlter Maraş, TİT, Pazarcık, MHP Adana Ülkücüler davalarının avukatlığını yapan Hülagü Balcılar eski MHP Genel Başan Yardımcısı Ahmet Er İzmir ülkücüler davasında 10 yıl cezaevinde kalan avukat Cengiz Ceylan 12 Eylül'ün ardından idam ile yargılanan İrfan Sönmez.

Zaman, ülkücülere dönük kampanyasında “büyük isimler”i tanıklığa çağırmayı da ihmal etmedi. Bugünkü sayısında uzun süredir AKP’cilik yapan BBP’nin, referandumda “evet” kampanyasını Muhsin Yazıcıoğlu’nun resmiyle başlatacağını belirten Zaman, bir diğer haberinde de “Türkeş darbe anayasasının değiştirilmesine ‘evet’ demişti” başlığını kullandı. “MHP referandum kampanyasını resmen başlatırken partinin bugünkü yönetimiyle merhum lideri Alparslan Türkeş arasında ilginç bir çelişki yaşanıyor” denilen haberde Türkeş’in, 1992’de DYP-SHP koalisyonunu destekleme sebebi olarak “12 Eylül anayasasını değiştireceklerine söz verdiler” demiş olmasını gündeme getirdi.

(soL - Haber Merkezi)