İslamcıların Breivik'ten farkı yok!

Yeni Şafak yazarı Hayrattin Karaman'ın "laikler gettolarda yaşasın" anlamındaki önerisine "tepki" diye yer alan görüşler siyasallaşmış dinde hoşgörü olamayacağını bir kez daha gösteriyor.
Pazartesi, 08 Ağustos 2011 14:46

Yeni Şafak gazetesi yazarı ilahiyatçı Hayrettin Karaman'ın dün yayınlanan "Tahammül mü hoş görmek mi?" başlıklı yazısı siyasallaşmış dinde hoşgörüye yer olmadığını bir kez daha gösterdi. İslami kurallara uygun yaşamayanlara asla hoşgörü gösterilmemesi gerektiğini yazan Karaman, "şartlar şu an müdahaleye el vermediği için", böyle yaşayan kişilerin toplumdan tecrit edilmesini önerdi.

Yazısında "İslam'a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse -İslam toplumunda- "onların aykırı fiilleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi" tedbirlere başvurulur."
ifadelerine yer veren Karaman aslında, iktidarda olan siyasal islamın, toplumsal hayata bakışına "samimi" bir örnek. Dinsel kurallara uygun yaşamayanları ıslah edilmesi gereken mahluklar olarak değerlendiren ve şu an iktidarda olan zihniyetin bir örneğini sergileyen yazara "tepki gösterdiği" iddia edilen kişilerin cümleleri Karaman'ın "anormal" olmadığını, sadece "samimi" olduğunu gösteriyor.

Vatan gazetesinin bugün "her kesimden tepki geldi" diyerek verdiği haberde, Karaman'ın yazısını yorumlayanlar da, dini kurallara göre yaşamayanları ıslah edilmesi gereken mahluklar olarak değerlendiriyor. Bir kez böyle değerlendirdikten sonra "hoşgörelim" diyenlerle "hoşgörmeyelim" diyenler arasında hiçbir fark kalmıyor.

Eski Diyanet İşleri Başkanı Süleyman Ateş: Elbette hoşgörü göstermeyiz ama...
Süleyman Ateş'in Karaman'ın yazısı ile ilgili görüşleri şöyle:

“Yazarın söylediği ıslah etme, engelleme ya da ayrı mekanlar tahsis etme İslam devletinde olur. Laik devlette yazarın ifade şekliyle bir müdahale olamaz çünkü devlet din kurallarıyla yönetilmez. Devlet tüm dinlere ve inanışlara aynı mesafededir ve kişiler inançlarında kendi vicdanlarıyla baş başadır. Ancak elbette eşcinsel ilişki içinde olan, nikahsız yaşan ya da içki içen kişiye karşı Müslümanlar hoşgörü göstermezler daha doğrusu tasvip etmezler. Ancak bu müdahale edilmesi anlamına gelmez ve herkesin günahı kendisine aittir.”

Alper Birdal'ın "Siyasallaşmış dinde hoşgörü yoktur" başlıklı yazısını okumak için tıklayınız.

Diyanet Vakfı Yayın Kurulu Başkanı Prof. Dr. Saim Yeprem: Biz değil devlet ıslah etsin
Saim Yeprem de "hoş görmeyelim" diyor, ancak ıslah etme işini devletin yapması gerektiğini savunuyor:

“Her Müslüman’ın sorumlulukları Kuran’da ve Peygamberimizin sahih sünnetinde açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla Müslümanlar Kuran’a ve Peygamberimizin sünnetine uymak zorundadır. Ancak bir toplumda farklı yaşamların da yaşam hakkı vardır. Onlarla birlikte yaşamak bir vakadır. Müslüman o insanları toplumdan ihraç edemez ancak tahammül ederek beraber yaşamayı kabullenir. İslam’ın açıkça yasakladıkları hoş görülemez. Ancak bir Müslüman müdahale edemez. Toplumun yapısına göre değişiklik göstermek şartıyla her toplumda birey değil devlet ıslah görevini üstlenir. ”

Prof. Dr. Beyza Bilgin: Memmun değiliz ama katlanalım
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Beyza Bilgin de dinsel kurallara uygun yaşamayanları Karaman gibi "ıslah edilmesi gereken mahluklar" olarak değerlendiriyor ancak o memnun olmasak da katlanalım görüşünde:

“Peygamberimizin zamanında da toplumdan farklı olan farklı cinsel tercihleri olanlar vardı. Fakat şimdiki gibi kendilerini açığa çıkartmıyorlardı. Nikahsız yaşayanların, eşcinsellerin ve toplumdan farklı kimliklerdeki bireylerin evlerini başka bir yere taşımak fikrine katılmıyorum. Zenginleri ne yapacaklar? Bugün ünlülerin yarısından çoğu evli olmadığı halde aynı evde sevgilisiyle kalıyor, eşcinsel ünlüler de var o yüzden onları farklı bir yere taşımak fikri olası değil. İnsanlar hürdür, kimse karışamaz, nikahlı olmadan dost hayatı yaşamaya karşı kanun bir şey söylemiyor. Fakat söylemiyor diye bu şekilde bir hayatı onaylıyoruz anlamına gelmemeli. Tahammül etmek de hoş görmek anlamına gelir. İslami görüş, eşcinsele, dışarıda içki içene, nikahsız yaşayana hoşgörüyle bakar fakat memnuniyetle değil, onlara katlanarak hoş görmeye çalışır.”

Abdurrahman Dilipak da Karaman gibi "samimi"
Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak da Karaman "kadar" samimi bir islamcı-faşist olarak şunları söylüyor:

“Daha önce Babür Şah döneminde Müslümanlar Hindistan’ı yüzyıllarca yönetti. Hindistan’da Hindular ineğe taparken Müslümanlar kurban ediyordu. Hindular ve Müslümanların mahalleri ayrıldı ve Müslümanlara Hindu mahallesinde inek kesmek yasaklandı. Herkes kendi lokal alanında daha özgür ve barış içinde yaşadılar. Bu önlem toplumun bir parçasını toplumdan dışlama değildir. Evet, içki içen, eşcinsel ilişki kuran ya da nikahsız yaşayan insanlara Müslümanlar hoşgörü gösteremez ancak tahammül eder. ”

(soL - Haber Merkezi)