AKP'li Metiner: Özgür iki bireyden bahsetmiyoruz, istifa kararını Kandil verdi

AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, seçim hükümetindeki bakanlık görevinden istifa eden HDP’li Ali Haydar Konca ve Müslüm Doğan hakkında "Bu istifa kararının seçime ayarlı Kandil kumandalı bir bomba olduğuna şüphe yok" dedi.
Perşembe, 24 Eylül 2015 17:53

Erdoğan'a ilan-ı aşk eden Ethem Sancak'ın gazetesinde yazan AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner, istif eden HDP'li 2 bakanın Kandil’in kararını uyguladıklarını iddia etti. 

Konca ve Doğan hakkında "Özgür iki bireyden bahsetmiyoruz." diyen Metiner, istifa kararını veren yerin Kandil olduğunu öne sürdüğü yazısında " Bir: HDP’li bakanların varlığına tahammül edilemedi ve onlar istifaya zorlandı algısı oluşturmak. Yani her zamanki mağduriyet edebiyatına dört elle sarılmak... İki: Ülkede siyasi bir kaos olduğu görüntüsünü uluslar arası camiaya vermek. Üç: PKK ile mücadelede hükümet içerisinde ihtilaf olduğu algısı oluşturarak Türkiye’yi dış dünyada tartışma konusu yapmak." ifadelerini kullandı.

AKP'li Metiner'in Star'daki, "HDP'li bakanlar niye istifa etti?" başlıklı yazısı şu şekilde:

Öncelikle şu bilinsin: Özgür iki bireyden bahsetmiyoruz.

Dolayısıyla kendi başlarına karar vermiş değiller.

Kararı veren yer: Kandil...

İstifa ettikten sonra okumaları için önlerine o metni koyan da Kandil...

Kandil seçim öncesi niye böyle bir karar verdi?

Kandil kendisine yönelik askeri operasyonlarla çok büyük bir darbe aldı.

Şehirlerde de Kandil’in eli silahlı unsurları ölümcül darbeler aldılar.

Kandil’in başlattığı “devrimci halk savaşı” amacına ulaşmadı.

Çünkü bu “savaş”ın arkasında Kürt halkı durmadı.

Kürt halkı Kandil’in “savaş konsepti”ne destek vermedi.

Kandil askeri ve siyasi açıdan fena halde köşeye sıkıştığı için siyasi bir hamle yapmak gerektiğine inandı.

Kandil’in çözüm sürecini sonlandıran bu “savaş konsepti”, HDP’yi de siyaseten köşeye sıkıştırdı.

O yüzden hem Kandil’e, hem de HDP’ye siyaseten yeni bir alan açmak için böyle bir karar verildi.

Bu istifa kararının seçime ayarlı Kandil kumandalı bir bomba olduğuna şüphe yok.

***

HDP’li bakanların istifasıyla amaçlanan üç şey var:

Bir: HDP’li bakanların varlığına tahammül edilemedi ve onlar istifaya zorlandı algısı oluşturmak.

Yani her zamanki mağduriyet edebiyatına dört elle sarılmak...

İki: Ülkede siyasi bir kaos olduğu görüntüsünü uluslar arası camiaya vermek.

Üç: PKK ile mücadelede hükümet içerisinde ihtilaf olduğu algısı oluşturarak Türkiye’yi dış dünyada tartışma konusu yapmak.

Her üç sebep de sudan bahanelerden oluşuyor.

Kandil mahreçli metni okuyan bakanlar aslında siyaseten ne kadar zavallı ve biçare olduklarını bir kez daha gözlerimizin önüne serdiler.

Cumhurbaşkanına yönelik çirkin ve yakışıksız ifadeleri aynı zamanda teröre nasıl yardım ve yataklık içinde olduklarını da ortaya koyuyordu.

Bu ülkenin bakanı gibi değil Kandil’in bakanları gibi konuşanların “yerlilik”, “millilik” ve “Türkiyelilik” bahsinden rahatsızlık duymaları elbette anlaşılabilir.

***

HDP iki şey olmadan asla seçime giremez. Başka bir deyişle, seçime girse bile zinhar başarılı olamaz.

Bir: PKK’nın silahları olmadan.

İki: Gerilim ve çatışma olmadan.

PKK’nın silahları devrede.

Bakanların istifasıyla da siyasi bir gerilim ve çatışma hattı oluşturmak istediler.

İşleri güçleri numara...

***

Yüzleri kızarmadan nasıl tahammülden söz edebiliyorlar, hayret!

Yahu siz değil misiniz silah zoruyla herkesi tek bir partiye oy vermeye zorlayan?

Siz değil misiniz Kürt halkının dilediği bir partiye oy verme hakkını bile elinden alan?

Silahla hakim oldukları her yerde bırakınız kendileri gibi düşünmeyen Kürtlere özgürce siyaset yapma hakkını tanımayı oy verme hakkını bile yasaklayan bir zihniyetin kalkıp tahammülsüzlüğü eleştiri konusu yapması sahiden de kara mizah örneğidir.

YSK ÖZGÜR SEÇİM İÇİN GEREĞİNİ YAPMALIDIR...

PKK’nin silahlı zorbalığı dolayısıyla bölgenin bazı yerleşim birimlerinde özgür seçim imkanı yok.

Seçim güvenliği değil, özgür seçim imkanı yok...

Güvenlik açısından bir sorun yok ama Kürtler yaşadıkları köy ve mezralarda PKK’nin silahlı tehdidi dolayısıyla özgürce oy kullanımıyorlar.

Çünkü yaşadıkları küçük yerleşim birimlerinde kime oy verip vermedikleri belli oluyor.

Önümde Ağrı’dan bazı yerleşim birimlerinin tutanakları var.

İl merkezine yakın olan yerleşim birimlerindeki iradesini dürüstlük içinde kullanırken uzak yerlerdeki halkın tercihi tamamen farklı bir seyir izliyor.

İlginçtir, o uzak yerlerin halkı toptan PKK’nın partisine oy vermişler...

Bu mukayese bile sorunu anlamak için yeterlidir bence...

Bugün Cizre’de malum bazı mahallelerde Kürt vatandaşlarının oylarının rengi bilineceği için özgürce oy kullanamadıkları biliniyor.

O zaman meseleye seçim güvenliği açısından bakmamak lazım.

Sandığın başına asker ve polis dikersiniz, güvenliği de alırsınız, ama sandık başına giden vatandaşlar oylarının kime verildiğinin bilineceği korkusuyla hareket ederlerse orada özgür ve dürüst bir seçimden bahsedemezsiniz.

Sandık başkanları ve üyelerinin can korkusuyla nasıl davrandıkları da sır değil.

Sorun asıl burada.

YSK’nın bölge valilerinden gelen bu yöndeki taleplere asıl bu açıdan bakması lazım.

Anayasa’nın 79. maddesi seçimlerin dürüstlük içinde yapılabilmesi sorumluluğunu YSK’ya yükler.

YSK’nın bayram sonrası vereceği karar bu açıdan hayati bir önem taşımaktadır.

HDP’nin bundan rahatsızlık duymasına anlam vermek mümkün değil.

Madem o halk zaten size oy verecek, o zaman ha orda kullanmış, ha burada, ne fark eder!

Bir kez olsun silahsız ve tehditsiz bir seçime girin de siyasi gücünüzü görelim ha ne dersiniz?