'Kürdün 68'i, 68'in Kürdü'

TÜYAP'ta düzenlenen söyleşide Kürtler ve 68 hareketi ilişkisi ele alındı.
Cumartesi, 08 Kasım 2008 08:32

soL (HABER MERKEZİ) Evrensel Basım Yayın ve Tiroj dergisi tarafından TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nda düzenlenen, İsmail Beşikçi, Faik Bulut ve Aydın Çubukçu'nun katıldığı "Kürdün 68'i, 68'in Kürdü" başlıklı panelde, Türkiye'de Kürtlerin 60'lı yıllardaki antiemperyalist mücadeleyle ilişkisi ele alındı.

İlk konuşmacı Aydın Çubukçu, "68'li" kullanımının Türkiye'ye ait bir kavram olmadığını ve ithal edildiğini düşündüğünü söyleyerek sözlerine başladı. Türkiye de 60'lı yıllardaki mücadelenin antiemperyalizm ve bağımsızlık odaklı bir mücadele olduğunu kaydeden Çubukçu, bu dönemde Kürtlerin özellikle öğrenci gençlik içinde örgütlendiğini, ABD emperyalizminden bağımsızlık vurgusunun Kürtlerin çok da ilgisini çekmediğini öne sürerken, Türkiye'de 68 hareketinin bu dönemde Kürtlerle ilişkisi bağlamında bir özeleştiri vermesi gerektiğini söyledi. Çubukçu, kurulan ilişkideki olumsuzluklarda dönemin Milli Demokratik Devrimci çizgisinin gençlik hareketi üzerindeki etkisinin önemli olduğunu belirtti.

"Kürt sorunu halen doğru algılanmıyor"

Çubukçu'nun ardından söz alan yazar İsmail Beşikçi, o yıllarda gerek 68'lilerin gerekse de Kürtlerin, Kürt sorununu algılamasının çok zayıf ve yetersiz kaldığını söyledi. Beşikçi, o dönemde en önemli sloganlarının bağımsızlık ve antiemperyalizm olduğunu ifade ederek, "emperyalizm en ağır ve en çürütücü darbeyi 1920'li yıllarda Kürtlere vurmuştur. Ancak yapılan vurgularda bu değerlendirilmemiştir" dedi. Kendisinin de bu eleştirileri 2000'lerin Türkiyesi'nden bakarak yapabildiğini söyleyen Beşikçi, bugün de Kürtlerin Kürt sorununu sağlıklı değerlendiremediklerini, mücadelelerinde barış vurgusunun öne çıktığını, ancak odağın eşitlik talebi olması gerektiğini ifade etti.

"Sosyalistler Kürtlerin önünü açtı"

Son konuşmacı olan araştırmacı yazar Faik Bulut, 60'lı yıllarda Kürtlerin bir kimlik bilincinden bahsetmenin zor olduğunu, o dönemde Kürtlerin tarihine ilişkin çok sınırlı bir kaynak birikimi bulunduğunu dile getirdi. 68 dönemi değerlendirildiğinde, sosyalistlerin Kürtlerin önünün açılmasında etkili olduğunu, bu dönemin Kürtlerin kimlik olarak kendilerini ispatlama dönemi olarak görülebileceğini belirtti. O dönemde Türk solunun Kürt sorununa yaklaşımındaki çeşitli sorunların, bilinçli bir şekilde değil, dönemin koşullarıyla ilişkili olarak ortaya çıktığını söyledi.