Abluka günlükleri 122 | 3 Temmuz 2026 Cuma
Haber Merkezi
'Raúl Castro’ya yönelik suçlama siyasi operasyondur'
Devrimi Savunma Komiteleri (CDR) Ulusal Koordinatörü Gerardo Hernández, ABD’de Raúl Castro’ya yönelik yeniden gündeme getirilen suçlamaların hukuki değil, siyasi bir operasyon olduğunu belirtti. Küba’ya yönelik terör eylemleri planlayan karşıdevrimci örgütleri izlerken 1998 yılında ABD’de tutuklanan ve ağır hapis cezalarına çarptırılan “Küba Beşlisi” üyelerinden biri olan Hernández’e göre, Raúl Castro’ya yönelik bu girişim, Küba’yı “terör listesinde” tutarak ablukayı derinleştirme ve yeni yaptırımlara meşruiyet kazandırma amacını taşıyor.
Sürecin arkasında Miami merkezli karşıdevrimci çevreler ile ABD Kongresi’ndeki Küba kökenli sağcı siyasetçilerin bulunduğunu ifade eden Hernández, “Brothers to the Rescue” örgütünün kamuoyuna sunulduğu gibi Kübalı göçmenleri kurtaran insani bir yardım kuruluşu olmadığını söyledi. Örgütün kurucusu José Basulto’nun CIA tarafından eğitildiğini, 1961’deki Domuzlar Körfezi çıkarması öncesinde sabotaj faaliyetlerine katıldığını ve daha sonra Küba’ya yönelik silahlı saldırılar düzenlediğini vurguladı. Örgütün Küba hava sahasını defalarca ihlal ettiğini ve uluslararası hukuku çiğnediğini hatırlatan Hernández, Küba’nın bu ihlallere karşı diplomatik girişimlerde bulunduğunu ve egemenlik hakkını savunduğunu belirtti.
Hernández söyleşisinde ayrıca, ABD’deki Küba kökenli göçmenlerin tamamının Küba karşıtı politikaları desteklediği yönündeki algının gerçeği yansıtmadığına dikkat çekti. Miami’deki etkili siyasi grupların uzun yıllardır Küba’ya yönelik yaptırımları ve ekonomik ablukayı savunan organize bir “nefret endüstrisi” oluşturduğunu belirten Hernández, buna karşın çok sayıda Kübalı göçmenin ekonomik nedenlerle ülkesinden ayrıldığını ve aileleriyle bağlarını korumak istediğini söyledi.
Küba Beşlisi üyelerinden ve Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü (ICAP) Başkanı Fernando González Llort de, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ICAP’a yönelik suçlamalarına sert tepki gösterdi. González Llort, Rubio’nun açıklamalarının, altmış yılı aşkın süredir Küba ile uluslararası dayanışmayı güçlendiren ICAP’ın çalışmalarını itibarsızlaştırmayı ve Küba’yı destekleyen dayanışma hareketlerini sindirmeyi amaçladığını belirtti. ICAP Başkanı, söz konusu açıklamaların doğrudan uluslararası dayanışmayı hedef aldığını vurgulayarak, abluka karşıtı mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

'Emperyalist abluka sosyalizmi teslim alamayacak'
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Porto Rikolu Claridad gazetesine verdiği röportajda, ABD emperyalizminin enerji ambargosu ve ikincil yaptırımlarla adayı ekonomik olarak boğmaya çalıştığını, ancak Küba'nın sosyalist sistemi koruyarak üretimi artıracak yeni ekonomik önlemler uyguladığını vurguladı. Díaz-Canel, üretici güçleri geliştirmeye dönük bu ekonomik önlemlerin sosyalist sistemin tasfiyesi anlamına gelmediğinin altını çizerek, temel üretim araçları üzerindeki devlet mülkiyetinin belirleyici rolünü koruduğunu ifade etti. Amaçlarının toplumsal zenginliği artırmak ve bunu eşitlik temelinde yeniden dağıtmak olduğunu belirten Küba lideri, devrimin sağlık ve eğitim gibi kazanımlarının her koşulda savunulacağını söyledi.
Röportajda ablukanın somut sonuçlarına geniş yer verildi. Díaz-Canel, son altı ayda ülkeye yakıt girişinin neredeyse durduğunu, Washington’un üçüncü ülkeleri de baskı altına alarak ticari ilişkileri engellediğini belirtti. Elektrik kesintileri, ulaşım aksaklıkları ve temel ihtiyaç sıkıntılarının halk üzerinde yarattığı baskıya rağmen, Küba toplumunun bu krizin kaynağının emperyalist abluka olduğunun farkında olduğunu vurguladı. Bu koşullara karşı geliştirilen strateji; savunma hazırlıkları, mahalle örgütlenmeleri, gençliğin seferber edilmesi, ideolojik mücadele ve uluslararası dayanışma başlıklarında şekilleniyor.
ABD ile ilişkilere de değinen Díaz-Canel, Obama döneminde sınırlı bir yumuşama yaşansa da Trump’la birlikte saldırganlığın yeniden tırmandığını ifade etti. Küba’nın egemenliğinden taviz vermeden diyaloğa açık olduğunu belirten lider, “terörü destekleyen ülke” suçlamalarını siyasi iftira olarak nitelendirdi. Küba’nın terörün faili değil hedefi olduğunu hatırlatan Díaz-Canel, ABD’nin Venezuela, İran ve Filistin’e yönelik müdahalelerini emperyalist saldırganlığın sürekliliği olarak değerlendirdi.

Abluka koşullarında sağlıkta yaratıcı direniş
Pinar del Río’daki Abel Santamaría Hastanesi, ilaç ve ekipman kıtlığına rağmen yüksek riskli gebeliklerin takibini kesintisiz sürdürerek anne ve bebek sağlığını korumaya devam ediyor. Hastane yönetimi ve uzmanlar; ABD ablukasının yol açtığı ilaç ve tıbbi malzeme teminindeki zorluklara, yakıt yetersizliği nedeniyle hasta sevklerinde yaşanan gecikmelere ve sağlık sektörünü etkileyen personel kayıplarına rağmen anne-çocuk hizmetlerinin önceliklendirildiğini vurguluyor. İlaç eksikliği nedeniyle bazı tedavilerde alternatif yöntemler devreye alınırken, kritik vakalarda sağlık ekipleri ve gerekli ekipman doğrudan hastaların bulunduğu bölgelere ulaştırılıyor. Tüm bu kuşatma koşullarına rağmen bu yıl Pinar del Río’da anne ölümü yaşanmaması ve bebek ölüm oranının binde 5’in altında tutulması, sistemin koruyucu ve kamucu niteliğinin somut göstergesi olarak öne çıkıyor.
Villa Clara’daki José Luis Miranda Çocuk Hastanesi ise 2025 yılında yakaladığı yüzde 99,6’lık hayatta kalma oranını 2026’da da koruyarak abluka koşullarında sağlıkta sürekliliğin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Hastane yönetimi, bu başarının; multidisipliner ekiplerin kolektif çalışmasına, uzman kadroların bilimsel birikimine ve çocuk bakımına yönelik kapsamlı eğitim programlarına dayandığını belirtiyor. Yoğun bakım ünitesindeki başarı düzeyinin gelişmiş ülkelerle karşılaştırılabilir olması, tüm kaynak kısıtlarına rağmen kamusal sağlık sisteminin kapasitesini gözler önüne seriyor. Kamu işletmeleri, kooperatifler ve küçük üreticilerin katkılarıyla altyapısını güçlendiren hastane; yeni ekipman ve soğutma sistemleri temin ederek dayanışma temelli üretim ve tedarik ağlarının sağlık hizmetlerine nasıl entegre edildiğini gösteriyor. Bu yönüyle merkez, Küba’nın düşük bebek ölüm oranını korumasında kritik rol oynayan referans kurumlardan biri olmayı sürdürüyor.
Havana’daki Ramón González Coro Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi de, ABD’nin ekonomik, ticari ve mali ablukasının yarattığı yapısal kıtlık koşullarına rağmen hizmetlerini kesintisiz sürdürüyor. Abluka; 67 binden fazla yenidoğan, 34 bin hamile kadın ve 100 binin üzerinde kanser hastası için gerekli ilaç, ekipman ve kaynaklara erişimi zorlaştırsa da, sağlık emekçileri bu kuşatmaya örgütlü bir dayanışma ve yaratıcılıkla karşılık veriyor. Ayrıca yerel kaynakların seferber edilmesi ve uluslararası dayanışma katkılarıyla servisler modernize edilip hastane alt yapısı güçlendirilirken güneş panelleri kurulumu ve dijital sağlık uygulamalarıyla hizmet kapasitesinin artırılmasının hedefleniyor.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in, Ramón González Coro Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesine geçtiğimiz gün yaptığı ziyarette “Hiçbir elektrik kesintisi umudu söndüremez” diyerek vurguladığı üzere, sağlık emekçileri sınırlı olanaklarla hizmet sürekliliğini sağlamak için alternatif çözümler geliştiriyor.
Küba’da sağlık sistemi, ablukanın dayattığı yokluk koşullarında dahi geri adım atmayan bir kamusal sorumluluk anlayışıyla işlemeye devam ediyor. Bu tablo, sağlık hakkının piyasa koşullarına terk edilmediği bir modelin, en ağır baskılar altında bile ayakta kalabileceğini ortaya koyuyor.

İtalya ile Doğu Küba arasında direkt uçuş başladı
İtalyan havayolu şirketi Neos Air, Roma ile Holguín arasında haftalık direkt uçuşlara başlayarak Avrupa ile Doğu Küba arasındaki tek kesintisiz hava bağlantısını hizmete açtı. İlk seferde 230’dan fazla yolcu taşıyan Boeing 787-9 Dreamliner, operasyonel planlama kapsamında Dominik Cumhuriyeti’nde yakıt ikmali yaptıktan sonra Holguín’deki Frank País International Airport’na iniş gerçekleştirdi. Her perşembe düzenlenecek uçuşların, hem İtalyan turistlerin bölgeye erişimini kolaylaştırması hem de yurt dışında yaşayan Kübalıların ülkeyle bağlarını güçlendirmesi bekleniyor.
Holguín Turizm Bakanlığı, yeni hattın özellikle yaz sezonunda bölgenin turizm potansiyelini daha görünür kılacağını, Guardalavaca Beach başta olmak üzere kıyı turizmi alanlarının, ekoturizm rotalarının ve kültürel destinasyonların uluslararası ziyaretçiler için çok daha erişilebilir hale geleceğini ifade etti. Bu yeni uçuşun, tüm baskılara rağmen Küba’ya uzun mesafeli uluslararası hava trafiğinin mümkün olduğunu göstermesi ve Küba turizmine duyulan güvenin somut bir ifadesi olması bakımından önemli olduğu değerlendirildi.
Süt üretiminde kamucu çözüm: güneş enerjisiyle ablukanın kuşatması aşınıyor
Küba’da AGROSOLAR Projesi kapsamında, Havana Tarım Üniversitesi’ne (UNAH) bağlı El Guayabal Üniversite Çiftliği’ndeki okul süt tesisine kurulan 40 güneş enerjisi paneli ile sulama sistemi ve tesisin kritik enerji ihtiyacı doğrudan güneşten karşılanmaya başlandı. 20 kilovat tepe gücüne sahip sistem sayesinde su pompaları, soğutma ekipmanları ve süt sağım üniteleri için kesintisiz enerji sağlanabiliyor. Böylece ulusal elektrik şebekesine bağımlılık azaltılıyor, maliyetler düşürülüyor ve kamusal üretim birimleri üzerindeki dış baskının etkisi somut olarak kırılıyor.
Üniversite yetkilileri, tesisin aynı zamanda agroekoloji ve yenilenebilir enerji alanlarında uygulamalı araştırmaların yürütüleceği bir eğitim merkezi olarak işlev göreceğini, AGROSOLAR projesinn yerel üreticilere teknoloji transferini ve kırsal kalkınmayı destekleyeceğini belirtti.
Villa Clara’da gençliğe koruyucu sağlık kalkanı
Villa Clara’da 42 yıldır faaliyet gösteren Ergen Kliniği, çocuk ve ergenlerde sosyal riskleri azaltmaya yönelik önleyici halk sağlığı yaklaşımının önemli bir parçası olarak çalışmalarını sürdürüyor. Merkezin gençlere yönelik kapsamlı programı kapsamında; uyuşturucu bağımlılığı, aşırı ekran kullanımı, cinsel sağlık ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ile intiharın önlenmesi gibi başlıklarda düzenli eğitim ve atölyeler yürütülüyor.
Merkezde görev yapan psikiyatri ve psikoloji uzmanları, bu çalışmaların terapi süreçlerini tamamlayacak şekilde planlandığını; özellikle dijital araçların bilinçli kullanımı, pornografinin etkileri ve sağlıklı ilişkiler konularında gençlerin güçlendirilmesine öncelik verildiğini belirtiyor.
Atölyeler, gençlerin somut ihtiyaçlarına göre şekillendirilirken; mesleki yönlendirme, bağımlılıklarla mücadele ve dijital güvenlik gibi alanlarda gerçekleştirilen grup çalışmalarıyla problem çözme becerilerinin geliştiriliyor.
İş kazalarında düşüş
Küba’da 2025 yılında iş kazalarında düşüş kaydedildi. Ulusal İstatistik ve Bilgi Ofisi verilerine göre 664 kazada 701 işçi yaralanırken, 38 işçi hayatını kaybetti. Kazalar başta sanayi, ulaşım ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşırken, en fazla can kaybı inşaat alanında yaşandı.
Raporda, iş kazalarının azaltılması için güvenli çalışma koşullarının sağlanması, çalışanların düzenli eğitimi, ekipmanların bakımının yapılması, kişisel koruyucu donanımların etkin kullanılması ve her kazanın nedenlerinin ayrıntılı biçimde soruşturulmasının yasal zorunluluk olduğu hatırlatıldı Yetkililer, iş kazalarında olumlu bir düşüş söz konusu olsa da işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin güçlendirilmesinin zorunluluğuna dikkat çekti.
Küba’da elektrik üretiminde son durum
Elektrik üretiminde kapasite yetersizliği nedeniyle kesintiler sürerken, yenilenebilir enerji yatırımları da devam ediyor. Elektirik üretim kapasitesi açığının dünkü en büyük etkisi, saat 22.00’de 2081 MW olarak kaydedildi. Güneş enerjisi santrallerinin toplam üretimi ise 4734 MWh oldu. Bu santrallerin ortalama bir saatte sağladığı azami güç ise 787 MW olarak gerçekleşti.
