“Asmayalım da ödül mü verelim...”

Yurtsever Cephe Muğla Sözcüsü Ayhan Karahan Gazeteciler Cemiyeti tarafından “basında sansürün kaldırılışının 100. yıldönümünde” bu yıl ilk kez Muğla’da verilecek olan, “basın özgürlüğü” ödülüne layık görüldü. Basın özgürlüğü ödülünün Karahan’a verilmesi gerici medyada büyük rahatsızlık yarattı.
Perşembe, 24 Temmuz 2008 08:36

soL (HABER MERKEZİ) Muğla'da yayın yapan gerici bir medya ödülü "Basın Özgürlüğü Ödülü TKP'ye Verildi" başlığı ile manşetine taşıdı. Söz konusu medya ödül nedeni ile Gazeteciler Cemiyeti'ni de politikleşmekle suçladı. Yurtsever Cephe Muğla örgütünün Muğla'da yürütmekte olduğu ve özellikle son dönemde MNG Holding'in Pina Yarımadasında gerçekleştirdiği kaçak dolgu ile ilgili verdiği mücadele, gerici yerel medyada rahatsızlık yaratmaktaydı. Aynı medyanın, Gazeteciler Cemiyeti'nin ödülü aynı zamanda Yurtsever Cephe Muğla örgütünün sözcüsü olan Karahan'a vermesine gösterdiği tepki, bu nedenle şaşırtıcı olmadı.

Karahan Bodrum'da yıllardır gazetecilik yapıyor
Karahan gazeteciliğe üniversite yıllarında, Yarın, Bilim-Sanat ve Dönemeç dergilerinde yazı yazarak adım attı. İlk basın suçunu 1989 yılında işledi. Bodrum'da yayınlanan "Merhaba" isimli yerel gazetede yazdığı "Bodrum'da, İdare de Yolsuz" başlıklı köşe yazısından dolayı dönemin Bodrum Kaymakamı'nın suç duyurusunda bulunması sonucu ilk basın davası başladı. 3 yıldır Bodrumca isimli haftalık yerel gazetenin Genel Yayın Sorumlusu.

"Saldırganlık Şiddet ve Spor İlişkisi" adlı yayınlanmış bir kitabı bulunan Karahan Türkiye'de yazdığı yazılardan dolayı hakkında en çok suç duyurusunda bulunulan ve dava açılan yerel gazeteci ünvanına sahip. Bodrumca Gazetesinde yayınlanan yazılarından dolayı 3 yıllık süreçte hakkında toplam 47 kez suç duyurusunda bulunulmuş. Bu davaların 25'i takipsizlikle, 14'ü beraatla sonuçlandı. Basın suçundan dolayı sürmekte olan 8 davası var.

Karahan ödül ve yerel medyadaki tepkilerle ilgili soL'a yaptığı açıklamada "Basın özgürlüğü en başta toplumsal özgürlük için gereklidir. Basın özgür değilse toplumda baskı altında demektir. Basına sansür uygulamak toplumun aydınlanma hakkını ipotek altına almaktır. Basın özgürlüğü ödülümü Abdi İpekçi'den, Uğur Mumcu'ya Metin Göktepe'den, Musa Anter'e değin yaşamını aydınlanma mücadelesinde yitirmiş tüm basın şehitlerine atfediyorum. İktidarın yerel ve ulusal basını kontrolü altına alma girişimleri basındaki özgürleşme talebini susturamaz. Şu anda Türkiye'de islamcı olmayan, AKP'ye hizmet etmeyen tüm basın şeriatın karartması ile karşı karşıyadır. Ülke basını aradan geçen 100 yıla karşın halen baskı ve vesayet altındadır. Ülkede şu anda 20 gazetecinin cezaevinde olması gerçeği dahi 1 asırlık bir yalanın ifşası için yeterlidir. AKP iktidarı kendisine yandaş 'sahibinin sesi' bir medya yaratmıştır" dedi.