Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Zorunlu eğitimi hedef alan MÜSİAD Başkanı'na: 'Çocuk işçiliğinin savunulması kabul edilemez'

Çocuk işçiliğini savunan MÜSİAD Genel Başkanı'nın sözlerinin uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine, Anayasa'ya aykırı olduğunu vurgulayan THTM, "Ucuz ve kolay yönlendirilebilir çocuk emeği tercih ediliyor" açıklamasını yaptı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.06.2025 , 12:10 Güncelleme Tarihi: 27.06.2025 , 12:18

Türkiye'de "genç işsizliği" sorunu ve "ara eleman eksikliği" olduğunu söyleyen ve çözüm yolu olarak da 12 yıllık kesintisiz eğitimin kısaltılmasına işaret eden Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir'e tepkiler sürüyor.

Çocuk işçiliğini savunan Özdemir, "Eğitim zorunluluğu esnetilmeli. Gençlerimiz iş gücüne daha erken katılmalı" demişti.

Özdemir'e ilk tepki, Türkiye Komünist Gençliği'nden (TKG) geldi.

TKG'nin sosyal medya hesabı X'ten yapılan açıklamada, "Eğitim hakkına karşı sermaye sınıfının başlattığı kirli operasyon adım adım ilerliyor" denilerek zorunlu eğitimin hedef alındığına işaret edildi.

MESEM’le çocukların ölüme sürüklendiği hatırlatılırken, Yeni Şafak'ın haberine attığı "Zorunlu eğitim istihdama engel" başlığı da eleştirildi. Öğrencilerin çocuk yaşta işçileştirilmek istendiği belirtilirken, "Gençler işsizlikle boğuşurken çalışma sürelerini uzatanlar, kâr rekorları kıranlar mı bu ülkeye faydalı?" diye soruldu.

'Uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine, Anayasa'ya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı'

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) de konuyla ilgili "Yetişkin işsizler dururken neden çocuklar hedef alınıyor?" başlıklı bir açıklama yaptı.

THTM'ye bağlı "Eğitimde Gericilikle Mücadele Komitesi" Özdemir’in çağrılarının "pedagojik ve hukuki temellerden yoksun olduğunu" vurguladı. "Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine yönelik tehlikeli bir yaklaşımın da göstergesidir" denilen anlayışın, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine, Anayasa’nın 42. maddesine ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na açıkça aykırılık barındırdığı da belirtildi.

Burhan Özdemir’in “Her çocuk aynı akademik başarıyı gösteremez” ifadesininse eğitimi yalnızca "sınav başarısı veya test puanlarına" indirgeyen bir düşünce olduğu vurgulandı. 

''Çocuklar okula değil işe gitsin' demenin yumuşatılmış hâli'

Açıklamada şöyle denildi:

"Eğitim yalnızca akademik başarı değil, aynı zamanda çocuğun kişisel, toplumsal, duygusal ve entelektüel gelişimini kapsayan çok yönlü bir süreçtir. Özdemir’in sözleri ise, eğitimin bu yönünü tümüyle reddederek yalnızca piyasaya insan kaynağı üretmeye odaklanan bir yaklaşımı temsil etmektedir.

Özdemir’in, eğitim zorunluluğunun 'esnetilip' çocukların 'piyasaya daha erken katılması' gerektiğini belirtmesi de, 'çocuklar okula değil işe gitsin' demenin yumuşatılmış hâlidir.

Öncelikle şunu sormak gerekir: Bir sermaye örgütünün başkanı, hangi pedagojik, sosyolojik ya da bilimsel donanıma dayanarak eğitim sisteminin yapısı hakkında hüküm veriyor?

Eğitim gibi, çocuğun gelişimi, toplumun kültürel ilerlemesi, bilimsel üretim kapasitesi gibi çok katmanlı meselelerle doğrudan ilişkili bir alanda, herhangi bir akademik ya da mesleki uzmanlığı bulunmayan bir iş insanı, nasıl oluyor da bu kadar kolay ve rahat bir şekilde kamuoyuna ve milli eğitime yön vermeye çalışabiliyor?

Eğitimin geleceğine dair kararların eğitimciler, akademisyenler, pedagoglar ya da çocuk gelişimi uzmanları değil, ekonomik kaygılarla hareket eden sermaye temsilcileri tarafından yönlendirilmeye çalışılması endişe vericidir. MÜSİAD Başkanının eğitim sistemine dair bu cüretkâr çıkışı yaparken, neye dayanarak konuştuğunu toplum olarak bilme hakkımız vardır."

'Ucuz ve kolay yönlendirilebilir çocuk emeği tercih ediliyor'

"Bazı sermaye grupları, iktidarla kurdukları yakın ilişkiler üzerinden ekonomik ve siyasi avantajlar elde etmeye çalışıyor görünüyor. Bu tür açıklamalar, iktidarın 'itaat eden nesil' anlayışıyla örtüşmekte ve bu anlayışı beslemektedir. Toplumu değil, kendi pozisyonlarını güçlendirmeyi hedefleyen bu tür beyanlar, halkın refahına ve çocukların geleceğine hizmet etmemektedir. Ayrıca çocuk işçiliğinin, düşük maliyetli iş gücü olması nedeniyle, kalifiye iş gücü yetiştirmek için iş yerinde eğitime yatırım yapmaktansa, ucuz ve kolay yönlendirilebilir çocuk emeğinin tercih edildiği çok açıktır."

'Çocukların iş dünyasına erken katılması, bir 'ekonomik planlama' değil, gelecek gaspıdır'

"Çocukların iş dünyasına erken katılması, bir 'ekonomik planlama' değil, gelecek gaspıdır. Bu ülkenin gençlerine düşen, üretim bantlarında eğitimsiz olarak çalışmak değil; düşünen, bilimle, sanatla, teknolojiyle yoğrulmuş bireyler olarak ülkenin kalkınmasına yön vermektir. Zorunlu eğitimin esnetilmesi ya da kısaltılması: yoksullaştırılmış çocukların daha erken yaşta emek piyasasına itilmesi; eğitimin nitelikli kesimlere ayrıcalık haline gelmesi ve sınıfsal uçurumların daha da derinleşmesi anlamına gelir.

Bu anlayış, uzun vadede bilimsellikten uzak, sorgulama yeteneği gelişmemiş, demokratik talepler yerine itaat kültürünü benimsemiş, eğitimsiz, yoksullaştırılmış bir toplumun yaratılmasına hizmet eder. Toplumun en dinamik kesimi olan gençler, yurttaş olacakları yerde birer 'iş gücü nesnesi' olarak görülmektedir."

'Çocuk işçiliğinin savunulması kabul edilemez'

"MÜSİAD çocukların eğitim hakkına müdahale etmemeli, gerçek sorunun muhatapları olan işsiz yetişkinler için ne yapabileceğine odaklanmalıdır. Çocuk işçiliğinin savunulması, eğitimin piyasa lehine tırpanlanması ve toplumun geleceğinin sermaye çıkarlarına feda edilmesi kabul edilemez. Türkiye, çocuklarını korumak, zorunlu nitelikli eğitimi artırmak; çocukları değil, istismarcı sistemleri dönüştürmek zorundadır.

Devletin en temel ve devredilemez sorumluluğu, çocuklara Anayasa ile güvence altına alınmış, laik, bilimsel ve kamusal bir eğitimi erişilebilir ve nitelikli şekilde sunmaktır. Pedagojik ilkelere göre, her çocuğun gelişimsel süreci desteklenmeli, öğrenme hakkı piyasa taleplerine göre değil, çocuğun üstün yararı esas alınarak şekillenmelidir. Eğitim politikalarını çocukların yüksek yararı ve toplumsal eşitlik ilkesi doğrultusunda değil de, salt iş gücü temini aracı olarak değerlendiren yaklaşımlar; hem ulusal hem uluslararası hukuk normlarına aykırı olduğu gibi, çocukları ‘ucuz iş gücü’ olarak gören sermaye odaklı anlayışlara da açık bir meşruiyet kazandırır. Bu tür eğilimlere karşı, tüm kamuoyunu sorumluluk almaya davet ediyoruz."

MÜSİAD Genel Başkanı ne demişti?

Yeni Şafak'a konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir, "21'nci yüzyılın ihtiyaçlarına bu şekilde cevap veremeyiz. Her çocuk aynı akademik başarıyı gösteremez. Eğitim içeriği yeniden tasarlanmalı. Yani bir kere 12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi çok yanlış bir uygulama. Ülkeye herhangi bir faydası yok" ifadesini kullanmıştı.

Çocuk odaklı vergi teşviklerinin artırılmasını savunan Özdemir, “Bu sayede hem nüfus artışına katkı sağlanır hem de geleceğin iş gücü için uygun ortam hazırlanır. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı” diye konuşmuştu.

Sanayide nitelikli personel bulmakta zorluk yaşandığını söyleyen Özdemir, “Üniversite zorunluluğu olmadan, çocuklarımız çağın mesleklerine yönlendirilmeli. Bu konuda bir model geliştirdik, bakanlıklarla paylaşmayı planlıyoruz. Tornacı, teknisyen, kalifiye eleman bulunamıyor. Ara eleman krizi var. Bu da üretimi doğrudan etkiliyor” demişti.

Eğitim Bakanı: İş dünyası rahatsız, bu yıl zorunlu eğitimle ilgili karara varırız
yt

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.