Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yargı krizini kim, nasıl yorumladı: soL, tüm tepkileri derleyip analiz etti

Yargıtay'ın AYM'ye açtığı savaş Saray tarafından savunuldu, AKP'nin bir kanadınca eleştirildi. Yandaş kalemler arasında çatlak sesler duyuldu. Sosyalistler krizin çok yönlü ve derin olduğunu söyledi.

Emre Alım

Yayın Tarihi: 09.11.2023 , 16:42 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Yargıtay'ın Anayasa Mahkemesi'ne savaş açtığı karar, devletin içindeki çatlakların bir eseri. Aynı çatlaklar, dünden beri siyaset ve medya dünyasında da ortaya çıktı.

Kriz derin, tepkiler çok çeşitli. soL, duruma dair hemen her kesimden tepkileri derledi. Tablonun toplamına bakıldığında, kimi eğilimler tespit edilebiliyor.

AKP cephesi ikiye bölünmüş durumda. Bir kanat, Yargıtay'ın hamlesini en hafif tabirle "uygunsuz" buluyor. Diğer kanatta Anayasa Mahkemesi'ne karşı Yargıtay'ın açtığı savaşa destek verenler var.

Fakat dikkat çeken bir durum, AKP cenahındaki bu iki kanattan yalnızca birinin yüksek sesle konuşuyor olması. AYM karşıtı kamptan şimdiye dek yalnızca Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum konuştu. Bu durum, Saray'ın henüz kendi partisini de bölen kriz konusunda ne yapacağı hususunu net bir karara bağlamadığına işaret ediyor.

AKP'nin ortağı MHP, zaten uzun süredir AYM'nin varlığının ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyordu. Fakat MHP üst yönetimi de henüz kriz sonrası güçlü bir çıkış yapmış değil. Onların da Saray'ın alacağı tavrı öğrenmeyi bekledikleri tahmin edilebilir.

CHP ve dağılmış olsa da Altılı Masa bileşenleri, genel olarak "yargı bağımsız olmalı" şeklindeki, hiçbir zaman hiçbir yerde gerçek olmayan ama kimsenin dilinden düşürmediği yaklaşıma uygun olarak Yargıtay kararının karşısında yer aldı.

Kimi gazeteciler, örneğin Seyhan Avşar ve Furkan Karabay, bu krizin arka planında yargı ve devlet içindeki tarikat ve cemaat yapılanmlarının itişmelerine işaret ederek, Hakyolcu grubun adını andı.

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan ve soL yazarı akademisyen Fatih Yaşlı da benzer şekilde meselenin çok taraflı ve derin bir krizin yansıması olduğuna dair analizler yaptılar.

Krize verilen başlıca tepkiler şöyle:

Saray'dan ilk açıklama: Mehmet Uçum Yargıtay'ı savundu, AYM kararını 'gayrı milli' ilan etti

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, yüksek yargıdaki krizde Yargıtay'ı savundu.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Anayasaya aykırı olmakla eleştirilen hamlesine destek veren Uçum, suç duyurusunu ''Milli Yargıya karşı saldırıların çok büyük bir birikim oluşturması sebebiyle reaksiyoner bir tavır'' olarak nitelendirdi.

Yargıtay'ın hamlesini ''cesur'' bulan Uçum, “Türkiye, Milli Yargısını batıcı ve neo liberal yargı anlayışlarına karşı sonuna kadar savunacaktır, kimsenin bundan şüphesi olmasın” dedi.

Cumhurbaşkanı Danışmanı: AYM yargısal aktivitede bulunamaz

Cumhurbaşkanı Danışmanı Ayhan Ogan da AYM'yi hedef aldı:

"Yargı hiyerarşisinde en üst yetkili mahkeme Yargıtay’dır. AYM yargısal aktivitede bulunamaz. Esas itibarıyla AYM kanunların anayasaya uygunluğunu şeklen denetleme yetkisi dışında yargı yetkisi yoktur."

Birçok defa AYM'nin kapatılmasını talep eden MHP'de konuşan ilk isim, Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız oldu. Geçtiğimiz hafta da bir paylaşım yaparak, AYM’yi "aktivizmle" suçlayan Yıldız, bu defa “Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı kontrol mekanizmasının bulunmaması önemli bir eksikliktir" dedi.

Başdanışman Akış, Uçum'dan ayrı düştü: 'Bu topraklarda tutunmak zorlaşır'

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, hukukçu Mustafa Akış, X hesabından Hayati Yazıcı'nın ilgili tweet'ini alıntılayarak yaptığı paylaşımda "Meşhur bir video var, görmüşsünüzdür: Sayın Cumhurbaşkanımız Pınarhisar Cezaevi’nde parmaklıkların arkasına geçtiğinde kendisini uğurlamaya gelen binlerce kişiye el sallarken yanındaki kişi Hayati Yazıcı. 28 Şubat’ın en ağır hukuksuzluklarını yaşayan ve o kötülükler içerisinde hakkı ve hukuku ayakta tutmaya gayret eden bir kişi" sözleriyle Hayati Yazıcı'yı övdü ve şöyle dedi:  "Hukuk adına yaşadığı tecrübelerden kaynaklanan sözlerine kulak kabartmak gerekir. Çatışmaların hukuki çözümü için hepimizin tek başvuru mercii olan yargı kurumlarının bizatihi kendisinin çatışma görüntüsü vermesi devletimize zarar verir. Devletimiz zarar görürse bu topraklarda tutunmak zorlaşır."

AKP'de çatlak sesler

AKP Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Yargıtay’ı doğrudan hedef almadan şunları belirtti:

“Öyle olaylar olur ki, analiz yapmak için, konuşsan da konuşmasan da sorun olur. Hiç ve asla olmaması gereken öylesi bir olay yaşıyoruz. Yazık, çok yazık. Devleti oluşturan erkler, sorun çözümler. Asla sorun üretmez, üretemez. Birbirini çelmeleyemez.”

Gül: Endişe verici

Bir dolaylı eleştiri de eski adalet bakanı Abdulhamit Gül’den geldi. Aynı zamanda AKP grup başkan vekili Gül, karara dair şunları dedi:

“Yüksek yargı mercileri arasındaki çatışma görüntüsü, hukuk devleti ve mülkün temelinde yer alan adalet duygusu için endişe vericidir. Yargı hakemdir, sorunları çözer. Yargı hakem olma vasfını yitirirse, çözümün değil sorun ve çatışmanın kaynağı haline gelir. Her kurumun kaynağını milletten alan yetki ve fonksiyonunu hukuk çerçevesinde kullanması esastır. Yargı organlarının da ihtilafları derinleştirmeden, anayasal sınırlar içinde kalarak sorun çözmesi milletimizin en tabii beklentisidir.”

Tayyar: Askeri vesayet dönemini hatırlatıyor

Eski AKP milletvekili ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyesi Şamil Tayyar, sosyal medya paylaşımda şunları yazdı:

"AYM’nin kararını eleştirmek/yanlış bulmak ayrı, karara uymamak ayrıdır. Eleştirebilir, yanlış bulabilirsiniz ama uymamazlık edemezsiniz. Anayasa hükmü açık, karar bağlayıcıdır. Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin AYM kararına ‘uymama’ iradesi, hukuki değildir. Kaldı ki AYM’nin benzer mahiyetteki Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla Güven hakkındaki ‘hak ihlali’ kararına uyulmuştu. AYM üyeleri hakkındaki suç duyurusu ise garabettir. Yargı eliyle hortlatılan bu tür hukuk dışı uygulamalar askeri vesayet dönemini hatırlatıyor, çok üzücü."

Faruk Çelik: Devlet düzen ister, düzen de hukuk

AKP Artvin Milletvekili Faruk Çelik ise ''367 krizi''ni hatırlattığı mesajında Yargıtay'ı ''hukuk içinde'' kalmaya davet etti:

''Maalesef Yargıda, Çatı ile Çatı katı arasında bir çekişme var. Çatının kararlarını beğenmeyebiliriz, karşı çıkar hatta kendi içimizde isyan da edebiliriz. Tıpkı geçmişteki 367 kararında olduğu gibi. Ancak, sorunları hukuk içinde çözme makamlarını çözümün değil de anlamsız kavgaların adresi yaparsanız, şu soruya muhatap olursunuz: Meşru çözümlerin adresi neresi olacak. Devlet düzen ister, düzen de hukuk."

Abdullah Gül: Yargıtay'ın AYM üyelerini hedef yapması çok yanlış olmuştur

"Yargı krizi" hakkında konuşan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yargıtay'ın mütalaasını ''Çok yanlış olmuştur" diyerek eleştirdi.

AYM'nin türban serbestliği gibi konularda daha önce verdiği kararları eleştirerek şerh düşen Gül, şöyle konuştu:

"Yüksek yargı organlarının yetki ve sorumlulukları Anayasamızda sarih bir şekilde belirtilmiş olmasına rağmen Yargıtay'ın dün aldığı kararın izahı mümkün değildir. Vaktiyle Anayasa Mahkemesi'nin özgürlük karşıtı vesayetçi kararlarını tenkit ve reddetmiş ama Anayasa'ya uyarak gereğini yerine getirmiştik. Anayasa Mahkemesi'nin İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun özgürlükçü kararlarını ve bu kararı alan üyelerini Yargıtay'ın hedef yapması çok yanlış olmuştur.''

Hüseyin Çelik: Militan yargımızı oluşturduk

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, "Tam vesayetler kalktı derken, bu sefer biz kendi militan yargımızı oluşturduk. Helal olsun bize" değerlendirmesinde bulundu:

''Yıllar yılı, başını Vural Savaş, Sabih Kanadoğlu, Yekta Güngör Özden, Nuh Mete Yüksel ve benzerlerinin başını çektiği, vesayetçi güçlerin güdümündeki Kemalist militan yargıdan çektik. Tam vesayetler kalktı derken, bu sefer biz kendi militan yargımızı oluşturduk. Helal olsun bize!!! Bu yargıya ve anlayışa sahip olunan ülkede, bir de kalkmış, AB’nin eleştirilerine karşı efeleniyoruz."

CHP: Çatışan Cumhur İttifakı'nın bizatihi kendisidir

Partisinin Meclis grubunu olağanüstü toplantıya çağıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel, toplantının ardından yaptığı açıklamada Yargıtay kararını ''darbe'' olarak nitelendirdi. AYM üyelerine yönelik suç duyurusu ile 15 Temmuz darbe girişimini kıyaslayan Özel, ''Eğer buna AYM üyeleri ayrı ayrı ve kurumsal olarak direneceklerse, gerekeni yapacaklarsa CHP arkalarındadır'' dedi. 

Özel ayrıca, yaşananların Cumhur İttifakı içerisindeki gerilimlerden kaynaklandığını söyledi: 

"Görünen odur ki filler tepişirken çimenler ezilmektedir. Tepişen, aralarında çatışan Cumhur İttifakı'nın bizatihi kendisidir. Kriz, Cumhur İttifakı'nın krizidir. Kriz, MHP-Ak Parti krizidir. Ak Parti içindeki kliklerin çatışma krizidir. Ak Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın bir bileşeninin desteklediği, şımarttığı birilerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir yargı krizine, bir devlet krizine sokacağı ciddi bir krizdir. Ve buna el koymak direnmek gerekmektedir.''

Adalet Bakanı yorum yapmadı, CHP'ye yüklendi

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay'ın AYM'ye açtığı savaşla ilgili yorumda bulunmadı. Ancak kararı eleştirerek, ''Bu AYM'nin tüzel kişiliğine karşı darbe girişimidir. Halkı, bu kalkışmayı da bastırmaya davet ediyoruz" diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamasını "Son derece yanlış ve sorumsuzca bir harekettir" sözleriyle hedef aldı.

Bakan Tunç, şunları yazdı: ''Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Mahkeme kararlarını bahane ederek sokak hareketleri çağrısında bulunmanın kimseye bir yararı yoktur. Hukuk devletinde sorunlar sokakta değil, yine hukuk içinde öngörülen mekanizmalarla çözülür."

Hukukçular hatalara dikkat çekti

Yargıtay Cumhuriyet Savcılarının Can Atalay kararı ile ilgili olarak sundukları mütalaayı değerlendiren hukukçu Doç. Dr. Tolga Şirin, mütalaada anayasa hukuku ve idare hukuku alanına ait kavramların hatalı biçimde kullanıldığını kaydetti:

''Bir yargı organı olarak Anayasa Mahkemesinin, bir yargı organı olarak ceza mahkemesinin kararını denetlediği yerde “yerindelik denetimi yasağı” kavramına yer yoktur. Zira bu organlar, politik tercihte bulunmazlar.''

Savcıların mütalaada “Soyut bir anayasal norma anlam vermek durumunda olan AYM hâkimi, yorumlama sürecinde, o norma yüklenebilecek değişik manalardan istediği manayı keyfi olarak öne çıkararak karar veremez. Anayasallık denetimi yapan Mahkemeler, bir hakem gibi konulmuş olan kurallara uyulup uyulmadığını tespit mercii olmalı, oyunun kurallarını yeniden yazan yerler olmamalıdır” dediğini aktaran Şirin, buna dair şu sözleri söyledi:

"Evet, Anayasa Mahkemesinin de yaptığı ve dediği tam olarak budur. AYM, yasama dokunulmazlığının istisnası olarak sayılan “Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar” ifadesinin çok geniş olduğuna ve yargı organlarının bu geniş hükmü keyfî olarak yorumlayabileceklerine dikkat çekmekte ve ceza mahkemelerinin 'bir norma yüklenebilecek değişik manalardan istediği manayı keyfi olarak öne çıkararak karar' vermemeleri gerektiğini söylemektedir.  AYM’ye göre 'Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar' ifadesinin keyfî biçimde yorumlanmamasının ön koşulu, bu hükmün TBMM tarafından bir kanunla somutlaştırılmasıdır. Dolayısıyla erkler ayrılığını gözeten, sayın savcılar değil bizzat AYM’dir."

Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk da, “Yargıtay’ın böyle bir kararı olduğuna inanmadığını” belirterek, “Böyle bir karar olamaz. İnanmıyorum. Yarını beklemek, görmek lazım” dedi.

Yargıtay'ın mütalaasına inanmakta güçlük çekenlerden biri 2010'daki Anayasa referandumunda ''Evet'' kampanyasının en ateşli taraftarlarından olan hukukçu Osman Can'dı. Yargıtay'ın hamlesi karşısında ''cümle kurmakta güçlük çeken'' Osman Can, ''Devletin çöküşünü başka nasıl tarif edebiliriz ki?'' yorumunda bulundu.

Aydın: Yargı içi kapışma deyip kenara çekilmek değil, siyasi savaşım gerekmektedir

Eski Anayasa Mahkemesi raportörü, soL yazarı, TKP Parti Meclisi üyesi Ali Rıza Aydın yargı savaşına dair ilk gözlemlerinde yargı süreciyle ilgili ayrıntıları tartışmanın ''gereksiz ve yetersiz'' olduğunu söyledi.

Aydın, Yargıtay'ın Anayasayı ihlal eden mütalaa ile ''Gezi’yi mahkum edip AYM denetimini ortadan kaldırmak isteyen siyasi iradenin parçası haline geldiğini'' ifade etti.

Tartışmanın yargı içi boyutuna odaklanmak yerine siyasi savaşım verilmesi gerektiğini savunan Aydın, çözüm için ''yeni bir cumhuriyete'' işaret etti:

''Cumhuriyetin nitelikleri ve laiklik başta olmak üzere Anayasanın uygulanmamasına gözlerini kapatanlar, 2010 Anayasa değişikliklerine sessiz kalanlar bugünlere gelişi, faşizme geçişi hazırlamıştır. Yasayla darbelerden yargıyla darbelere gelinmesi Cumhuriyetin yıkılmasının sonucudur. Halk için cumhuriyetten başka çözüm kalmadığı açıktır.''

Barolar Birliği: Bu, Anayasa Mahkemesi'ni fiilen ortadan kaldırma çabasıdır

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, olağanüstü toplantı kararı aldıklarını duyurarak, “Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı Anayasa’yı yok sayarak Anayasa Mahkemesi’ni fiilen ortadan kaldırma çabasından ibarettir. Kararın hukuken değerlendirilebilecek hiçbir yanı bulunmamaktadır. Birliğimiz tarafından Anayasayı yok sayan ilgili daire üyeleri bakımından ‘görevden el çektirmeye davet’ yaptırımının uygulanması için Yargıtay Yüksek Disiplin Kurulu’na yarın itibariyle gerekli başvuru yapılacaktır” dedi.

TKP: Kriz, iktidar ve devlet içindeki iç çatışmaların yansıması

Türkiye Komünist Partisi'nden yapılan açıklamada Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi arasındaki kriz, ''iktidar ve devlet içinde bir kez daha sertleşmekte olan iç çatışmaların yansıması'' olarak değerlendirildi.

Yüksek yargıdaki tartışma şu sözlerle özetlendi: 

''Tamamı iktidar partisi tarafından şekillendirilen yüksek yargı içindeki hesaplaşmada savunulacak bir taraf olmadığı ortadadır. Bununla birlikte, kuralsızlığı kural haline getirme girişimlerine, yurttaşların en temel özgürlüklerinin keyfi biçimde ortadan kaldırılmasına ve AKP’yi tek ve mutlak otorite haline getirme çabalarına gereken yanıt verilmelidir ve verilecektir.''

Okuyan: Mesele Can Atalay değil, çok yönlü bir sistem krizi

soL'a konuşan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, krizi şöyle adlandırdı ''Bize göre AYM ve Yargıtay arasındaki kriz, çok yönlüdür. Bu kriz bir bütün olarak sistemin krizidir.”

Okuyan sözleriniyse şu ifadelerle temellendirdi: “Türkiye’de sermaye sınıfı, sömürü ve talanın önünde hiçbir engel, hiçbir kısıtlama istemediği için ‘yürütme’nin gücünün sınırsız olmasını istedi. Hukuki ve kurumsal bütün engelleri kaldırdı. Yargının yürütmenin emrine verilmesi, laikliğin ortadan kaldırılması patronların talebiydi. Ancak bu kuralsızlık aynı zamanda hem sermaye grupları içindeki çelişkileri derinleştirdi hem de her biri birer holding olarak görülmesi gereken tarikatlar arasındaki rekabeti artırdı. Kendi yarattıkları bu tablo sürekli kriz yaratacak. Meselenin özü budur. İktidar çevresinde kimsenin Can Atalay’ın uğradığı haksızlıkla ilgilendiği yok. Burada a ya da b meselesi hep bir dekordur.”

Özdağ: Ortada ciddi bir 'devlet krizi' var

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, ciddi bir "devlet krizi" yaşadığını söyledi:

"Sadece ihlal kararı veren Yüksek Mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulması hukukun genel ilkeleri ve hakimlik teminatına aykırıdır. Bu haliyle anılan suç duyurusu tamamen hukuk dışıdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı işleme koymadan derhal iade etmelidir. Aksi halde hak arama özgürlüğü kapsamındaki her ihlal kararı hakkında suç duyurusu yolu açılmış olacaktır.''

TİP: Geri adım atmayacağız

Türkiye İşçi Partisi'nden yapılan açıklamada da ''Darbe girişimi'' vurgusu yapıldı. Kararın hukuki çerçevede değerlendirilemeyeceğini kaydeden açıklamada ''Bu karar, Anayasa Mahkemesi’ni feshetmek, Anayasal düzeni ortadan kaldırmak, Yargıtay eliyle açık bir darbeye yeltenmek demektir! Yargıtay'ın darbe girişimi karşısında tek bir geri adım atmayacağız. Hiçbir karar halkın iradesinin, hukukun ve Anayasanın üzerinde olamaz!'' denildi.

Davutoğlu: Hukuk devletine darbedir

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararını ve suç duyurusunu eleştirdi:

"Bunun adı darbedir. Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi kararını tanımayıp, üstüne hak ihlali kararı veren üyeler hakkında suç duyurusunda bulunmasının başka izahı olamaz. Bu karar demokrasiye ve hukuk devletine darbedir, asla kabul edilemez."

HEDEP kapatma davasını hatırlattı

HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ''yasaların demokratikleştirilmesi'' çağrısında bulundu:

"Yargıtay, HDP kapatma davasıyla başladığı siyasi darbelerine Hatay Milletvekili Can Atalay’ı rehin alıp Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunarak devam ediyor.

Hukuki güvenlik ve kurumsal işleyişi çıkarları uğruna ortadan kaldıran siyasi iktidar, hukuk tarihinin kara sayfalarına adını yazdıran bu olayın baş sorumlusudur.''

Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder: Yargıtay'ın hükmünü kendi nöbetimde okutmayacağım

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seslenen Sırrı Süreyya Önder, Atalay'ın vekilliğinin düşürülmesi yönündeki hükmü Meclis kürsüsünde okumayacağını açıkladı:

''Halk iradesine, Anayasaya ve hukuka karşı geliştirilen bu fütursuzluk, başta siz olmak üzere bütün Meclis tarafından yok hükmünde sayılıp hak ettiği cevabı almalıdır. 

Bu itibarla, anılan hüküm Meclis Genel Kurulunda okutulmayıp iade edilmelidir. 

Aksi halde, kendi nöbetimde bunu okutmayı kabul etmeyeceğimi bildirmek isterim. 

Bunun Anayasaya, evrensel hukuk ilkelerine ve ettiğim görev yeminine en uygun tutum olduğunu düşünüyorum.''

İYİP: Hiçbir vatandaşın hukuk güvenliği kalmadı

İYİP adına açıklama parti sözcüsü Kürşad Zorlu'dan geldi. AYM'nin itibarsızlaştırıldığını söyleyen Zorlu, ''Yargıtay’ın AYM kararına uymaması hukuken izah edilemezken AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması “Artık Türkiye’de hiçbir vatandaşın hukuk güvenliğinin kalmadığı” anlamına gelir. Ne yazık ki mahkemeler vasıtasıyla hak, hukuk, adalet tesis edilmediği gibi siyasi iktidar eliyle ülkenin adalet kalelerine darbe vurulmaktadır'' dedi.

Yandaş kalemler: AYM yeniden yapılandırılmalı

Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, Yargıtay'dan ödünç aldığı argümanla AYM'nin ''terörden yana'' olduğunu ima etti: 

"Anayasa Mahkemesi, hiçbir organ tarafından denetlenmemenin vermiş olduğu rahatlık içindedir.. Anayasa Mahkemesi, içtihat yoluyla anayasal yetkisini sürekli artırmak ve kötüye kullanmaktadır. Bu AYM kararı ile hareket edilirse, PKK’nın Kandil’deki elebaşısı Murat Karayılan’dan başlayın, Fetullah Gülen’e kadar birçok kişi, milletvekili seçilip, dokunulmazlıktan yararlanmaya kalkışabilir.. Onay veriyorsanız, açık açık söyleyin de.. Kimden yanasınız, anlayalım.''

Yargıtay'ın mütalaası 'hukuk resitali'ymiş

Sosyal medya trollüğü ile bilinen AKP’li Mücahit Birinci, Yargıtay'ın suç duyurusunu duyurduğu metni bir ''hukuk resitali'' olarak tanımladı:

''Anayasa Mahkemesi, maalesef aktivist bir yargı mercii olarak davranmıştır.  Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararı son derece isabetlidir. 23 sayfadan müteşekkil kararı kelime kelime okudum. Tam bir hukuk resitali. Karara imza atan hakimlerle, bir hukukçu olarak gurur duydum.''

AYM'ye darbeci suçlaması

AKP'li kalemlerden Esra Elönü, Yargıtay'a yönelik ''Anayasaya darbe'' eleştirilerine karşı AYM'yi darbecilikle suçladı:

''Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım, “ışıklar yanıyor” notu ile yüksek mahkeme binasının fotoğrafını paylaşarak darbe imasında bulunmuştu.  AYM üyesinin anayasal düzeni tehdit etmesini asla unutmadık... AYM yeniden yapılandırılmalı.''

Gezi korkusu hortladı

AKP Gençlik Kolları Başkanı ve İzmir Milletvekili Eyüp Kadir İnan, AYM üyelerine yönelik suç duyurusunu Haziran Direnişi'ni karalayarak savundu: ''Gezi Vandallıktır. Yaşanılan vandallığın ülkemize verdiği zararın maliyetini hala ödüyoruz... Hiçbir yargı kararı bu şiddeti aklayamaz.''

Cem Küçük akıntıya karşı yüzdü: En yüksek mahkeme AYM

İktidara yakın isimlerden gazeteci Cem Küçük, AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının yanlış bir karar olduğunu söyledi ve verilen kararın bağlayıcılığına işaret etti: 

''AYM’nin eleştirilecek çok kararı var, ben de eleştirdim. Ancak yetki gasbı yapılamaz. Anayasamıza göre en yüksek mahkeme Anayasa Mahkemesi’dir. Kararları nihaidir.''

'Hakyolculara operasyon çekildi'

Yargı muhabiri Seyhan Avşar, yargıdaki krizin Cumhur İttifakı içerisindeki güç savaşından kaynaklandığını belirterek, ''MHP'ye yakın olduğu bilinen Yargıtay 3. Ceza Dairesi üyeleri birilerinin desteğiyle Anayasa Mahkemesi'ne hakim oldukları bilinen Hakyolculara operasyon çekiyor'' değerlendirmesinde bulundu. 

Gerçek Gündem muhabiri Furkan Karabay da krize dair analiz haberinde Avşar'ın işaret ettiği boyuta dikkat çekti: "MHP, kendisine yakın olan üyelerin bulunduğu Yargıtay ile sık sık baskı uyguladığı AYM’de yargıdaki Hak-Yolcu grup hakimdi. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da bu grup içerisinde olduğu biliniyor. İskenderpaşa cemaati olarak bilinen Hak-Yolcular’ın AYM içindeki hakimiyeti ise yapılan atamalarla kırılmaya çalışıldı. Son olarak 2 Şubat’ta, Zühtü Arslan’ın görev süresinin dolması üzerine AYM’de başkanlık seçimi yapıldı. Arslan’ın karşısına AYM’nin kıdemsiz üyelerinden olan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğini alan İrfan Fidan çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ardından önce Yargıtay üyeliğine getirilen hemen ardından bir dosyaya dahi bakmamışken AYM üyeliğine seçilen İrfan Fidan, 8’e karşı 5 oy alarak Zühtü Arslan’a karşı kaybetti. AYM’deki Hak-Yolcular’ın hakimiyeti Arslan ile devam etti. AYM’deki hakimiyetin bir türlü tam olarak ele geçirilememesi başta MHP’nin olmak üzere yargıdaki diğer grupların da elini kolunu bağladı."

Savaş 'şahinler' ile 'ılımlılar' arasında

Yargı muhabiri Alican Uludağ da benzer bir yorumda bulunarak, ''AKP/Saray'daki şahin kanat, olaylara daha ılımlı bakan gruplara karşı güç mücadelesine girmiş durumda. MHP'nin de destek verdiği bu şahin kanadın Saray içerisinde de önemli klikleri var'' dedi.

Rekabetin AKP-MHP arasında olduğunu belirten Uludağ, ''MHP, adım adım AYM'yi kuşatmış durumda. Ve yargı/güvenlik bürokrasisi içindeki kadroları eliyle Yargıtay örneğinde olduğu gibi yarın ortaklık bittiğinde AKP'ye operasyon çekecek güce ulaştı. Erdoğan'ın, Soylu'yu alıp Ali Yerlikaya'yı ataması, buna karşı bir hamle. İktidar içindeki bu iç savaşta kimin tasfiye olacağı, Yargıtay/AYM arasındaki krizin nasıl çözüleceğine bağlı'' dedi.

‘İki grup değil, çok sayıda hizbin güç kavgası’

Akademisyen ve soL yazarı Fatih Yaşlı ise ortada “demokratikleşme” isteyen “ılımlı” grup ve buna direnen “şahin” grup olduğu, bunların programlı, hedefli ve belli bir hiyerarşi içerisinde hareket ettiği şeklindeki yorumlara temkinli yaklaşılması gerektiğini vurguladı:

“Bir yanda AKP bir yanda MHP kadroları, bir yanda AKP’nin içerisindeki Soylu gibi isimlerin başını çektiği farklı odaklar, bir yanda tarikat ve cemaat kadroları… Bunların hepsi parselledikleri alanlar üzerinden zaman zaman çıkar çatışmaları yaşıyorlar ve bu çatışmalar Yargıtay’ın son kararında olduğu üzere ete kemiğe bürünüyor. Öte yandan bana göre bu kararın ucu mutlaka bir yerinden Saray’a uzanıyor ve Erdoğan’ın yurtdışı seyahati dönüşü yapacağı açıklamalara bakarak daha net bir sonuca ulaşacağız yaşananlara dair.”

Yaşlı’ya göre, üyelerinin çoğunluğu Erdoğan tarafından atanmış bir mahkemeye “anayasayı koruma” gibi misyonlar ve payeler vermek de doğru değil: “Ayrıca AKP içerisinden sansür yasası ve Şardan’ın tutuklanmasıyla ilgili de herhangi bir aykırı ses çıktığını, ‘bunlar yanlış’ denildiğini duymadık. O halde kim bu ‘ılımlılar’, neredeler?”

İktisatçıları 'yatırımcı gelmezse' korkusu sardı

Yargıdaki kriz ekonomi cephesinde ''yabancı sermaye gelmeyecek'' endişesine yol açtı. Anayasayı tanımayan karara verilen tepki ''hukuk yoksa para da yok'' oldu.

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, kendini yabancı yatırımcıların yerine koyarak şu değerlendirmede bulundu: ''Yabancı bir yatırımcısınız. Yargıtay'ın kararını tabii ki öğrendiniz. Türkiye'de adeta kıyamet kopuyor. Ve biraz fazla kazanayım diye paranızı buraya getireceksiniz! Düşünmez mi bu insanlar, "Türkiye'de ya benim başıma bir şey gelirse ne yaparım" diye? Çok bekleriz, çok!''

İktisat profesörü Şenol Babuşcu da ''Yabancı yatırımcı neden gelmiyor?'' sorusuna ''HUKUK YOK'' cevabını verdi. 

Akademisyen Emre Kongar da benzer bir imada bulundu. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Mehmet Şimşek ve Hafize Gaye Erkan'ın yabancı yatırım aramak için New York'ta yapacakları toplantının haberini alıntılayan Kongar, ''Yargıtay bu toplantıyı mı boşa çıkarmak istedi acaba'' diye sordu.

Liberal Toker gençlere kapıyı gösterdi: 'İkileyin'

Son günlerde verilen hukuksuz kararları listeleyen Liberal Demokrat Parti Eski Başkanı Cem Toker, yaşananlardan ''ülkeyi terk etme'' sonucunu çıkardı, gençlere ''ikileyin'' dedi:

'Gençler boşuna demiyorum Kapıkule İpsala diye. AYMnin “dezenformasyon yasası” onayı. AYM kararının, Anayasaya rağmen uygulanmaması, karara rağmen seçilmiş milletvekilinin hala hapiste olması, mülke çökme yasası. Yargıtaydan AYM üyelerine suç duyurusu... Arkanıza bakmadan ikileyin'

Gazete manşetleri

Gazeteler, yüksek yargıda patlak veren krizi ilk sayfalarında şu başlıklarla duyurdu:

  • Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Yeni Şafak: Yargıtay'dan AYM'ye suç duyurusu
  • Yeni Şafak: AYM'ye rest
  • Cumhuriyet: Yargıda deprem
  • Birgün: Yargıtay rezaleti: Hukuk ve adalet yerlerde
  • Karar: Anayasa Mahkemesi kapatıldı
  • Türkiye: Hukuk tarihinde bir ilk, Yüksek yargıda büyük kapışma

AYM kararının ''terör örgütü yöneticilerine Meclis yolunu açacağını'' savunan A Haber, bu görüşü destekleyen yorumları aktardı. Ancak Yargıtay'ın kararına AKP içerisinden yükselen itirazları görmezden geldi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.