Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yapay zeka sanatı öldürecek mi?

'Her şey gibi yapay zekanın da bir diyalektiği var ve bu anlamda yapay zeka bir mücadele konusudur.'

Cemali Coşkunırmak

Yayın Tarihi: 17.10.2022 , 11:37 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Yukarıda bir yapay zeka modeli tarafından benim verdiğim kelimelere göre oluşturulmuş bir resim görmektesiniz. Bu yazıyı yazmaya başlamadan bir süre önce resmi “yapay zeka kullandığımı belirtmeden” çevremdeki insanlarla da paylaştım ve onların tepkilerini ölçtüm. Kısaca geri dönüşlerin olumlu olduğunu ve resmin beğenildiği söyleyebilirim. Beni daha yakından tanıyan ve çizim yeteneğim olmadığını bilen arkadaşlarımın ilk tepkisi ise “Sen mi yaptın, nasıl?” şeklindeydi. Bu tepkiler ve bir süredir üzerine düşündüğüm yapay zeka ve sanat ilişkisi konusu beni bu yazıyı yazmaya teşvik etti.

Bu yazıda arkadaşlarımın “Sen mi yaptın?” sorusuna bazı sorular daha ekleyerek konuya bütünsel bir yaklaşım geliştirmeye ve bir süredir herkesin gündeminde olan yapay zeka konusuna ilişkin bazı soru işaretlerini gidermeye çabalayacağım.

Asıl konumuza başlamadan önce bugün yapay zekanın geldiği noktaya ve bu ilerlemenin yansıtılma şeklinin insanlarda oluşturduğu kanı ve kaygılara dair birkaç şey söylemek istiyorum.

Yapay zeka alanına ilişkin gelişmelerin diğer alanlara kıyasla çok daha hızlı ilerlediğini görüyoruz. Bunun temel nedeni neredeyse her alanda yararlanılabilir olması ve şirketlere sağladığı yüksek karlılık nedeniyle bu alana yapılan ciddi yatırımlar. Daha yolun çok başında olmamıza rağmen şimdiden ameliyat yapabilen, hastalık teşhisi koyabilen, “anlamlı” şiirler yazabilen, yeni müzikler besteleyebilen ve örnekte olduğu gibi yeni görseller yaratabilen gelişkin yapay zeka modellerine sahibiz.

Şu ana kadarki yapay zeka modellerinin ne kadar yetkin olduğu daha teknik bir tartışmanın konusu belki ama şunu belirtmek gerek: Kısa bir süre içerisinde insanı hayrete düşürecek sonuçlar elde etmiş bulunmaktayız. Örneğimizden yola çıkarsak girdi (yönlendirme) olarak 10-20 kelime değil de sayfalarca yazı alabilen dolayısıyla daha etkin kullanabileceğimiz bir görsel yaratma modeli yakın gelecekte mümkün hale gelecek gibi gözüküyor. Yapay zeka ve sanat ilişkisini bu mümkünlüğü varsayarak kurcalayacağım. Ancak öncesinde bu gelişmelerin yarattığı kaygıya da değinmeden geçmeyelim.

Konuyu uzaktan, popüler bilim kaynaklarından takip eden insanlar doğal olarak yapay zekanın gücü karşısında kendilerini aciz ve savunmasız hissediyorlar. Bunun bir nedeni yaratılan yapay zeka miti. Bu mite göre neyi nasıl yaptığını tam olarak bilmediğimiz dolayısıyla pek kontrolümüzün olmadığı tehlikeli ve öngörülemeyen potansiyeli çok yüksek büyülü bir şey ile karşı karşıyayız.

İnsanlardaki kaygıların diğer bir nedeni ise yapay zeka teknolojisini elinde tutan otoriteler ve bu teknolojinin ilgili kesimler tarafından nasıl kullanıldığının ve kullanılacağının kestirilememesi. İnsanların bu kaygıları özellikle kapitalist üretim ilişkilerini düşündüğümüzde gayet doğal elbette ancak bu başka bir yazının konusu. Burada bizi ilgilendiren asıl mesele yaratılan yapay zeka miti ile bu kaygıların bilerek kamçılanıyor olması. Sürekli distopik üretimler ile karşılaşıyoruz ve yapay zeka alanındaki her gelişme kendimizi daha aciz ve savunmasız hissetmemize neden oluyor.

Bu kaygılar yanında çeşitli sorular da getiriyor. Bu yazıda çözümlemeye çalışacağım “yapay zeka sanatı ortadan kaldırabilir mi” sorusu da bunlardan biri. Bu soruya çok kısa ve yanlış olmayan bir cevap vermek mümkün ancak bu yazının amacı daha çok bu sorunun kaynağı olan temel bazı soruları irdelemek ve böylelikle yapay zeka konusuna dair daha bütünlüklü bir yaklaşım gelişmeye çalışmak.

Kuşkusuz bu kaygıların kapitalizm içinde bir zemini var ve sistem değişmedikçe tamamen ortadan kalkması mümkün değil ancak yaratılan distopyanın yerine kendi ütopyamızı koymak istiyorsak her şey gibi yapay zekanın da bir diyalektiği olduğunu hatırlamaya ihtiyacımız var.

Kapaktaki görsel bir sanat eseri midir?

Örneğimize dönersek her şeyden önce elde ettiğimiz yukarıdaki resmin bir sanat ürünü olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor. Yapay zeka araçlarının nasıl üretildiği ile ilgili pek fikri olmayan biri kısaca “bulaşık makinesinin tabak yıkaması ne kadar sanatsa bu resim de o kadar sanattır” diyebilir. Burada yapay zeka konusunda belki de en önemli noktalardan biri olan makinenin öğrenme şekline değinmemiz lazım.

Yapay zeka bugün üretebildiği her şeyi binlerce yıllık insanlık tarihine ve bu süreçte özne olan insanın üretimine borçlu. Kısaca yapay zeka geçmişimizden kümülatif olarak besleniyor diyebiliriz. Somutlamak gerekirse üzerine konuştuğumuz resmi üretebilmek için, ilgili yapay zeka modeli, sanat tarihimizi öğreniyor: ressamları, eserlerini, sanat akımlarını ve en önemlisi neyin nasıl soyutlanabileceğini…

Bir şeyin sanat eseri olup olmadığına karar vermenin birçok kriteri olabilir ancak bunlardan belki de en önemlisi bir soyutlama eyleminin var olup olmadığıdır. Yapay zeka tam olarak burada bulaşık makinesinden ayrılıyor. Kendisi bilinçli bir soyutlama yapmasa bile soyutlama tarihimizi bize taşıyabiliyor. Bu anlamda örnekteki resim sadece göze güzel görünmesiyle değil bir soyutlama içermesiyle de bir sanat ürünüdür.

Elimizdeki sanat eserinin sanatçısı kimdir?

Artık elimizde bir sanat ürünü olduğuna karar verdiysek sanatçının kim olduğunu tartışmaya başlayabiliriz. Oluşturulması yaklaşık 30 saniye süren ilgili görselin sanatçısı neredeyse bütün işi yapan yapay zeka mı, yapay zekaya Komünist Manifesto’nun ünlü cümlesini girdi (yönlendirme) olarak vermeyi düşünen ben mi, yoksa “dünyanın bütün işçileri, birleşin!” cümlesinin gerçek sahipleri Marx ve Engels mi?

Bu soruya cevap verebilmek adına modern sanatçı kavramının nasıl ortaya çıktığına kısa bir değinmek istiyorum. Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte kafa ile kol emeğinin her alanda ayrışmaya başlaması sanatçı ve zanaatkar ayrımının ortaya çıkmasına neden oldu. Bu “hesap-kitap işleri ve ilham; taklit ve yaratıcı hayal gücü; beceri ve deha; parça ve eser; ticaret ve özgürlük; bağımlılık ve bağımsızlık gibi her kavram çiftinden birincisinin zanaatçıya ikincisinin sanatçıya düştüğü bir ayrışmadır.” [1] Bu ayrışmaya dair daha birçok şey söylenebilir belki ama yazımız için bu kadarı yeterli, daha fazlası için ilgili makaleyi okuyabilirsiniz.

Konumuza dönersek, yapay zekanın bu ayrışmada yeni bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Artık resim yapabilmek için tuvale, fırçaya, kaleme ve daha da önemlisi bu araçları kullanabilme becerisine dahi ihtiyacımız kalmayacak belki de. Teknik bilgi ve beceri tamamen önemsiz hale gelecek diyemeyiz tabi, yapay zeka aracını daha yetkin bir şekilde kullanabilmek adına bunlar önemini koruyacaktır. Ancak diğer yandan, yapay zeka sayesinde, teknik bilgi ve beceriye sahip olmamak sanatçı olmanın önünde bir engel değil artık. Yalnızca soyutlama becerisine sahip olmak “ressam” olmak için oldukça yeterli hale gelmiş durumda. Tek yapmanız gereken soyutlamalarınızı kelimelere dökmek ve bu kelimeleri yapay zeka modeline girdi olarak vermek. Daha sonra yapay zekanın, binlerce yıllık sanat tarihinden süzülen, alternatif biçim önerilerinden birini eseriniz olarak seçebilirsiniz.

Sorumuza dönersek, hiçbir sanat eserinin tek bir sahibi olduğunu söyleyemeyiz elbette, bilim gibi sanat da kümülatif ilerliyor ve bu birikimdir aslında yeni sanatçıların ayağını bastığı zemin. Yapay zeka da gücünü bu tarihsel ilerlemeden alır.

Diğer yandan, bu durum “örnekteki resmin sanatçısı benim“ diyebilmem önünde bir engel değildir. Çünkü, sanatçı dediğimiz birey temelde var olan tarihsel birikimi bugüne taşır ve yeni toplumsal koşullarla harmanlar. Bu açıdan baktığımızda, bugün yapay zekaya 4 kelimelik “dünyanın bütün işçileri, birleşin!” cümlesini girdi olarak vermenin ve aynı zamanda elde edilen resmin bu yazı için kullanılmasının bir anlamı var. Burada, yapay zeka tarihsel birikimi bugüne taşıma aracımızken modele verdiğimiz girdi ise bir özne olarak bizim bu birikimi güncel olan ile harmanlama eylemimizdir aslında.

Estetik ve Özgünlük

“Bilgisayara 5-10 kelime yazarak sanatçı mı olunurmuş, kağıt kalem versek iki kuş çizemezsin” dediğinizi duyar gibiyim. Buraya kadar elimizde ne olduğunu anlamaya ve tanımlamaya çalıştık. Bundan sonra daha önemli olduğunu düşündüğüm sanat eserinin ve sanatçının niteliği konusunu ele almaya başlayabiliriz.

Burada detaylı bir estetik tartışması yapma şansımız pek yok dolayısıyla yapay zeka aracı kullanılarak üretilen bir sanat eserinin estetik olup olamayacağı tartışmasını doğrudan somutlayarak Marksist estetik üzerinden örneklemeye çalışacağım.

Aşağıda yine benim verdiğim girdilerle yapay zeka kullanarak oluşturduğum iki görsel bulunuyor:

Öncelikle tekrardan belirtmemizde fayda var, bu iki görsel de kuşkusuz bir soyutlama içeriyor dolayısıyla sanat ürünleridir. Peki bu soyutlamaların niteliğini belirlemek gerekirse hangi resim daha estetiktir?

Madem Marksist estetik dedik, 2022 Türkiye’sinde üretim yapan bir sanatçının bize mutlu bir çiftçi portresi sunmasının en hafif tabirle gerçeği çarpıtmak olduğunu söylememiz gerek. İkinci görselin bu anlamda Türkiye gerçekliğini ortaya koyma açısından daha başarılı olduğunu dolayısıyla ilk görselden “göreceli” olarak daha estetik olduğunu söyleyebiliriz. Örnekteki iki görsel üzerinden bir estetik karşılaştırması yapabiliyorsak, yapay zeka kullanarak estetik bir sanat eseri üretebileceğimizi de kabul etmiş oluyoruz.

Peki tek başına ikinci görseli değerlendirmek gerekirse, elimizdeki sanat ürünü yeterince estetik midir? Burada sahip olduğumuz estetik yaklaşıma göre birçok değerlendirme ölçütünden bahsetmek mümkün ancak bunlardan en önemlilerin başında şüphesiz özgünlük geliyor. Bir sanat eseri estetik olduğu kadar özgün ve özgün olduğu kadar estetiktir diyebiliriz.Özgünlük meselesi, yapay zekanın sürekli geçmişten öğrenen yapısı nedeniyle özellikle de biçimsel açıdan genelde zayıf karın olarak görülse de ben bu zayıflığın zamanla ortadan kalkacağını düşünenlerdenim. Böyle düşünmemin temelde iki nedeni var. Birincisi, daha önce de belirttiğim gibi sanatın kümülatif ilerliyor oluşu, bu anlamda özgün sanat eseri geçmişin yarattığı potansiyelin ürünüdür aslında.

Dolayısıyla, yapay zeka geçmişi bize potansiyeli ile birlikte taşıyor. İkincisi ise, yazımın başında mümkünlüğünü varsaydığım, yapay zekanın ulaşabileceği yüksek yetkinlik seviyesi.

Yüksek yetkinlik seviyesinin yaratabileceği özgünlük olanaklarını somutlayabilmek adına bir yapay zeka modeli düşelim. Girdi(yönlendirme) olarak hem içeriğe hem de biçime dair paragraflarca metin verebildiğimiz, karmaşık betimlemeleri dahi başarılı bir şekilde yansıtabilen, fırça vuruşlarına kadar kontrol edebildiğimiz ve tüm bunların yanında onu kullanırken bizlerden öğrenmeye devam eden ve bu anlamda kendini sürekli güncel tutabilen bir model…

Elbette şu an elimizde var olan yapay zeka araçlarıyla da yeterince emek verilirse özellikle içerik(soyutlama) açısından özgün sanat üretimi yapmak mümkün. Diğer yandan, yolun çok daha başındayız ve yapay zeka teknolojisinin sağlayabileceği olanakların çok küçük bir bölümünü kullanabiliyoruz.

Yapay Zekanın Diyalektiği

Özetlemek gerekirse, yapay zekanın sadece yeni bir araç olduğunu bu anlamda sanatçı, sanat eseri, estetik, özgünlük gibi kavramların farklılaşarak varlığını sürdüreceğini söyleyebiliriz. Bu anlamda başlıktaki sorumuza gelirsek yapay zekanın sanatı ortadan kaldırabilmesi mümkün değil.

Peki artık rahat uyuyabilir miyiz, tehlike geçti mi?

Biliyoruz ki sınıflı toplum yapısı ve mevcut sömürü ilişkileri devam ettiği sürece tehlike hiçbir zaman ortadan kalkmayacak. Örneğimiz üzerinden somutlamak gerekirse, yapay zeka kullanarak ırkçılığı rasyonalize eden, savaş kışkırtıcılığı yapan görseller de üretmek mümkün.

Yapay zekanın başka alanlarda da nasıl kötüye kullanabileceğine dair yüzlerce tüyler ürpertici örnek vermek mümkün ancak ortalık bunlardan geçilmiyor zaten, daha fazla felaket tellallığı yapmamıza gerek yok. Ancak altını çizmek gerekir ki eğer tehlike sanat alanı dahil her düzlemde varlığını sürdürüyorsa, yapay zekanın sanatı öldüremeyecek olmasına sevinmek, kendimizi kandırmaktan başka bir şey olmayacaktır.

Diğer yandan her şey gibi yapay zekanın da bir diyalektiği var ve bu anlamda yapay zeka bir mücadele konusudur. Dolayısıyla, biz bütün bunların, başka bir dünya kurmak isteyenler için ne anlama geldiğine odaklanalım.

Yapılması gereken şey, her yeni ilerleme başlığında olduğu gibi, yapay zekanın da mevcut tehlikeleri yaratan sistemin değiştirilmesinde nasıl olanaklar yarattığına ve bunların nasıl kullanılabileceğine kafa yormaktır.Sanat başlığı üzerinden devam edersek yapay zekanın, birincisi ikincisinin koşulu olacak şekilde, iki temel konuda fırsata çevirebileceğimiz gelişmelere zemin sağlayabileceğini düşünüyorum.

Bunlardan ilki, sanatın toplumsallaşmasının daha mümkün hale gelmesi. Yapay zeka soyutlama becerisine sahip her insana sanat üretimine katılma olanağı sağlayabilmesiyle teknik becerisi veya teknik bilgi ve becerilerini geliştirebileceği imkanı olmayan birçok insanı üretken hale getirebilir. Buna ek olarak, yapay zekanın zamanla kolay erişilebilir daha geniş bir uygulama alanı sağlamasıyla teknik anlamda eğitici bir rol de üstlenebileceğini söyleyebiliriz.

Diğer gelişme ise sanatın toplumsallaşmasıyla sanatta soyutlamanın yani anlamın çok daha önemli hale gelmesi. Yapay zeka sayesinde çok kısa sürede rastgele 3-5 kelimeyle bile yüzlerce postmodern sanat diye yutturabileceğiniz, NFT olarak satabileceğiniz veya dövme olarak yaptırabileceğiniz görsel üretmek mümkün. Genel olarak bu durum, sanat alanındaki üzerine yeterince düşünülmemiş veya anlamsız olan üretimleri önemsizleştirebilir ve buna bağlı olarak yapay zeka modeline verilecek olan girdilerin de üzerine düşünülmüş ve anlamlı olmasını çok daha değerli ve önemli hale getirebilir.

Buradan hareketle, sanatın zaten yıllardır ölü taklidi yaptığını da hesaba katarsak bir başlık güncellemesi yapmaya ve yeni bir soru sormaya ihtiyacımız var:

“Yapay Zeka Sanatı Diriltebilir mi?”

Bu sorunun muhatabı şüphesiz işçi sınıfıdır.

Kaynakça

[1] https://gelenek.org/marksist-sanat-kurami-tartismasina-giris/

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.