Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Yanan ormanlar şirketlerin tomruk deposuna döndü

Manavgat’ta 2 yıl önce yaşanan yangın sonrası hızla alandan çıkarılması gereken ağaçların yüzde 20’lik kısmı halen bekletilirken yeşeren milyonlarca fidanın yaşama tutunma şansı da yok ediliyor.

Yusuf Yavuz

Yayın Tarihi: 15.03.2023 , 14:14 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13

Antalya’nın Manavgat ilçesinde 2021’de yaşanan büyük orman yangında zarar gören orman serveti ahşap endüstrisinin dev şirketlerinin ucuza kapattığı bir hammaddeye dönüştü. Tarım Orman-İş Sendikası Genel Sekreteri Dr. Mehmet Ali Başaran, doğal gençlik olarak adlandırılan fidanların gelişebilmesi için yanan ormanlarda ihale edilen ağaçların kısa sürede alandan çıkarılması gerektiğini belirterek, Manavgat’ta halen yüzde 20’lik kısmının alınmadığını söyledi. Yanan ormanların ahşap endüstrisi şirketlerinin deposu haline getirildiğine dikkat çeken Başaran, “Tomrukların alınmadığı yerlerde fidanlar çıksa da üzerindeki baskılar yüzünden milyonlarca fidan zarar görecek, yok edilecek. Orada bir daha doğal gençliğin gelme şansı yok. Üzerinde gezilerek yaşam şansı yok edildi. Emvali hemen almak yerine burayı depo olarak kullandılar, buna müsaade edildi” diye konuştu.

Ülke tarihinin en büyük orman yangını olan 2021 yılındaki Manavgat yangınında yapılan hatalar, doğal gençliğin gelmesine engel olmasının yanında doğaya ve toprağa büyük zararlar veriyor. Yanan ormanlardaki odun serveti, ahşap endüstrisi şirketlerine dikili satış yoluyla ihale ediliyor. Ancak hızla alandan çıkarılarak doğal gençliğin gelişmesine olanak sağlanması gerekirken, Manavgat yangınından zarar gören ağaçların aladan çıkarılmasında çok geç kalındığı, yüzde 20’lik bir kısmının ise halen alınmadığı belirtildi.

Yıllardır Antalya ve çevresi ile ülkenin farklı bölgelerinde ormancılık ve doğa koruma alanında bilimsel çalışmalar yürüten Dr. Mehmet Ali Başaran, Manavgat yangınının ardından bölgede yaptığı incelemelere dayanarak hem yetkilileri hem de kamuoyunu “Büyük masraflar yaparak ağaçlandırma yapılmak zorunda kalınacağı” konusunda uyarıyor.

Manavgat yangınında 5.4 milyon hektar orman kül oldu

Aynı zamanda Tarım Orman-İş Sendikası Genel Sekreteri görevini yürüten Dr. Mehmet Ali Başaran, 28 Temmuz 2021’de başlayan Manavgat yangınının, Akseki, Gündoğmuş, Alanya, İbradı ve Taşağıl orman işletme müdürlüklerinin sorumluluk alanlarında da etkili olduğunu belirterek yaklaşık 53 bin hektarlık ormanın küle döndüğünü söyledi. Yangında 15 bin hektarlık ziraat alanının da zarar gördüğüne işaret eden Başaran, “Binin üzerinde evin yandığı ve 6 insanımızın hayatını kaybettiği yangın, tarihimizin en büyük yangını olarak kayıtlara geçmiştir. Manavgat yangınında yanan orman emvali toplam 5,4 milyon m3’tür” dedi.

Yangından sonra ilk yıl doğal fidelerin yaşama şansı yüzde 76

Manavgat yangınının söndürülmesi sonrası yapılması gereken en önemli işin, yanan alanın hızlı bir şekilde doğal olarak gençleştirilmesi olduğuna değinen Dr. Mehmet Ali Başaran, “Burada amaç yanan kızılçam ormanlarının kozalakları içerisinde bulunan tohumların orman yangınıyla zenginleşen toprakla ve yağmurla buluştuktan sonra çimlenerek, milyonlarca yıllık adaptasyon gücü, genetik çeşitlilik ve zenginliği değeriyle yeniden orman ekosisteminin kurulması en büyük hedeftir. Ancak bu amacın, yaşanan bazı sorunlardan dolayı gerçekleşmesi olanaklı görülmemektedir. Yapılan araştırmalar yanan alandaki orman emvalinin hızlı bir şekilde ortamdan çıkartılması durumunda ilk yıl için yüzde 76 gibi bir yaşama yüzdesini ortaya çıkartmakta, sonraki yıllarda işe çimlenen kızılçam fidelerinin yaz kuraklığını atlatamadıkları ortaya konmuştur” diye konuştu.

Manavgat'ta ilk yıl sadece yüzde 15-20 alan dışına çıkarıldı

Manavgat yangınının ardından orman emvalinin alandan çıkarılmasında geç kalındığını ve bu nedenle doğal gençliğin gelişme şansının büyük ölçüde kaybedildiğini dile getiren Başaran, alanda yapılan incelemenin ardından şu bilgileri verdi: “İlk yılın (2021) sonunda yanan orman emvalinin yüzde 15-20'si alandan çıkartılmış, ikinci yılın (2022) sonunda bu oran yüzde 70, an itibariyle (2023) de bu oran yüzde 80-85 düzeyinde kalmıştır. Yani sahada hala yanık vaziyette duran binlerce hektar sahanın olduğunu söylemek mümkündür. Bu durum, doğal yolla çimlenen kızılçam fidelerinin yaz kuraklığını atlatıp atlatmamasına bakılmaksızın, kesim ve emvalin sahadan çıkartılması sırasında büyük bir zenginliği içerisinde barındıran gençliği yok edecektir.

Şirketler ormanı depo olarak kullandı

Bunun oluşmasının en büyük sebebi, yangından hemen sonra büyük partiler şeklinde alım yapan çok uluslu lif ve yonga levha üreticisi şirketlerin, piyasa değerinin çok altında satın aldıkları orman emvalini, sahadan alarak gençliğin önünü açmak yerine, ormanı depo olarak kullanmalarıdır. Elbette bu olumsuzluğa göz yuman Orman Genel Müdürlüğü de büyük bir suçun ortağıdır.

Doğal gençleşme şansı kaybedildi

Yani Manavgat Yangınında kaybedilen sahaların doğal olarak gençleşmesi bu olaylardan dolayı imkânsız hale gelmiştir. Bu sahalar ya yabanlaşacak ya da büyük masraflar yapılarak ayrıca doğaya ve toprağa büyük zararlar vererek yapılacak ağaçlandırma çalışmalarıyla yeniden ormanlaştırılacaktır. Ancak ağaçlandırma yoluyla kurulacak ormanın, doğal gençlikle gelen ormanın taşıdığı özelliklere sahip olmadığı unutulmamalıdır.”

Fidanların üzerinde gezilerek yaşam şansı yok edildi

Manavgat’ta yanan ormanların ahşap endüstrisi şirketlerinin deposu haline getirildiğine de dikkat çeken Başaran, “Tomrukların alınmadığı yerlerde fidanlar çıksa da üzerindeki baskılar yüzünden milyonlarca fidan zarar görecek, yok edilecek. Orada bir daha doğal gençliğin gelme şansı yok. Üzerinde gezilerek yaşam şansı yok edildi. Emvali hemen almak yerine burayı depo olarak kullandılar, buna müsaade edildi” diye konuştu.

En değerli alanlar ayrıcalıklı şirketlere verildi

Dr. Mehmet Ali Başaran’a göre lif ve yonga levha üreticisi şirketleri yanan alanlardaki orman emvalini ucuza almakla kalmadılar, ormanın geleceğini tahakküm altına alan bir uygulamaya da imza attılar. Dikili satış yönteminin büyük bir ranta dönüştüğüne dikkati çeken Başaran, en büyük firmaların girdiği bu satış ihalelerinde en değerli yerlerin ayrıcalıklı şirketlere verildiğini, ulaşımın zor olduğu arazilerdeki yerlerin ise küçük firmalara verildiği öne sürüyor.

Satış ihalesinde servet kaybı yüzde 44

“Yanan alanların bir an önce boşaltılması için kimseye ayrıcalık tanınmadan, eşit yaklaşımla ihale yapılmalı” diyen Başaran, yangın alanlarında yaşanan bir başka vurgunun da 10 yıl önce yapılan planlar üzerinden satış yapılması olduğuna işaret ediyor. Dikili satış yapılmadan önce alandaki amenejman planına göre hangi noktada ne kadar servet artışı olduğunun hesaplandığını söyleyen Başaran, “Oranın planı 2011’de yapılmış. 2011 yılında plan yapılan bir alanda ortalama 30 cm çap görünüyor. Ama aradan 10 yıl geçti ağacın çapı oldu 36 santim. 2011 planındaki hesapla ihaleye giriyor, aslında geçen 10 yılda basit bir hesapla yüzde 44 gibi bir servet kaybı var. ‘Bin metreküp aldım’ dediği yerde, aslında 1500 metreküp servet var” ifadelerini kullandı.

Yanan alanlardaki tomrukların yakacak odundan bile daha ucuza satıldığının da altını çizen Başaran, “3 bin liradan satılacak ürün, 60 ila 150 liradan satıldı. Evinize yakacak odunu bile daha pahalıya alıyorsunuz” diye konuştu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.