Breadcrumb
Venezuela'da yalanların ardından görünenler: Güç gösterisi ne kadar gerçek?
Yayın Tarihi: 06.01.2026 , 13:25 Güncelleme Tarihi: 06.01.2026 , 14:06
ABD’nin birçok noktasında olduğu gibi Michigan eyaletindeki Grand Rapids adlı kentte de Venezuela’ya yönelik saldırıyı protesto eden Amerikalılar sokaklara çıktı.
Bu isimlerden biri, eylemi de organize eden Jessica Plichta’ydı.
Plichta, eylemin ardından bir televizyon kanalında, ABD saldırısına ilişkin "Elimizden gelen her noktada baskı uygulamalıyız, bu sadece dış politika meselesi değil" derken, "Bu savaş suçlarını işlemek için vergi paralarımız da kullanılıyor” ifadelerini kullandı.
Ve tam da bu sözleri söylerken gelen polisler tarafından gözaltına alındı.
Evet, işte çok güçlü denilen ABD’nin gücü bu kadardı.
Göreve “savaşları durduracağım” yalanıyla gelip birçok ülkeyi savaşla tehdit eden, İran’a yönelik saldırısını Venezuela’ya yönelik açık haydutluğa evrilten Trump’ın bu saldırganlığı ABD’de yaygın bir tepki görüyor.
Saldırıdan önce ABD’de yapılan bir ankette "operasyona" onay verenlerin oranı yüzde 30 olurken, Venezuela’yı hedef alacak bir adıma karşı çıkanların oranıysa yüzde 70’ti.
Bu tepki sadece ankette kalmadı, sokağa da yansıdı.
Tam da böylesi bir tabloda ülkemiz başta olmak üzere birçok yerde, ABD’nin çok güçlü, dokunulmaz ve yenilmez olduğu efsaneleri pompalanıyor.
Peki, gerçekten öyle mi?
ABD güç gösterisi yaptı palavrası ve korkaklık
"ABD’nin durdurulamaz, yenilmez Delta Force ekibi baskın düzenliyor, avucuna koymuş gibi Maduro ve eşini yakalıyor, büyük güç gösterisi destansı şekilde noktalanıyordu."
Emperyalist haydutlar, tüm dünyaya bu öyküyü yaydılar, büyük bir hızla.
Peki, böyle mi oldu her şey, yaşananların doğru okuması bu mu gerçekten?
Biraz öncesine dönelim.
Önce balıkçı teknelerini uçaklarla, SİHA’larla vurup masum insanları “uyuşturucu taşıyordu” diye katlettiler.
Sonra?
ABD, Trump'ın talimatıyla bir yandan balıkçı teknelerine ve masum insanlara bomba yağdırıp güç gösterisi yaparken, diğer yandan da Venezuela’yı dört bir yandan savaş gemileri ve uçaklarıyla kuşatma altına aldı.
Sonrasında bir adım daha ileri gidip, Venezuela’ya yakında bir kara harekatı başlatabileceklerini söylediler.
Bu sırada Venezuela’da neler oldu peki?
Ülkenin dört bir yanında zaten silahlı olan halka ihtiyaç duydukları mermiler, savunma için gereken mühimmatlar dağıtıldı.
Halk, işgale karşı yurdunu savunmaya hazırlanıyordu, göstere göstere…
Yankiler gelecek, balıkçı teknesindeki yoksul emekçiler gibi kendilerini de avlamaya kalkacak ama fena halde yanılacaktı.
Bunun için hazırlandılar.
Şimdi, ABD’nin gücünü gördüğümüz söylenen o 'korkusuz' saldırıya bir daha ve daha yakından bakalım mı?
Para yedirdikleri bir CIA muhbiri üzerinden, teknolojik üstünlüklerini kullanarak, ülkenin farklı noktalarına bomba yağdırıp o sırada bir muhbirden aldıkları bilgiyle onlarca kişiyi katledip bir ülkenin devlet başkanını korkakça, haydutça kaçırdılar.
Üstelik bunu, dün ABD’deki sözde mahkeme salonuna çıkarılırken gördüğümüz üzere Maduro’nun eşi Cilia Flores’i de ciddi şekilde darp ederek yaptılar.
Hiçbir sınır, hiçbir hukuk tanımadan.
Günlerdir çok övülen, ABD çok güçlü diye sunulan operasyon işte bu.
Meydan okuma dedikleri şey, haydutça iki insanı kaçırıp son teknoloji ürünü araçlarıyla ülkelerinden koparmak oldu.
Bunun adı güç gösterisi değil, olsa olsa korkaklık ve tam anlamıyla haydutluk olabilir.
Direnmediler yalanı ve utanmazlık
Saldırıdan hemen sonra “direnmediler”, “teslim oldular”, “teslim ettiler” yalanlarını dolaşıma soktular.
Türkiye'deki mandacılar da bu yalana tutunup öykü yazmaya başladılar hemen.
O gün neler yaşandığını, tüm ayrıntıları, hainlerin ve işbirlikçilerin katkısını henüz tam olarak bilmiyoruz.
Ama bildiklerimiz var.
Çatışmasız teslimiyet yalanlarını utanmadan yayanlar, hiçbir şey olmamış gibi devam ettiler televizyon kanallarına çıkmaya, yüzleri hiç kızarmadan...
Şaşırtıcı olan, bu kadar korkakça ve haydutça bir saldırının yenilmez bir güç gösterisi olarak sunulması.
Neden bunu tercih ettiler, yanıtı çok açık değil mi?
O yanıt için gelin tarihi bir konuşmayı yeniden hatırlayalım.
ABD yine haydutça Venezuela'yı hedef alıyor, işgal tehditleri yağdırıyorken Hugo Chavez yankilere şöyle sesleniyordu:
"ABD'ye sesleniyorum. Burada yeterince dağ var. Yeterince ada var. Yeterince orman var. Yeterince toprak var. Yeterince insan var. Bir şey daha diyeyim mi? Burada, buralara gelip Venezuela'nın kutsal topraklarının onurunu ayaklar altına alabileceğini düşünen tüm işgalcilere karşı bu toprakları savunmak için yeterince taşak da var..."
Evet, o zamandan bu zamana Venezuela'da hiç değişmeyen bir şey varsa, o da halkın işgalciye geçit vermeyecek iradesiydi.
Trump'ın danışmanları da bu nedenle sonuç almalarının mümkün olmayacağı ve ağır bedeller ödeyecekleri işgal girişimi yerine, bu korkakça saldırıyı önermişti...
Korkakların ve hainlerin ortak karakteri
Venezuela'daki haydutluğun ardından Türkiye'de yandaş medyada ve bazı “muhalif” kanallarda ısrarla dile getirilen “hükümetin halk desteği yoktu” efsanesinin günlerdir tel tel döküldüğüne şahitlik ediyoruz.
Onlar ise gerçeklerle bir ilgileri olmadığı için aynı kanallarda, aynı yalanları söylemeye, söyletmeye devam ediyorlar.
Venezuela'da sokakları doldurup taşıran yoksul ve silahlı halk, sadece Maduro’ya değil, ülkelerine, bağımsızlıklarına ve egemenliklerine sahip çıktıklarını gösteriyor.
Hani sokağa çıkıp kutlama yapanlar, onları neden mi yazmıyoruz?
Bu haberin konusu Venezuela çünkü, işbirlikçi olup ABD’ye kaçan, orada ülkelerine yönelik ABD’nin haydutça saldırısını kutlayanların vatanının Venezuela olma ihtimali yok, onlar ABD emperyalizmine çok yakışan yeni “özgür ruhlu” hainler artık.
Muhtemelen yakında soluğu ABD'de alacak olan, şimdilik Uruguay’da bulunan bir "Venezuelalı", ülkesindeki ABD haydutluğunu ve petrolün ABD tarafından çalınacak olmasını "ödemeleri gereken bir bedel olarak tanımlıyor", sırıtarak...
Mücadele sürüyor
Ortada devasa bir medya gücünü elinde bulunduran ABD'nin tüm ülkelerdeki işbirlikçileri eliyle sürdürdüğü bir propaganda savaşı var.
Ancak tüm olanaklarına rağmen sanıldığı kadar güçlü değiller.
Bunun en büyük ispatlarından biri tüm dünyada ABD emperyalizmine karşı büyüyen, giderek yükselen tepkiler.
Sonuç olarak ne Venezuela'da ne de dünyanın başka bir noktasında son sözü onlar söyleyemeyecek.
Son sözü her zaman bağımsızlığı, egemenliği için mücadele eden yoksul emekçiler söyleyecek, tarih bir kez daha ve mutlaka bunu gösterecek.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.