Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ülkenin esas meselesi: Şirketi olmayanlar ayağa kalksın

"Şirketi olanlar ayağa kalksın." Bütçe görüşmelerindeki bir tartışmada söylendi bu söz… Orada bile eğreti durdu, zira herkesin şirketi vardı. Ama Türkiye’nin bugün hemen tüm yakıcı meseleleri, şirketlere bağlanıyor.

Yiğit Günay

Yayın Tarihi: 26.11.2025 , 09:03 Güncelleme Tarihi: 27.11.2025 , 00:00

“S..r lan!”

Önceki gün TBMM’deki Plan ve Bütçe Komisyonu’nun toplantısı açıldığı an başlayan tartışma, bir iki dakika içinde CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp’in bu küfrü etmesine vardı.

Konu, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesiydi. Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) başındaki Mücahit Taylan da bakanlığa bağlı üst düzey bürokrat olarak toplantıya gelmişti.

AKP’li Mehmet Muş toplantıyı açtı, bürokratlar kendilerini tanıttı, CHP’li Alp bağırdı: “Hangisinin Macaristan'da şirketi varsa, hangisi Macaristan devletinde para kazanıp Macaristan devletine vergi veriyorsa onu da söyleyecek, sadece ‘Genel Müdürüm’ demekle olmaz.”

Söz, karşılıklı atışmaya dönüştü. Bu kez Alp şöyle bağırdı:

“Mücahit, kalk ayağa! Ayağa kalk! Sen Mücahit misin, müteahhit misin söyle? Senin Macaristan'da şirketin var mı söyle?”

AKP Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı laf atınca İnan Akgün Alp, girişteki küfrü etti. Toplantıya ara verildi.

Komisyon toplantısının devamında Bakan İbrahim Yumaklı, ESK Genel Müdürü Mücahit Taylan’ın durumuna kendilerinin baktığını, Taylan’ın Macaristan’da şirketi olsa da, bu şirketten geçmişte Türkiye’ye et ithalatı yapmış olsa da, ESK’nin başına getirildikten sonra ticaret yapmadığını öne sürdü.

Oysa mevzuat açık. Kamuya ait şirketin yalnızca başındaki kişi de değil, tepe yöneticileri, yönetim kurulu üyeleri, hiçbirinin o sektörde şirket sahibi olmaması gerekiyor. Sebebi belli: Et ve Süt Kurumu, Türkiye’de et ve süt ürünlerinin piyasasını düzenleyen, fiyatlara müdahale eden, en azından kağıt üstünde amacı halkın ete ve süte erişimini sağlamak olan bir yapı. Bunun başına et tüccarı getirmeyi Bakan normal sayıyor, göğsünü gererek savunuyor.

Fakat, sıkıntı Mücahit Taylan’dan ve ESK’den ibaret değil. Son günlerde Türkiye’nin gündemine giren hangi meseleye bakılırsa, orada şirketi olanlar görülüyor.

CHP’li Alp’in “Şirketi olanlar ayağa kalksın” diye bağırdığı anda sözü ciddiye alınsa ve patronlar ayağa kalksa, Komisyon toplantısında hemen herkesin ayağa kalkması gerekirdi.

Patron ve şirket karşıtlığı, popülist bir öylesine lafmış gibi ele alınıyor. Bir çeşit “biz de yoksuldan yanayız” sinyali gibi. Bu anlamsız sinyalcilik, siyasetçilerce çok seviliyor.

Söz konusu toplantıya CHP’li Veli Ağbaba, kafasında kasket, elinde buğdayla geldi. Ağbaba’nın şirketi var. Ortağı olduğu aile şirketi, inşaat sektöründe on yıllardır faaliyet yürütüyor. Ama Ağbaba, yine aynı sinyalcilikle kendilerinin anlattığı üzere, Özgür Özel ve Ali Mahir Başarır’la Ankara’da bir “bekar evinde” makarna yiyip geyik muhabbeti yapan “çok mütevazı” ekibin parçası.

İnan Akgün Alp, toplantıda bağırarak söylediği “Mücahit misin müteahhit misin” sözünü çok beğenmiş olacak ki, sonradan düzenlediği basın toplantısında da tekrar etti. Diğer CHP’liler de ESK’deki skandala “kurda kuzu emanet ediyorlar” yorumu yaptı.

Madem buna inanılıyor, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir müteahhite teslim edilmesi niye kurda kuzu teslim edilmesi sayılmıyor?

İmamoğlu ve ekibi, siyasi bir operasyonla hapse atıldı. Operasyonun siyasi bir amaç güttüğü gerçeği, İBB yöneticilerinin kendilerinin, eşlerinin, hısım akraba ve dostlarının sürekli olarak belediyeyle iş yapan şirketlerle ticari ilişkilere girmiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

İmamoğlu’na yönelik operasyonun başında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek var.

Gürlek de şirket yöneticisi. Mükafat olarak Eti Maden’in Lüksemburg’daki şirketinin yönetim kurulu üyeliğine alındı. “Ben savcıyım” demedi, gocunmadı. Yasalara ve mevzuata açıkça aykırı olmasına rağmen, dediğine göre HSK bir gün “savcı değilsin” kararı aldı savcılıktan çıkıp şirket yöneticisi oldu, HSK başka bir gün “gel yeniden savcısın” dedi yeniden savcı oldu. Eldeki belgelere bakılırsa, yeniden savcı olunca şirket yöneticiliğinden istifa etmeyi de unuttu ama o kısmını reddediyor. Şirket işleriniyse dünyanın en normal şeyiymiş gibi kabul ediyor. Sonra da İBB’yi yargılamaya kalkıyor.

Bahis operasyonları, spor kulüplerinin şirket olmasıyla, başkanlarının aynı zamanda kumar patronu olmasıyla bağlantılı. Bahis şirketleri finans şirketleriyle, onlar medyayla bağlantılı.

Türkiye’de hangi konuya el atılsa, altından şirketler çıkıyor.

CHP’li İnan Akgün Alp’in çağrısını tersine çevirmek gerek.

Şirketi olmayanlar ayağa kalksın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.