TÜSİAD toplantısında iktidara dönük eleştirel açıklamalar

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi’nde konuşan TÜSİAD Başkanı Kaslowski ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Özilhan ekonomi ve siyaset konusunda eleştirel açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ve TÜSİAD Başkanı Kaslowski çevrim içi olarak gerçekleştirilen TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi’nde konuştu.

'Bu şüphelerin giderilmesi gerekiyor'

Özilhan konuşmasında "Enflasyonla mücadele için bizim de para politikasında sıkılığa bir süre daha devam etmemiz gerektirebilir" diyerek yüksek faiz uygulamasının sürmesi gerektiğini işaret etti.

Özilhan, Türkiye'nin pandemi karşısında izlenen parasal genişleme ve kredi genişlemesi sayesinde 2020'de ve bu senenin ilk çeyreğinde iyi bir büyüme performansı gösterdiğini ama bu büyümenin istihdam yaratmadığını ifade etti.

Özilhan, "Gelişmiş ülkeler pandemiyle mücadele için büyük mali ve parasal kaynakları seferber edebildi, aşılamanın sağladığı başarının da etkisiyle çok hızlı büyüme sürecine girdiler; ancak Türkiye bu olumlu süreçte şimdilik negatif ayrışmaya başladı" ifadesini kullandı.

Özilhan son dönemdeki siyasi gündemlere de işaret ederek şöyle konuştu:

"Bu iddialar, yolsuzluklar, suç örgütleri, siyasi etik, medya etiği, iş etiği gibi başlıkların kamuoyunda yoğun biçimde tartışılmasına yol açıyor; kamuoyu nezdinde dile gelen bu şüphelerin giderilmesi gerekiyor. Temiz toplum, temiz siyaset için her türlü mücadelenin geçmişte olduğu gibi bundan sonra da yanında olacağız; mevcut tartışmaların hukuk devleti ve demokratikleşme sürecinin gelişmesine hizmet etmesi en büyük temennimiz" 

'Kurumsuzlaşma en büyük sorun'

TÜSİAD Başkanı Kaslowski, Türkiye ekonomisinin bugün karşı karşıya olduğu en kritik sorunun "kurumsuzlaşma" olduğunu söyleyerek "Her geçen gün kurumlardaki bu eriyişin ne denli ciddi hasar verdiğini daha iyi görüyoruz" dedi. Kaslowski şöyle konuştu:

"Türkiye ekonomisinin bugün karşı karşıya olduğu en kritik sorunun 'kurumsuzlaşma' olduğunu belirterek, "Kurumlarımızın zayıflaması, karar verme ve uygulama süreçlerinde uzun vadeli, öngörülebilir, bilimsel plan ve aksiyonların yerini kısa vadeli karar ve uygulamaların alması, istişare mekanizmasının yeterince çalıştırılmaması gibi sorunlarımız var. Her geçen gün kurumlardaki bu eriyişin, idari sistemimizin işleyişine, toplumumuzun refah ve huzuruna, ülkemizin piyasalardaki görünümüne, itibarına, güvenilirliğine ne denli ciddi hasar verdiğini daha iyi görüyoruz" 

'Derin yalnızlıktan kurtulmalıyız'

"Uluslararası alandaki derin yalnızlıktan kurtulmalıyız" diyen Kaslowski, "Müttefiklerle ve çevre ülkelerle ilişkilerin onarılmasını, Türkiye’nin stratejik kimliğinin, hedef aldığı çağdaş değerler doğrultusunda netleşmesini, AB ile ilişkilerin al-ver kapanından kurtularak tam üyelik hedefi ile ileriye götürülmesini bekliyoruz. Bireysel hak ve özgürlüklere yönelik kısıtlamaların kalkması, hukukun üstünlüğüne saygının tesisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulması, yeni bir onarım döneminin olmazsa olmaz adımlardır" şeklinde konuştu.

Siyasi partilerin demokrasiler için en önemli unsur olduğunu ifade eden Kaslowski, "Siyaseti, parti kapatmalarla, siyasetten yasaklamalarla değil; demokratik kanalları açık tutacak şekilde ele alan, hesap verebilirliği geliştiren, siyasetin finansmanını siyasi etik ölçülerine göre düzenleyen, evrensel hukuk ve AB standartlarında bir yasal altyapı demokratik sistemimizi güçlendirecektir" ifadesini kullandı.