Sayfa yolu
Türkiye Ulusal Enerji Planı açıklandı: Atış serbest
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 20.01.2023 , 08:12 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, dün düzenlenen tanıtım toplantısında "Türkiye'nin Ulusal Enerji Planı" ve "Türkiye Hidrojen Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası"nı duyurdu. 2053 yılında net sıfır emisyon hedefini benimseyerek planı hazırladıklarını ifade eden Dönmez 2035 yılına kadar enerji talebinin yüzde 39,6 artacağını, elektrik kurulu gücünün 2020 yılına oranla neredeyse iki katına çıkacağını ve bu kapasite artışının yüzde 74,3’ünün yenilenebilir kaynaklardan geleceğini söyledi.
Bakanlığın internet sitesinde yer alan plan incelendiğinde nükleer enerjide kurulu gücün 7,2GW’a, batarya kapasitesinin 7,5 GW’a, elektrolizör kapasitesinin 5 GW’a ve talep tarafı katılımının 1,7GW’a ulaşacağı öngörülüyor. Ancak plana bakıldığında ne devlet ne yurttaşlar ne de bu planı kimin uygulayacağına dair bir açıklama yer almıyor.
Piyasalaşmış bir enerji sektöründe planlama ne kadar gerçekçi?
Bugün tamamen kâr güdüsüyle davranan, AKP hükümetinin sübvansiyon uygulamaları ile kârları garanti edilmiş bir avuç patrona teslim edilmiş olan enerji sektöründe Bakan Dönmez’in belirttiği iddialı hedeflere ulaşılması mümkün görünmüyor. Kârlı olan alanlarda planın ötesine geçebilecek kadar saldırgan, kâr edilemeyen durumlarda ise adım dahi atmayacak bir enerji sektörü yaratılmış durumda.
Plandaki hedeflerin uygulamasına öncülük edebilecek kamu kurumları ise 2002’den bu yana süregelen AKP iktidarında darmadağın edilmiş durumda. Bunun etkisini planda da görmek mümkün, bütünü bir hedefler manzumesi olan planda konulan hedeflere nasıl ulaşılacağına dair tek bir cümle yer almıyor. Örneğin batarya teknolojileri için yatırımı kimin yapacağı veya teknoloji transferinin nasıl sağlanacağına ilişkin tek cümle yer almıyor.
Tek yöntem piyasa araçları
Planda bulunmayan yönteme Bakan konuşmasında açıklık getiriyor. Yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi için araştırma, geliştirme ve üretim çalışmalarını destekleyeceklerini de belirten Dönmez, teşvik ve desteklere işaret ediyor. Buradan da anlaşılacağı üzere, tüm planın devletin destekleyeceği özel sektör eliyle gerçekleşmesi öngörülüyor.
Peki plan ve piyasa anlam ve amaç gereği birbirine zıt iki kavram nasıl bütünleşecek? Buradan bakıldığında bile aşırı iyimser bir hedefler manzumesinden öteye geçmeyen “plan”ın gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. Örneğin planın gerçekleşmesi için önümüzdeki 12 yılda her yıl en az 3GW (3000MW) kurulu güce sahip güneş santrallerinin kurulması gerekiyor. 2021 yılında 1GW (1000MW) güce sahip güneş santralleri kurulduğu düşünülürse planın daha en başından aksamaya başlayacağı görülüyor.
Türkiye enerji sektöründe planlama mümkün mü?
Elektrik, petrol, doğalgaz üretimi, dağıtımı ve ticareti tamamen özelleşmiş ve piyasalaşmış durumda olan Türkiye’de enerji şirketleri, plandan ziyade bir plansızlığa, üretim anarşisine ihtiyaç duyuyor. Enerji sektörünü elinde tutan bir avuç şirket ancak böyle kâr edebiliyor, kâr edemediği durumlarda ise AKP sübvansiyon mekanizmaları ile yardıma koşuyor. Dolayısıyla tüm “planlama” ve “plan” girişimleri baştan kadük kalmaya mahkûm oluyor.
Kâr güdüsü ile üretim devam ettiği sürece planlamanın imkansızlaşacağı, üretim anarşisi ve tekeller arasındaki rekabetin ve çatışmanın kaynakların toplum yararına değil egemen sınıfların yararına kullanılmasını sağlayacağı görülüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
