Sayfa yolu
Türkiye salgına hazır mıydı?
Yayın Tarihi: 31.03.2020 , 18:35 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11
Çin’de Aralık ayında tespit edilen, Ocak ayında ise tüm dünyanın gündemine giren yeni koronavirüs salgını, Avrupa’da ve bazı komşu ülkelerde Türkiye’den daha önce “resmen” tespit edilmiş, dolayısıyla bir hazılık evresi “şansı” doğmuştu. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan her konuşmasında “salgına en hazılıklı şekilde yakalandık” derken, sağlık kurumları ve sahadan gelen bilgiler tablonun tam aksine işaret ediyor...
Yeni koronavirüs salgını Çin'de ilk vakanın tespit edilmesinden üç, İtalya'da ilk vakanın tespit edilmesinden tam iki ay sonra Türkiye'de "resmen" görülmüş oldu.
Arada geçen bu süreçte salgına ilişkin kitlesel vaka tespitleri yapıldı, kimi önlemler alındı. Bu önlemlerin önemli ölçüde geciktiği ülkelerin başında gelen İtalya ve İspanya ise salgına karşı hangi adımların atılmayacağına ilişkin önemli veriler sunmuş oldu.
Ancak bu iki ülkedeki tabloyu haftalar öncesinde gören ve tüm önlemleri ya gecikerek alan ya da göz göre göre almayan Türkiye'deki tablo da her geçen gün kötüleşmeye devam ediyor.
Tablonun giderek vahimleşmeye başlamasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan her zamanki konuşmalarını sürdürüyor, "Salgın milli birliğimizden güçlü değil" diyor ve ekliyor, "Salgına en hazırlıklı olduğumuz dönemde yakalandık..."
Peki, gerçekten öyle mi?
Erdoğan'ın bu ısrarlı vurgusuna karşın sahada salgınla mücadele eden sağlık emekçileri, tablonun tam aksini sahadan örneklerle ortaya koyuyor.
Salgının adım adım geldiği tabloda hastanelerin öncesinde hiçbir hazırlığı olmadığını anlatan bir sağlık emekçisi, "Salgın ilk başladığı dönemde sağlık çalışanları olarak aklımızda buna dair hiçbir bilgi yoktu. Hastanemizde bu salgına karşı önlemler alınmış değildi .Hastanemize ilk şüpheli vakalar gelmeye başladığı zaman hastane yönetiminde bir telaş başladı” diyor.
Bir diğer sağlık emekçisi ise, hiçbir organizasyonlarının olmadığını, salgın başladığında "kervan yolda dizilir" mantığıyla hareket edildiğini aktarıyor.
Erdoğan ısrarlar her konuşmasında N95 ve cerrahi maske ihtiyaçları olmadığını, bunlardan yeteri miktarda sağlandığını söylese de, soL'a konuşan bir sağlık emekçisi, sahadaki gerçeği şöyle anlatıyor: ‘Tıbbi maske yalnızca birkaç saat korumasına karşın, gün içinde yalnızca 1 maske hakkınız bulunuyor, o da dağıtan kişinin elinde kaldıysa… Birden fazla kumaş maske aldım, yıkayarak gün içinde değiştiriyorum.’
Türkiye'nin üç büyük kentindeki hastanelerde görev yapan sağlık emekçileri, sahadaki tablonun Erdoğan'ın iddia ettiği gibi olmadığını ortaya koyuyor.
Konuya ilişkin soL'un sorularına yanıt veren bir diğer isim olan Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman ise, Türkiye'nin salgın öncesi hiçbir stratejisi olmadığını, bunun şu anda da devam ettiğini vurguluyor.
Adıyaman, sağlık emekçilerine gerekli malzemenin sunulmadığının da altını çizerken, salgın şüphesiyle gelen hastaları tulumla karşılaması gereken sağlık çalışanlarına yağmurluk verildiği örneğiyle dahi karşılaştıklarını aktarıyor.
Tablo giderek ağırlaşırken Erdoğan'ın önlem olarak açıkladığı bir kararın nasıl uygulamaya konulduğu ise Türkiye'nin salgınla mücadeleye ne kadar hazır olduğunu tek başına özetliyor aslında:
İllerde Erdoğan'ın kararıyla kurulan pandemi kurullarında Sanayii Odası ve Ticaret Odası var.
Bu kurullarda Tabip Odaları ve hekimlere ise yer verilmedi...
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.