Sayfa yolu
Türk futbolunda ‘yeni olan’ ne var: Operasyon, şaibe, kriz...
Yayın Tarihi: 09.03.2022 , 20:50 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Merkez Hakem Kurulu (MHK) dün bir hakem operasyonuna imza attı. Türkiye’nin en üst klasmanında yer alan hakemlerin herhangi bir açıklama olmaksızın ve ani bir şekilde Türk futboluyla ilişiğinin kesilmesi akıllara bu işin arka planında ne var sorusunu getirdi.
Bir gece yarısı operasyonuna ya da Meclis’ten gece yarısı geçen ve yasalaşan önerilere benzeyen uygulamayı, "temizlik operasyonu" ya da “itibar cinayeti” olarak görenler oldu. Futbol endüstrisinin önemli unsurlarından olan hakemler üzerindeki bu tasarrufun arkasındaki neden herkesi meraklandırdı.
Operasyonlara alıştırılan memleketin hakemlerle alıp veremediği...
Fenerbahçe , Başakşehir ve Galatasaray kulüpleri bu adımı sorgulayan açıklamalar yaptılar ve açıklama talep ettiler. Ancak olayın işleyiş biçimi ve şık olmayan usulü göz önüne alınırsa bir gerekçe öne sürmenin operasyonu yapanlar için çok da gerekli olmadığı sonucu çıkıyor.
Peki, bu durumun yaratılmasının ya da lig henüz bitmeden içinde FIFA kokartı dahi bulunan hakemlerin "işten atılmasının" doğuracağı sonuçlar neler olabilir?
Bu hakemler yetersiz midir? Yetersizse şayet, bu kadar süre bu hakemlerle maçların yönetilmesinin gerekçesi nedir? İddia edildiği gibi hakemlerin Çaykur Rizespor, Beşiktaş, Adana Demirspor ve Trabzonspor eliyle “gönderildikleri”, buna TFF'den Servet Yardımcı’nın da destek olduğu iddialarının karşılığı var mıdır?
Yanıtlar için erken olsa da, olayda siyasi bir parmak olduğunu tahmin etmek zor değil. Çünkü futbolumuz, siyasi olmadığı iddia edilen gerekçelerle sindirilmiş, sağ siyasetin kucağına, başkanlıklarına, atkı şovlarına, beylik laflarına ve elbette maddi kaynaklarına bırakılmış, bir "oy deposu" ya da siyasi rant aracı hâline çevrilmiştir.
Iskartaya çıkartılan hakem kadrosunun içerisinde en kıdemli hakem olarak bulunan Cüneyt Çakır’ın liste dışında kalması iddia edildiği gibi "performans, yıpranma ya da gençleştirme" gerekçeleriyle açıklanabilir gibi durmuyor. Bu kadar süre “hakemlerimiz de insan, onların yanındayız” diyen MHK, neden bundan vazgeçip radikal bir tasfiyeye imza atmıştır?
Hakemlerimiz 'insan' olmaktan mı çıkmıştır?
Organize bahis, AKP destekli bahis, Kulüpler Birliği’nin tavrı, maç sonu “hakem” açıklamaları, şaibe, şike, hakem hataları ya da başka “gerekçelerin” AKP’nin bilgisi dahilinde gerçekleşmediğini iddia etmek, futbolu bu kadar işgal eden bir siyasi hareket için “aklama" hizmeti görecektir.
TFF’de Nihat Özdemir’in, yani bir majör patronun başa gelmesi, ne kadar iktidarın alan açmasıyla mümkün olduysa, Demirören gibi majör diğer bir para babasının da AKP destekli “yasal” bahsin (İddaa) sahibi olması ya da kulüplere seçilen başkanlar vb. ne kadar “tesadüf eseriyse”, hakemlerin başına gelenler de o kadar tesadüftür.
Neler olduğunun sınırlarının hızlıca anlaşılamayacağı öngörülmekle birlikte, dönen iddialar kafa karıştırıcıdır. MHK ve federasyonun tek başına karar alamayacağını söyleyenler ve buna Kulüpler Birliği’ni dahil edenler, patronları ve AKP’nin futboldaki etkisini unutmuş görünmektedirler.
Hatırlatayım, hakemleri işinden atmayı atlamayan TFF ve MHK, bugün bir skandala imza atarak Galatasaray ile Kasımpaşa U16 takımları arasındaki maça hakem atamayı unutmuştur.
Halimiz budur...
Adlı adınca "yıpranma" kimin için söz konusudur?
Bir örnek vermek mümkün. Bir süre önce 47 yaşını doldurmuş olması nedeniyle son maçına çıkıp, ardından TFF Başkanı Nihat Özdemir’in açıklamasıyla hakemlik yaş sınırının 47’den 50’ye çekilmesi sonucunda hakemlik yapmasının yeniden önü açılan Fırat Aydınus’un operasyona kurban gitmesi nasıl açıklanabilir?
Pazartesi gününden salı gününe böyle bir kararın alınması zaten tam bir soru işaretiyken operasyonun siyasi bir bağının olmaması da kanımca imkansızdır. Her başkanın çıkıp açıklama yapması, “külliye”de poz vermesi, maçlarına atanacak/uzak tutulacak hakemler konusunda yorum yapacak yetkinlikte hissedebiliyor oluşu vb. dikkate değerdir.
Hazır yayın ihalesi de duvara toslamışken, Türk futbolunun çoklu krizlerine hakem hataları haricinde bir de hakem operasyonu eklenmiştir.
Türk futbolunda izlenecek tek şey olarak elimizde “operasyon” görüntüleri kalmıştır. Şayet, bu operasyonu iddiaya göre,” Çaykur Rizespor Başkanı Tahir Kıran-TFF yöneticisi Servet Yardımcı ve MHK üyesi Ahmet Şahin vb. kliği yapmışsa ve Türk futbolunda bu kadar baron, para babası, “ağabey” ya da şebeke varsa burada çoklu bir yapılanmadan bahsetmek gerekecek ve “iktidarın elini çektiği” yerlerde palazlandırılan AKP destekli güçlerin futbol içi bir iktidar kavgası verdiğini düşünmek gerekecektir.
Örneğin siyasi bağları aşikâr olanlardan Tahir Kıran, şubat ayı başında Rize'de yayın yapan bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada "Cüneyt Çakır Türk futbolundan çıkmalı. Cüneyt Çakır'ı maçımıza verirlerse takımı sahaya çıkartmayacağım" ifadelerini kullanmış, MHK'nin kararı sonrasında ise ilk açıklamasında, "Federasyonun aldığı karara saygı duyuyoruz. İyi, kötü günler oldu. Sonuçta bir değişim gerekli miydi? Bunun kararını Futbol Federasyonu verdi. Türk futbolu adına, bizler adına hayırlı uğurlu olsun" dedi.
Adana Demirspor Başkanı AKP'li Murat Sancak ise kısa bir zaman önce oynanan Adana Demirspor-Beşiktaş maçı sonrasında hakem hatalarını cemaatçi Hakan Şükür ile ilişkilendirmiş, hakemler içerisindeki 'FETÖ'cüleri temizleme çağrısı yapmış ve “Hakan Şükür’e dikkat etsinler. Ben söylüyorsam vardır bir şeyler. Hakemlerin üzerinde çok büyük etkisi var" ifadelerini kullanmıştı.
Spekülasyonlar içerisinde futbol...
Bunların tamamı, özelleştirmeden arta kalanlardır. Futbol, topyekun özelleştirilmekle kalmamış, belirli kritik yerlere önemli isimler atanarak futbolda operasyon yapmak kolaylaşmış, örgütsüz oluş da operasyonları “gerekçe bile göstermeden” yapma ve speküle etmenin önünü açmıştır. Yöneticilerin dahi habersiz olduğu, kimi kulüplerin belirlediği iddia edilen bu kararda Avrupa’da maç yöneten hakemlerin kendi ülkesinde maç yönetememesi muazzam bir çelişkidir.
Türkiye futbol yapısı, bir spekülasyon iklimi içerisindedir. Herkes herkesle ilişkili olmakla birlikte "ilişkisiz” görünmek bir beceri olmaktan çıkmış, yasalaşmıştır. Bir hegemonya arayışı içerisinde geçen zamanlar futbolu da öldürmüştür.
Bu sebeple lig devam ederken yapılan operasyon, lig sonunda yapılsa da bir şey değişmeyecek. Türk futbolu kendisini bu durumdan çıkarmak için midesini temizlemeye çalışacak ancak meselenin “mide meselesi” olmadığına kanaat getirmekten uzak kalacaktır.
Kapalı kapılar ardında karar verici olan para ve sağ(cı) siyasettir. Spor yasasının çıkmasının hemen öncesinde hakemlerin bir süzgeçten geçirilmesi de üzerinde düşünülmesi gereken bir durum yaratmakla birlikte, gerçekten suçlu olanların ve futbolu mülk edinenlerin hakemlere “şaibe sizsiniz” demesi söz konusu olmuştur.
Söz konusu kararla, kıdemli hakemlerden Bahattin Duran ve Tarık Ongun’un istifa etmese de maç almak istemediği ortaya çıkarken, diğer hakem Mete Kalkavan’ın MHK’ye rest çekerek hakemliği bıraktığı ortaya çıktı.
Bu bağlamda hakemlik mesleği de zarar görmekle birlikte, hakemlerin topyekun bir “sistem kurbanı” oldukları açık. Ancak bu sistem, kapitalizmdeki futbolun rotasının varacağı yer olan sistem olarak düşünüldüğünde aşılamaz bir güçlük yaratıyor. Reform paketleriyle, yara bantlarıyla, “en çok mağdur biziz” çıkışlarıyla, maç sonu ve önü konuşmalarıyla futbolun düzeleceği yoktur.
'Futbolu da devletleştirmek gerekir...'
Türk futbolunda ilk kez hakem hatalarının konuşulmayacağı bir evreyi yaşıyoruz. Artık sıra hakemlere yapılan, belirsizliklerle dolu bir “operasyonu”, hedef tahtasına yerleştirilen hakemliği konuşmakta...
Gerçi pek muhtemeldir, hakem hataları konuştuğumuz kadar hakemlere operasyonu konuşmaktan imtina edeceğiz.
Ama gerçek tekrarlanmalı. Artık düzelecek olan şey ya da düzelmesi gereken futbol değildir, ancak değiştirilmesi gereken şey kapitalist futbolun bütün patronları, ele başlarıdır. Futbolda da özelleştirmelerin tersine çevrilmesi, futbolun ve sporun tüm katmanlarından paranın temizlenmesi icap etmektedir.
Çünkü hakemlerin konuşulmayıp, skorların belirlenmediği ve hatta skorların çok da önemsenmediği dayanışmacı futbol iklimi sadece ve sadece bununla mümkündür.
Çünkü görülüyor ki bu çürümenin bu haliyle kaldığı müddetçe sonu falan yok.
Ve biz önümüzdeki maçlarda kalan hakemlerle hiçbir şey yokmuş gibi “hakem hatası” konuşmaya devam etmeyi sürdüreceğiz.
Diğerleri de makamlarında kalmayı...
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
