Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Türbanın arkasına sığınan 'alternatif tıpçı' mahkemeyi kandıramadı

Hacamat, sülük, bantlama adı altında 'tedavi' uyguladığını iddia eden isme ilişkin yazısı nedeniyle dava konusu olan yazarımız Orhan Gökdemir, beraat etti.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 19.11.2021 , 10:33 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Ankara'da "tıp merkezi" olduğunu iddia eden bir yerde uygulanan hacamat, sülük, bantlama yöntemlerine ve buraya asılan "doktor" pankartına ilişkin yazdığı köşe yazısı erişime engellenen yazarımız Orhan Gökdemir hakkında, söz konusu pankartta yer alan Mehtap Şahin'in şikayetiyle dava açılmıştı.

"Halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alanen aşağılama, Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama, sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" gibi suçlamalarla açılan dava Ankara 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlandı.

Mahkeme, suçlamaların geçersiz olduğuna işaret ederek Gökdemir'in beraatine karar verdi.

İddianamede neler denildi?

İddianamede, söz konusu yazıda Şahin’in türbanlı olmasının hedef alındığı iddia edilip yazıyla ilgisi olmayan suçlamalarda bulunulmuş, ”müşteki gibi yaşayan, dini vecibelerinin gereğinin yerine getiren halkın bir kesiminin de hedef alındığı, başörtüsü takılması olgusu üzerinden halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerden biri olan başörtüsünün aşağılandığı hukuken değerlendirilmiştir. Tıp doktoru olan, tıpla ilgili değişik alanlarda çalışmaları olan müştekinin başörtülü olması nedeniyle aşağılanmasının yanında bu vakıa üzerinden onun gibi olan halkın bir kesimini dinsel yaşantı tercihleri üzerinden alenen aşağıladığı, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağıladığı, halkın büyük çoğunluğunun müslümanlardan oluştuğu” denilmişti.

‘Hem bilim hem etik dışı reklam'

Gökdemir’in savunmasında, iddianamede geçen yorumun yazıdan asla çıkarılamayacağına vurgu yapılarak şöyle denilmişti:

Müvekkil yazısında türbanı veya başörtüsünü aşağılayan hiçbir ifade kullanmamıştır. İddianamede geçen ifadeler soyuttur ve Savcılık makamının yorumuna dayanmaktadır. Müvekkil, şikayetçiyi faaliyetleri nedeniyle eleştirmiştir. Yazı okunduğunda açıkça görülmektedir ki, müvekkil şikayetçinin faaliyetlerini yazının odak noktası yapmaktadır, şikayetçinin türbanlı olmasından hiç bahsetmemektedir.

Müvekkilin, şikayetçiye hakaret ettiği iddiası da gerçek dışıdır. Her şeyden önce, bilindiği üzere Hekimlik Meslek Etik Kuralları'nın Ticari Amaç ve Reklam Yasağı" başlıklı 11. maddesi uyarınca reklam yapmak yasaktır.

Müvekkil de şikayetçinin Ankara'da bir bilboardda reklamının görmesi nedeniyle, şikayetçinin Hekimlik Etik Kuralları'na uymadığını düşünmüştür ve eleştirmiştir. Bununla birlikte müvekkil, geleneksek tıp yöntemlerinin, tıp olmadığını belirterek eleştirilerini de yazıda dile getirmiştir. Müvekkil yazısında, “geleneksel tıp” vesilesiyle üniversitelere bilim dışı faaliyetlerin girişinin eleştirmektedir.

Kaldı ki yazı, geleneksel tıp yöntemlerinin tartışılmasına sebebiyet verdiği için kamu yararı güden, fikir ve basın özgürlüğü kapsamına kalan bir yazıdır.

Dava konusu yazılarda hakaret kastı ile hareket edilmemiş, kamu yararının ön planda tutulduğu şikayetçiye yönelik eleştiriler dile getirilmiştir.

Mahkemeden dikkat çeken karar

Mahkeme, son dönemde alışılanın aksine, savcılığın iddianamesinde yer alan suçlamaların doğru olmadığına vurgu yaparak, Gökdemir’in beraatine karar verdi.

Kararda, şu tespitler yer aldı:

“Türban konusunda onur kırıcı, kişinin haysiyetini zedeleyen, türban veya türban kullananlar hakkında da aşağılayıcı bir ifadeye yer verilmediği, müştekinin tedavisini yaptığı alanların ve tedavi uygulamaları ile uzmanlık alanlarının Dünya üzerindeki bir kısım bilim çevrelerince tıp bilimine dahil kabul edilmediği bu haliyle bilimsel tıp alanında olduğunun bilim çevrelerince tartışmalı olduğu, tartışmalı uygulamaların kimi Üniversitelerde uzmanlık alanı olarak okutulmasına yönelik eleştirinin dile getirildiği, tıp alanında kullanılan yardımcı/alternatif/geleneksel yöntemlerin inanç değerleriyle ilgili olmadığı ve bu uygulamalara veya bu uygulamaları benimseyenlere yönelik ifadelerin inanç değerlerine veya toplumun inançlı kesimlerine yönelik olduğunun kabul edilemeyeceği, iki Üniversitede açılan araştırma ve uygulama merkezlerinin dini ilimler alanında açıldığına eleştiri getirildiği, pozitif bilimler alanında faaliyet gösteren bu tür merkezlerin açılmayıp da dini ilimler alanında açılmasının eleştirildiği, bu durumun sosyal hayata olumsuz etki ettiği düşüncesini içerir ifadeler kullanıldığı, yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık tarafından, Dünya bilim çevrelerince genel kabul gören pozitif bilimin ürünü olan bilgi ve yöntemlerin yerine yardımcı/alternatif/geleneksel/dini bilim veya ilimlerin uygulamalarının tercih edilmesine kendi yazım tarzı ile eleştiri getirildiği, sanığın dünya görüşü olarak benimsediği bu olgular üzerinden eleştiride bulunduğu, herhangi bir dini değer veya farklılıklara dayanarak halkın bir kesimini aşağılamadığı, müştekiyi tahkir etmediği görülmekle sanığın üzerine atılı suçlar sabit görülmemiştir.”

Erişime engellenen yazıda neler denilmişti?

'Uzman. Dr. Mehtap Şahin. Tanımam etmem. Ankara’da, yol üstünde devasa bir pankartta gördüm adını. Türbanlı da üstelik, haliyle değerli bir hekimimiz olduğundan eminim. Hasta kabulüne başlamış, pankarttan öyle anlıyoruz. Mehmet Kuzulugil hızlı davranıp pankartın fotoğrafını çekmeyi başardı. Yazıyı yazarken fotoğrafı tekrar inceliyorum ve bir kez daha idrak ediyorum; o pankartın yanından saygı duruşunda bulunmadan veya fotoğrafını çekip belgelemeden geçip gitmek TIP tarihine büyük saygısızlık olurdu.'

'Anladıklarımı sıralıyorum; Uzman hekimimiz Ankara Üniversitesi TIP Fakültesinden mezun olmuş. Ardından, Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde “Islak Kupa” eğitimi almış. “Islak Kupa”nın yanında parantez içinde “Hacamat” yazıyor. Ardından Prof. Dr. Todor Todorov’dan “Manuel Terapi” öğrenmiş. Bilmezsiniz, Bulgaristan’da pek meşhur profesörümüzdür. “Manuel Terapi”nin ne olduğunu, nasıl bir uzmanlık gerektirdiğini öğrenemedim yalnız. Tahminim, “elle mıncıklama” gibi bir şey olmalı. Sonra ver elini Gazi Üniversitesi’nde “Akupunktur” eğitimi. “Nöralterapi”yi Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul’dan öğrenmiş. “Mezoterapi” yine Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde. “Ozon” Anabilim Dalı uzmanlığı da aynı üniversitede. “Proloterapi” uzmanlığı Dr. Hasan Oğuz ve Dr. İlker Solmaz’dan. “Hirudoterapi” için dönmüş Yıldırım Beyazıt Üniversitesine. “Hirudoterapi” kelimesine anlamsız anlamsız baktığınızın farkındayım, “sülük tedavisi” demekmiş.  “Salıyorsun sülüğü kola bacağa, emiyor kanını, ne uzmanlığı olacak?” diyorsanız öyle değil işte, okulu var. Hekimimiz bunların yanında “Hipnoz” ve “Kinezyoterapi”de de uzmanlık yapmış. Kinezyoterapi’nin karşısında parantez içinde “bantlama” yazıyor.Bu kadar olağanüstü ve doğaüstü uzmanlığı bir koltuğa sığdıran Mehtap bacımız, büyük bir alçakgönüllülükle doktorasını “Ftr” diye kodlamış. Bilemedim “ftr”nin neyin kısaltması olduğunu. Tahminim “fizyoterapi” olduğu yönünde. Düşünsenize, sırt ağrılarınız var ve Uzman Dr. Mehtap Şahin’in kapısını çalıyorsunuz. Hacamat mı istersin, sülük mü salarsın, mıncıklatır mısın, bantlatır mısın, ne dilersen artık. Todor Todorov’dan Kırcaali yöresinden türküler eşliğinde hem de...'

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.