Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Tunus’ta Said karşıtı binlerce kişi sokakta: İhvancı Nahda da gösteride

Tunus’ta binlerce kişi, Cumhurbaşkanı Kays Said’in yetkileri tek elde toplamasına, siyasi tutuklamalara ve ağırlaşan ekonomik koşullara karşı yürüdü. Gösteride farklı siyasi çevrelerin yanı sıra Müslüman Kardeşler çizgisindeki Nahda’nın temsilcileri de yer aldı. Ülke, Said yönetiminin baskıları ile eski düzen güçlerinin oluşturduğu seçenek arasına sıkışmış durumda.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 27.07.2026 , 13:18

Tunus’un başkentinde binlerce kişi, Cumhurbaşkanı Kays Said’in yönetimini ve ülkede ağırlaşan ekonomik koşulları protesto etmek için sokaktaydı.

Başkent Tunus’taki Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan göstericiler, Habib Burgiba Caddesi üzerinden Belediye Tiyatrosu’na yürüdü. Eylemde “Git”, “Halk rejimin yıkılmasını istiyor” ve “Özgürlük, çalışma ve ulusal onur” sloganları atıldı.

Gösteri, Said’in 25 Temmuz 2021’de parlamentonun çalışmalarını askıya alarak olağanüstü yetkileri elinde toplamasının beşinci yılında düzenlendi. Said daha sonra parlamentoyu feshetmiş, kararnamelerle yönetmeye başlamış ve cumhurbaşkanının yetkilerini genişleten yeni bir anayasa hazırlatmıştı.

Eylemin çağrısını, Said karşıtı partilerle bağımsız siyasi isimleri bir araya getiren “Nefes” adlı girişim yaptı. Gösteride Cumhuriyetçi Parti gibi siyasi oluşumların temsilcileriyle tutuklu siyasetçilerin yakınları ve çeşitli sivil toplum örgütleri yer aldı.

Ancak dış basının genellikle tek bir “demokratik muhalefet” başlığı altında sunduğu gösterinin bileşenleri homojen değil. Eyleme, Müslüman Kardeşler’in Tunus kolu olarak bilinen Nahda Hareketi de katıldı. Nahda Sözcüsü İmad Hamiri, gösterinin geleneksel muhalefet çevrelerini aşarak ekonomik krizden ve kamu hizmetlerindeki bozulmadan etkilenen kesimlere yayıldığını söyledi.

Nahda’nın 2011 sonrası rolü

Nahda, 2011’de Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrilmesinin ardından yapılan ilk seçimlerden birinci parti çıkmış ve iki merkez partiyle koalisyon hükümeti kurmuştu.

Batılı ülkeler ve liberal çevreler tarafından “ılımlı İslam ile demokrasiyi uzlaştıran model” olarak sunulan Nahda yönetimleri döneminde işsizlik, yoksulluk ve bölgesel eşitsizlikler devam etti. Ülkenin IMF ve uluslararası sermayeyle kurduğu bağımlılık ilişkilerinde de esaslı bir değişiklik yaşanmadı.

Nahda, 2013’te solcu Halkçı Cephe liderlerinden Şükrü Belaid ile Muhammed Brahmi’nin öldürülmesinin ardından ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Hareket, iki siyasetçiyi tehdit eden Selefi gruplara alan açmak ve saldırıların aydınlatılmasını engellemekle suçlandı. Cinayetlerin ardından düzenlenen kitlesel gösteriler Nahda öncülüğündeki hükümetin devrilmesine yol açtı.

soL’un daha önce dikkat çektiği üzere, 2011 sonrasında Tunus’un “Arap Baharı’nın başarıya ulaşan ülkesi” olarak gösterilmesi, ülkedeki siyasi ve toplumsal krizin üzerini örttü. Nahda’nın giderek oy kaybetmesi de Müslüman Kardeşler çizgisinin halk nezdindeki meşruiyet kaybının göstergelerinden biri oldu.

Said’in 2021’de parlamentoyu askıya alması da başlangıçta yalnızca eski rejim çevrelerinden değil, Nahda yönetiminden ve ekonomik krizden bıkan geniş kesimlerden destek görmüştü. Tunus Genel İşçi Sendikası UGTT de o tarihte Said’in kararlarına koşullu destek vermiş, demokratik ve katılımcı bir geçiş süreci istemişti.

Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Gannuşi, AKP Kongreleri'ne de misafir olarak katılım gösteriyordu.

Said iktidarında baskılar arttı

Said ise Nahda’nın ve 2011 sonrası kurulan siyasi düzenin krizini kullanarak yetkileri giderek kendi elinde merkezileştirdi.

Parlamentonun feshedilmesinin ardından Yüksek Yargı Konseyi dağıtıldı, çok sayıda hâkim görevden alındı ve cumhurbaşkanının yasama ile yürütme üzerindeki kontrolünü artıran bir anayasa kabul edildi.

Said yönetimi son yıllarda Nahda lideri ve eski Meclis Başkanı Raşid Gannuşi’nin yanı sıra sosyal demokrat, liberal ve eski rejim yanlısı çok sayıda siyasetçiyi tutukladı. Operasyonlar gazetecilere, avukatlara, sendikacılara, göçmenlerle dayanışma örgütlerine ve insan hakları savunucularına kadar genişledi.

Gannuşi’nin tutuklanması ve yargılanması, Said yönetiminin baskıcı uygulamalarının parçası olmakla birlikte, Nahda’nın iktidar yıllarındaki sicilini ortadan kaldırmıyor. Bugün Said’e karşı aynı gösteride yan yana gelen çevreler arasında Müslüman Kardeşler çizgisindeki Nahda’nın yanı sıra sosyal demokratlar, liberaller, eski rejimin devamı sayılan partiler ve bağımsız hak örgütleri bulunuyor.

Kays Said karşıtları, "tek adam yönetimine son verilmesi" talebiyle başkent Tunus’ta düzenlenen gösteride. 10 Ocak 2026.

‘Halk aç, hapishaneler dolu’

Göstericilerin gündeminde yalnızca siyasi tutuklamalar değil, ülkede ağırlaşan geçim koşulları da vardı.

Artan fiyatlar, temel tüketim maddeleri ve ilaçlara erişimde yaşanan sorunlar, su ve elektrik kesintileri, ücretlerdeki erime ve kamu hizmetlerindeki bozulma, Said yönetimine karşı tepkiyi büyütüyor.

Mayıs ayında düzenlenen bir başka gösteride de “Halk aç, hapishaneler dolu” sloganı öne çıkmıştı. Tunus ekonomisinde düşük büyüme, finansman sıkıntısı ve yüksek hayat pahalılığı sürerken hükümet, IMF’nin sübvansiyonların azaltılması ve kamu ücretlerinde kesinti yapılması yönündeki taleplerini bütünüyle uygulamış değil. Bununla birlikte Said yönetimi de emekçilerin gelirlerini ve kamu hizmetlerini koruyacak farklı bir ekonomik program ortaya koyabilmiş değil.

Ülkenin en büyük emek örgütü UGTT ile iktidar arasındaki gerilim de sürüyor. Sendika, ücretlerin yükseltilmesi ve örgütlenme hakkının korunması talebiyle çeşitli sektörlerde grevler düzenlerken, Said yönetimini sendikal özgürlükleri hedef almakla suçluyor.

Tunuslular, siyasi tutuklamalara ve ağırlaşan ekonomik koşullara karşı başkentte düzenlenen gösteride. 16 Mayıs 2026.

Avrupa Birliği’nin önceliği göç anlaşması

Said yönetiminin baskıcı uygulamalarına ilişkin açıklamalar yapan Avrupa Birliği ise Tunus’la göçmenlerin Avrupa’ya geçişini engellemeye dayanan işbirliğini sürdürüyor.

AB ile Tunus arasında Temmuz 2023’te imzalanan mutabakat, Tunus güvenlik güçlerine sınır denetimi, ekipman ve mali destek sağlanmasını öngörüyordu. Anlaşma, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmenlerin Tunus’ta tutulmasını AB politikasının temel unsurlarından biri haline getirdi.

Avrupa Komisyonu, ülkedeki siyasi baskılara ve göçmenlere yönelik şiddete rağmen işbirliğini genişletmeye devam etti.

Bu tablo, AB’nin Tunus’taki gelişmelere ilişkin “demokrasi” açıklamalarının sınırlarını da gösteriyor. Brüksel yönetimi açısından Said iktidarının niteliğinden çok, Tunus’un Avrupa’nın sınır karakolu olarak işlevini sürdürmesi önem taşıyor.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.