Sayfa yolu
Trump'ın 48 saatlik tehdit blöfü kaçınılmaz sona vardı: ABD, 5 gün saldırmayacağını duyurdu
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 23.03.2026 , 14:54 Güncelleme Tarihi: 23.03.2026 , 19:34
Savaş, 24. gününde Hürmüz Boğazı'nda düğümlendi. ABD'deki enflasyondan Avrupa'daki doğalgaz faturalarına, Asya'da çip üretiminden Türkiye'de akaryakıt zamlarına dünyanın dört bir yanında hissedilen Hürmüz krizi savaşın en önemli cephesi haline geldi.
Sadece istediği ülkelerin boğazdan geçişine izin veren İran, tüm saldırı tehditlerine rağmen bugüne dek Hürmüz'de geri adım atmadı. Gelinen noktada İran'ın Hürmüz üzerindeki siyasi kontrolü dünya kamuoyu tarafından kabul edilmek üzere.
Savaş gemilerini boğaza göndermekten çekinen, "Hürmüz'ü uluslararası koalisyonla kontrol edelim" teklifi ise henüz kabul görmeyen ABD için askeri müdahale olasılığı sınırlı görünüyor. ABD, İran'a verdiği 48 saatlik ültimatomu, 5 gün daha uzatarak bir kez daha acziyetini ortaya koydu. Ancak Trump yönetimi tümüyle geri adım atmış değil. Beş günlük süreyle birlikte dünyaya yeni bir çağrıda bulundu.
Dünya şimdi bir karar aşamasında. Hürmüz'de İran'ın kontrolü mü tanınacak, yoksa Trump'ın çağrısıyla yeni bir cephe mi açılacak...
İlk hedef enerji tesisleri
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen açması için İran’a verdiği 48 saatlik süre bu gece dolacaktı.
Tahran yönetiminin geri adım atmayacağını anlayan Trump, "İran enerji santrallerine ve enerji altyapısına yönelik her türlü askeri saldırıyı 5 günlük bir süre için erteleme talimatı verdim" dedi.
İran misilleme hedefleri daha önce duyurmuş, ABD saldırılarına ev sahipliği yapan ülkelerdeki elektrik ve su altyapısını vuracağını açıklamıştı.
Bu sabah İran'ın Mehr ajansında yayımlanan "Trump'ın ültimatomu ve tanımadığı gerçeklik" başlıklı uzun bir analiz de İran'ın bu kararlılığının arkaplanını sunmakla kalmıyor, hedefleri bir kez daha teyit ederek, kararlılığa hazırlığın da eşlik ettiğine işaret ediyordu.
Öte yandan saldırıların seyrine göre İsrail'in nükleer tesisleri de hedef olabilir. Natanz Nükleer Santrali vurulan İran, buna karşılık düzenlediği misilleme saldırılarında kritik bir mesaj vermişti.
Haftasonu İsrail’de sadece iki noktaya düzenlenen saldırılarda yaklaşık 115 kişi yaralandı. Bu hedeflerden biri olan Dimona kasabası, İsrail’in nükleer araştırma tesislerinden birine 12 kilometre uzaklıkta bulunuyordu.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na taraf olmayan İsrail'in, nükleer silah sahibi olmasına rağmen bunu açıklamadığı tahmin ediliyor. Uluslararası denetime izin vermeyen İsrail'deki nükleer tesislerden birinin de Dimona'da olduğu düşünülüyor.
4 bin 500 asker daha yolda
Dimona'nın yeniden hedef olup olmayacağını ABD ve İsrail'in tutumu gösterecek. Fakat Trump cephesinden verilen mesajlar hâlâ çelişkili ve muğlak.
Daha önce İran'a kara saldırısı düzenlemeyeceklerini söyleyen Trump, bölgeye asker yığmaya devam ediyor.
Washington Post’un haberine göre helikopterler, F-35 savaş uçakları ve zırhlı çıkarma araçları ile bir çıkarma timi de dahil olmak üzere 4 bin 500 deniz piyadesi daha Ortadoğu’ya doğru yola çıktı. Ayrıca Avrupa ve Asya'dan da askerlerin bölgeye nakledildiği belirtiliyor.
İsrailli kaynaklara göre, bu askerlerin Hark Adası’na yönelik saldırıda yer alması kuvvetle muhtemel.
Ancak takvimler bu saldırıya henüz izin vermiyor. Trump, İran'a 5 gün süre verse de asker sevkiyatının tamamlanmasının Nisan ortasını bulacağı tahmin ediliyor. Bu tarihe dek ABD'nin kapsamlı bir kara harekatına başlama ihtimali zayıf.
Öte yandan Hark Adası'na veya İran'ın başka bir noktasına düzenlenecek herhangi bir kara harekatının, hava saldırılarından farklı olarak ABD için her anlamda daha büyük maliyetler ortaya çıkaracağı aşikâr.
Nitekim dünyanın en büyük savaş gemilerine sahip olan ABD, bu gemilerini Hürmüz’e göndermekten sakınıyor. Trump'ın önce dünyaya sonra NATO'ya yaptığı "uluslararası koalisyon" çağrısı da karşılıksız kaldı.
22 ülke neye 'evet' dedi?
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, geçtiğimiz gün Fox’a yaptığı açıklamada aralarında NATO üyelerinin de bulunduğu 22 ülkenin Hürmüz krizi için “ABD ile koordineli hareket etmek için” imza attığını duyurdu ama henüz “planlama” aşamasında olduklarını söyledi.
Bugün katıldığı CBS yayınında Rutte'ye, bu ülkelerin Hürmüz’e savaş gemisi gönderip göndermeyecekleri soruldu ama yanıt alınamadı.
Bu 22 ülkenin başını ABD’nin en yakın müttefiki olan İngiltere çekiyor. Aralarında Fransa, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu biliniyor. Türkiye’nin dahil olup olmadığıysa net değil.
Beyaz Saray’a yakın Axios’un haberine göre, 22 ülkenin savaş gemisi göndermesi söz konusu değil.
Buradaki tek istisna İngiltere. İngiliz donanmasına ait HMS Anson nükleer denizaltısı Umman denizinin kuzeyine yani Hürmüz Boğazı’nın çıkışına yakın bir noktaya ulaştı. Böylece İngiltere, İran’a saldırılara katılmaya hazır hale geldi.
İran ilk defa mayın kozunu kullandı
Hürmüz’de askeri üstünlük kadar kritik öneme sahip bir diğer konu stratejik üstünlük. İddia edildiği gibi İran donanmasının önemli bir bölümü tahrip edilmiş olsa dahi bu, Tahran yönetiminin boğazın kontrolünü elinde tutmasına engel değil.
Yemen’deki Husiler, İran’ın kaynaklarının küçük bir kısmına sahip olmasına rağmen Gazze’deki soykırıma karşı Kızıldeniz’den geçişleri durma noktasına getirebilmişti.
Bir diğer başlıksa deniz mayınları. ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı’na mayın döşediğini iddia ederken, İran ise bu iddiaları reddediyor.
Ancak Tahran yönetimi bu defa “misilleme kapsamında” mayın döşeyebileceğinin sinyalini verdi.
İran Savunma Konseyi’nden yapılan açıklamada İran kıyılarına veya adalarına yönelik bir saldırıya deniz mayınlarıyla karşılık verileceği kaydedildi.
Hürmüz'den geçiş ücretli olabilir
Halihazırda Hürmüz, mayın ve benzeri araçlarla kapatılmış değil. Aslında ABD ve İsrail bağlantılı olmamak kaydıyla tüm gemilere açık. Yani seçici bir geçirgenlik söz konusu. Örneğin Çin ve Bangladeş gemilerinin geçiş izni var. Pazarlık sonucu Türkiye'nin de iki gemisi boğazdan geçebilmişti. Hürmüz'ün kapısı, İran'la masaya oturan diğer devletlere de açılabilir.
İran bu kapsamda Hürmüz'deki kontrolünü pekiştirecek yeni bir adım attı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Üyesi Alaaddin Burucerdi, ülkesinin Hürmüz Boğazı’ndan geçen bazı gemilerden 2 milyon dolar geçiş ücreti aldığını açıkladı.
Bu uygulamanın kalıcı hale getirilmek istendiği anlaşılıyor. İran Meclisi, Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını içeren yasayı onaylamaya hazırlanıyor.
ISNA’ya konuşan Meclis Ekonomi Komisyonu Üyesi Said Rahmetzade, boğazlardan geçiş ücreti alınmasının “dünyadaki birçok önemli denizcilik güzergahında yaygın bir uygulama” olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
“Bu, ülkenin gelir kaynaklarını güçlendirmeye ve bu güzergahtaki güvenlik ve denizcilik hizmetleri seviyesini iyileştirmeye yardımcı olabilir. Bu bağlamda Meclis, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş için ücret alınmasını öngören yasa tasarısını onaylamaya hazırdır.”
Körfez sermayesi kolay çözüm olmadığını kabul etti
Son günlerde Körfez Arap ülkeleri kamuoyu nezdinde İran'a yönelik açıklamalarının dozunu sertleştirmesine rağmen, savaşın mağduru olma hallerinin kapalı kapılar ardından ABD üzerinde savaşı bitirme baskılarını artırdığına dair de sinyaller vardı. Trump'ın saldırıları 5 gün erteleme kararında bu tavrın ne kadar etkili olduğu henüz bilinmiyor.
Öte yandan savaşın akıbetindeki belirsizlik sermaye açısından kabul görmüş durumda.
Suudi devlet petrol şirketi Aramco, müşterilerine gönderdiği bildirimde, Nisan ayı itibariyle Hürmüz haricindeki tek ihracat noktası olan Yanbu Limanı üzerinden sınırlı da olsa petrol sevkiyatı yapacağını duyurdu.
Bu hamlenin ardındaki bir nedense aslında Hürmüz'ü fiilen kullanılmaz hale getiren sigorta şirketleri. Körfez sermayesinin istediği gibi savaş bugün bitse dahi gemileri sigortalayan uluslararası sigorta tekellerinin kısa vadede eski düzene dönmesi mümkün değil. Yeni duruma göre her geminin yeniden sigortalanması ve şirketlerin "yeni fiyatı" belirlemesi aylar sürecek.
Hatırlanacağı üzere, 2023’te İsrail’in Gazze’de soykırıma başlamasının ardından Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’i kapatmasıyla fırlayan sigorta primlerinin eski seviyesine dönmesi yaklaşık 2 yıl almıştı.
Hürmüz Boğazı neden kritik?
İran'ın güneyinde, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin kuzeyinde yer alan bu dar su yolu, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlıyor.
Dünya petrolü ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatının yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyordu.
Normalde ayda yaklaşık 3 bin geminin geçtiği boğazda trafik son haftalarda ciddi şekilde azaldı.
Hürmüz’ün kapalı kaldığı her gün 15 milyon varil ham petrol, deniz yoluyla taşınan gübrenin üçte biri, Güney Asya'daki çip üretimi için gerekli helyum ve daha birçok kaynak Körfez’den çıkamıyor.
Savaşın başlamasından bu yana en az 21 gemi hedef alındı ya da saldırıya uğradığını bildirdi.
Bu gelişmeler enerji fiyatlarına anında yansıdı. Petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıkarken, yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 70, geçen yıla göre ise yüzde 50'ye yakın artış kaydedildi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.