Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Trump'a yakın 'düşünce kuruluşu': AB'nin sona erdirilmesinden başka seçenek yok

Trump'ın uygulamalarına yön veren muhafazakar "düşünce kuruluşu" Heritage Foundation, Avrupa Birliği'nin sona erdirilmesinden başka seçenek görmediğini duyurdu.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 24.12.2025 , 17:20 Güncelleme Tarihi: 24.12.2025 , 17:23

ABD merkezli muhafazakâr "düşünce kuruluşu" Heritage Foundation, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmaları alevlendiren açıklamalarda bulundu. Kurumun Avrupa şubesi, AB’nin sona erdirilmesinden başka bir seçenek görmediklerini açıkladı. 

2025 Başkanlık Geçiş Projesi olarak da bilinen “Proje 2025” adlı, yürütme gücünü sağcı bir çizgide merkezileştirerek federal hükümeti yeniden şekillendirmeyi amaçlayan siyaset belgesinin sahibi olan Heritage Foundation, Trump’ın inkâr etmesine rağmen mevcut başkanlık dönemindeki uygulamalarının birçoğuna yön veriyor.

Hollanda’daki “Haber Saati” adlı programa bir demeç veren Heritage Foundation Avrupa Direktörü Nile Gardiner, AB ile ilgili sert analizler ve öngörülerde bulundu. Avrupa Birliği’nin savunma alanında bağımsız bir güç hâline gelme hedefinin ABD’nin çıkarlarıyla çatıştığını savunan Gardiner’e göre bu yaklaşım, NATO’nun temelini zayıflatıyor.

“AB’yi bir savunma gücüne dönüştürme planı, askeri kaynakların farklı alanlara yönlendirilmesine neden olarak NATO ittifakını zayıflatmaktadır. NATO’nun uzun vadede varlığını sürdürmesi mümkündür; ancak Avrupa Birliği’nin zaman içinde ortadan kalkması kaçınılmazdır,” diyen Gardiner, “Başkan Trump, AB’nin ABD için problematik bir hâle geldiğini açıklamıştı. AB her geçen gün ABD’ye karşı daha da düşmanca bir pozisyon alıyor. ABD’nin ulusal güvenlik stratejisi de gittikçe artan bir ölçüde, ayrı ayrı egemen devletlerden oluşan bir Avrupa’yı destekleyeceğini gösteriyor. Diğer bir deyişle ABD’nin ulusal çıkarları, AB içindeki devletlerin kendi egemenliğini savunan hareketlerin desteklenmesinden geçiyor” ifadelerini kullandı.

ABD'nin Avrupa üzerinde söz hakkı

Nile Gardiner

ABD’nin Avrupa’nın güvenliğini on yıllardır garanti altına aldığını, bu nedenle de Avrupa’nın geleceği hakkında söz söyleme hakkı bulunduğunu iddia eden Gardiner, “AB’nin varlığını sürdürmesinin Avrupa’nın geleceğine daha iyi hizmet ettiği herhangi bir senaryo öngöremiyorum” diyerek AB’nin sona erdirilmesinin hem ABD hem de Avrupa’nın çıkarına olduğunu ileri sürdü.

Trump yönetiminin, Avrupa’daki aşırı sağcı iktidarlarla ve hareketlerle geliştirdiği ilişkilere de değinen Gardiner, “Avrupa Federalizmine inanmayan” bu hareketleri ve liderlerini ABD’nin müttefikleri olarak niteledi ve aralarındaki ittifakın önümüzdeki 2-3 yıl içinde daha da berraklaşacağını söyledi.

'AB bir diktatörlüktür ve ABD hiçbir diktatörlüğü desteklemez'

Gardiner’in dile getirdiği AB’nin sona erdirilmesi düşüncesine temel oluşturan iddialar ise AB’nin kitlesel göç ve İslam etkisinin artışına kapıları açması, sosyal medya kurallarının sansür amaçlı kullanılması ve Almanya’daki AfD gibi aşırı sağcı partilere yeterince özgürlük tanınmaması olarak sıralanıyor.

Gardiner sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD hiç şüphesiz AB’nin zincirlerini kırmak isteyenlere manevi destek ve tavsiye vermeye devam edecektir. Bence Avrupa Birliği’nde demokratik hiçbir şey yok. Avrupa Komisyonu bir diktatörlük ve ABD’nin hiçbir diktatörlüğe destek vermeyeceği değişmeyecek bir gerçektir.”

ABD güvenlik stratejisinde AB'ye sert eleştiri

Geçtiğimiz haftalarda yayımlanan ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesi de Heritage Foundation’ın yaklaşımıyla büyük ölçüde örtüşüyor. Belgede Avrupa Birliği, Avrupa’yı yalnızca ekonomik durgunlukla değil, aynı zamanda “kitlesel göç ve ulusal kimliklerin gerilemesi nedeniyle medeniyetini kaybetme tehlikesiyle” baş başa bırakmakla suçlanıyor.

Strateji metinde özellikle göç politikaları, ulusal egemenliğin aşınması ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar Avrupa’nın temel sorunları arasında gösteriliyor. Belgede, Avrupa’daki aşırı sağ ve milliyetçi partiler için dikkat çekici ifadeler yer alıyor. ABD belgesi, “Avrupa ülkelerinin bireysel karakterini ve tarihini korumak” istediğini iddia ettiği bu partileri överken, onların “AB içinden yürüttükleri mücadelenin desteklendiğini ve kendilerine iyimserlik aşıladığını” açıkça ifade ediyor.

'Avrupa birkaç on yıl içinde tanınmaz hale gelebilir'

Strateji belgede yer alan demografik değerlendirmeler ise ABD yönetiminin emperyalist ve ırkçı tutumunu gözler önüne seriyor. Metinde şu ifadeler kullanılıyor:

“Mevcut eğilimler devam ederse, kıta 20 yıl ya da daha kısa bir süre içinde tanınmaz hâle gelecektir. Hatta bazı Avrupa ülkelerinin güvenilir müttefikler olarak kalacak kadar güçlü ekonomilere ve ordulara sahip olup olmayacağı da belli değildir… Biz, Avrupa’nın Avrupalı kalmasını, kendi medeniyetine olan güvenini yeniden kazanmasını … başarısız yaklaşımını terk etmesini istiyoruz. AB, göç nedeniyle medeniyetinin silinme tehlikesiyle karşı karşıyadır.”

Belgeye göre bu durum, söz konusu ülkelerin ABD ile olan bağlarını ve NATO içindeki rollerini nasıl algılayacakları konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor:

“Birkaç on yıl içinde, bazı NATO üyesi devletlerin nüfusunun çoğunluğunun Avrupalı olmayanlardan oluşması fazlasıyla olasıdır. Bu ülkelerin, söz konusu durumda dünyadaki yerlerini ya da ABD ile olan ittifaklarını, bir zamanlar NATO sözleşmesini imzalayanlarla aynı şekilde görüp görmeyecekleri açık bir soru olarak önümüzde duruyor.”

Avrupa'da diplomatik tepkiler

Heritage Foundation’ın açıklamaları ve ABD’nin yeni güvenlik stratejisi, Avrupa Birliği kurumlarında ve bazı üye devletlerde ABD’nin iç siyasi dengelere müdahalesi olarak yorumlandı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “Biz Avrupalılar, özellikle de biz Almanlar için Amerikan Barışı yılları artık çok geride kaldı. Nostalji bizi kurtarmaz. Amerikalılar şu an tamamen kendi çıkarlarına odaklanmış durumdalar” derken, Hollanda’daki aşırı sağcı politikacılardan ABD Güvenlik Stratejisi belgesine destek veren açıklamalar geldi.

Aşırı sağcı Özgürlükler Partisi’ni (PVV) temsil eden Avrupa Parlamentosu üyesi Mieke Andriese (PVV), bu belgeyi “Avrupa için açık bir stratejik uyarı” olarak nitelendirerek, “Kitlesel göç, Avrupa kimliğimizi tehdit ediyor” dedi.

Diğer bir Avrupa Parlamentosu üyesi Sander Smit (BBB – Çiftçi-Vatandaş Hareketi) de AB’nin sonlandırılması düşüncesini paylaşmasalar da Amerikan eleştirilerinin önemli bölümüne katıldığını belirtiyor. Almanya’daki aşırı sağcı AfD’nin Genel Başkan Yardımcısı Markus Frohnmaier de geçtiğimiz günlerde ABD’deki Genç Cumhuriyetçilerin ödülünü kabul ederken ABD’nin tutumunu överek, “Hepimiz tek bir hedefte birleştik: İnsan tarihinin gördüğü en büyük medeniyetin korunması, Batı’nın ortak medeniyetinin ve gurur verici Hristiyan ve Avrupalı mirasımızın yükseltilmesi” demişti.
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.