Breadcrumb
Trump Gazze'yi 'sermaye cennetine' dönüştürmek istiyor: Gazzeliler sürülecek, ABD yönetecek, şirketler yağmalayacak
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 01.09.2025 , 10:31 Güncelleme Tarihi: 01.09.2025 , 11:29
ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'yi savaş sonrası ticarethaneye dönüştürme planına dair yeni detaylar ortaya çıktı.
Gazzelileri başka ülkelere göndermeyi ve bölgeyi uluslararası yatırımcıları açmayı içeren bu plan, ABD ve İsrail'in Orta Doğu'yu tamamen "sermaye cennetine açma" vizyonunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
ABD Başkan Donald Trump'ın bölgeyi "devralma" sözünden esinlenen savaş sonrası Gazze planı, bölgeyi en az 10 yıl boyunca ABD tarafından yönetilen bir mütevelli heyetine teslim edecek. Bu süre zarfında bölge bir turizm beldesine, yüksek teknoloji üretim ve teknoloji merkezine dönüştürülecek.
ABD'li Washington Post (WP) gazetesinin incelediği 38 sayfalık plan, Gazze'nin 2 milyondan fazla nüfusunun tamamının, "gönüllü" olarak adlandırdığı şekilde başka bir ülkeye veya yeniden inşa sırasında bölgenin içindeki kısıtlı bölgelere geçici olarak taşınmasını öngörüyor.
Vakıf, arazi sahibi olanlara, mülklerini yeniden geliştirme hakları karşılığında dijital bir token teklif edecek. Bu token, başka bir yerde yeni bir yaşam finanse etmek veya Gazze'de inşa edilecek altı ila sekiz yeni "yapay zeka destekli, akıllı şehir"den birinde bir daire satın almak için kullanılacak. Ayrılmayı seçen her Filistinliye 5 bin dolar nakit ödeme ve başka yerlerdeki dört yıllık kira ve bir yıllık gıda masraflarını karşılayacak sübvansiyonlar verilecek.
Plan, Gazze'den her bir kişinin ayrılmasının, vakfa 23 bin dolar tasarruf sağlayacağını öngörüyor. Bu rakamın, güvenli bölgelerde kalanlar için geçici konut ve "yaşam destek" hizmetlerinin maliyetiyle karşılaştırıldığında oldukça düşük olduğu söyleniyor.
Planı hangi ekip geliştirdi?
Gazze Yeniden Yapılandırma, Ekonomik Hızlandırma ve Dönüşüm Vakfı veya GREAT Vakfı'nın planı, şu anda bölgede gıda dağıtımı yapan ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Yardım Vakfı'nı (GHF) kuran ve hayata geçiren aynı İsrailliler tarafından geliştirildi. Finansal planlama, o dönemde Boston Consulting Group (BCG) için çalışan bir ekip tarafından yapıldı.
Vakfın planlamasına ve savaş sonrası Gazze yönetiminin müzakerelerine aşina olan kişiler, konu hakkında isim vermeme koşuluyla konuştular. Beyaz Saray, konuya ilişkin açıklama yapmazken, BCG, plan üzerindeki çalışmaların açıkça onaylanmadığını ve finansal modellemeyi yöneten iki kıdemli ortağın daha sonra görevden alındığını belirtti.
Yatırımcılara kâr etmeleri için yeni bir alan
Geçtiğimiz çarşamba günü Trump, iki yıla yaklaşan saldırıların nasıl sona erdirileceği ve bundan sonra ne olacağı konusunda fikirleri görüşmek üzere Beyaz Saray'da bir toplantı düzenledi. Toplantıya Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkof, eski İngiltere başbakanı Tony Blair ve Trump'ın Orta Doğu'daki ilk dönem girişimlerinin çoğunu yöneten ve bölgede kapsamlı özel çıkarları olan damadı Jared Kushner katıldı.
Toplantının sonuçları veya politika kararları açıklanmadı, ancak Witkoff toplantıdan önceki gece yönetimin "çok kapsamlı bir planı" olduğunu söyledi.
Söz konusu projenin Trump'ın planlarına paralel olup olmadığı henüz belli değil. Ancak planlamaya aşina iki kişiye göre, projenin önemli unsurları, başkanın "Orta Doğu Rivierası" vizyonunu gerçeğe dönüştürmek için özel olarak tasarlanmıştı.
Planın, ABD hükümetinden fon gerektirmeyeceği ve yatırımcılara önemli kârlar sunacağı ifade ediliyor. Güney Gazze'deki dört bölgede gıda dağıtımı için silahlı özel ABD "güvenlik" yüklenicileri kullanan GHF'nin aksine, tanıtım broşüründe belirtildiği gibi, vakıf planı "bağışlara dayanmıyor". Bunun yerine, elektrikli araç fabrikalarından veri merkezlerine, sahil beldelerinden gökdelenlere kadar uzanan "mega projelere" kamu ve özel sektör yatırımlarıyla finanse edilecek.
Planda yer alan hesaplamalar, 100 milyar dolarlık bir yatırımın 10 yıl sonra neredeyse dört katına çıkmasını ve sürekli "kendi kendini üreten" gelir akışları sağlamasını öngörüyor.
İç yönetim müzakerelerine aşina bir kişi, "Çatışmalar sona erdiğinde [Trump'ın] cesur bir karar vereceğine inanıyorum. ABD hükümetinin, neler olacağına bağlı olarak, hangi yöne gidebileceği konusunda birçok farklı seçenek mevcut" dedi.
Gazze için ortaya atılan diğer planlar neydi?
Gazze'de saldırıların sona ermesinden hemen sonrası için hazırlanan planlar, 7 Ekim 2023'ten bu yana giderek çoğaldı.
Saldırıların başlarında İsrail'de, Gazze'de Filistinlilerin insani yardım alabilecekleri ve çatışma sona erdiğinde kademeli olarak kendi kendilerini yönetebilecekleri, İsrail askeri koruması altında Hamas'tan arındırılmış bölgeler oluşturulması yönünde öneriler ortaya atılmıştı.
Geçtiğimiz Ocak ayında, Trump'ın göreve başlamasından bir haftadan kısa bir süre önce, dönemin Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden yönetiminin çatışma sonrası devletleşme yolunu sunmuştu. Blinken, Birleşmiş Milletler gözetiminde, güvenliğin, belirlenmiş Filistinliler ve belirsiz "ortak ülkeler" tarafından sağlanacağı ve sonunda iktidarı "reform edilmiş" bir Filistin Yönetimi'ne devredecek bir "geçici yönetim" çağrısında bulunmuştu.
Filistin Yönetimi, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri de bölgeye dair kendi ortak planlarını açıklamıştı. Mart ayında düzenlenen bir zirvede Arap liderler, Basra Körfezi ülkelerinden sağlanan fonlarla Gazze teknokratları ve Filistin Yönetimi yetkililerinden oluşan bir hükümet kurulmasını öngören Mısır önerisini onaylamıştı. Arap barış gücü konuşlandırma olasılığının yanı sıra, Kahire'deki yetkililer, büyük ölçüde dağıtılmış olan Gazze polis gücünün üyelerinin Hamas'ın silahsızlandırılmasının ardından güvenliği sağlamak üzere Mısır'da eğitildiğini belirtmişti.
Gazzelilerin Gazze'den "geçici olarak" taşınması konusunda kamuoyunda konuşan tek ülkeler olan İsrail ve ABD ise, Arap dünyasının önerisini reddetmişti.
GHF için çalışan Amerikalı "güvenlik" taşeronları, Gazze'yi patlamamış mühimmat ve enkazdan temizleyecekleri ve yeniden inşa planının bir parçası olarak Filistinlilerin geçici olarak yaşayacağı bölgeler oluşturacakları bir plan üzerinde İsrail ve olası insani yardım ortaklarıyla görüşmelerde bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise, Hamas'ın silahsızlandırılması ve tüm rehinelerin iade edilmesi gerektiğini söylemenin ötesinde, Gazze'nin geleceği için net bir vizyon sunmadı. İsrail'in bölgenin güvenlik kontrolünü elinde tutması gerektiğini savunan Netanyahu, Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi'nin bölgede gelecekte herhangi bir yönetim kurmasını ve Filistin devleti olma ihtimalini ise reddetti.
Birliklerinin bölgenin yüzde 75'ini kontrol ettiğini belirten İsrail, geri kalanını ele geçirmek için yeni bir saldırı planını da onaylamıştı.
Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin aşırı sağcı üyeleri de, Gazze'nin kalıcı olarak işgalini savunuyor. Gazze'nin ilhakını talep eden Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, geçtiğimiz perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, "İsrail, tüm Şeridin kontrolünü sonsuza dek elinde tutmalı. Bir güvenlik çemberi ilhak edeceğiz ve Gazze'nin kapılarını gönüllü göçe açacağız" demişti.
Son haftalarda Netanyahu, Hamas'tan arındırılmış bir Gazze'yi ele geçirmeyi planladığını, ancak "bunu korumak istemediğini" ifade etmişti.
Üçüncü ülkelere 'Gazzelileri kabul etme' talebi
Filistinlilerin Gazze'den ikna, tazminat veya zor yoluyla çıkarılması fikri, Gazze'nin 1967 savaşında Mısır kontrolünden çıkarılıp İsrail tarafından işgal edilmesinden bu yana İsrail siyasetinde hep gündemde oldu. İsrailli yerleşimciler, 2005 yılında bir barış anlaşmasıyla ayrılmalarını zorunlu kılana kadar orada Filistinlilerle birlikte yaşadılar. İsrail'in tamamen geri çekilmesi, Filistin Kurtuluş Örgütü ile Hamas arasında bir güç mücadelesine yol açtı. Hamas, 2006 seçimlerinde parlamento çoğunluğunu kazandıktan sonra Gazze'nin kontrolünü ele geçirdi. Bu seçimler, bölgede yapılan son seçimlerdi.
Bölgedeki gerilim, İsrail ve Hamas arasında 2023'teki Aksa Tufanı operasyonuna kadar kısa süreli çatışmalarla devam etti.
Netanyahu, İsrail'in yerlerinden edilen Gazzelileri teslim almaları için "birkaç ülkeyle görüştüğünü" ifade etti. Libya, Etiyopya, Güney Sudan, Endonezya ve Somaliland potansiyel seçenekler arasında yer alıyor. Daha önce iş veya tıbbi tedavi arayan birkaç bin Filistinliyi geçici olarak kabul edeceğini açıklayan Endonezya hariç, bu ülkelerin hepsi Afrika'da ve kendi çatışmaları ve krizlerin ortasında.
Libya, sık sık karşı karşıya gelen iki rakip hükümet tarafından yönetiliyor. Etiyopya ise, komşularıyla yer yer iç savaş ve çatışmalara tanık oldu. Gazze'ye insani yardımları kısıtlayan İsrail, bu ay Güney Sudan'a tıbbi yardım ve diğer malzemeleri göndereceğini açıklamıştı.
Somaliland da, yıllardır yaşadığı uluslararası siyasi kriz için çözümü Trump yönetiminde arıyor. Hiçbir ülke, 1991'de savaştan zarar görmüş Somali'den tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden eski bir İngiliz himayesi olan Somaliland'ı tanımamıştı. Bölgenin yöneticileri, devlet tanınması karşılığında yerleştirilen Gazzeliler için yer teklif ettikten sonra, Trump bu ayın başlarında gazetecilere "Şu anda bunu inceliyoruz" demişti.
Trump Gazze planına dair bugüne kadar neler dedi?
Trump, 2024 seçim kampanyası sırasında Gazze'ye saldırıları hızla durduracağını söylemişti. Ancak ABD Başkanı olduktan sonra Trump, bölgeye ilişkin planlarına ilişkin, çoğunlukla Gazzeliler gittikten sonra bölgenin ranta açılmasından bahsetmeye başlamıştı.
Trump, yemin töreninden iki gün sonra Oval Ofis'te bir dizi başkanlık kararnamesi imzalarken gazetecilere şöyle demişti:
"Gazze'nin resmine baktım, devasa bir yıkım alanı gibi. Farklı bir şekilde yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Gazze olağanüstü bir yer... deniz kıyısında, en güzel hava koşullarında. Her şey güzel. Bununla bazı güzel şeyler yapılabilir."
İki hafta sonra ise, Netanyahu ile Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında Trump, "Amerika Birleşik Devletleri Gazze Şeridi'ni devralacak" demişti. Gazze için uzun vadeli bir işgalden bahseden Trump, bu konuda konuştuğu herkesin "bu fikri çok sevdiğini" de sözlerine eklemişti.
Trump, "Bunu aylardır çok yakından inceledim ve her açıdan gördüm. Şirin olmak istemiyorum. Bilge biri olmak istemiyorum. Ama Orta Doğu'nun Rivierası, bu kadar muhteşem bir şey olabilir" diye devam etmişti.
Trump'ın yanında gülümseyen Netanyahu ise, bunu "cesur bir vizyon" olarak nitelendirmiş ve İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri'nin "ortak bir stratejiye" sahip olduğunu söylemişti.
O günün ilerleyen saatlerinde Fox News'e verdiği bir röportajda da, Gazze'deki Filistinli sakinlerin yeniden yapılanmadan sonra geri dönüp dönemeyecekleri sorulduğunda Trump, "Hayır, dönemezler, çünkü başka yerlerde çok daha iyi konutlara sahip olacaklar" demişti.
Saatler içinde Rubio ve Beyaz Saray basın sekreteri Karoline Leavitt bu sözlerinden geri adım atmışlardı. Rubio, Trump'ın "cömert teklifinin" bir kısmının, Filistinlilerin yeniden yapılanma çalışmaları sırasında "geçici olarak" yaşayacakları bir yere ihtiyaç duyacakları yönünde olduğunu söylemişti. Leavitt ise "Başkan, Filistinlilerin Gazze'den geçici olarak nakledilmeleri gerektiğini açıkça belirtti" diye ısrar etmişti.
Trump, sadece bir hafta sonra, Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı Oval Ofis görüşmesinde konuyu yeniden gündeme getirmişti. ABD Başkanı, Gazze'ye atıfta bulunarak, "ABD'nin o toprak parçasının kontrolünü ele geçirmesiyle Orta Doğu'da ilk kez istikrar sağlanacak. Ve Filistinliler, yani şu anda Gazze'de yaşayan insanlar, başka bir yerde güzel bir şekilde yaşayacaklar" diye konuşmuştu.
Trump, Şubat ayında da Gazze'yi ele geçirme açıklamasından kısa bir süre sonra, Truth Social hesabında vizyonunun yapay zeka tarafından oluşturulmuş bir videosunu yeniden paylaşmıştı. Video, silahlı militanlar arasında molozları karıştıran çocuklarla başlıyor, ardından hızla ışıl ışıl gökdelenlerin, plajların ve gökten yağan paraların olduğu bir yere dönüşüyordu. Trump ve Netanyahu, Gazze kıyısında güneşlenirken görünüyorlar ve altın bir Trump heykeli şehir manzarasına hükmediyordu.
Videonun arka planında yer alan şarkıda da şu sözler yer alıyordu: "Donald sizi özgür bırakmaya geliyor/ Gördüğünüz her şeye neşe katıyor. Tünel yok, korku yok/ Trump Gazze sonunda burada."
Özel yatırımcılarla 'yeni bir Riviera' planı
Trump'ın Şubat ayında Gazze'yi ele geçirme sözü, girişimciler İsrail asıllı Amerikalı Michael Eisenberg ve eski İsrail askeri istihbarat subayı Liran Tancman liderliğindeki İsrailli patronlardan oluşan gruba hem yeşil ışık hem de bir yol haritası sunuyordu.
İlkbaharda, GHF gıda dağıtım programını kuran ana ABD yüklenicisiyle çalışmak üzere ayrı olarak işe alınan Washington merkezli bir BCG ekibi, plan için detaylı planlama ve finansal modelleme üzerinde çalışıyordu.
Planlamaya aşina bir kişi, projenin Nisan ayında tamamlandığını ve o zamandan beri yalnızca çok az değişiklik yapıldığını, ancak ince ayar için bolca alan olduğunu söyledi.
Kaynak, "Bu, kesin bir kural değil, ancak neyin mümkün olduğunu araştırıyor. Gazze halkının, başkanın dediği gibi yeni bir şey inşa edebilmesi ve daha iyi bir hayata sahip olabilmesi için etkinleştirilmesi gerekiyor" dedi.
Referans olarak Dünya Savaşı sonrası Japonya ve Almanya'yı gösteriyorlar
Hem Washington hem de İsrail'deki girişime aşina olanlar, bunu II. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin Pasifik adalarına mütevelli heyeti olarak ve savaş sonrası Japonya'da General Douglas MacArthur ve Almanya'da Dışişleri Bakanı George C. Marshall'ın oynadığı yönetim ve ekonomik rollerle karşılaştırdı.
Pasifik tröst bölgeleri ABD tarafından yönetilirken, anlaşma Birleşmiş Milletler tarafından onaylanmıştı. Birleşmiş Milletler üyelerinin Gazze ile benzer bir ilişki kurması ise pek olası değil. Tröst planlayıcıları ise, uti possidetis juris (Latince "yasalar uyarınca sahip olunan" anlamına geliyor) şeklindeki geleneksel uluslararası hukuk doktrini ve 1993 Oslo anlaşmaları kapsamında Filistin özerkliğine getirilen sınırlamalar uyarınca, İsrail'in işgal altındaki topraklar üzerinde idari kontrole ve bunları devretme yetkisine sahip olduğunu iddia ediyor.
Tröst belgesinde belirtildiği gibi, İsrail, "Gazze'deki İdari Yetkileri ve Sorumlulukları, resmi bir tröst yönetimine 'dönüşecek' bir ABD-İsrail ikili anlaşması kapsamında GREAT Tröstü'ne devredecek" idi. Taslak, düzenlemeyi "çok taraflı bir kuruma" dönüştürecek, "Arap ve diğer ülkeler" tarafından yapılacak yatırımları öngörüyor. Trump yönetimi yetkilileri ise, özellikle Basra Körfezi'ndeki Arap hükümetlerinin, yalnızca Filistin devleti kurulmasına yol açacak bir savaş sonrası planı destekleyecekleri yönündeki ısrarlarını "yalnızca kamuoyuna bir beyanat" olarak nitelendirdi.
Buna göre, İsrail, planın ilk yılında "güvenlik ihtiyaçlarını karşılama konusunda genel haklara" sahip olacak, neredeyse tüm iç güvenlik ise belirtilmemiş "TCN" (üçüncü ülke vatandaşları) ve "Batılı" özel askeri yükleniciler tarafından sağlanacak. Eğitimli "yerel polis" görevi devraldıkça, bu kişilerin rolü on yıl içinde kademeli olarak azalacak.
Güvenlik kurumu, Gazze'yi birden fazla yılı kapsayan bir süre boyunca yönetecek. "Yenilenmiş ve radikalleşmemiş bir Filistin yönetiminin bu güvenlik kurumunu yerini almaya hazır hale gelmesine kadar" 10 yıl sürmesi bekleniyor.
Belgede, nihai Filistin devleti hakkında hiçbir atıf bulunmuyor. Belgede, tanımlanmamış Filistin yönetim biriminin, Trump'ın İsrail ile dört Arap devleti arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasına yol açan ilk dönem müzakeresi olan "İbrahim Anlaşmaları'na" katılacağı belirtiliyor. Trump, görevden ayrılmadan önce bu "başarısını" daha da genişletmeyi beklediğini ifade etmişti.
Plan, Gazze'nin "Amerikan yanlısı" bir bölge haline gelecek olan bölgenin "kavşak noktasında" yer aldığından, ABD'ye enerji kaynaklarına ve kritik minerallere erişim sağlayacağından ve Biden yönetimi sırasında ilk kez duyurulan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru için bir lojistik merkezi görevi göreceğinden bahsediyor.
Gazze'nin yeniden inşası, büyük miktarda enkaz ve patlamamış mühimmatın kaldırılmasıyla başlayacak ve ayrıca kamu hizmetleri ve elektrik şebekesinin yeniden inşası gerçekleştirilecek.
İlk maliyetler, planlamacıların halihazırda "kamuya" ait olduğunu ve doğrudan vakfa ait olacağını belirttiği Gazze arazisinin yüzde 30'u teminat olarak kullanılarak finanse edilecek.
Körfez ülkeleri ortak edilecek
Yatırımcıların finanse ettiği "mega projeler" arasında, Gazze'nin çevresine bir çevre yolu ve tramvay hattı döşenmesi de yer alıyor. Planlamacılar, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın onuruna, "MBS Otoyolu" adını veriyor. Böyle bir girişimin onaylanması, bölge ülkelerinin rızasını alma yolunda kritik bir adım olacak. Gazze'nin merkezinden geçen modern bir kuzey-güney otoyoluna da, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid el Nahyan'ın adı verilecek. Uzak güneyde, Mısır, Suudi Arabistan ve İsrail'e doğrudan kara bağlantıları olan yeni bir liman ve havaalanı inşa edilecek.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır'ın Gazze ve nihai Filistin devleti önerisine açıkça bağlılıklarını açıklasalar da, vakıf planının herhangi bir unsuru üzerinde anlaştıklarına dair bir gösterge bulunmuyor.
Plan ayrıca, Mısır'ın Sina Yarımadası'nda Gazze'ye su ve elektrik sağlayacak bir su tuzdan arındırma tesisi ve güneş enerjisi paneli dizisi öngörüyor. Gazze'nin İsrail ile olan doğu sınırı, Amerikan elektrikli araç şirketleri ve İsrail ile Basra Körfezi ülkelerine hizmet verecek bölgesel veri merkezlerini de içeren "akıllı" bir sanayi bölgesi olacak. Gazze'nin batı kıyısı ise, BAE şehri Dubai açıklarında inşa edilen palmiye şeklindeki adalara benzer yapay adalar inşa etme olasılığıyla "dünya standartlarında tatil köyleri"ne ev sahipliği yapan "Gazze Trump Rivierası"na ayrılacak.
Bölgenin merkezinde, kıyı tatil köyleri ile sanayi bölgesi arasında (planın bir milyon istihdam yaratmasını öngördüğü) 20 kata kadar çıkabilen apartmanlar, altı ila sekiz "dinamik, modern ve yapay zeka destekli akıllı planlı şehir" olarak inşa edilecek. Karma kullanımlı alanlar arasında "konutlar, ticaret, hafif sanayi ve klinikler, hastaneler, okullar ve daha fazlası dahil olmak üzere diğer tesisler" ve "tarım arazileri, parklar ve golf sahaları dahil olmak üzere yeşil alanlar" yer alacak.
Yerleşim alanları tamamlandıktan sonra arazilerini takas etmek için bölgede kalan veya ayrılan ve geri dönen Gazzeli ailelere, her biri 75 bin dolar değerindeki 1800 metrekarelik yeni dairelerin mülkiyeti teklif edilecek.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.