Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Trump döneminde 'altın çağını' yaşıyor, tartışmalar büyüyor: ICE nasıl ve hangi amaçla kuruldu?

37 yaşındaki ABD vatandaşı Renee Nicole Good'un ICE personeli tarafından başından silahla vurularak öldürülmesi, ABD'nin birçok eyaletinde protestolara neden oldu. Peki cinayetle birlikte yeniden tartışılmaya başlanan ICE ne hangi amaçla kuruldu, Trump döneminde nasıl "altın çağını" yaşamaya başladı?

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 13.01.2026 , 14:06

ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) güçleri bir operasyon sırasında aracıyla bölgeden geçen 37 yaşındaki Renee Nicole Good adlı kadını silahla başından vurarak öldürdü.

ABD basınına yansıyan haberlere göre üç çocuk annesi olan Good, 7 Ocak Çarşamba sabahı 6 yaşındaki oğlunu okula bıraktıktan kısa süre sonra ICE birimleriyle karşılaştı. Evine yalnızca birkaç bina mesafe kala aracının içinde olayları izlerken, bir ICE personeli Good'un aracının kapısını zorla açmaya çalıştı.

Ortaya çıkan görüntüler ve yakınlarının yaptığı tahminlere göre yaşadığı korkuyla direksiyonu kırarak kaçmaya çalışan Good, aracın önüne yaklaşan diğer bir ICE personelinin silahını çekerek yakın mesafeden üç el ateş etmesi sonucu hayatını kaybetti.

ABD yönetimi Good'un "terörist" olduğunu iddia etti, ICE personelini arabasıyla ezmeye çalıştığını öne sürdü. Oysa trafik cezası dışında herhangi bir suç kaydı olmayan Good'un öldürüldüğü anlara ait görüntüler gayet açıktı. Bunun üzerine Minnesota eyaletinin yanı sıra ülke çapında da ABD’liler cinayete karşı sokağa çıktı.

Peki bu ICE ne zaman ve hangi amaçla kurulmuştu, Trump döneminde nasıl "altın çağını" yaşamaya başlamıştı?

Nasıl ve niye kuruldu?

2001 yılında New York'taki İkiz Kuleler'e yönelik 11 Eylül saldırısının ardından ABD'de "İç Güvenlik Yasası" kabul edildi. 

Bu yasa kapsamında kurulması öngörülen ABD İç Güvenlik Bakanlığı, 2003 yılında faaliyete geçti. 

Bakanlığın kuruluşuyla birlikte bünyesinde çalışan kuruluşlar da görevlerine başladı. Bunlardan biri de "Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE)" isimli kolluk kuruluşuydu.

ICE'ın görev tanımı ise "ülkenin sınır, ekonomi, ulaşım ve altyapı güvenliğini sağlamak için tehditleri belirlemek, soruşturmak ve olası güvenlik açıklarını kapatmak".

ICE bahse konu görev tanımı kapsamında ABD'de yasadışı olarak bulunduğundan şüphelenilen kişileri durdurma, gözaltına alma ve tutuklama yetkisine sahip.

Hepsi kullandı ama 'altın çağını' Trump'la yaşadı

Cumhuriyetçiler de Demokratlar da iktidarlarında ICE'ı aktif olarak kullandı. Ancak ICE "altın çağını" Trump döneminde yaşamaya başladı.

Trump'ın, ABD Başkanlığı seçimleri için yürüttüğü kampanyasının merkezine koyduğu başlıklardan biri "yasadışı göçmenlikle" mücadeleydi. 

2017 yılında ilk başkanlık dönemine başlayan Trump, hızlıca yasadışı göçe karşı adımlar atmaya başladı.

Hedefine ulaşmak için kullanabileceği en faydalı "aparat" ise ICE'tı.

Bu dönemde kuruluşa on milyarlarca dolar bütçe tahsis edildi. ICE'ın çalışan sayısı artırıldı, gözaltı tesisleri inşa edilmeye başlandı.

Ancak ICE'ın etkisi, 2025 yılında Trump ikinci kez Beyaz Saray'a gelmesiyle daha da arttı. 

Bu dönemde Trump tarafından imzalanan yasa tasarısıyla, sosyal yardımlar kısıldı ve göçmenlik ve sınırla ilgili operasyonlar için yaklaşık 170 milyar dolar ayırılması öngörüldü. Bu durum ICE'ı federal hükümetteki en yüksek bütçeli kolluk kuvveti haline getirecek.

ICE yaklaşık bir yıllık süreçte çok sayıda operasyon düzenledi, yetkisi artırıldı, işlediği suçlara göz yumuldu, binlerce kişiyi gözaltına aldı.

ICE'a yönelik tartışmalar: Muğlaklık, inisiyatif, yetki aşımı

Trump'ın ikinci başkanlık döneminde ICE'a yönelik tartışmalar daha da şiddetlendi. Bunun nedenlerinden biri, ICE'ın görev tanımının muğlaklığı ve bu muğlaklık nedeniyle ICE'ın inisiyatif doğrultusunda hareket etmesi. 

Tartışmanın ana unsurlarından biri, ICE personellerinin şüphelenilen kişilere karşı tutumu.

Şüphelenilen kişilere yönelik sert "müdahaleler" ve herhangi bir bildirimde bulunulmadan yapılan alıkoyma işlemleri esnasında çekilmiş görüntüler, kamuoyunda sık sık gündem oluyor. 

Bir diğer tartışma konusu da gözaltına alındıktan sonra işletilen süreç. 

ICE yetkisi kapsamında, şüphelendiği bir göçmeni alıkoyup sorguladıktan sonra serbest de bırakabilir, alıkoyduğu kişiyi sorgulamanın ardından gözaltı tesisine transfer de edebilir. Gözaltı tesisinde yürütülen soruşturmanın tamamlanmasından sonra iki seçenek bulunuyor: Şüphelinin serbest bırakılması veya sınır dışı edilmesi. Bu süreç genellikle sınır dışı edilme kararıyla sonlandırılıyor. 

Ancak işletilen bu sürecin sorunlu tarafı, ICE tarafından gözaltına alınan kişilerden günlerce haber alınamaması. Aileler ve avukatların yaptığı bildirimlere göre, gözaltına alınan kişinin nerede olduğunun öğrenilmesi bazen günleri buluyor.

Öte yandan ICE'ın yetkisinin, yalnızca yasadışı göçmenlere karşı olduğu belirtiliyor. Yani ICE personelinin ABD vatandaşlarına karşı herhangi bir yaptırım hakkı bulunmuyor. Bu durumun da tek istisnası, tutuklamaya karşı yapılan müdahale veya bir ICE personeline yönelik saldırı.

Buna rağmen, haber kuruluşu ProPublica'ya göre, Trump'ın başkanlığının ilk dokuz ayında ABD vatandaşlarının kendi iradeleri dışında ICE tarafından alıkoyulduğu 170'ten fazla olay yaşandı. Bu vakalar arasında yasadışı göçmen olduklarından şüphelenilen ABD vatandaşları da vardı. ICE personelinin ABD vatandaşlarına yönelik birçok sert müdahalesi de ABD kamuoyunda tartışma yaratmayı sürdürüyor.

Ayrıca İç Güvenlik Bakanlığı'nın ICE'a yönelik tanımında, personelin "yalnızca gerektiğinde ölümcül güç kullanabileceği", bunun için de "personele veya başka bir kişiye yönelik yakın bir ölüm veya ciddi bedensel yaralanma tehdidi var olduğuna dair makul bir inanca sahip olması" gerektiği belirtiyor. Fakat yaşanan örnekler bu tanımın pratikte işlevsiz olduğunu gösteriyor.

Tartışmanın bir diğer boyutu da ICE personellerinin genellikle maske takmayı tercih etmesi. Bakanlık takılan maskelerin personelin güvenliğini sağladığını iddia ederken, ICE'ı eleştiren toplam ise maskenin sağladığı gizlilik nedeniyle şiddetin dozunun arttığı yönünde. 

Bir yılda en az 605 bin kişi sınır dışı edildi: Hedef 1 milyon

Hükümet verilerine dayanan araştırmalara göre geçen yılın Kasım ayında, anlık olarak 65 bin kişi ICE'ın gözaltı tesislerinde bulunuyordu.

Ancak Trump yönetiminin açıkladığı hedef, bu sayıların daha da artacağına işaret ediyor. Yönetim, federal ajanlardan günde 3 bin kişiyi, yani yılda 1 milyondan fazla kişiyi tutuklamalarını talep etti.

Trump'ın ikinci yönetiminde, yani 2025 yılında sınır dışı edilen kişi sayısı da 605 bine ulaştı. 

Trump'ın açıklamasına göre ise yasadışı göçle mücadele kapsamında atılan adımlar, göçmenlerin "gönüllü şekilde" ABD'yi terk etmesine de katkı sağladı. Geçen sene bu kapsamda 1,9 milyon kişinin gönüllü olarak ülkeyi terk ettiği bildirildi.

ABD kamuoyu ne diyor?

BBC'nin aktardığına göre, kamuoyu yoklamalarında ABD'liler Trump'ın göçmenlikle ilgili adımları konusunda karmaşık bir görüşe sahip.

Pew Araştırma Merkezi'nin Ekim 2025'te yaptığı bir ankete göre, toplumun yarısından biraz fazlası sınır dışı etme uygulamalarının belirli ölçülerde gerekli olduğuna inanıyor.

Bu sayı, Pew'in bir önceki Mart ayında bulduğu sayı ile aşağı yukarı aynı.

Ancak aynı anket, halkın Trump'ın yöntemleri konusunda endişeleri olduğunu da gösteriyor.

Ankete göre yetişkinlerin yüzde 53 gibi büyük bir çoğunluğu Trump yönetiminin yasadışı göçmenleri sınır dışı etmek için gerekenden fazla şey yaptığına inanıyor. Yaklaşık yüzde 36'sı ise Trump'ın yaklaşımını destekliyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.