Sayfa yolu
Torba yasanın görünmeyenleri: Emekçilerin sendika hakkına fiili engelleme
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.12.2022 , 10:16 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Kamuoyuda "torba kanun" adıyla anılan ve Meclis'te görüşülen yasanın pek çok maddesi maddesi tartışma konusu. Ancak 11. ve 12. maddeleri kamu sendikalarını ilgilendiren yeni bir düzenleme içeriyor.
Konuya dair Birleşik Kamu İş Konfederasyonuna bağlı sendika temsilcilerinden Genel Sağlık İş Sendikası Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Tarık Doğan, Büro İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Meliha Asan ve Eğitim İş İşyeri Temsilcisi Osman Ulaş’ın görüşlerini aldık.
Birkaç gündür konuşulan toplu sözleşme ikramiyesi nedir? Ne zamandan bu yana var ve bu ikramiyeyi alma koşulları nelerdir?
Meliha Asan: Bilmeyenler için açıklamakta fayda var, tabi. 25 Haziran 2001 tarihli 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümleri uyarınca sendika üyesi kamu görevlilerinin, her ay maaşından sendika üyelik aidatı kesilir. Sendika üyesi kamu personelleri, toplu sözleşme sürecinden kaynaklanan bir hak olarak toplu sözleşme ikramiyesi alırlar. Memurlar arasında sendika parası olarak anılan bu ödenti, kişinin hangi sendikaya üye olduğuna bakılmaksızın yapılır.
AKP milletvekilleri tarafından TBMM'ye sunulan torba kanunda yer alan 11 ve 12. maddelere göre, 'toplu sözleşme ikramiyesi, hizmet kolunda sendika üyesi olabilecek toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2'si oranında üyesi bulunan sendikalara üye olan kamu personeline verilecektir' ibaresi eklendi. 2021 yılında da benzer bir teklif yüzde 1 ibaresiyle önerilmiş, Danıştay 12. Dairesi bu yasanın yürütmesini durdurmuştu. İktidarın kamu sendikalarına ısrarla kota getirmeye çalışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tarık Doğan: Çeyrek asır boyunca kamu çalışanlarına dayatılan, siyasi iktidarın takdir ettiği her türlü uygulamayı kamu çalışanlarını kabul ettirmek, tayin – görevde yükselme ve benzeri tali konular dışında, emekten ve emekçiden yana hiçbir işlevi olmayan sendikacılık anlayışı ile kamu çalışanları mali ve sosyal anlamda ciddi kayıplar yaşadı.
Yıllardır siyasi iktidarların "memur kolları" gibi faaliyet gösteren "sarı sendikalar", siyasi atmosferin kendileri aleyhinde değişmekte olduğunu, gelecekte sadece tabeladan ibaret olacaklarını gördükleri için, mevcut siyasi iktidarın hesapları ile "çıkar birlikteliği" doğrultusunda beraber yürümekte ısrarcı davranıyorlar.
'Emekçilerinin sendika tercih etme hakkı ortadan kaldırılmaya çalışılıyor'
Osman Ulaş: Bu yasa önerisinin birkaç hedefi var. Birincisi, kamu emekçilerinin 'istediği' sendikaya üye olabilme hakkını ekonomik gerekçelerle elinden alınması hedefleniyor. Yani yüzde 2 oranında üyeye sahip olamayan sendikalara üye olursanız toplu sözleşme ikramiyesinden yararlanamazsın tehdidiyle kamu emekçilerinin sendika tercih etme hakkı ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. 2. hedeflerinin ise örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir engelleme girişimi olarak değerlendirmek gerekir. Uluslararası, Anayasal ve yasal düzenlemeler çerçevesinde temel hak ve özgürlükler kapsamında güvence altına alınmış örgütlenme özgürlüğü bana sorarsanız bu yasa ile engellenmektedir. Çünkü sadece yüzde 2'lik kotaya giren sendika üyesine toplu sözleşme ikramiyesinden yararlanma hakkı tanımak örgütlenme özgürlüğünün tırpanlanmasıdır.
Bu yasaya ilk önce bu iki açıdan karşı durmak gerekir. Bu ısrarın arkasında özelikle Eğitim İş kolunda uzun süre mücadele konusu olan "Öğretmenlik Meslek Kanunu" (ÖMK) ile öğretmenlik mesleği kariyer basamaklarına bölündü. Ve eğitim emekçileri Temmuz ayından itibaren video izleme, sınava hazırlanma gibi süreçlerden geçerek uzman öğretmenlik gibi bir sınava girmeye ekonomik gerekçelerle mecbur bırakıldı. Öğretmenler çok büyük tepkiler örgütlediler. Üyesi ve işyeri temsilcisi olduğum Eğitim İş Sendikası Büyük Öğretmen yürüyüşü düzenledi ve bir günlük iş bırakarak, ÖMK'ya karşı etkili bir mücadele yürüttü. Eğitim bir sen ve Türk Eğitim Sen gibi sendikalar kariyer basamaklarına değil sadece sınava karşı olduklarını söyleyerek büyük tepki topladılar. Ve bu tepkilerin sonucun da iki sendikadan toplu kopuşların, istifaların gelmesine yol açtı. İşte bu yasanın diğer bir amacı ise bu iki sendikanın üye kaybının önüne geçmek olmuştur.
'Bizim sesimizi boğmak istiyorlar'
Meliha Asan: 2021 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, iş kolunda yüzde 1 oranında örgütlülüğü olmayan sendikaların sendikal faaliyet yürütmedikleri gerekçesiyle üyelerinin toplu sözleşme ikramiyesi almamaları gerektiğini iddia etmişti. Bununla ilgili hazırlanan yasal düzenleme anayasa başta olmak üzere yasalara ve Türkiye’nin de imzası bulunan uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu için yürürlüğe girmemişti. Yine de yüzde 1 kotasının konuşulduğu birkaç ay iktidar tarafından desteklenen sendikalarca, yalan yanlış bir propaganda aracı olarak kullanıldı.
Bu kez benzer bir düzenleme yüzde 2 kotası ile karşımıza çıktı. Anladığımız kadarıyla sayın Bilgin, şimdi de yüzde 2’den az örgütlülüğü olan sendikaların sendikal faaliyet yürütmediğini düşünüyor.
Elbette bu ısrarın bir nedeni olmalı. İş kollarındaki sendikaların üyelerini daha kalabalık sendikalara mecbur bırakarak mümkün olduğunca tek sesli sendikal bir yapı yaratmak, zaten iktidara hizmet eden sarı sendikalara her birimizi mahkum etmek, işyerlerinde yemekhane, servis, vb. bir dizi temel hakkın iyileştirmesinde bile söz söylemekten kaçınan patron sever sendikaları güçlendirmek, daha çok üye+daha çok aidat = daha çok gelir olarak gören her biri profesyonel olan şube başkanlarının maaşlarını katlamak, sendika ağalarının daha da lüks makam otomobillerine binmesi vs. bunlardan biri ya da birkaçı ya da aklımıza gelmeyen daha nice neden olabilir.
Asıl olarak bilmemiz gereken; bizim sesimizi boğmak istedikleri. Muhalefetin herhangi bir kesimine basında, sahnede, üniversitede, işyerinde, sokakta tahammülün olmadığı ülkemizde sıra belli ki kamu sendikalarına geldi.
'Sarı sendikalar da etkilenir'
AKP'nin önerdiği yüzde 2'lik üye kotasının yasalaşması halinde kamudaki sendikalar bu durumdan nasıl etkilenir?
Tarık Doğan: Adı geçen yasa teklifinin, gerek Anayasa gerekse İLO Sözleşmeleri'ne aykırı olmasına rağmen, siyasi iktidarın çoğunluğu nedeniyle kabul edileceği kuvvetle muhtemeldir.
6. Dönem Toplu İş Sözleşmesi ile getirilen yüzde 1 barajı Anayasa ve İLO Sözleşmelerine aykırı olduğu için Danıştay 12. Daire tarafından "yürütmenin durdurulması" kararı verilmişti ancak henüz "iptali" için bir karar verilmiş değil.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Geçici Madde 42 - Ek 4 maddesi ile, "…ödenecek toplu sözleşme ikramiyesi … 2022 ve 2023 yıllarını kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşmenin yürürlük süresince 2119 gösterge rakamının aylık memur katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödenir" denilmiş olmakla birlikte, söz konusu yasa teklifi ile 375 sayılı KHK'nın ek 4 üncü maddesinde değişiklik teklif edilmektedir.
Yasa teklifinin 11. maddesi, "… üye sayılarının tespitinde ödeme tarihi itibarıyla 4688 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğince Resmî Gazete'de yayımlanan en son tebliğ esas alınır" biçiminde olup, bu maddeye göre Mayıs 2022 dönemindeki üye sayılarının baz alınacağı açıktır.
Özet olarak bu yasa teklifiyle Mayıs 2022 tarihinde, ait olduğu hizmet kolunda çalışan kamu personeli sayısının yüzde 2’sini kendisine üye olarak kaydetmiş olan sendikalara üye olan kamu çalışanları, 2119 gösterge rakamının aylık memur katsayısı - (0,333603) - ile çarpımı sonu bulunacak miktarda toplu iş sözleşmesi ikramiyesi alması, Mayıs 2022 tarihinde yüzde 2 barajını geçemeyen sendikalara üye olan kamu çalışanları, 750 gösterge rakamının memur aylık katsayısı - (0,333603) - ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda toplu sözleşme desteği alması hedeflenmektedir.
Bu haliyle teklif yasalaşırsa, 120 milletvekilinin imzası ile Anayasa Mahkemesi nezdinde iptal davası açılması gündeme gelecektir. Zira hukuk normları gereği, Anayasa ve İLO sözleşmeleri, amir konumda olup, bağlayıcıdır. Anayasa ve İLO sözleşmelerine aykırı yasal düzenleme yapılamaz. İptal davası açılması durumunda, adı geçen yasal düzenlemenin iptali söz konusu olacaktır. Yasanın iptali durumunda da, iptal davasının açıldığı tarih itibariyle, hak kaybına uğrayan sendika üyesi kamu çalışanları için, geriye dönük hak ediş doğacaktır.
Teklifin yasalaşması halinde, yüzde 2 barajını geçemeyen sendikalar durumdan olumsuz etkilenip, kısa bir süre için üye kaybı yaşasa da, ardından yasanın iptali ile birlikte, halen yüzde 2 barajını aşmış durumda olan sarı sendikalar asıl olumsuz tablo ile karşılamaya ve hızla üye kaybı yaşamaya başlayacaktır.
'Siyasal kanallarla diğer sendikaların üye kaybının önüne geçmeye çalışılıyor'
Meliha Asan: Ülkemizde üye sayıları en fazla olan kamu sendikaları konfederasyonları AKP ile organik bağı olan Memur Sen ve MHP ile yakınlığı aşikar olan Türk Kamu Sen. Her iki konfederasyonun sendikaları, özellikle Memur Sen’e bağlı olan sendikalar, yıllardır kamuda bürokratlar ve amirler tarafından personel üzerinde baskı oluşturarak ya da sözleşmeli personel arkadaşlarımız için iş akdinin feshi tehdidiyle veya kamudaki liyakatsizlikten kaynaklı bir yaranma çabası ile örgütleniyor.
Ancak tüm bu yoğun basınca rağmen 2021 yılında Memur Sen yüzde 5, Kamu Sen yüzde 22, KESK yüzde 14, Birleşik Kamu İş yüzde 50 oranında üye sayısını arttırdı. 2022 yılının sonuna yaklaşırken, konfederasyonumuz Birleşik Kamu İş'in geçen yıl yakaladığı örgütlenme ivmesinin katlanarak artacağını öngörüyoruz.
Pek çok alanda olduğu gibi sendikal alanda da iktidarla muhalefet arasındaki güç ilişkisi takip ediliyor. Büro Memur-Sen’den yoğun istifa haberleri geliyor. Türk Kamu Sen’den ayrılanlar yeni sendikalar kuruyor. Bu durum belli ki her iki sendikayı da rahatsız ediyor. Siyasal kanallarla üye kaybının önüne geçmeye çalışılıyor.
'Eğitim sendikalarının örgütlenmesi zorlaşır'
Osman Ulaş: Kamu emekçileri Eğitim İş kolunda onlarca sendika faaliyet yürütüyor. Yüzde 2'lik baraja takılan yeterli yayılma ve büyümeyi sağlayamayan eğitim sendikalarının örgütlenmesinin daha da zorlaşacağı anlamına gelir. Örgütlenme özgürlüğü yüzde 2'lik baraja 'takılmaktadır'. Kamu emekçilerinin ne kadar yoksullaştığını çok iyi biliyorlar. Kirasını ödeyemez, kredi çekmeden yaşayamaz, hafta sonu sınavlarda gözetmen olarak çalışmadan yaşamını sürdüremez olduğunu çok iyi biliyorlar. O yüzden de nasıl 'uzman öğretmenlik sınavına' girmeye mecbur bırakıldıysa eğitim emekçileri şimdi de kamu emekçileri ya sözleşme ikramiyesi ya da örgütlenme özgürlüğünden birisini tercih etmesi isteniyor. Kamuda örgütlü olan sendikalar işçi sendikalarına kıyaslanırsa sendikalaşma oranının yüksek olduğu sendikalardır.
Üyesi olduğum Eğitim İş Sendikası da daha bir yıl önce 50 bin civarında üye sayısına sahipken bugün 110 bin üye sayısına ulaşmıştır. Bu yasa 1 yıl önce yürürlüğe konmuş olsa idi sadece ekonomik gerekçelerle eğitim emekçilerinin örgütlenmesi engellenmiş olacaktı. Eğitim İş bile on binlerce üyesi olmasına rağmen bu baraja takılabilirdi. Son dönemde Eğitim İş'e önemli bir üye akışı Eğitim Bir Sen ve Türk Eğitim Sen'deki istifalarla gerçekleşmektedir. Bu da gösteriyor ki sendikalar alanında hegamonya kuran iki sendikanın bunu kaybetme korkusu bu yasanın çıkmasında en büyük nedendir. Yasa Meclis komisyonunda görüşülürken sendika temsilcileri de komisyondaki görüşmelere alınmıştı fakat komisyondaki Memur Sen ve Türkiye Kamu Sen'e bağlı söz alan sendika yetkilileri şiddetle bu yasayı savunduklarını da görmüş olduk. Bu da gösteriyor ki bu ısmarlama bir yasadır, Memur Sen ve Kamu Sen'in talebi doğrultusunda üye kayıplarını önlemek için hazırlanmış bir yasadır. Bu yasadan kamu emekçilerinin hiçbirisinin olumlu etkilenmesi mümkün değildir. Toplu sözleşme ikramiyesi tüm kamu emekçilerine hiçbir şart konmaksızın ödenmelidir.
'Tüm engellere rağmen örgütlenmeye devam ediyoruz'
Üye olduğunuz sendikanın söz konusu madde yasalaşırsa nasıl etkileneceğini düşünüyorsunuz?
Meliha Asan: Sendikamız Büro İş (Büro Hizmet Kolu Kamu Çalışanları Sendikası), büro, bankacılık ve sigortacılık hizmet kolunda faaliyet gösteriyoruz. İş kolumuzda sendika üyesi olabilecek personelin yüzde 73’ü sendikalı. Yüzde 1 konusu konuşulduğu dönemde bu eşiğin altındaydık. Bunu geçtik ancak şu an sendikamız yüzde 2’nin altında bir örgütlülüğe sahip.
Karşımıza çıkan tüm engellere rağmen örgütlenmeye devam ediyoruz. Yetkili olmadan da etkili, etkin bir sendikal faaliyet yürütülebileceğini iddia ediyoruz. Tüm faaliyetlerimiz, destek ve dayanışmamız sadece üyelerimiz değil tüm mesai arkadaşlarımız için gerçekleşiyor.
TBMM’ye sunulan teklif, zaten çok zor koşullarda yaşayan ve çalışan kamu emekçilerinin ciddi bir maddi kayba uğraması anlamına geliyor. İktidarın öngörüsü bu şekilde bizim gibi henüz mütevazı sayılarda üyesi olan sendikaların varlığını sona erdirmek. O nedenle birkaç gündür tüm üye ve dostlarımıza teklifin içeriğini, amacını ve neden yargıdan döneceğini anlatıyoruz.
'Hep birlikte direnmeye çağırıyoruz'
Teklif TBMM’de kabul edilirse bundan sonraki süreci nasıl yürüteceksiniz?
Meliha Asan: Bunu ilk kez yaşamıyoruz. Bizleri daha evvel de kendi yandaş sendikalarına mecbur bırakmaya çalıştılar. Yüzde 1 dayatmasını sendikamız yargıya taşıdı ve hesaplarını bozduk. Şimdi yeniden, üstelik “sendikal algının güçlendirilmesi ve sendika üyeliğinin desteklenmesi” diyerek karşımıza çıktılar. Bu saldırganlığın müsebbibi yıllardır kamu emekçilerinin hak kayıplarıyla sonuçlanan toplu sözleşmelerin altında imzası olan tüm taraflardır.
Şu an iş kolunda yüzde 2'nin altında örgütlülüğü olan sendikamız, son altı ayda üye sayısını ikiye katladı. Mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu hukuksuz dayatmaya verilecek en önemli cevap örgütlenmektir.
Bunun ilk adımlarından biri olarak dün Kamu Konfederasyonları ve Sendikalar Platformu'nun çağrısıyla yüzde 2 dayatmasına boyun eğmeyen ve bizlere destek verenlerle birlikte TBMM önünde bir basın açıklaması yaptık.
Sınıf sendikacılığı yapma iddiasında olan, hakkını arayan, mücadele etmekten vazgeçmeyen tüm sendikaları bu adaletsizliğe karşı hep birlikte direnmeye çağırıyoruz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.