Sayfa yolu
Toplumsal kurtuluş mücadelesi: Kadınlar olmadan asla
Yayın Tarihi: 04.06.2025 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:13
Kitlelerin dini sığınak olarak görmesi, eski çağlara ait bir olgudur. Ancak 21. Yüzyıldaki manzara şaşırtıcıdır: Tek tanrılı dinlere ilaveten merkezi ABD’de bulunan modern tarikatlar ve yeni spiritüalizm de dünyada giderek yaygınlaşmaktadır. (Bir yanda tıptaki teknolojik gelişmeler, bir yanda Papa’nın kutsal elinden hastalığına şifa arayan milyonlar).
Bizim gibi Müslüman ülkelerde hortlatılan feodal kapitalist dincilik de samimi dindarları rahatsız etmekte ve toplumdaki demokratikleşme mücadelesine zarar vermektedir. İslam dünyasının toplum yapısında yerleşiklik kazanan, Batı’nın ilmini ve teknolojisini kullanalım ama kültürünü almayalım, görüşü ülkemizde hâlâ hükmünü sürdürebilmektedir. O tükaka edilen Batı kültürüne gelince; demokrasi değerlerinin yine Batı’nın egemen güçlerince içlerinin boşaltılmış olmasına karşın insanlığa insan hakları, kadın hakları, işçi ve emekçi hakları gibi yasal hakların demokrasi çerçevesinde sahip çıkma olanağını kazandırmıştır. Dini görüşse insan haklarının ümmete, Tanrı tarafından bağışlandığını kabul eder. Laik görüş, tam tersine insan haklarının insan aklıyla oluştuğunu savunur. Kapitalist devletler de laiktir. (Hoş, günümüzde sözde laik demek daha doğru olur, hele örneğin Netanyahu gibileri gördükten sonra).
Laikliğin gözden düşürülmesi politikaları, devletin bir dini ve mezhebi olduğu düşüncesini getirir akla. Kendimizden paha biçelim: Yoğun dinsel / mezhepsel etki altında tutularak, toplumsal mücadele ruhunu yok etmeye yönelik, topluma itaat kültürünü dayatma girişimleri bütün ülkede açık seçik görülmüyor mu? Üniversitelerde bilime aykırı yayınların, etkinliklerin meşrulaştırılması bile durumun ciddiyetini açıklamaya yetmiyor mu? Kırsaldan büyük kentlere, Cumhuriyet’in kendilerine kazandırdığı yurttaş kimliğiyle yurtseverler laikliği, cumhuriyeti, bağımsızlığı muhafaza ve müdafaa etme sorumluluğuyla daha önce hiç olmadığı kadar neden canla başla çalışıyorlar? Solun toplumsal kurtuluşu şiar edinmiş kesimleri gidişata karşı güçlü bir siyasal tepkiye olan ihtiyacı karşılamak üzere Cumhuriyetçi kesimlerle diyalog arayışına giriyorlar.
Ancak solda laik, sömürüsüz, bağımsız, toplumcu bir düzene ulaşmak için devletin benimsemiş olduğu din, mezhep ve sınıfa karşı mücadele verilirken cinsiyet etmeni geri planda bırakılırsa mücadelenin eksik kalacağı açıktır. Kadının dünyaya kök salmış erkek egemen toplumdaki statüsü erkeğinkiyle aynı değildir. Din ve laik yasalar da erkeğe kadını denetleme yetkisi tanımış ve onun kadınlar, genç erkekler ve çocuklar üzerinde egemenlik kurmasını sağlamıştır. Bizde kadınların durumunu yasalardan çok din, gelenek, görenek, ahlâk belirler. Yoksulluk ve dini baskılarla kız çocuklarının hâlâ okula gitmesinin engellenmesi, kadının makûs talihinin de başlangıç noktasıdır.
Tüm toplumsal örgütlenmelerde dinin beslediği ataerkil kurallar geçerlidir. İktidar olmuş erkek egemen güçler; kendi sınıf ayrıcalıklarını korumak için kadınların, erkeklerle ekonomik, toplumsal, siyasal eşitliğini istemezler. Sözgelimi kadınlar, ev içi ve bakım emeği yükümlülükleri, devlet tarafından paylaşılmadığından iş gücü piyasasından dışlanırlar. Dinde ve toplumda yüceltilen annelik, yasalarda da toplumu ilgilendiren bir sorun olarak görülmez; çalışan anneye maddi manevi destek sağlanması (kreş, emzirme odası, çalışma saatlerinin azaltılması v.b.) yer almaz. Bugünkü küresel ekonomik krizlerde olduğu gibi kadınların, aileyi ayakta tutabilmek için tarihteki avcı toplayıcı dönemlerdeki mahrumiyeti aratmayacak koşullar altında, yoktan var etme çabasıyla çırpınmaları da göze gözükmez. Kadınların özverisine karşılık devletin sunduğu ödül nedir peki? İkinci sınıf insan anlayışını kabullen, rahat et! Dünyada doğurganlık hızının azalmasını ulusal çıkarları açısından tehlike olarak gören devletlerin yöneticilerinden hangisi sorunun çözümü için kadınlara danıştı? Kimileri, maddi yetersizlikler nedeniyle evlenmek ve çocuk sahibi olma hakkından feragat etmiş kişilere, geçici yardımlardan öte ne vaat etti? Her şey bir yana doğurganlık, memelilerin ortak özelliğidir anlayışını genelleştirmekte bir beis görmediler; insanlığın yarısını oluşturan, tarihsel-toplumsal özelliğine karşın kadın cinsini biyolojik varlığına indirgediler. (Anneler Günü’nde yalandan da olsa gönül alıcı laflar ederlerdi.)
Özetle, bugün için ülkemiz kadınları, cinsiyetlerinden ötürü Cumhuriyet’in yasal kazanımlarına en çok ihtiyaç duyan kesimdir. Devletin cinsiyetinin görünür kılınması, toplumsal mücadele açısından çok önemlidir. Cinsiyetçi yapı aşındırılırsa güç ve iktidar odakları da en azından geri adım atmak zorunda kalacaklardır.
Ancak toplumsal koşullar tüm dünyada cinsiyetçi ideolojiyi zayıflatmaktan uzaktır. (Küresel güçlerin savaş tam tamlarından, silahlanma yarışından da anlaşılmıyor mu?) Kadına şiddette, hayvani duyguların şaha kalkmasını önlemekte aciz kalan yetkililer, sorumluluklarını yerine getirmeseler de görevlerini sürdürebiliyorlar. (Amaç, kadınları bulundukları konumda tutmak için hizaya getirmekse neden olmasın?) Öte yandan bizde olduğu gibi ekranlar, mitingler, boy göstermekten başka işe yaramayan yalancı pehlivanlardan geçilmiyor. Son günlerde kamuya açık alanlarda, hilafet ve şeriat propagandası yapılıyor. Nerede kaldı hukuk sisteminin işlerliği? Demokrasinin aksaklığı, görünen köy kılavuz istemez dedirtiyor insana. Ana muhalefet partisinin mitingleri, protesto gösterileri de iktidar üzerinde sarsıcı etkiler bırakamıyor.
Görünen o ki, solun laikliği koruma programının başarılı olması, genişletilmiş bir “demokratik ittifakın” oluşturulmasına bağlıdır. Araştırmalar, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin partiyi iktidara taşımakta özveriyle çaba harcayan ve seçimlerde partiye oy veren kadınların desteğini büyük ölçüde kaybettiğini gösteriyor. İşsizlik ve yoksullukla boğuşan geniş kadın kitleleri de giderek büyüyor. (Öğrencisinden, tarım işçisinden, işsizinden, dar gelirlisinden, ev kadınından, emeklisine). Laikliği korumak, özellikle kararsızların sağ partilere, tarikatlara kaymalarına engel olmak için sol güçlerin seferber olmasını gerektiriyor. Hiç kuşkusuz aralarından taraf değiştirenler çıkacaktır. Biz kadınları artık gerçekler ilgilendirmeli yalnızca; mistik inançlar değil. Kadınların erkeklerle eşitlik ve sınıfsal talepleri içi içe geçmiştir. Bu yüzden önce kendimizi tanımak, benzer mağduriyetleri yaşayan hemcinslerimizle bir araya gelerek yasal haklarımıza sahip çıkmak için örgütlenmek, kadın sorunlarının toplumsal sorunun bir parçası olduğu gerçeğini benimseyerek sorunun kökten çözümü için sol çevrelerle birlikte hareket etmek, demokrasi mücadelesinin de bir sınıf mücadelesi olduğu bilincini içselleştirmek, geleceğimiz açısından en gerçekçi tavır gibi görünmektedir. Cinsiyetimizden ötürü maruz kaldığımız mağduriyet kaderimiz değildir. Kadınların tarih boyunca sömürü ve kadın-erkek eşitsizliğine karşı verdikleri mücadelelerden ders çıkartmalıyız.
Karma sol oluşumların durumun farkında oluşları her açıdan olumlu bir gelişmedir. Kadın-erkek eşitsizliğinin, sınıflı toplumun yarattığı sömürü düzeninden ayrı düşünülemeyeceği gerçeği yadsınamaz. Mücadele alanlarından biri de dildir. Bilindiği gibi dil, ideoloji üretir ve baskı aracıdır. Dildeki cinsiyetçilik dünyada gündelik yaşamdan siyasete, her alana sinmiştir. (Kadınları aşağılayıcı atasözleri, deyimler, sövgüler) Bu konuda sürdürülen mücadelede solun desteğine ihtiyaç vardır. Öte yandan kadınların ve erkeklerin yetiştirilme tarzları, dolayısıyla yaşam deneyimleri farklı olduğundan kadınlarla, özellikle eğitim hakkını kullanamamış olanlarla iletişim kurarken öncelikle onların sorunlarını, taleplerini dinlemek izlenecek en iyi yöntemdir. Deneyimler göstermiştir ki, savunulan fikirler, yaşamın verilerinden çıkıyorsa etkili olabilmektedir. Konuşma sırası geldiğinde akademik dilde duygu akışı olamadığından duygu ve düşünceleri daha doğrudan ifade etme biçimi tercih edilmeleridir. İşin sevindirici yanı, kadınlar yerel ve küresel medyanın tüm manipülasyonlarına karşın teknolojinin sağladığı iletişim olanaklarından yararlanmayı biliyorlar. Kendi kendilerini yetiştirmeye çalışıyorlar. Kırsaldaki, kentteki protesto gösterilerinde öfkeli kalabalığın arasında başörtülü, başı açık kadınların en önde yer aldıklarını görmüyor muyuz? Mesele çeşitli talepler çevresinde örgütlenmiş geçici nitelikteki protestoları doğru adreslerde toplayabilmekte.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.