Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TKP ve YKP'den Dedeağaç'ta etkinlik: Savaşa ve emperyalizme karşı ortak mücadele çağrısı

Yunanistan Komünist Partisi (YKP), Dedeağaç'ta Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) katılımıyla savaşa ve emperyalizme karşı ortak mücadele çağrısının yapıldığı bir etkinlik düzenledi. İki partinin temsilcileri, Ege'deki gerilimlerden NATO'nun bölgedeki faaliyetlerine, enerji rekabetinden Ortadoğu'daki gelişmelere kadar çeşitli başlıkları ele aldı. Etkinlikte Türkiye ve Yunanistan halklarının emperyalizme, milliyetçiliğe ve savaşa karşı ortak mücadelesinin önemi vurgulandı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 19.10.2026 , 11:13

Yunanistan Komünist Partisi'nin (YKP) Doğu Makedonya ve Trakya Bölge Örgütü tarafından dün Dedeağaç (Aleksandrupolis) Limanı'ndaki 1 No'lu Depo'da siyasi bir etkinlik düzenlendi. 

"Sömürüye, kapitalist rekabete ve savaşa halkların dostluğu ve ortak mücadelesiyle yanıt veriyoruz. Halklar için gerçek çıkış yolu sosyalizmdir!" sloganıyla gerçekleştirilen etkinliğe Türkiye Komünist Partisi (TKP) temsilcileri de katıldı.

Etkinlikte iki ülke arasındaki gerilimler, enerji kaynakları ve ulaşım güzergâhları üzerindeki rekabet, NATO'nun bölgedeki rolü ve komünistlerin bu gelişmeler karşısındaki sorumlulukları tartışıldı.

'İki Yunanistan, iki Türkiye var'

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan YKP Doğu Makedonya ve Trakya Bölge Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Meriç (Evros) Bölge Komitesi Sekreteri Vangelis Evangelopoulos, ABD ile Çin arasındaki rekabetin yoğunlaştığına, Ukrayna ve Ortadoğu'daki savaşların tırmandığına ve daha geniş çaplı askeri çatışmalara yönelik hazırlıkların sürdüğüne dikkat çekti.

Evangelopoulos, işçilerin bir yandan ücretler, emeklilik hakları, sağlık ve eğitim harcamaları üzerinden ekonomik fedakârlıklara zorlandığını, diğer yandan savaş ve yerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığını belirtti.

Yunanistan ve Türkiye'yi enerji ve askeri faaliyetlerin merkezi haline getirmeye çalışan sermaye gruplarının çıkarlarıyla emekçilerin barış ve insanca yaşam taleplerinin birbirine karşıt olduğunu ifade eden Evangelopoulos, Nâzım Hikmet'in 1952 yılında Yunan halkına yazdığı mektuba atıfta bulundu.

Nâzım'ın yaklaşımından hareketle "iki Yunanistan ve iki Türkiye" bulunduğunu belirten Evangelopoulos, bunlardan birinin sermayeyi, sömürüyü ve savaş hazırlıklarını; diğerinin ise işçileri, halkların dostluğunu ve ortak mücadeleyi temsil ettiğini söyledi.

YKP: Enerji koridorları ve askeri üsler sermayenin çıkarlarına hizmet ediyor

YKP Merkez Komitesi Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Sorumlusu Eliseos Vagenas, konuşmasında Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlıkların ekonomik ve siyasi arka planını değerlendirdi.

İki ülkenin egemen sınıfları arasındaki rekabetin enerji kaynakları, ulaştırma koridorları ve bölgesel nüfuz mücadeleleriyle bağlantılı olduğunu belirten Vagenas, deniz yetki alanları, deniz paktları ve Yunanistan-Kıbrıs-İsrail elektrik bağlantısı gibi tartışmalı konulara değindi. Türkiye'nin Yunan adaları üzerindeki egemenliği ve egemenlik haklarını tartışmaya açan iddialarını da ele aldı.

Vagenas'a göre bu anlaşmazlıkların arkasında bölgedeki kaynakların kapitalist şirketler ve uluslararası tekeller yararına değerlendirilmesine yönelik rekabet bulunuyor. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin kötüleşmesi ve Yunanistan'ın İsrail'le siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerini geliştirmesi de bölgedeki güç mücadelelerini etkiliyor.

Konuşmasında Dedeağaç'ın enerji ve askeri stratejiler açısından artan önemine özel yer ayıran Vagenas, ABD'den ithal edilen sıvılaştırılmış doğal gazın Balkanlar üzerinden Doğu ve Orta Avrupa'ya taşınmasını öngören Dikey Koridor projesini değerlendirdi.

Yunanistan'ın önemli bir enerji transit merkezi haline gelme hedefinin Türkiye'nin benzer hedefleriyle rekabet içinde olduğunu belirten Vagenas, bu yatırımların halklara ne kazandırdığını sorguladı. Enerji koridorlarının ve büyük altyapı projelerinin doğal gazı, elektriği veya taşınan malları emekçiler için ucuzlatıp ucuzlatmadığı sorusunu gündeme getirdi.

YKP Merkez Komitesi Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Sorumlusu Eliseos Vagenas

Vagenas, iki komünist partinin ortak açıklamasına atıfta bulunarak işçi sınıfıyla sermayenin çıkarlarının ortak olmadığını vurguladı. Her iki ülkede de halkların askeri harcamaların yükünü taşıdığını ve sermaye gruplarının çıkarları uğruna yürütülen çatışmalara sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

"Ulusal birlik" ve ülkelerin jeopolitik konumlarını güçlendirme söylemlerini de eleştiren Vagenas, bu söylemler aracılığıyla halkın ihtiyaçlarının sermayenin önceliklerine tabi kılındığını savundu. İşçi sınıfı enternasyonalizmini hem milliyetçiliğin hem de sermayenin uluslararası işbirliğinin karşısına koyarak gerçek yurtseverliğin emekçilerin çıkarlarını savunmaktan geçtiğini belirtti.

Silahlanma yarışına da değinen YKP temsilcisi, Fransa'nın Yunanistan'a Rafale savaş uçakları satarken Türkiye'ye de bu uçakları düşürebilecek füzeler satmasını örnek gösterdi. Vagenas, yüksek maliyetli silahlanma programlarının ve askeri güç yoluyla siyasi sonuç elde etme girişimlerinin çatışma tehlikesini artırdığını söyledi.

YKP ve TKP'nin mevcut sınırların ve bu sınırları belirleyen uluslararası anlaşmaların değiştirilmesine karşı ortak tutumunu yineleyen Vagenas, iki partinin emperyalist savaşlara ve askeri planlara katılımın sona erdirilmesini, yurt dışındaki askeri birliklerin geri çekilmesini, NATO ve Avrupa Birliği'nden çıkılmasını, Dedeağaç'takiler dahil ABD ve NATO üslerinin kapatılmasını savunduğunu belirtti.

Vagenas ayrıca Filistin ve Küba halklarıyla dayanışma mesajı vererek iki komünist partinin sosyalizm mücadelesindeki işbirliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

TKP: Türkiye'nin dış politikası sermayenin bölgesel hedefleriyle bağlantılı

TKP Parti Meclisi Üyesi Murat Akad ise konuşmasında Türkiye'nin dış politikasını, NATO üyeliğini ve bölgesel ittifaklarını değerlendirdi.

Akad, Türkiye hükümetinin diplomatik girişimlerinin Türk sermayesinin uluslararası alandaki faaliyetlerini genişletmeyi ve emperyalist sistem içindeki konumunu güçlendirmeyi amaçladığını savundu. "Yeni Osmanlıcılık" olarak adlandırılan politikaları da yeni nüfuz alanları oluşturma, ekonomik ve siyasi gücü genişletme çabalarıyla ilişkilendirdi.

Türkiye'nin 1952'den bu yana NATO üyeliğinin yalnızca askeri bir yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Akad, bu üyeliğin Türk kapitalizminin temel dayanaklarından biri olduğunu ifade etti.

Türkiye'deki NATO üslerine, askeri sistemlere ve ABD'ye ait nükleer silahlara dikkat çeken Akad, bu askeri yapılanmanın Türkiye halkını bölgesel savaşların ve çatışmaların sonuçlarıyla karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu. TKP'nin baskılara ve faaliyetlerine yönelik kısıtlamalara rağmen NATO karşıtı mücadelesini sürdürdüğünü söyledi.

Akad'ın gündeme getirdiği bir diğer konu, Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye'yi kapsayan ve "Mekke Anlaşması" olarak anılan güvenlik düzenlemesi oldu. Akad, bu düzenlemenin daha geniş emperyalist çıkarlara hizmet ettiğini ve Türkiye'nin Yemen'e karşı yürütülen savaşa ve bölgedeki diğer çatışmalara daha fazla dahil olmasının önünü açabileceğini savundu.

TKP Parti Meclisi Üyesi Murat Akad.

Filistin söylemi ile İsrail'le ekonomik ilişkiler arasındaki çelişkiye dikkat çekildi

Akad, Türkiye hükümetinin Filistin'e yönelik açıklamalarıyla İsrail'le sürdürülen ekonomik ilişkiler arasındaki çelişkiyi de gündeme taşıdı.

Azerbaycan petrolünün Türkiye'deki Ceyhan Limanı üzerinden İsrail'e taşınmaya devam etmesini örnek gösteren Akad, Ankara'nın Filistin konusundaki resmi tutumunun bu ekonomik ilişkilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri de ele alan Akad, iki ülkenin egemen sınıflarının bölgesel hedeflerinin yeni rekabet alanları yarattığını söyledi. Akad'a göre iki NATO üyesi arasındaki gerilimler, ABD, NATO ve Avrupa Birliği tarafından her iki ülkenin bölgesel politikalarını denetim altında tutmak ve sınırlandırmak amacıyla da kullanılabiliyor.

Milliyetçiliğin işçileri devletin ve sermayenin çıkarları etrafında birleştirmek, sınıfsal ayrımları ise görünmez kılmak için kullanıldığını belirten Akad, Yunanistan-İsrail ilişkilerinin güçlenmesini, Türkiye-İsrail gerilimini ve her iki ülkedeki askeri harcamaların hızla artmasını bölgesel rekabetin parçaları olarak değerlendirdi.

'Çok kutuplu dünya barışın garantisi değil'

TKP temsilcisi, konuşmasında çok kutuplu dünya düzeni tartışmalarına da değindi.

Kapitalist devletler arasındaki güç dengelerinin değişmesinin tek başına barışı güvence altına alamayacağını savunan Akad, emperyalist rekabeti doğuran kapitalist sistem ve sömürü ilişkileri devam ettiği sürece savaş tehlikesinin de ortadan kalkmayacağını belirtti.

Bu nedenle barış mücadelesinin yalnızca uluslararası güç dengelerinin değişmesine yönelik beklentilerle sınırlı kalamayacağını ifade eden Akad, savaşların arkasındaki sınıfsal çıkarları açığa çıkaran anti-kapitalist ve anti-emperyalist bir hareketin gerekliliğini vurguladı.

Akad'a göre barışın temel güvencesi, örgütlü ve bilinçli işçi sınıfı mücadelesi.

Konuşmasının sonunda Türkiye ve Yunanistan komünistlerinin ortak sorumluluklarına dikkat çeken Akad, iki parti ve iki ülkenin işçi sınıfları arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. TKP ve YKP'nin Ege'nin iki yakasında emperyalizme karşı ve barış için birlikte mücadele etmeyi sürdüreceğini belirtti.

'Yunanistan'da ve Türkiye'de düşman aynı'

Etkinlik, iki ülke halklarının dostluğunu ve emperyalizme karşı ortak mücadeleyi öne çıkaran sloganlarla sona erdi.

Katılımcılar, "Yunanistan'da ve Türkiye'de düşman aynı, emperyalizm yenilmez değil" ve "Dedeağaç halkların limanı olsun, emperyalistlerin saldırı üssü değil" sloganlarını attı.

YKP ve TKP temsilcileri, Türkiye ile Yunanistan arasında kalıcı barışın milliyetçiliğe, silahlanmaya ve bölgesel rekabetin arkasındaki ekonomik çıkarlara karşı mücadeleden ayrı düşünülemeyeceği görüşünde birleşti. İki parti, işçi sınıfının enternasyonalist dayanışmasını ve sosyalizm mücadelesini mevcut bölgesel düzene karşı ortak siyasi alternatif olarak ortaya koydu.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.