Sayfa yolu
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan: Tarikatlar ve holdingler düzeninden barış çıkmaz
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 11.08.2025 , 16:08 Güncelleme Tarihi: 12.08.2025 , 20:38
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, TELE1 canlı yayınında açıklamalarda bulundu.
Sabah Pusulası programında gazeteci Musa Özuğurlu’nun sorularını yanıtlayan Okuyan, yüzlerce cumhuriyetçi aydın, gazeteci ve sanatçının imza verdiği “Ülkemizin uçurumdan yuvarlanmasına izin vermeyeceğiz” başlıklı bildiriye ilişkin konuştu.
Okuyan ayrıca yeni "çözüm süreci" ve uluslararası gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
'Bu bildiri CHP'yi komisyondan kaldırmak için yayınlanmadı'
İmza metninin direktif doğrultusunda hazırlandığını savunanlara itiraz eden Okuyan, şu ifadeleri kullandı:
"Metnin içeriği de pek gene tartışılmadı. Şu tartışıldı: ‘TKP, TKP’liğini yaptı, karşı çıkıyorlarsa bunlar ulusalcı.’ Bu bildiriye herkesten eleştiri geldi. Fethullahçılardan geldi, Saray bürokrasisinden geldi, AKP’nin çeşitli kanatlarından geldi. Liberallerden geldi, DEM’den ve DEM solundan geldi. Herkesin suçlaması farklı. Mesela AKP çevreleri bu bildirinin CHP’yi komisyondan kaldırmak için birileri tarafından icat edildiğini söyledi. Buradan söyleyeyim içleri rahat etsin. TKP, bir yerlerden direktif alan bir parti değil. İkincisi TKP, CHP’ye ayar verme partisi değil. Yani CHP’yi sola çekelim, komisyondan kaldıralım böyle bir niyetimiz yok."
TKP Genel Sekreteri, bildirinin imzacılarına yönelik eleştirilereyse şu yanıtı verdi:
"Biz sonuçta bir metin ortaya koyduk. Metnin ortaya çıkışını sağladık. Altına TKP’nin adını koymadık. Koysak başka bir şey yapardık. Zaten bu metin yayıldı. Bir yerde de durdurduk. Çok ilgi çekti, biz burada durdurduk. Amacına ulaştı metin diye. Bu tür metinlerde şu imza attı, bu imza attı, bu çok sorgulanmaz. 700 imzacı var, bu imzacılar arasında büyük görüş ayrılıkları var zaten. Herkes aynı noktada değil. Bu bir platform değil, biz ortak bir program etrafında mücadele başlatmıyoruz. Bir tartışma başlatmak istiyorduk, buna yaradı. Tartışmayı başlatırken de bir pozisyon aldık. Şunlara itirazımız var dedik. Ayrıca eşitlikçi bir düzen, barış ve kardeşlik istediğimizi belirttik. Dolayısıyla imzanın sahibini bağlar."
'Lozan tartışılması savaş demektir'
TKP'nin öncülüğünde hazırlanan bildiride öne çıkan itirazlardan biri de Lozan Anlaşması'nın sorgulanmasına yönelikti.
Anlaşmanın sorgulanmasının, sınırların sorgulanması anlamına geldiğini belirten Okuyan, "Bugün Lozan’ın tartışılmaya başlanması neredeyse Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sınırlarında savaş demektir. Savaş lafı kimilerine kolay geliyor ama savaş işgal demek, ölüm demek, yoksulluk demek. Savaş çıkarsa herkes pozisyonunu alır ama emperyalist savaşları engellemek gibi bir yükümlülüğümüz var. Mesele Lozan efsanesi falan değil, birtakım uluslararası anlaşmalar var. Lozan’ın anlamı şu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna denk düşüyor. Bunları tartışmanın bir yararı yok" ifadelerini kullandı.
'AKP, İsrail ile birlikte hamleler yapıyor'
Sürecin Orta Doğu’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir bölgede yaşananlarla ilintili olduğunu vurgulayan Kemal Okuyan, "kaygı verici" olarak nitelediği gelişmeleri şöyle sıraladı:
"Bu süreç geniş bir coğrafyaya dönük ABD, İngiltere ve İsrail operasyonuyla birlikte yürüyor. AKP cenahı biz buna karşı hamleler yapıyoruz iddiasında. Zaten Bahçeli’nin ilk açıklaması da İsrail tehdidi var, ‘Kürtleri neden İsrail’e bırakalım’dı. Öyle gitmiyor işler. AKP her zaman ABD’ci, NATO’cu bir çizgi izledi ama son 2 yıldır ABD ile çok uyumlu bir dış politika sürüyor. İsrail ile bir itiş kakış var ama İsrail ile birlikte hamleler yapılıyor. En yakın Suriye’de gördük, Lübnan’da da görüyoruz. AKP Lübnan’da Hizbullah’ın etkisinin kırılması için bir çaba içinde. Suriye’de birlikte operasyon yaptılar. Sayalım aktörleri: ABD, İsrail, İngiltere, Türkiye, Katar. Demek ki, birbirlerini eleştiriyorlar ama uyum içinde de bir süreç gidiyor."
'Süreci bölgesel tasarımdan bağımsız düşünemeyiz'
Bölgedeki gelişmelerin merkezinde sermaye gruplarının çıkarlarının yer aldığını kaydeden TKP Genel Sekreteri, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
"Bu mesele geniş bir coğrafyada sermaye barışı olarak karşımıza geliyor. İsrail’in de içinde olduğu geniş bir coğrafyada, uluslararası tekellerin istedikleri gibi at oynattıkları, bölgenin talan edildiği, enerji kaynaklarına el konulduğu ekonomik canlanma alanı yaratmak istiyorlar. İsrail, Lübnan, Suriye ve Kafkaslara kadar. ABD, Ermenistan ve Azerbaycan barışının moderatörü oldu. 100 yıllığına Azerbaycan ile Türkiye’yi birbirine bağlayan hattı kiralamış oldu.
Demek ki bir bölgesel bir tasarım var. Bu tasarımdan bağımsız düşünemeyiz Türkiye’deki süreci. Siz bu sürecin kahramanlarının, ön ayak olanlarının sömürü ilişkilerini, yoksul Kürtleri, Arapları, Türkleri bunları konuştuğunu gördünüz mü? Hayır. Şimdi bunların tartışılması gerekiyor. Suriye’de olup bitenleri, ABD ve İsrail operasyonlarını konuşmadan, Türkiye’deki dincileşmeyi konuşmadan hangi çözümü konuşacağız? Bunların tartışanların başımızın üzerinde yeri var."
'AKP tehdidi savuşturmak için tehditle işbirliğine yöneldi'
Suriye operasyonu ile Türkiye’deki sürecin aynı anda başladığına dikkat çeken Okuyan, bölgede Türkiye'yi bekleyen riskleri sıraladı:
"Suriye’de Şara’nın ya da HTŞ’nin iktidara gelmesini niye istediler? İstedikleri gibi at oynatmak için. Çünkü meşruluğu yok. Biz bunu en başından beri söyledik. AKP iktidarı, Şara’yı hemen sahiplendi, bizim adamımız dedi, İngilizler de bizim adamımız dedi. Herkes sahip çıktı. Ama bir tek Türkiye bütünüyle arkasında duruyoruz dedi. Şara’nın arkasında kimse durmaz, HTŞ Suriye’ye hakim olamaz. MİT artık halkla ilişkiler kurumuna dönüştü. Bu meselenin yürütücü aktörü de MİT. İstihbarat Örgütü, İsrail’in HTŞ’yi istediği gibi at oynatmak için Şam’da görmek istediğini görememişler mi? Bunu göremeyen bir iktidar, İsrail tehdidini nasıl savuşturacak? İsrail’in 10 tane üssü var Suriye’de. HTŞ öncesi var mıydı, hayır. Türkiye bunun altına imza attı. Bunların tartışılması lazım.
AKP, Suriye’de emperyalistler birlikte operasyon yaptı ve iktidarı değiştirdiler. Bu değişiklik ABD’ye yaradı, İngiltere’ye ve İsrail’e yaradı. AKP diyor ki bize de yaradı. Göreceğiz bunu. Aynı anda Türkiye, İran’a yönelik kuşatmada da rol aldı, baskı kurdu. ABD’nin ve İsrail’in yanında baskı kurdu. Bazen tehdidi savuşturmak için o tehditle iş birliğine yönelirsin. Şu an AKP iktidarı bunu yapıyor ve adım adım bölgedeki emperyalist şekillenmede rol üstlenmeye çalışıyor. Burada sürtüşmeler var ama buraya girdi Türkiye. Buradan çıkış yok."
'Herkesin kendisine ait bir evinin olduğu çözümden kanlı hesaplaşmalar çıkar'
Sınırların emperyalist ülkelerce belirlendiği bir tablodan "refah" çıkmayacağını vurgulayan Kemal Okuyan, "Hangi etnik kökenden olursa olsun Türkiye’de yaşayan herkesle birlikte bu ülkeyi ayağa kaldırmaya yönelik bir iddiamız var. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Diğer çözüm herkesin kendisine ait bir evi olduğu bir çözüm. Buradan sadece kanlı hesaplaşmalar çıkar" dedi.
Okuyan, Musa Özuğurlu’nun “Süreç bizi nereye götürecek?” sorusuna da yanıt verdi.
“Türkiye’nin önemli sorunlarının bu sistemde çözülebileceğini düşünmüyoruz. Her şeyi bu düzenini değiştirerek çözeriz gibi bir kolaycılığa yaslanmıyoruz, gerçekler ortada. Bugünkü Türkiye’nin sosyo-ekonomik gerçekliği sürdüğü sürece hiçbir sorun çözülemez, Kürt sorunu da çözülemez” diyen Okuyan şu ifadeleri kullandı:
“AKP’nin 25 yıllık sicili, bir meseleyi bu ülkede yaşayan tüm yurttaşların lehine çözemeyeceğine yönelik de bir iddiamız var. Bir sorunun muhatabı siyasi iktidardır. Siyasi iktidarla tartışılır, müzakere de yapılır. Ama ne için yapacağız bunu? Temel mesele bu.
Eşitlikçi bir düzen kurmazsanız mutlaka parçalamak zorundasınız. Kardeşliği böyle sağlayamazsınız. Neden bütün farklılıklarına rağmen kardeşçe yaşadı halklar Sovyetler’de? İnsan insanı sömürmüyordu ve kaynaklar planlı ekonomi sayesinde geri bölgelere daha fazla aktarılıyordu oralar kalkınsın diye. Ve çok uzun süre boyunca orada kimse birbirini öldürmedi. Sovyet Birliği dağıldı, yine birbirinin boğazlarını sıkmaya başladılar. Yani eşitlikçi bir düzen kurmadığınız zaman zaten birilerini baskı altına alıyorsunuz hem emekçi sınıfları bölmek için hem de yönetmek için. Siz etnik temelli bir düşmanlığı canlı tutarsanız bu toplumu yönetmek için bir avantaj sağlar size, milliyetçiliği körüklersiniz."
'Tarikatlar ve holdingler düzeninden barış çıkmaz'
Eşitsizliğin üzerine kurulu bir düzende varılacak "barışın" yeni eşitsizlikler üreteceğini belirten Okuyan, sözlerine şöyle devam etti:
"ABD’nin, İsrail’in ve sermaye sınıfının içinde olduğu hiçbir şeyden barış çıkmaz, çok net söylüyorum. Tarikatlar ve holdinglerin düzeninden barış çıkmaz. Bu nedenle cumhuriyet diyoruz. Bizim istediğimiz cumhuriyet eşitlikçi, sosyalist bir cumhuriyet. Aşiretin içinde, tarikatın içinde eşitsizlik vardır. Onlar da bir zenginliği paylaşıyorlar, olan tarikatların peşinden giden o yoksullara oluyor. Holdingler zaten eşitsizlik üzerine kuruluyor. Eşitsizlik üzerine kurulu bir toplumsal düzenden barış çıkmaz, yeni eşitsizlikler üretecektir. O yüzden ısrarcıyız. Diyorlar, siz Kürt düşmanısınız, demokrasi düşmanısınız, CHP’nin komisyondan kalkmasını istiyorsunuz. Kalkmasın CHP, kendi bilecekleri iş. Çözüme karşısınız deniyor. İyi, tamam gidin AKP ile ittifak yapın, MHP ile ittifak yapın onlar çözümden yana. Göreceğiz o çözümün halini."
| TKP Genel Sekreteri Okuyan uyardı: 'Buradan yeni savaşlar çıkar' |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.