Sayfa yolu
Temmuz'da yasa, İmralı’ya villa: Çözüm süreci nereye gidiyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 30.03.2026 , 10:46 Güncelleme Tarihi: 30.03.2026 , 16:24
Suriye’de İsrail, ABD ve İngiltere’nin yanı sıra AKP iktidarının da aktif desteğiyle 2024’ün Aralık ayında Esad yönetimi devrilmiş, cihatçı HTŞ iktidara taşınmıştı.
Bu sürecin hemen öncesinde AKP ve MHP tarafından “ikinci çözüm süreci” başlatılmış, sürecin merkezine Türkiye sermaye sınıfının bölgesel iştahı ve Yeni Osmanlıcılık yerleşmişti.
Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’nin feshi için attığı adımın ardından kurulan çözüm süreci komisyonu, yaklaşık bir yıllık çalışmanın ardından 18 Şubat 2026’da bir rapor ortaya koymuş, söz konusu rapor AKP, MHP, CHP ve DEM oylarıyla kabul edilmişti.
Şimdi gözler, kabul edilen bu raporun ardından atılacak somut adımlara çevrilmiş durumda.
Bayram sonrası denildi, temmuz ayı işaret edildi
Yerel yönetimler başlığı (AKP bir yandan yerel yönetimlerde demokratikleşme adımlarını tartışırken diğer yandan hemen her gün bir muhalefet belediyesine operasyon yapmaya devam ediyor), ceza yasalarındaki düzenlemeler ve PKK üyelerinin durumu gibi konularda atılacak adımlar için ilk olarak bayram sonrası işaret edilmişti.
Bayramın ardından yandaş basına yansıyan haberlere göre, AKP’nin yasal hazırlıkları başlasa da somut adımlar temmuz ayında atılacak.
Bunun nedeni olarak "PKK’nin feshi süreci" ve "sahadan teyit" gösteriliyor.
İran gündemi dolayısıyla özellikle Irak’taki PKK varlığının tasfiyesinin henüz teyit edilemediği haberleri yandaş basın tarafından gündeme getirilirken, DEM ve MHP cephesi ise AKP’nin aksine yasal adımların bir an önce atılmasını talep ediyor.
İçişleri ve Adalet Bakanlığı’ndaki değişiklikler ve bu iki bakanlığın ilgili hazırlıklara çoktan başladığı belirtilse de AKP’nin süreci biraz daha zamana yaymak ve temmuz ayında somut adımlar atmak istediği anlaşılıyor.
Ancak bu yasal adımlardan önce dikkat çekici bir ara adım çoktan atılmış gibi görünüyor.
İmralı’nın yeni durumu
İmralı’da uzun süredir Öcalan’ın yeni ikameti için hazırlıkların başladığı biliniyordu.
Öcalan için bir villa inşaatına başlandığı uzun süredir konuşulurken, bu konuya ilişkin hiçbir resmi doğrulama gelmemişti.
Aylardır konuşulan bu iddiaya dair ilk doğrulama DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’dan geldi ve Öcalan için İmralı’ya yeni bir yerleşke inşa edildiği duyuruldu.
Bu doğrulamanın ardından DEM ve Kandil cephesinin çözüm süreci boyunca öne sürdüğü ilk talebin büyük oranda karşılandığı anlaşılıyor: Öcalan’ın koşulları…
Öcalan’ın koşullarının iyileştirilmesi talebi sürecin başından bu yana masaya gelen ilk taleplerden biri olurken, bu talebe zaman zaman “umut hakkı” iddiaları da eşlik etmişti.
Gelinen noktada “umut hakkı” adımının yaratacağı komplikasyonlardan hem Öcalan’ın hem de AKP iktidarının kaçınmak için böyle bir formül bulduğu anlaşılıyor.
soL Haber, kapalı kapılar ardında yürüyen süreçlerin gerçek anlamını yazmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine güç vermek için sen de soL'a abone ol.
Peki, ya sonra?
DEM cephesinin masaya sürdüğü en kritik başlıklardan biri olan Öcalan’ın koşullarına ilişkin atılan bu adımın ardından, olası “statü” tartışmalarının Öcalan ve AKP tarafından kolaylıkla aşılması ya da en azından ciddi bir krize dönüşmemesi bekleniyor.
İmralı gündemi sonrası AKP’nin sürecin yasal adımlarını zamana yayarak, PKK’nin tam olarak tasfiye edildiği iddiasını da arkasına alarak atması bekleniyor.
Ancak tüm bunlara rağmen asıl soru orta yerde durmaya devam ediyor.
Hem AKP-MHP kanadı hem de DEM-İmralı, süreci Yeni Osmanlıcı bir çerçeve üzerine kurmuştu. Bu çerçeve üzerinden Türkiye “gevşeyerek” yayılacaktı.
Üstelik bu süreci taçlandırmak adına bir de Yeni Osmanlıcı "anayasa" gündeme getirilecekti.
Ancak söz konusu çerçeveyi merkezine alan bir adımın meşruiyeti hayli tartışmalı. Bu tartışmanın üstüne bir de AKP iktidarının yönetme krizini eklemek gerekiyor.
Bunun yanı sıra ABD emperyalizminin ve İsrail’in kesintisiz süren saldırganlığı, bölgede derinleşen çıkar çatışmaları ve giderek genişleyen sıcak savaş hattı dikkate alındığında, Türkiye sermaye sınıfının ve AKP iktidarının çıkarları doğrultusunda atılan bu adımların emekçiler cephesinde çok daha ağır bir yıkım yaratma potansiyeli hızla büyüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.