Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Suat Arıkan: 'Tek adam' akçeli işe de bakar

İslamcıların Devlet Opera ve Balesi’ne (DOB) dayattıkları “tek adam” rejimi, kurumsal, sanatsal, etik erozyonun yanı sıra, akçeli işlere de açılım sağlıyor.

Melis Gönenç

Yayın Tarihi: 25.08.2022 , 09:02 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

“Tek adam”lık anlayışının doğal bileşenleri arasında, kendini kurum, kurul, kural üstü gören ve buna uygun biçimde davranmaya teşvik edilen kişiye sağlanan suçsuzluk teminatı gelir. “Tek adam”lık, kurumları kemiren bir tümördür. Her yere kolayca yayılır; yasal işleyişi, sanatsal olanı, etik eşiği kevgire çevirir. Ve tabii, hemen her zaman akçeli ortamı sever, oradan beslenir.

Bir kurumu yok etmek istiyorsanız, iki şey yapmanız yeterlidir:

1) Başına, liyakat sahibi olmayan bir “tek adam” getirin.

2) Ona, yapacakları için, suçsuzluk teminatı verin.

Kalanı kendiliğinden gelecektir.

Suçsuzluk teminatı çok işe yarar; “tek adam” bir süre sonra, kendini hiçbir kayıt ile bağlı duyumsamamaya başlayacağından, rahatça suça bulaşır. Nasıl olsa korunacaktır. O andan itibaren artık sizin rehinenizdir. İstediğinizi yaptırabilirsiniz.

Suat Ağa suça bulaşıyor

Dâhi Selman (Ada) DOB Genel Müdürü olur olmaz, İDOB Müdürü Suat Ağa’yı görevden alır (15 Ağustos 2014). 2016 Nisan’ında mahkeme kararıyla göreve iade edildiğinde, o koltuktan bir daha kalkmamaya yeminlidir; bunun için ne yapılması gerekiyorsa yapacaktır.

İslamcılar, Laik Cumhuriyet’in mirasını yağmalama sürecinde, rant kavgası nedeniyle ikiye bölünmüş -FETÖ/Saray-, saç saça, baş başadırlar. Suat Ağa önce FETÖ’cülerin kazanacağını düşünür. 16 Temmuz 2016 sabahı ters köşeye yattığını anlar. “Sayın Cumhurbaşkanımız hapşırır ise, bana ancak nezle olmak düşer” düsturunun, koltukta kalabilmenin tek yolu olduğunu kavraması, en fazla birkaç dakikasını alacaktır. 2017 Mart’ında düzenlenen, Laik Cumhuriyet’in kültür ve kurumlarına, o tarihe kadar yapılmış en büyük saldırı olan III. Milli Kültür Şûrası’na katılır. Burada alınan kararları nasıl destekleyip, İDOB’a taşıdığını yazmıştık. (haber.sol.org.tr, İDOB’un yeniden yapılandırılması, 11 Haziran 2020, haber.sol.org.tr, Saraya Kız Kaçıran 4'lü çete (3), 28 Ekim 2021) Karşılığında, koltuk, yani, suçsuzluk teminatı alır.

2017 Mart’ı ile, emekli olduğu 2022 Mayıs’ı arasındaki dönem, Suat Ağa’nın İDOB’u tam anlamıyla çiftliğe çevirdiği, fütursuz bir “tek adam” dönemidir. Ne kurum, ne kurul, ne kural… DOB’u yıkmak isteyen islamcılar daha ne istesinler?!

İslamcıların, “Atla Suat, tut Suat” teşvikleri ayağını yerden öyle bir keser ki, hukuk ile guguk onun için eşanlamlı sözcükler haline geliverir.

Nasıl mı?

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nu çiğneyerek.

Hadi canım, o sırada 11 yıllık müdür; neyin ne olduğunu bilmez mi?

Dedik ya, “tek adam”lık ve suçsuzluk teminatı kalanını halleder.

Kanun mu, Harun mu?

4734 sayılı Kanun’un 22. maddesi diyor ki, bir kamu yöneticisi, belirli durumlarda, ihale yoluna başvurmadan, gereksinimleri karşılamak için, doğrudan temin ile, piyasadan mal ve hizmet satın alabilir. Ancak, bu alımın parasal bir üst sınırı vardır. Bunu aşamaz. Aşar ise, ihale düzenlemek zorundadır.

Suat Ağa 2017-2018 sezonunda, İDOB’un bazı etkinliklerinin ZORLU PSM’de yapılmasına karar verir. Malum, ZORLU PSM salonları özel sektör tarafından işletilen, özel sektöre ait yerler, yani piyasa. Doğal olarak, piyasa ile pek mahir ilişkiler kurma yeteneğine sahip dönemin il koordinatörü Yücel Özeke’yi herkesi mutlu edecek sevimli rakamları elde etmek için ZORLU PSM’ye gönderdikten sonra.

1 Eylül 2017’de, ZORLU PSM ile İDOB arasında bir hizmet alım sözleşmesi imzalanır. İmzalayan kişi müdür Suat Arıkan’dır.12 Ekim 2017- 20 Nisan 2018 tarihleri arasını kapsayan etkinlik takvimi için, ZORLU PSM’ye ödenecek tutar 480 000,00 TL olarak belirlenir.

Sorun şu ki, Resmi Gazete’nin 21 Ocak 2017/29955 sayısında, 1 Şubat 2017 ile 31 Ocak 2018 arasında geçerli olacak, 4734 sayılı Kanun’un 22 (d). md. kapsamına giren doğrudan temin’in üst sınırı 58 555,00 TL olarak belirtilmiştir. Yani, Suat Ağa, yetkisini aşarak, 421 445,00 TL, yaklaşık 120 000,00 dolar harcamış, ihale zorunluluğunu bypass etmiştir.

En alt kademe kamu yöneticisinin bile ezbere bildiği bu basit yasa kuralını, 11 yıllık müdür bilmiyor olabilir mi?

Elbette, hayır.

Bir an için hafıza kaybı yaşadığını kabul edelim; logo yine tamamlanmıyor. Zira, dönemin İdari ve Mali işler Şube Müdürü, sözleşme bedelinin yasada belirtilen doğrudan temin tutarını fersah fersah aştığını, işlemin yasal olmadığını, ilk Sayıştay denetiminde sorumlu duruma düşmemek için, ödeme tutarını imzalamayacağını Suat Ağa’ya söylüyor.

Ağa’nın aklı başına geliyordur…

Ne gezer! Tezgâh bir kez kurulmuş. Şube müdürü, Ağa’sından sıkı bir papara yedikten sonra görevden alınıyor.

Konu CİMER’e gidiyor. Sonuç yok.

Suat Ağa çok rahat. Dedik ya, suçsuzluk teminatı verilmiş.

Peki, sonra?

Bizim şube müdürünün yerine kısa süreliğine başka bir müdür atıyor. Ardından, onu diğer bir şubeye kaydırıp, bu kez yerine şef kadrosunda bulunan Şengül Çimen’i getiriyor. Doğal olarak, şef maaşı ile müdür maaşı farklı. Şengül Hanım, kadrosunun gerektirdiği maaşın dışında, ek bir gelir daha elde ediyor. Eh, haliyle, Suat Ağa’ya meftun… Bir dediğini iki etmiyor.

Etkin, etik, akılcı bir yönetim anlayışı, değil mi?

İşte, bu kepazeliğe “tek adam” rejimi deniyor.

İslamcılar önce suça bulaştırıp, göz yumuyorlar, ardından, her istediklerini yaptırmak için, o suçu, giyotin gibi, suçlunun kafası üzerinde tutuyorlar.

Suat Ağa islamcılara borcunu ödedi. Ama, bu kez Laik Cumhuriyet’e borçlandı.

O hesap hâlâ açık…  

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.