Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | Şimdi de Bakırköy: Belediye işçilerinin emek mücadelesi sürüyor

2018 yılında çıkarılan kanun hükmünde kararname ile belediye şirketlerine geçirilen taşeron işçilerinin sorunları devam ediyor, pek çok belediyede hâlâ sözleşme yapabilmiş değiller.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 26.03.2021 , 12:00 Güncelleme Tarihi: 26.03.2021 , 12:11

2018 yılında çıkarılan kanun hükmünde kararname ile belediye şirketlerine geçirilen taşeron işçilerinin sorunları devam ediyor. 2020 yılında ilk özgür toplu iş sözleşmelerine kavuşmaları gereken işçiler, pek çok belediyede hâlâ sözleşme yapabilmiş değiller.

Benzer bir durum, henüz başlangıç aşamasında olan Bakırköy Belediyesi’nde yaşanıyor. Belediye bünyesindeki şirketlerde çalışan işçiler arasında örgütlü olan DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası, yetki belgesi almak için gerekli yasal süreci başlattı. Ancak belediye yönetiminin Genel-İş Sendikası’nı belediyede istememesi üzerine yetki belgesinin alınma süreci çeşitli yasal yollarla ama etik olmayan bir biçimde uzatılıyor. Bakırköy Belediyesi işçilerinin mücadelesini çeşitli görevlerde çalışan belediye işçileriyle ve DİSK Genel-İş İstanbul Avrupa Yakası 2 No'lu Şube Mali Sekreteri Süreyya Doğan ile konuştuk. İşçiler isimlerini vermek istemediği için söyleşimizi mahlas kullanarak yayınlıyoruz.

Bakırköy Belediyesi’nde mücadele ne durumda?

Merve: DİSK’i aslında Bakırköy Belediyesi kendisi getirmişti. Biz öyle üye olduk. Ama şu anda DİSK ile kesinlikle sözleşme yapmayacaklarını tüm çalışanlara duyurdular. Bu da işçileri olumsuz etkiliyor. Biz belediyelerde memuru, işçisi, norm kadrolu işçisi, stajyeri ve taşeronu ile çalışıyoruz. Kısa çalışma, esnek çalışma, maaşların düşürülmesi gibi birçok hak gaspı yaşıyoruz. Bizim üzerimizden kazançlarına kazanç kattılar. Bizi şu an sindirmeye çalışıyorlar. Altı yedi aydır eylemdeyiz. Eylem başlangıcında daha kalabalıktık. İki arkadaşımız işten atıldı. Belediye bu şekilde işçilere gözdağı verdi. Biz cesaretimizi topladık, her şeyi göze alıp geldik.

Zeynep: Daha önceki sendikadan işçi adına bir şey görmediğimiz için doğal süreçte DİSK’e üye olduk. Kısa sürede de çoğunluğu sağlamıştık. Ancak KHK bitmeden yetki verilemeyeceği söylendi. KHK'nın bitmesine iki ay kala yetki başvurusunda bulunuldu. Bu sefer de erken başvurulduğu gerekçesi ile mahkemeler ile süreç uzatıldı. İşçiler genel olarak durumdan rahatsızdı ve eylemlilikler başladı. Eyleme katılan işçiler işten çıkartılınca, işçiler daha çok ses çıkartınca bu sefer de ücretler düşürüldü.

'Belediye şirket değişikliğine gitti, süreci uzattı'

Süreyya Doğan: Bakırköy Belediyesi'nde mücadelemiz 2015 yılında başladı. 2015 yılında hepimiz farklı sendikalarda iken karar alarak Disk/Genel-İş’te örgütlenme kararı aldık. 2018 yılında Belediye şirketine geçtik. Mayıs’ta işçiler arasında çoğunluğu elde eden Genel-İş Sendikası olarak yetki belgesi başvurusunda bulunduk. İşveren ve diğer sendika çeşitli gerekçelerle itiraz etti. Bu süreçte sürekli mahkemelerle uğraştık. Tabi biz mahkemelerle uğraşırken, Belediye süreci karıştırmak ve tekrar uzatmak için şirket değişikliğine gitti. Böyle olunca sürece en başından başlamak durumunda kaldık. O zamandan bugüne, belediye yönetimi sürecin uzaması adına iki defa işçilerin bağlı bulunduğu şirketi değiştirdi ve çeşitli yasaları da bahane ederek bize engel oldu. 

'Ücretime göz dikersen tabii ki savunacağım' 

Şu anki çalışma koşullarından bahsedebilir misiniz?

Zeynep: Ben on bir yıllık çalışanım. On bir yıldan beri bizim herhangi bir hakkımız olmadı. Taşeron işçisi olarak geldik. İhalelere girildi. Her sene ihale öncesi ve sonrası işten atılma kaygılarımız oldu. İhalelere giriş sürecinde 15-20 gün ücretsiz izin çalıştık. Bir şekilde ihalelerin getirdiği iş kaygısı ile bugüne geldik. Daha sonra 2018’de KHK geldi. KHK ile sözde bize kadro verilmiş oldu. Ama mevcut hakları ile geçiş sağlanacak denilmesine rağmen mevcut net ücretlerimizle değil, kesintiler sonrası ücretlerimizle biz KHK’ya dahil edilip, o ücretler üzerinden devam ettik. Bundan sonra da 4+4 zamlarla geldik. Bu süreç sonunda da sendikalaşmak istedik. Çünkü taşeron şirketindeyken sendikalaşma hakkı tanınmıyordu. Sendikaya üye olup haklarımızı almak istedik. Hepimiz ev bakıyoruz, hepimiz çocuk bakıyoruz, kira ödüyoruz, fatura ödüyoruz. Asgari ücretle şu anda yaşayabilecek kimse yok. Benim ücretime göz dikersen tabii ki ben ücretimi savunacağım.

Süreyya Doğan: Kazanılmış haklarda geriye gidilmez diye bir hüküm var. Ama burada yemek paraları düşürüldü, maaşlar düşürüldü. Yetki belgesini alabilmek için mücadelemiz sürerken işçiler kuralsız ve güvencesiz çalışmaya devam ediyor. Günün şartlarına, iş sağlığı ve güvenliğine uygun ne ekipmanımız ne elbisemiz ne de ayakkabımız var. İşçiler giyinmek için sokaktaki mağazaların giyinme kabinlerini kullanıyorlar. Bir arkadaşımız üstünü dışarıda değiştirmek zorunda kalmıştı ve bu yüzden polis tarafından gözaltına alındı. Belediye sahip çıkmadı. Sendika olarak biz müdahale ettik. Bu yaşananların haricinde düzensiz çalışma saatleri, mesai ücretlerinin ödenmemesi gibi durumlarla da karşılaşıyoruz. Biz bunları dile getirdiğimiz için belediye yönetimi maaşlarda olumsuz bir düzenlemeye gitti ve sendika çalışması yürüten arkadaşlarımıza mobbing uyguladı. İki arkadaşımız işten atıldı. Bakırköy Belediyesi’nde yakın zamanda ilk defa ölümlü iş kazası gerçekleşti. Bu da yönetimin güvencesiz çalışma şartlarını dayatmasının sonucu. Burada toplu sözleşme olmamasının en büyük sebebi de maliyet hesabıdır. Belediye yönetiminin gözünde ben bir maliyet kalemiyim. 

'Emek mücadelesi haklı bir mücadeledir'

Çevreden nasıl bir destek alıyorsunuz?

Süreyya Doğan: Bakırköy’deki yurttaşlarla iyi bir dayanışmamız var. Bunun sebebi de onlar buradaki mağduriyeti biliyorlar ve yaşıyorlar. Kendileri bize maddi manevi destek oluyor. Üstümüzdeki elbiseleri, ayakkabıları gören mahalleli bize destek çıkıyor. Mesela Bakırköy Belediyesi'nde beş yıldır erzak dağıtılmıyor. Erzak dağıtımı iptal oldu. Ama mahalledeki yardımsever vatandaşlar erzak dağıtıyor. Bir belediyenin yapması gerekeni aslında Bakırköylüler yapıyor. Bizim burada diğer belediyelerden farkımız, toplu sözleşme yapamadık. Üstüne üstlük verilmiş hakları kestiler. İki simit parasını bize yemek parası olarak veriyor. Buradan, dayanışmayı yükseltmek için herkesi davet ediyoruz. Her Salı ve Perşembe saat 12.15’te Bakırköy Cumhuriyet Meydanı’nda sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.

Geçtiğimiz günlerde Kadıköy ve Maltepe Belediyeleri’nde grevlere gidildi. Burada belediye başkanlarının yürüttüğü algı operasyonuyla hem işçi hem de sendika üzerinde baskı kuruldu. Emekçilerle yurttaşlar, neredeyse karşı karşıya geliyordu. Sonra toplu iş sözleşmesi imzalandı. Bu konuyla ilgili bazı soru işaretleri var. Süreç hakkında bilgi verebilir misiniz?

Süreyya Doğan: Belediye başkanları sendika ve işçileri zor durumda bırakmak için bazı açıklamalarda bulundu. Bunun en yankı bulan kısmı işçilerin aldığı ücretlerdi. İşçilerin ücretlerini net değil brüt miktar üzerinden hesaplayıp kamuoyuna duyurdular. Bu da hak mücadelesini yıpratan bir süreç oldu. Emek mücadelemiz haklı bir mücadele. Bu konuda yeri geldiğinde ortak bir duruş sergileyip birbirimizle dayanışacağız.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.