Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | Fatura işçiye kesildi: Gaziantep'te binlerce işçi işten çıkarılıyor

Bir-Tek Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen: ’Patronların biz bir aileyiz yalanı işten çıkarmalarla, bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Sancak Yıldız

Yayın Tarihi: 06.06.2022 , 13:59 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Ülkenin en büyük ve önemli işçi havzalarından biri olan Gaziantep’te son günlerde oldukça yoğun işten çıkarmalar yaşanıyor

2021’de, özellikle ilk  yarısında hızla yükselen ABD pazarında çok büyük artış olmuştu. 2022'nin ilk 5 ayındaysa ABD'ye yapılan ihracatta büyük bir düşüş yaşandı. Toplam ihracattaki gerileme büyük oranda buradaki eksilmeden kaynaklanıyor. Halı ihracatı gerilemesi 2022'nin ilk 5 ayı için toplamda yüzde 14 iken, ABD pazarı düşüşü yüzde 30 civarında.

Kısa zaman içinde Başpınar OSB ve iplik sektörü ağırlıklı olmak üzere 15’in üzerinde fabrikada 1000’den fazla işçi çıkarıldı.

Peş peşe ve hızlı gelişen işten çıkarmaların detaylarını ve son durumu Bir-Tek Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen ile konuştuk.

Gaziantep’te son haftalarda yaşanan işten çıkarmalar ciddi boyutlara ulaştı. Bu bölgeyi yılın ilk aylarında artan direnişlerle de hatırlıyoruz. Şu anda havzadaki son durum nedir?

Özellikle bayram tatilinden sonra işten atmalar yoğunlaştı. Sadece sahadan takip edebildiğimiz kadarıyla 15’in üzerinde fabrikada işten çıkarmalar yaşandı ve sayı 1000’in üzerinde.

Merinos fabrikasında 200’ün üstünde işçi atıldı. Bu yanıyla baktığımızda son bir buçuk ay içinde binlerce işçinin işten atıldığını söylersek yanılmayız.

Peki bu işten çıkarmalarda gerekçe ne oldu bu süreçte? Zira işten çıkarmaların olduğu fabrikaların bir kısmı aynı zamanda yakın dönemde hak arayışları da görülen işyerleri.

İşten atmaların olduğu işyerlerinin içinde sene başında direniş olan işyerleri olduğu doğru. Ancak elbette bunun dışında hiç direniş yaşanmayan yerler de mevcut. Merinos gibi.

Yani sadece direniş olan fabrikalarda işten atmalar oldu demek eksik olur ama direnişlerin geliştiği yerlerde- Grand Halı,Bade Halı- direniş öncülerinin ilk önce işten atıldığını da gözlemlediğimizi eklemek gerekiyor.

İşten atmaların asıl gerekçesinin bizim de gözlemlediğimiz durgunluk olduğunu düşünüyoruz. Halı ihracatında Mayıs'a göre yüzde 35 gibi sert bir düşüş oldu.

Yıllardır ihracatını artıran sektör ilk kez böyle bir düşüş yaşadı. Patronlar bu durumu gerekçe gösteriyor.

Diğer önemli sebep de elbette Temmuz’da yapılacağı konuşulan ara zam öncesinde patronların ön almasıdır. Zaten senelik izinleri uzun süredir zorunlu kullandıran işverenler, bu seçenek de tükenince işten atmalara yönelmiş oldu.

İhracatta küçülme, hayat pahalılığı ve ekonomik krizin sürekli derinleşmesi... Tüm bunların faturası Antep’te de işçilere kesiliyor burada da anladığımız kadarıyla.

Son bir kaç yıldır Antep halı/iplik sektörü patronları, sürekli olarak sektörde kırılan ihracat rekorlarından, artan üretimden bahsediyorlardı övgüyle. Ülkedeki iktidar çevreleri bu ‘başarı’yı överken aynı zamanda bu durumu kalkınma ve büyüme şeklinde güzellemler yapılıyordu. Ancak burayı sorgulamamız gerekiyor. Senelerdir işçilerin posasını çıkarırcasına, gece-gündüz, kar-kış demeden çalıştırılması sonucu ortaya çıkan yoğun üretimin ardında niyetin aç gözlülük ve kar hırsı olduğunun altını hep çizmemiz gerekiyor.

Hal böyle olunca ‘başarı ve kalkınma’ dedikleri dönemi övgüyle anlatan patronlar ve iktidar çevreleri, tablo tersine dönünce aynı üretimi ortaya koyan işçilerden başlıyor hesabı görmeye. Bunu sorgulanması gerekiyor.

'Haftada 5 gün günde 7 saaten fazla çalışmayı reddediyoruz'

Bu tabloya dair somut talepleriniz nelerdir?

Bir kere alınacak en kritik önlemlerden biri bu bölgede çalışma saatlerinin düşürülmesi olmalı. Bahsettiğimiz aşırı üretimin getirdiği haftada 7 güne varan çalışma süreleri alışkanlığının acilen ortadan kalkması gerekiyor. Gördüğünüz gibi çılgınca ve sırf daha büyük pazar için yapılan aşırı üretimde tatil bile yapmayan işçiler, bu gibi küçülme dönemlerinde faturanın kesildiği taraf oluyor. O yüzden birincil talep çalışma saatlerinin acilen düşürülmesidir, bu kısmın altını ısrarla çiziyorum.

Fazla mesai yapan işçiler epey fazla. Ancak bu durum yine patronların yarattığı bir kölelik sistemi dayatmasıdır. Ek ücretlere mecbur edilen insanlar, patronların dayattığı daha derin sömürü barındıran çalışma sistemlerine de razı ediliyor. Bizim talebimiz ciddi anlamda insanca koşulların sağlanmasıdır.

Haftada 5 gün ve günlük çalışmanın da 7 saate düşürüldüğü şekilde düzenlenmesi gerektiğini düşünüyoruz, mücadelemiz de bu yönde.

'Emeklilik yaşı 70 ama işçiler 45 yaşından sonra şartlara dayanamıyor'

Çalışma gün ve saatlerinin düşürülmesi, her dönem talep olarak karşımıza çıkıyor. Patronların bu noktada itirazları tam olarak neyle ilgili size göre?

Bu sistemin değişmesi gerektiği kısmını hiç esnetemeyiz bir kere. Bu kısım kırmızı çizgi.

Hafta sonu işçilerin tatilini güvence altına alan bir sistemin hayata geçirilmesi işçi sağlığı ve psikolojisi açısından da ayrıca önemi var. Bunun için ülkede yeterli teknoloji mevcut.

Şu an da patronlar az işçiyle çok işi yapma mantığının sarsılmasını istemiyorlar ve buraya dair katı bir pozisyondalar.

Ancak bu kadar yoğun üretim ve tempo, iş yoğunluğu adaletli olmayınca çok yönlü büyük sorunlar doğuruyor.

Bugün 40 yaşını geçip bu sektörde çalışan bel fıtığı vb sorun yaşamamış insan bulmak zordur.

Yaşadığı sorunlardan dolayı dayanamayıp kendini işten attırıp tazminatını almaya çalışan işçiler mevcut. Böyle bir vahşi sömürü kabul edilebilir mi?

'Verimlilik ve kalkınmanın ölçüsü kâr değil insani kriterler olmalıdır'

Bu talebimizin diğer çıktısı ise daha fazla istihdam demektir. İşçilerin daha az çalıştığı ve istihdamın arttığı bir tablonun oluşması emekçilerin yaşamı açısından en belirleyici durum halini aldı.

Yoksulluk sınırının altında ücret kalmamalı ve bu insani değildir. Fazla mesaide açıkça yasaklanmalıdır. Kimse sadaka istemiyor. İşçinin sırtından kazanılan paydan işçilerin payına daha fazlasının düştüğünü söylüyoruz.

İşverenlerin bunu sağlayacak maddi gücü olduğunu da tüm ülke olarak biliyoruz.

O yüzden verimlilik ve kalkınmanın ölçüsü patronların kârı değil, insani kriterler olmalıdır.

Bu tablo nasıl değişebilir sizce?

Şapkadan tavşan çıkarmaya gerek yok. Çözüm bellidir ve yılın ilk aylarında gelişen direnişlerde işçinin neleri başarabildiği ve ülkenin en umutsuz zamanında nasıl umut olabildiği görüldü. İşçileri yan yana durmaya ve patronların baş edemeyeceği tek şeyi yapmaya, örgütlenmeye çağırıyoruz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.