Sayfa yolu
SÖYLEŞİ | 'Çocuk hakları sözleşmelerinin feshedilmesi gerektiğini düşünen gericiler var'
Volkan Algan
Yayın Tarihi: 20.11.2021 , 09:40 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. Çocuk Hakları Günü'nde Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Avukat Müjde Tozbey Erden ile hem çocuk hakları kavramını hem de Türkiye'deki tabloyu konuştuk.
"Çocuk hakları yeterince önemsenmiyor" diyen Erden, "Daha da fenası sadece Çocuk Hakları Sözleşmesi değil, Çocukların Cinsel Sömürü Ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kısaca Lanzarote Sözleşmesi’nin de tıpkı İstanbul Sözleşmesi gibi feshedilmesi gerektiğini düşünen bazı gerici insanlar bile var" ifadesini kullanıyor.
Erden'in soL'un sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, 1989 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’yle birlikle çocuk haklarının yasalarca tanınmasının kutlandığı bir gün. Önce biraz kavramı açmakla başlasak, "çocuk hakları" neden ayrı bir başlık olarak ele alınıyor, bu ihtiyaç nereden kaynaklanıyor?
Dünyadaki ülkelerin tümünde çok güç koşullar altında yaşayan ve bu nedenle özel bir ilgiye gereksinimi olan çocuklar olduğunu biliyor ve bu yüzden ayrı bir değerlendirmeye tutuyoruz. Bunu yaparken yetişkinlerin hakların farklı olarak her çocuğun çocukluğunu yaşama hakkı olduğunu savunuyoruz. Hatta bunu gelişme hakkı kapsamına ele alan Çocuk Hakları Sözleşmesinde tüm çocukların yaşam, hayatta kalma, fiziksel, zihinsel, manevi, ahlaki, psikolojik ve toplumsal açılardan tam potansiyellerine ulaşacak şekilde gelişme hakları olduğunu beyan etmektedir. Çocuk haklarını gelişme ve çocukluğunu yaşama hakkından başlayarak ayrı ele almamızın temel sebebi birçok çocuğun görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip olmamalarıdır. Görüşlerini oluşturma ve bunu dış dünyayla paylaşma yeteneğine sahip olsalar dahi, ağırlıkla yaşanılan temel problemimiz görüşlerine önem verilmemesidir. Halbuki Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12.maddesi bu hususa değinerek çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine göre görüşlerine önem verilmesi gerektiğini, dinlenilmesine fırsat verilmesi gerektiğini, kendilerini ilgilendiren her konuda görüşlerini ifade etme hakkı olduğunu vurgular.
Sizin derneğinizin adı "Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği" Bu ismi neden tercih ettiğinizi sorsak, niye "önce çocuklar..."?
Çocukların kendilerine özgü bir adalet sistemine sahip olmaları gerektiğini tahayyül ediyoruz. Bu nedenle çocukları önceliyoruz. Yetişkin sistemlerinden tamamen ayrılan, az önce bahsettiğimiz gibi çocukların çocukluklarını yaşama ve gelişme haklarını önceleyen bir sistemin kurulacağını umut ediyoruz. Hukuki süreçlerde verdiğimiz çabalar da doğru bilinen yanlışları düzeltmeye çalışmak, örselenmiş çocuğun en az zararla bu süreçleri atlatmasını sağlayarak hak ettikleri psikolojik desteğin verilmesini amaçlamak bizim faaliyetlerimiz içerisinde. Şiddete karşı mücadelemizin temelini sadece ceza sistemi değil, şiddete maruz kalan çocuğumuzun adalete güvenen, haksızlıklara karşı boyun eğmeyen mücadeleci bir karaktere sahip olduğunu da ortaya koymaya çalışıyoruz.
'Çocuk hakları yeterince önemsenmiyor'
Türkiye'de çocuk haklarının yeterince gündemde tutulduğunu düşünüyor musunuz? İktidarları kastetmiyorum, genel olarak hak mücadelesi veren kesimler açısından da sanki çocuk hakları, ülkedeki hiç bitmeyen başka "önemli" gündemlerin arasında öne çıkamıyor.
Az önce de bahsettiğim gibi bir uygulamanın sözleşmenin hükümlerine aykırı olarak sürecin işletilmediğini düşünüyorum. Çocuk hakları yeterince önemsenmiyor. Daha da fenası sadece Çocuk Hakları Sözleşmesi değil, Çocukların Cinsel Sömürü Ve Cinsel İstismara Karşı Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kısaca Lanzarote Sözleşmesi’nin de tıpkı İstanbul Sözleşmesi gibi feshedilmesi gerektiğini düşünen bazı gerici insanlar bile var.
'Sistemi baştan aşağı değiştirmeliyiz'
Çocuk hakları olarak sayılan maddelere bakınca sağlık, barınma, eğitim, sömürüye maruz kalmama, istismardan korunma gibi maddeler görüyoruz. Açıkçası bunlar sadece çocuklar için değil, tüm bireyler için geçerli olması gereken haklar değil mi? Yetişkinlere bu hakları sağlayamayan bir sistem çocuklar için bunu nasıl yapabilir?
Gerek Lanzarote Sözleşmesi gerek Çocuk Hakları Sözleşmesinde çocuğun istismar ve sömürüden korunması için düzenlemeler öngörülmüş durumda. Elbette tüm bunlar istismarın önlenmesinde tek başına yeterli değildir. Ancak bu sözleşmelerle beraber her bir çocuğun durumunun ciddiye alındığı, her durumun bireysel olarak incelendiği ve somut bir çözüm cevabı alınarak sorunlarının tespit edildiği bir uygulama hedefleri getirilmiştir, bu nedenle çok değerlidir. Ancak maalesef istediğiniz kadar sözleşme hazırlayın, çocuk istismarı, çocuk işçiliği, korunmaya ihtiyacı olan çocuklar, suça sürüklenmiş, özgürlükten yoksun bırakılmış çocuklar gibi alanlarda yaşanılan hak ihlalleri tam olarak ortadan kaldırılamaz. Sistemi baştan aşağı değiştirmeliyiz.
'Biz bu zihniyeti anlamakta güçlük çekiyoruz'
Peki bu başlıklarda Türkiye'nin çocuklar için durumuna bakınca ne görüyorsunuz?
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’nin Bitlis’teki bir dosyasında özel harekat güçleri 14 yaşında evlendirilen çocuğumuzu “kocasıyla barıştırmak” gibi garibet bir harekette bulunmuştu. Bu olay sırasında bize göre çocuğumuzu istismar eden, kolluğa göreyse “kocası” silahla mahallede sorun çıkarttığında adamı yaşıttırmak için çocuğumuz yem edildi. Bu sırada da vücuduna isabet eden kurşunlar nedeniyle ölümden döndü. Biz bu zihniyeti anlamakta güçlük çekiyoruz.
Yasal düzenlemelere uyulmanın değil, uyulmamanın norm haline geldiğini görüyoruz. Bırakın küçük çocukların haklarını, yetişkin bireylerin bile hakları için her daim mücadele etmesi gereken bir düzende yaşıyoruz. Çocuk haklarını korumak, onların yaşadıkları mağduriyeti ortaya çıkarıp cezalandırılmalarını sağlamak için elbirliğiyle yargının tüm unsurlarının çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Çocukların ÇHS’nde umut edildiği gibi edilgen varlıklar olarak değil hukuk özneleri olduklarını kabul etmeliyiz. Maalesef Türkiye’de bu hususların gereği gibi ele alınmadığını ve mevcut mekanizmaların işletilmediğini gözlemliyoruz.
'Çocuk işçiliği ekonomik yönden çocuk istismarıdır'
Daha farklı bir konuya da parmak basmak isterim. Türkiye’de sürekli olarak çocuk hakları denilince çocuk istismarını konuşuyoruz. Ancak çocuk işçiliği ülkemizde maalesef sevimlileştirilen, düzenin işine gelen, gerçek bir mücadele alanı bulamayan bir konu. Halbuki çocuk işçiliği ekonomik yönden çocuk istismarıdır. Bu yönde 16 yaşın altındaki çocukların çalıştırılamayacağını hukuki düzenlemelerde görsek de, meslek liselerinde staj sömürü altında veya harçlığını çıkarıyor algısı ile sevimlileştirilen ve görmezden gelinen kocaman bir hak ihlali var. Çalışma yaşı özellikle göçmen emekçi ailelerinin insani olmayan koşullarında 8, 9 yaşlarına kadar inmiş durumda. Henüz daha birkaç gün önce bir çocuk işçinin makineye takılması ile iş cinayetine kurban gittiğini okuduk. İstismarın cinsel boyutunu konuştuğumuz kadar çocukların ekonomik istismarını da konuşmalı ve çözümler üretmeliyiz.
Çocuk hakları konusunda acil hangi adımların atılması gerekiyor sizce? Ve bu konuda yurttaşlara düşen görevler nelerdir?
Hukuk toplumun ihtiyaçlarına göre şekillendiğine göre hukukun gerçek etkisinin de hayata dokunabildiği ölçüde varolabileceğini söyleyebiliriz. Çocuklarımıza karşı şiddetin önüne geçmek istiyorsak şiddetin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu kabullenerek işe başlamalıyız. Toplumda infial yaratan bir olgunun bireysel bir sorun olduğunu kabul edemeyiz. Her geçen gün artış göstermekte olan çocuk istismarlarının önüne geçebilmek için toplum dinamiklerinin değişmesine ihtiyacımız var. Toplum dinamiklerini, mevcut atıl düzeni değiştirdikçe çocuklara söz verebileceğimiz ülkeyi inşa etmek için de verdiğimiz mücadelenin hakkını verebiliriz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

