Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

SÖYLEŞİ | Asgari ücret tartışmaları: 'Buradan tek çıkış var...'

Birlik Sendikası Genel Başkanı Zehra Güner Karaoğlu, asgari ücret tartışmalarına ilişkin soL'un sorularını yanıtladı. Karaoğlu, 'Buradan tek çıkış var: Örgütlenmek ve bir arada hak aramak' dedi.

Aslı İnanmışık

Yayın Tarihi: 10.12.2021 , 10:27 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:11

Türkiye'de hayat pahalılığı her geçen gün artarken, yeni asgari ücrete ilişkin tartışmalar da sürüyor.

Tartışmalarda gelinen noktayı Birlik Sendikası Genel Başkanı Zehra Güner Karaoğlu ile konuştuk.

'Türkiye’de siyaset belirliyor asgari ücreti'

Asgari ücret tartışmaları yeni değil. Öte yandan yıllardır yapılan toplantılarda emekçiler hep yok sayılıyor. Konunun asıl muhatabı emekçiler tartışmaların neresinde?

Biliyorsunuz, asgari ücreti, asgari ücret komisyonu belirliyor. Komisyonda işçi tarafının temsili çok zayıf. Hatta sizin de ifade ettiğiniz gibi işçiler bu komisyonda yer almıyor denebilir.

Türkiye’de siyaset belirliyor asgari ücreti. AKP ve sermaye ile birlikte asgari ücret düzeyi belirleniyor.

Bakın yönetmelikte asgari ücret şöyle tanımlanıyor:

"İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücrettir" deniyor. Bu miktarın karşılandığını söylemek mümkün değil. Devletin bir kurumu olan TÜİK’in gerçekle bağdaşmayan verileri esas alınarak, açıklanan “resmi enflasyon” rakamları ile asgari ücret belirleniyor. TÜİK, asgari ücret düzeyinin belirlenmesinde baş aktörlerden biri haline geliyor. Masada AKP ve sermaye temsilcilerinin elini güçlendiriyor. Yani, sadece masadaki sayı değil, iktidar ve patronlar tüm kurumları ile asgari ücreti belirliyor.

İşin bir boyutu da üstelik yeni bir gelişme de asgari ücretin belirlenmesinde rol üstlenen TÜİK’in, bir işçinin yaşam maliyetini hesaplayıp komisyona sunmaması oldu. Zaten masada tartışılan ile günlük yaşam arasında çok büyük farklılık var.

Sahte rakamlar uyduruluyor. Sadece asgari ücretlilerin değil diğer çalışanların da ücretlerini düşürmek için herşeyi yapıyorlar. Her ne olursa olsun, yapılan tartışmaların önemini zayıflatmamalıyız. Asgari ücret belirlenirken en büyük ücret pazarlığının yapıldığını unutmamak gerekir.

Elbette, bir tartışma varsa üstelik bu tartışma ücret üzerine yapılıyorsa masada işçilerin bulunmaması ya da zayıf temsiliyeti kabul edilemez. Komisyonda işçi tarafını Türk-İş 5 kişi ile temsil ediyor, ancak iktidar ne derse Türk-İş onu söylüyor. Kendi yayınladıkları yoksulluk, açlık sınırlarını dahi bu masada savunmuyorlar. Bunun neden böyle olduğunu bilmek zor değil. Sınıf sendikacılığı yapmayınca karşı sınıfı savunuyor, sendikalar. İşçilerin sendikası olmaktan uzaklaşıyor.

'Buradan tek çıkış var: Örgütlenmek ve bir arada hak aramak'

Öğretmenler, market işçileri, büro-ofis çalışanları ve daha pek çok sektör var. Bu alanların hepsinde emeğin temsiliyeti aynı etkide değil. Örgütsüzlük asgari ücret üzerinde nasıl etki ediyor?

Haklısınız. Örgütsüzlük işçilerin haklarını alamamasının en önemli nedenleri arasında. İşçilerin güvenceli çalışma koşullarını sağlamalarının tek koşulu haklarına sahip çıkmaları ve birarada durmalarından geçiyor.

Saydığınız alanlar bizim sendikamızın örgütlenme yaptığı işkolunda bulunuyor. Ülkemizde en fazla işçinin çalıştığı, ancak en örgütsüz işkollarından biri bu işkolu. Durum böyle olunca, marketlerde, mağazalarda, hatta özel okullarda öğretmenlerin bir ay içinde ellerine asgari ücretin altında ücret geçiyor. Çok fazla sayıda esnek çalışan, kısmi zamanlı çalışan işçi var. Bu işçiler, çalıştığı süre kadar ücret alıyor ve asgari ücretin çok altında ücretler ellerine geçiyor. Özel okul öğretmenleri yıllık sözleşmelerle çalışıyor ve sözleşmede belirlenen ücret çoğunlukla ilerleyen günlerde asgari ücretin altında kalıyor. Bir yıllık ücret belirlendiğini ileri süren patronlar öğretmenlerin ücretlerini, asgari ücretin altında bırakabiliyor.

Sendikalı olan işçilerin bulunduğu işyerlerinde asgari ücretin altında ücret verilemez. Örgütsüzlük işyerlerinde de asgari ücret belirlenirken de ücret mücadelesinde işçileri geri mevzilere itiyor.  Mücadele etmeden örgütlenmeden hak almak mümkün değil.

Üstelik bugün işçilerin alım gücü çok düştü, daha da düşeceği kesin. Hayat pahalılığı dayanılır gibi değil. İşçilerin gıda, barınma, ısınma, yol, çocuklarının eğitim masrafları ile ailesini geçindirmesi mümkün değil. Kiralar, market, pazardaki fiyatlar büyük bir yoksulluğa itiyor bizi. Buradan tek çıkış var: Örgütlenmek ve bir arada hak aramak, haklarımıza paramıza el koyan patronlardan hesap sormak. Hakkımız olanı geri almak.

Asgari ücrette işçilerin söz hakkı nasıl olabilir?

İşçilerin yalnızca asgari ücrette değil, her tür hakkı için tek güvencesi var. Bir araya gelmeleri, örgütlenmeleri ve hakları için mücadele etmeleri. Bu olmadığında patronun ya da Erdoğan’ın ne dediğine bakılıyor, onlar ne verirse…

'Masada kendine yer bulamayan işçiler meydanlarda, sokakta taleplerini iletecek'

Emekçinin alacağı ücret belli bir çerçeve içerisinde ve rakamlara sıkıştırılarak yapılıyor. Birlik Sendikası tartışmalara nasıl yaklaşıyor?

Biz öncelikle insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz. Devletin görevi işçilerine yaşayacak bir ülke sunmaktır. Ücretlere göstermelik yapılan zamlar, işçilerin hayatını kolaylaştırmaya yetmiyor.

Bakın asgari ücret belirlendi diyelim. 1 ay sonra bu ücretteki erime ne ile karşılanacak? Kimse bunu konuşmuyor. İşçilerin alım gücü azaldıkça işçilerin ücretine zam yapılması gerekir. Yılda bir kez belirlenen asgari ücret, 1 ay sonra zaten değerini yitirmiş oluyor. Yüksek enflasyonlu bir döneme giriyor, Türkiye. AKP, ülkemizdeki işgücünü ucuzlatmak üzerine plan yapıyor. Eğer işçiyi enflasyona ezdirmemek gibi bir dertleri varsa, enflasyon artışlarını işçilerin ücretlerine zam olarak yansıtmanın yolunu bulmaları gerekir. Şu anda yapılan tartışmalarda işçi tarafı olmayınca rahat rahat konuşuyorlar.

Asgari ücretin 4 bin lira olacağı konuşuluyor. Patronlar 3.100, TÜRK-İŞ 3.900 lira önermiş. Başka rakamların da sözü ediliyor. Her ne düzey belirlenirse belirlensin, patronlara verilen teşvik ve ikramiyelerin düzeyi bu artışın kat be kat üzerinde artırılacaktır, kesinlikle. AKP, patronlara bakıyor. Ya işçilere? İşçileri temsil iddiasında olan sendikalar da AKP’nin dediğinin dışına çıkmıyor. Ancak işçiler yalnız değil. Biz de marketlerde, okullarda mağazalarda, ofislerde işçilerin yalnız kalmaması için çalışıyoruz, örgütleniyoruz. Üyemiz olan bütün işyerlerinde, ücretlerin takipçisi oluyoruz. Alabileceğimiz en yüksek ücreti almaya çalışıyoruz. Bu doğrudan o işyerindeki işçilerin örgütlülükleri ile ilgili, elbette. Ücret mücadelesi en önemli mücadelelerimizden.

Geçen hafta sonu Ankara’da yapıldı, bu hafta sonu İstanbul’da ücret talepli miting yapılacak. Masada kendine yer bulamayan işçiler meydanlarda, sokakta taleplerini iletecek. Biz de sendika olarak bu hafta sonu Pazar günü Kartal’da yapılacak DİSK’in mitinginde olacağız. Hayat pahalılığına, yoksullaşmaya, köle haline getirilmek istenmemize karşı sesimizi çıkaracağız. İşçinin hakkı için İstanbul’daki üye dostlarımızı Kartal’daki mitinge davet ediyoruz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.