Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sopalar, çeteler ve ters kelepçeler: Emekçilerin hak arama mücadelesi engellenemiyor

Son dönemde hak arayan işçilere yönelik çete misali saldırılar gündemden düşmüyor. Özşen Madencilik’te madencilere, Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerine ve inşaat işçilerine yönelik şiddet vakaları artarken, emekçiler baskılara boyun eğmeyerek direnişi ve dayanışmayı büyütüyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 16.06.2026 , 13:08

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.


Son zamanlarda hakkını arayan işçilere dönük saldırılar gündemden düşmüyor. Bazen hakkını arayan öğretmenler yerlerde sürükleniyor, kimi zaman açlık grevindeki madencilere saldırılıyor, havaya açılan ateşler gündem yaratıyor. Konya’da tarım işçileri, Tokat'ta Şık Makas işçileri, Ankara ve Antalya’da inşaat işçilerine yönelik saldırılar derken liste uzayıp gidiyor.

Patronların ve kolluk güçlerinin işçilere dönük bu haydutvari yöntemleri neye güvenerek devreye soktuğu sorusunu sona bırakalım. Önce neler yaşandığına ve bu saldırıların arkasındaki nedenlere yakından bakalım. Çünkü hakkını arayan işçinin susması, sesi çıkıyorsa da kimsenin duymaması için başvurulan çetevari yöntemler, işçilerin mücadelesini durdurmaya yetmiyor.

'Aynı renk giyinmiş bir ekip saldırmaya başladı'

Saldırılardan biri geçtiğimiz günlerde Edirne’de, Özşen Madencilik’te haklarını arayan madencilere yönelik oldu. Madencilerden Birol, yaşadıklarını soL’a şöyle anlattı:

Bir anda hepsi siyah giyinmiş on beş kadar adam madencilere saldırmaya başladı. Biri havaya üç el ateş etti. Kimisi iki ayrı silahtan üç el ateş edildiğini söylüyor. Valilik hemen adım attı, silah sıkanı içeri almışlar falan diyorlar.

Birol, saldırı anında bir grup madencinin şirketle yürütülen arabuluculuk görüşmesi için Uzunköprü Kaymakamlığı’nda bulunduğunu belirterek şunları söyledi:

O an bir grup madenci şirketle arabuluculuk yapanlarla toplantı halindeydi. Saldırı tam o sırada gerçekleşti. Görüşme Uzunköprü Kaymakamlığı’nda yapılıyordu. Saldırı olduğunda orada madencilerin aileleri, kadınlar ve çocuklar da vardı.

Günlerce madende direnen Özşen maden işçileri yer altında açlık greviyle yer üstünde yürüyüş ve dayanışmayla mücadeleyi büyüttü ve kazandı.

Birol, saldırıların doğrudan hak arama mücadelesiyle ilgili olduğunu düşünüyor:

"Baktılar, bunların vazgeçmeye niyeti yok. Trakya'da pek fazla maden ocağı yok, olana da sendika girmesin istiyorlar. Biz Bağımsız Maden İş ile kenetlenince bu yöntemlere başvurdular. Böyle mafya kılıklı çete gibi geldiler. Kimisi adam tuttu diyor, kimisi patronun akrabaları diyor. Bilmiyorum o detayı. Ama bizim vazgeçmeye niyetimiz yok." 

Vazgeçmeyen maden işçisi sonunda kazandı. 

Özşen maden işçileri dün haklarını alarak zafer ilan etti ve süreci kazanımla tamamladı. Bu süre boyunca madende açlık greviyle, yollarda yürüyüşlerle, maden üstünde anneleriyle, çocuklarıyla ve eşleriyle mücadeleyi büyüttüler. Patronun saldırıları ise geriye yalnızca direnişi büyüten bir etki bıraktı.

'Saldırılara sessiz kalan herkes bu haksızlığın birer parçasıdır'

Yaşanan saldırılardan bir tanesi de Ankara’da haklarını aramak için gelen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenlere yönelik oldu. Yerlerde sürüklenen öğretmenler ve ters kelepçe ile gözaltına alınan Eğitim-Sen genel Başkanı Kemal Irmak'ın görüntüleri dışında, bir öğretmen annesinin darp edilmesi akıllarda kalan görüntüler arasında yer aldı.

Peki ne olmuştu?

Ankara’da mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektörde çalışan eğitimciler, uzun süredir kendilerine verilen taban maaş düzenlemesi ve özlük haklarının iyileştirilmesi sözlerinin tutulmaması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya gelmek istemişti.

Ancak haklarını aramak için yola çıkan eğitimciler polis müdahalesiyle karşılaştı.

Yaşanan arbedede Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali de dahil olmak üzere elliye yakın kişi gözaltına alındı. Hafızalarda ise polis tarafından darbedilen öğretmenlerin, yerlerde sürüklenen ailelerin görüntüleri kaldı.

Tüm bu engellemelere rağmen öğretmenler, haklarını alana kadar Ankara’da kalmaya devam edeceklerini vurguladı. Dün kaldıkları otel kuşatılan, sendikalarına gitmelerine izin verilmeyen öğretmenler, bu saldırılar karşısında mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiğini ifade ediyor.

Konuya dair soL’a açıklamalarda bulunan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası İstanbul Temsilcisi Burcu Çıra, parka adım atar atmaz polis amirleri tarafından yollarının kesildiğini belirtti.

Çıra, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin açıklaması sırasında yaşananları şöyle anlattı:

Cümlesini bitirir bitirmez, polisler büyük bir hınç ve öfkeyle saldırarak başkanımızı sürüklemeye başladılar. Sonra onu bir polis aracının arkasına doğru götürdüler. Arkadaşlarımızı almaya çalışsak da vermediler ve gözaltına aldılar. Arkasından bir arkadaşımızı ve örgütlenme sekreterimizi daha gözaltına aldılar. O saatten itibaren artık direniş alanı bizim için Sakarya değil, Güvenpark oldu.

Alanda yalnızca eylem yapanların değil, o sırada orada bekleyen öğretmenlerin ve destek için gelen ailelerin de şiddet gördüğünü belirten Çıra, mülakat mağduru öğretmenlerin ailelerinin yerlerde sürüklendiğini söyledi. Şiddet görenlerden birinin sendikanın yürütme kurulu üyesi, bir diğerinin ise mülakat mağduru bir öğretmenin annesi olduğunu hatırlatan Çıra, yaşlı kadının polislere direnerek çocuklarını ve alanı terk etmeyeceğini haykırdığını aktardı.

Burcu Çıra

Yaşadıkları psikolojik ve ekonomik şiddete eklenen bu polis müdahalesinin kendilerini yıldıramayacağını vurgulayan Çıra, şöyle konuştu:

Biz tam aksine Ankara Valiliği’nin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Çalışma Bakanlığı’nın ve Ankara Emniyeti’nin öğretmenlere topyekûn uyguladığı bu şiddeti kendileri açısından çok olumsuz görüyoruz. Bunların sindirme politikaları olduğunun farkındayız ama işe yaramıyor. Umarım bunu anlarlar. Çünkü biz kararlıyız. Haklarımızı alana kadar Ankara’dan dönmeyeceğiz.

Eğitim sorununun yalnızca öğretmenleri değil, öğrencileri, velileri ve tüm toplumu ilgilendirdiğini belirten Çıra, meselenin toplumsallaşmasını çok önemsediklerini ifade etti. Siyasi parti temsilcilerine ve altı yüz milletvekiline de seslenen Çıra, seçim dönemlerinde oy aparatı olarak görülmek istemediklerini dile getirdi.

Meclis görüşmelerinde iktidarından muhalefetine tüm vekillerin kendilerine hak verdiğini, ancak artık haklı olduklarını duymak değil haklarının verilmesini istediklerini söyleyen Çıra, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bize destek vermeyen tüm vekiller, tüm siyasi parti temsiliyetleri bu haksızlığın birer parçasıdır. Böyle görüyoruz meseleyi. Biz haklı olduğumuzu duymak istemiyoruz, hakkımızı vermelerini istiyoruz. Bunun için sorumluluk almalarını bekliyoruz. Hem topluma hem de vekillere çağrımızdır, öğretmenlerinin yanlarında olsunlar."

'Yaşanan saldırılar aslında AKP’nin ve sermayenin bu süreci yönetemediğini gösteriyor'

Yaşanan saldırılardan bir diğeri de Ankara’da adalet sarayı inşaatında haklarını arayan inşaat işçilerine dönük oldu. Şirketin tertip ettiği saldırıda işçilere demirli ve çivili sopalarla saldırıldı. Yaralanan işçiler hastaneden taburcu edildikten sonra memleketlerine gitti.

Yaşanan saldırıları soL’a değerlendiren Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut, bu yöntemlerin işçi mücadelesini durduramadığını belirtti:

Bu tür saldırılara normalde 12 Eylül dönemlerinden aşinayız ama bugün AKP iktidarında tekrar ediyor olması tabii düşündürücü. Tüm saldırılar işçi mücadelesini engellemiyor. Hatta direnç katıyor. Ama bu saldırılar bir yanıyla da patronların ve AKP’nin süreci yönetemediğini, yönetemedikleri için saldırdıklarını gösteriyor.

Ankara’da böylesi bir saldırıyla ilk kez karşılaştıklarını ifade eden Karabulut, inşaat işçilerinin köle gibi görüldüğünü söyledi:

İnşaat işçilerini köle gibi görüyorlar. Köle koşullarında yaşamalarını olağan kabul ediyorlar. Diyelim ki yevmiye iki ya da üç bin lira. Oradan sigorta, tazminat, kıdem, özlük hakkı gibi konulara gelince patron inşaat işçisine ‘Siz bizden haraç mı istiyorsunuz?’ diyor. Halbuki bunlar işçinin en temel hakları.

Özgür Karabulut

Patronlara ceza verilmediğini, mülki amirlerin bu saldırıları görmezden geldiğini belirten Karabulut, yaşananları şu sözlerle özetledi:

"Yapanın yanına da kâr kalıyor. Köle gibi gördükleri işçiler haklarını aramasın istiyorlar, baktılar baş edemiyorlar sopayla, tehditle, şantajla giriyorlar. 'Sizi şantiyeye sokmayız' diyen de oluyor, işte geçen gün olduğu gibi sopayla saldıran da. Saldırılar sadece inşaat işçilerine yönelik de değil. Konya’da tarım, Edirne'de maden işçileri ve Ankara'da öğretmenler aynı saldırının parçası. Madem öyle direniş ve mücadele de topyekun olmalı." 

Karabulut, patronların yalnızca açık saldırılarla değil, kimi zaman “iyi patron” görüntüsüyle, araya farklı kişileri sokarak da işçilerin mücadelesini kırmaya çalıştığını söyledi:

Bazen işçilerin akrabalarından birilerini devreye sokuyorlar. Bazen bölgenin kanaat önderi, başkanı oluyor. Kimi örneklerde hak arama mücadelesi sonlansın diye idari sorumlular devreye giriyor. Hatta birçok örnekte şeyhlerin, imamların devreye sokulduğunu da görüyoruz.

Ancak yaşanan saldırılar direnişleri engellemek şöyle dursun, işçiler arasındaki bağı güçlendiriyor; mücadeleye daha fazla sarılmalarına yol açıyor.

Çünkü işçiler patrondan borç ya da haraç değil, doğrudan alacaklarını talep ediyor. Alın teri döküp emek verdikleri işin karşılığını istiyorlar. Zamanında maaş, güvenli gelecek ve insanca yaşam talep ediyorlar.

Patronların ve kolluğun saldırıları ise yalnızca işçilerin ne kadar haklı olduğunu ve pes etmemeleri gerektiğini bir kez daha gösteriyor.


Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.