Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sokak hayvanlarının öldürülmesi teklifine 18 saat mesai: Bilim 'itlaf çözüm değil' diyor

Komisyonda sabaha kadar süren görüşmelerde teklifin ilk 3 maddesi kabul edildi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Arslan "itlaf"ın çözüm olmadığını hatta kuduz tehlikesini artırdığını anlattı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 18.07.2024 , 13:44 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

TBMM’de Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaklaşık 18 saat süren, Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri, 22 Temmuz Pazartesi günü saat 14.00’e ertelendi. Sokak hayvanlarının "ötanazi" adı altında öldürülmelerini öngören kanun teklifinin ilk üç maddesi AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

17 maddeden oluşan Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri tartışmalı geçti.

Komisyon Başkanı AKP Kahramanmaraş Milletvekili Vahit Kirişci’nin neredeyse hiç ara vermeden yaklaşık 18 saat görüşmeleri devam ettirmesi muhalefet parti milletvekillerinin tepkisine neden oldu. Sağlıksız koşullarda çalıştıklarını belirten muhalefet vekilleri masalara vurarak, Başkan Kirişci’yi protesto etti.

3. maddenin görüşmeleri devam ederken TBMM koridorundaki televizyonda komisyon görüşmesini takip eden hayvanların yaşam hakkı savunucuları camlara çıkarak “Vekiller dışarı, yasa iptal”, “Susma, haykır, katliama hayır” sloganlarını attı. 

Komisyondaki görüşmelere davet edilen Güvenli Sokaklar Derneği’nin kurucusu Murat Pınar’ın hayvan ticareti yapan isimlerden biri olması da tepkilere yol açtı. Pınar Çiftliği adlı sosyal medya hesabından kedi ve köpek satışı yapan Murat Pınar 10 yaşındaki kızı Mahra Melin Pınar’ın 2022 yılında bir sokak köpeğinden kaçarken kamyon çarpması sonucu yaşamını yitirmesinin ardından Güvenli Sokaklar Derneği'ni kurmuştu. Dernek adına görüşmelere katılan eşi Derya Pınar muhalefet sıralarına doğru kızının ayakkabılarını fırlattı.

Veteriner hekimler: Verilen kararları kim denetleyecek?

Komisyonda 18 saat süren görüşmeler sırasında STK temsilcileri de dinlendi. Bu kısımda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Murat Arslan, 5199 sayılı Kanun uygulansaydı şu anda yaşananların yaşanmayacağı görüşüne katıldığını söyledi.

Ancak artık bunun geride kalmış bir konu olduğunu belirten Arslan yeni süreçle ilgili fikir beyan etmek gerektiğini dile getirdi.

Yeni taslağın genel gerekçesinde yaşatmakla ilgili tüm tanımların çıkarıldığına dikkat çeken Arslan, “kuduz şüpheli saldırgan”, “anatomik yapısı bozulmuş” gibi sınırları net bilimsel bir çerçeveye oturmayan ve tümü “itlafa” gerekçe olabilecek bazı ifadeler kullanıldığına işaret etti.

Arslan “Biz veteriner hekimlikte bilimsel olarak bir saldırgan hayvanı nasıl tanımlayacağımızı ifade edemeyiz, gerçekten de her veteriner hekim bunun tanımlamasını yapamayabilir. Bu mesleki bir eksiklik değildir, bu, hayvanların davranışlarından kaynaklı bir durumdur” dedi. Arslan yasanın bu haliyle geçmesinin kaygı verici olduğunu dile getirdi.

Teklifin genel gerekçesinde sorumlu kurumların görevlerini yapmadığı ve bu kurumların denetlenmediği, popülasyonun bunun için arttığı ifade edildiği halde denetimle ilgili hiçbir düzenleme getirilmediğine de dikkat çeken Arslan “Örneğin, bir hayvanın saldırgan olduğuyla ilgili denetimi geriye doğru beş yıl nasıl denetleyeceksiniz? Bir veteriner hekimin o kararı doğru verip vermediğini ya da o kurulun o kararı doğru verip vermediğini nasıl denetleyeceğiz? Yani bunun, burada yapılacak hataların günahını hayvanlar çekecektir” diye konuştu.

'Toplu itlafla kesin sonuç alan ülke yok'

Dünyada yapılan hiçbir çalışmada itlaf ya da kısırlaştırmanın tek başına önerilmediğini, kayıt altına alma, takip etme, denetim, üretimin durdurulması gibi önerilerin birlikte yapıldığını söyleyen Arslan “Dünyada sokak hayvanlarının toplu itlafıyla ilgili kesin sonuç alan hemen hemen hiçbir ülke yoktur” dedi.

Henüz veteriner hekimliğin, kısırlaştırma olanaklarının gelişmediği 1930’lu yıllardan örnekler verildiğine dikkat çeken Arslan “1930’da 270 veteriner hekim vardı bu ülkede, şu anda 46 bin veteriner hekim var arkadaşlar. O yüzden, bugün ile o günün şartlarını, o günkü itlaf ile bugünkü itlafı asla kıyaslayamayız. Bugün bir veteriner hekim eğer ortam hazırlanırsa günde 10 tane operasyonu, kısırlaştırmayı yapabilir. Bu kıyaslama bence doğru değil” diye konuştu.

Vakum etkisi: Sayı daha da artabilir

Hayvanların toplu şekilde öldürülmesinin bilimde “vakum” adı verilen nedenle hayvan sayısının daha da yükselerek geri gelmesine yol açacağına işaret eden Arslan “Dolayısıyla öldürmenin bir azaltma yöntemi olarak kullanılamayacağı kanıtlanmıştır” dedi.

2000’li yıllarda yapılan bilimsel çalışmalardan örnekler veren Arslan “Bakın, 2016 yılındaki bir çalışma ‘İtlaf yirmi yıl içinde popülasyonu yalnızca yüzde 13 azaltır’ diyor. Öldürmeyi seçen ülkeleri incelediğimizde genellikle bu uygulamayı elli-altmış yıldır yaptıklarını görüyoruz değerli milletvekilleri. Yine, başka bir çalışmada diyor ki: ‘Popülasyon yönetimiyle, köpeklerin popülasyonunun azaltılmasıyla, kısırlaştırma yapmakla yüzde 78 oranında bir başarı sağlanabilir’. Bu çalışma da 2024 yılına ait” dedi ve tasarının yeni çalışmalarla güncellenmesi gerektiğini ifade etti.

Daha büyük bir kuduz tehlikesi yaratabilir

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’nün de bilinenin aksine, kuduz kontrolü açısından sahipsiz köpeklerin itlaf edilmelerine geniş ölçüde karşı çıktığını söyleyen Arslan “Köpek kaynaklı kuduzu kontrol altına almakta kitlesel olarak yapılan aşılamaların etkili olduğu defalarca gösterilirken köpeklerin yok edilmesinin ise uzun vadede köpek yoğunluğunu azaltmadığı veya kuduzu kontrol altına almada başarılı olmadığı açıkça belirtilmiştir, bunda iki büyük otorite aynı görüşte” dedi.

Arslan hayvanların öldürülmesinin aslında kuduz açısından daha büyük bir tehlike yaratacağına da dikkat çekti:

“Bu tip strateji etkili olmadığı gibi sahipsiz köpekler hedef alındığında aşılama programlarına zarar verebilmektedir. Yani sizin aşıladığınız, sokağınızda olan, bağışıklığı güçlendiren aslında diğer hayvanlara karşı koruyan bir bariyer oluşturan hayvanları da bağışıklığın içerisinden aldığınız için aşılama programına da zarar vermektedir. Bu tarz itlaflarda en çok kısırlaştırılmış, aşılanmış ve insanlarla beraber yaşamaya alışmış hayvanlar yok edilmektedir. Bu itlaf sürü bağışıklığını doğrudan azaltmakta ve yerel popülasyonu kuduz bulaşma riski açısından daha büyük tehlikeye sokmaktadır. Halk sağlığı ve güvenliği için atılacak bu türden yanlış adımlar daha büyük tehlikelere yol açabilecek, insanlarla yakın teması olmayan saldırgan sahipsiz hayvanlar hayvanları insanlarla karşı karşıya getirebilecektir.”

'Ya 1,5 milyon hayvanı kısırlaştıracağız, ya 4 milyon hayvanı kademeli olarak öldüreceğiz'

4 milyon sokak köpeğinden söz edildiğini kaydeden Arslan “Bakın, 4 milyon hayvanın yarısı doğal olarak dişidir. Bu dişilerin 1 milyonu kısırlaştırılmıştır. Geriye 1-1,5 milyon hayvan var önümüzde. Yani biz şunu seçeceğiz: Ya 1,5 milyon hayvanı kısırlaştıracağız ya da 4 milyon hayvanı kademeli olarak öldürmek zorunda kalacağız.” dedi.

Arslan “Eğer biz itlafı seçersek, emin olun, şu anda yaşadığımızın kat kat fazlasını tekrar yaşayacağız, yani biz hayvanları öldürerek sorunu çözdüğümüzü düşünürken aslında sorunu büyüterek daha geriye daha büyük bir şekilde bunu almış olacağız” diye konuştu.

İlk üç madde komisyondan geçti

Sabah erken saatlere kadar süren görüşmelerde AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla teklifin ilk 3 maddesi kabul edildi.

Kabul edilen ilk üç madde şöyle:

MADDE 1- 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kanunun amacı;” ibaresinden sonra gelmek üzere “insan, hayvan ve çevre sağlığı gözetilmek kaydıyla” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 2- 5199 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (j) bentleri aşağıdaki şekilde ve (k) bendinde yer alan “ve hayvanların rehabilite edileceği” ibaresi “, hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği” şeklinde değiştirilmiştir.

“f) Sahipsiz hayvan: Sahipli hayvanlar dışında kalan evcil hayvanları,

1. j) Sahipli hayvan: Bir kişi, kuruluş, kurum ya da tüzel kişilik tarafından sahiplenilen, bakımı, aşıları, periyodik sağlık kontrolleri yapılan ve Bakanlık veri tabanına kaydedilen ev hayvanlarını,”

MADDE 3- 5199 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yürürlükten kaldırılmış ve (d) bendinde yer alan “hayvanlara bakan veya bakmak” ibaresi “hayvanları sahiplenmek” şeklinde, (j) bendinde yer alan “ve güçten düşmüş hayvanların korunması” ibaresi “hayvanların sahiplendirilinceye kadar bakılmaları” şeklinde değiştirilmiştir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.