Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Siyasi partiler Öcalan’ın çağrısına ne dedi?

PKK lideri Abdullah Öcalan’ın örgüte silah bırakma çağrısına siyasilerden ilk tepkiler geldi. TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin süreçle ilgili tutumları ve açıklamalarını derledik.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.02.2025 , 22:00 Güncelleme Tarihi: 27.02.2025 , 22:01

Bahçeli’nin 1 Ekim'de DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşmasıyla başlayan süreç, 22 Ekim'de PKK lideri Abdullah Öcalan’a “örgütü lağvet, TBMM’de DEM Parti grubunda konuş” çağrısıyla devam etti. DEM Parti İmralı Heyeti'nin Öcalan ile yaptığı üçüncü görüşmenin ardından bugün, Öcalan'ın PKK'ye Kongreyi toplama, silah bırakma ve kendisini feshetme kararı alma çağrısı kamuoyuna açıklandı.

Çağrıya siyasi parti liderlerinden ilk değerlendirmeler geldi.

Özel: Savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Abdullah Öcalan'ın PKK'ye silah bırakma çağrısıyla ilgili açıklama yaptı.

Özel şunları kaydetti:

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin tüm sorunlarının demokratik yollardan çözümü konusunda tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz.

Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz. Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz.

Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir. Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve onbinlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz.

Hiç şüphesiz meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür. Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü ancak iç barışın sağlanmasıyla mümkündür. İç barış ise, otoriter bir sistemde değil, demokratik düzende, hukuk devleti ilkelerine uymakla, adalet ve eşitlikle sağlanır.

Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesi elzemdir.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin hiçbir makam, mevki ve aktör tarafından kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir.

Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Yurtta barış, dünyada barış' ilkesi doğrultusunda, her zaman barış ve demokrasi çabalarının yanında; savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız.”

MHP’den resmi açıklama gelmedi, Yönter ‘Bahçeli’li paylaşım yaptı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun" çağrısının ardından beklenen açıklama İmralı heyeti tarafından okundu. Çağrının ardından MHP'li isimlerden ilk paylaşımlar geldi.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, Öcalan'ın çağrısının ardından sosyal medya hesabından AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bulunduğu bir fotoğrafı paylaştı.

yönter

Yönter ardından partisinin İstanbul İl Başkanı Sertel Selim'in, "Büyük işler cesaret ve kararlılık ister... Yüce düşünenler büyük davalara liderlik eder..." ifadelerini yeniden paylaştı.

Babacan: Memnuniyetle karşılıyorum

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Öcalan’ın açıklamasını memnuniyetle karşıladığını belirtti ve şunları söyledi:

“Bugün akşam saatlerinde DEM Parti İmralı heyeti tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle karşılıyorum. Terör örgütü PKK’nın silah bırakarak, varlığını feshetmesi tarihi bir gelişme olacaktır. Şimdi bu çağrının gereğinin yapılmasını, herhangi bir tereddüte yol açmayacak şekilde silahların bırakılmasını ve örgütün kendisini feshetmesini bekliyoruz.

Defalarca kez ifade ettiğimiz gibi, konu ne olursa olsun, Türkiye meselelerini demokratik siyasi zeminde konuşarak çözme kabiliyetine ve olgunluğuna sahip olmalıdır. Türkiye’de demokratik standartların yükselmesi ve insan haklarına dayalı bir hukuk devleti hedefine daha hızlı yürünmesi için atılacak adımlara yapıcı bir perspektifle katkıda bulunmaya hazırız.”

Davutoğlu: Somut bir yol haritası ortaya konmalıdır

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, somut yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Davutoğlu, çağrıyı olumlu bulduğunu da belirtti:

“Uluslararası sistemin sarsıldığı, bölgemizin bir ateş çemberinin içinde bulunduğu şartlarda ülkemizin kendi iç bünyesini tahkim etmesi ve terörden tümüyle arındırılması yönünde yapılan her çağrı ve atılan her adım olumludur. Bu çağrının hayata geçirilmesi için geçmiş tecrübelerden dersler çıkarılarak netice odaklı somut bir yol haritası ortaya konmalıdır. Bu süreç milli iradenin nihai tecelligahı olan TBMM zemininde bütün siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin çoğulcu katkısıyla yürütülmelidir.”

Dervişoğlu: Aynı ihanetin yeni versiyonu

İYİP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Öcalan'ın yaptığı silah bırakma çağrısına ilişkin “Bu süreç, millet tanımıyla oynayarak, ömür boyu başkanlık pazarlığıdır” ifadesini kullandı.

“Bu iktidar, PKK’yı lağvetme kılıfıyla, aslında Cumhur İttifakı devletine katmaktadır” diyen Dervişoğlu, “Bu süreç, millet tanımıyla oynayarak, ömür boyu başkanlık pazarlığıdır. Ve başka bir amaca da matuf değildir. Emin olun, iktidardakilerin de bunu elde etmek için söylemeyecekleri yalan, veremeyecekleri iç ve dış taviz bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu'nun açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Milli gurur ve şuur sahibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, endişeyle, şüpheyle ama en çok da öfkeyle, 50 bin insanımızın katili, müebbet hükümlüsü cani başının mektubunu bekleyecek kadar şirazeden çıkmış bir iktidarın, organize bir delirmişliğin tasallutu altındayız.

Tarihe not düşmek isterim ki; bu süreç kirli bir pazarlığın, bir o kadar kirli ürünüdür. Türkiye, tek adamın makam ve unvan hırsıyla, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir istibdat çukuruna yuvarlanmak üzeredir. Aziz milletim, Türk devleti uzun süredir bir iddianın arkasındadır. Buna göre; Suriye’nin kuzeyinde yapılanan PYD/YPG terör örgütü, aslında PKK’nın ta kendisidir. Nitekim bu ülkeyi yönettiğini iddia edenler, ABD ve Avrupa Birliği’ne seslenerek: 'PYD/YPG, PKK’nın kendisidir. PKK’ya terör örgütü deyip, YPG’ye destek oluyorsunuz. İkisi de aynı örgüttür' demiştir.

Bu gerçekten hareketle bugün sergilenen kirli oyunda, hükümlü teröriste yaptırılan çağrı, yalnızca PKK’ya, yazıhanesini Irak’ın kuzeyinden Suriye’nin kuzeyine taşıması çağrısıdır. Daha önce Cumhuriyet Bayramı’nda, Suriye’nin kuzeyine geçirdikleri teröristlerle mücadele etmek zorunda kalan bu iktidar, anlaşılan o ki, bugün aynı ihanetin yeni versiyonunu yürürlüğe koymuştur. Bu oyunun mimarları, kiminle hangi pazarlıkları yaptıklarını, 'asla izin vermeyiz' dedikleri Suriye’nin kuzeyindeki devletleşmeye dair ne düşündüklerini izah etmek zorundadırlar.

Bu, milletimize karşı namus borçlarıdır. Bugüne kadar bu sürecin sonuçlarının ne olacağıyla yüzleşmemiş olan bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum ve umuyorum ki; bugün televizyonlarda yayınlanan, teröristbaşı ve avanelerinin fotoğrafını gördüklerinde, mektubu duyduklarında, binlerce şehidimizi düşünmüşler, uzuvlarından mahrum bırakılmış binlerce gazimizi gözlerinin önüne getirmişlerdir.

Ve onların annelerinin, babalarının, çocuklarının, eşlerinin yıllardır yaşadıkları tarifsiz acılara, bir de böylesine bir ihanetin eklenmesiyle, şu an yaşadıkları derin acıyı anlamışlardır. Bebek katilinden barış güvercini yaratmaya cüret eden bu iktidar, PKK’yı lağvetme kılıfıyla, aslında Cumhur İttifakı devletine katmaktadır.

Ezcümle, hangi isim ve gerekçeyle yapılırsa yapılsın, bu süreç, millet tanımıyla oynayarak, ömür boyu başkanlık pazarlığıdır. Ve başka bir amaca da matuf değildir. Emin olun, iktidardakilerin de bunu elde etmek için söylemeyecekleri yalan, veremeyecekleri iç ve dış taviz bulunmamaktadır. Terörsüz Türkiye diye çıkılan yolun sonunda, terör devletleşecektir. PKK ismi lağvedilip, PYD/YPG terör devleti kurulacaktır.

Şunu özellikle milletimizin takdirine sunmak isterim; binlerce evladımızın hayatına mal olmuş, alçakça bir terör sürecinin finaline, 'Onurlu çıkış' demek, onursuzluğun ta kendisidir. Teröristler makbul olurken, Türk olmak terörist anlamına gelecektir.

Gazeteciler, parti genel başkanları, genç teğmenlerimiz, iş dünyamız... Hepsi, bu girilen yolun ilk kurbanlarıdır.

Eğer buna dur diyemezsek, İmralı teröristleri hür, Cumhuriyet vatandaşları tutsak olacaktır. Hukuksuzluk ve yoksulluk cehennemi genişleyecekVe bir federasyon cehennemine evrilecektir.

Geldiğimiz noktada, tescilli bebek katilinin mektubuna sığınarak, çoktan kendini başka isimlere ve coğrafyalara taşımış bir terör örgütünün sözde kendini feshiyle olmayan bir savaşın barışının geleceğine inanmamızı bekleyenlerin, emin olunuz ki bizi düşürecekleri bu karanlığın dibi yoktur.

Gün, bu gölge oyununa seyirci kalanlar ve alkışlayanlarla, mücadele günüdür.

Ülkesini seven her bir kardeşime, 20 Ekim 1927’de, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği vazifeyi hatırlatıyorum:

'Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet, ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde, harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı; İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır."

Ya hep birlikte oturup bu gölge oyununa seyirci kalacak, ve Cumhuriyetin ebediyen elimizden gitmesine razı olacağız; ya da şerefli Türk vatandaşları olarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar koruyacağız. Aziz milletimi saygıyla selamlarım.”

Ağıralioğlu: Süreci hassasiyetle takip ediyoruz

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ise Öcalan'ın çağrısı öncesinde yaptığı açıklamada “Hükümetin açıklayamayacaklarının; devletimize, milletimize, tarihimize yük olacağını düşünüyoruz” dedi.

İmralı'dan yapılması beklenen açıklamaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Ağıralioğlu şu ifadeleri kullandı:

“Devletimize vakar, milletimize sabır, siyasetimize istikamet diliyoruz. Bugün içine düşürülmüş olduğumuz acziyet sınırında, PKK elebaşının açıklayacaklarının değil, hükumetin açıklayamayacaklarının; devletimize, milletimize, tarihimize yük olacağını düşünüyoruz. Karşı karşıya olduğumuz ve çözmek zorunda olduğumuz sorun; PKK’nın değil, PYD’nin lağvedilmesidir. Hükumet; iradesini, bütün gücünü ve konsantrasyonunu, kabiliyetini PYD’nin lağvedilmesi üzerine teksif etmelidir. Devlet, millet varlığımıza artık PKK değil, PYD tehdittir ve imha edilmelidir. Süreci hassasiyetle takip ediyoruz.”

Zafer Partisi: Süreci baltalayacağız

Zafer Partisi'nin resmi X hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Büyük Türk Milleti, kadim tarihi boyunca kendisine düşman gruplarla müzakere etmemiş, barışmamış, kol kola girmemiş; aksine milli benliğine göz dikenlerin heveslerini sayısız kez kursaklarında bırakmıştır. Bugün yine Büyük Türk Milletinin Korkusuz Neferleri, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emaneti olan bu kutlu vatana kararlılıkla sahip çıkacaktır. Zafer Partisi olarak; adı “Çözüm” kendi “İhanet” olan bu bulanık #SüreciBaltalayacağız Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”

Yeni Yol Grup Başkanı: ‘Herkesin kabul edeceği bir çağrıdır’

Deva, Gelecek ve Saadet Partisi’nin oluşturduğu grup Yeni Yol’un grup başkanı Saadet Partili Bülent Kaya, çağrının "herkesin kabul edebileceği bir çağrı" olduğu değerlendirmesini yaptı.

Kaya şunları söyledi:

Siyasette artık silahın,  şiddetin ,terörün olmadığı bir ortamda, demokrasi mücadelesi acısından biraz daha rahat şekilde insanların kendini ifade edebilmesi, bir ötekileştirme aracı olarak kullanılmaması açısından siyasete olumlu yansımaları olur, sivil siyaset alanını genişletir. Ve özellikle Terörle Mücadele Kanunu veya benzeri yasal düzenlemelerle kıskaca alınan düşünce ve ifade özgürlüklerinin önündeki engelleri, suçlamaları ve şeytanlaştırıcı dilin etkisini de mutlaka azaltır diye düşünüyorum. Bu manada sivil siyasetin önünü açar. Burada bir yol haritası, henüz mıntıka temizliği olarak tarif edilecek birçok alan var. Ama ‘silahı terk edin, miadı dolmuştur’ çağrısı herkesin kabul edebileceği bir çağrıdır.”

Öcalan'dan 'Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir' çağrısı

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.