Sayfa yolu
Siyahların canı gerçekten önemli mi?
Yayın Tarihi: 12.11.2020 , 10:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Yukarıdaki fotoğraf 2020 yılı sonbaharı itibarıyla önemli mesajlar barındırmaktadır. Fotoğrafta Amerikan Basketbol Ligi NBA maçından önce çalınan ulusal marş sırasında protesto amacıyla tüm oyuncular ve koçlar diz çökmektedir. Ayrıca siyahi Afrikalı Amerikalıların maruz kaldığı polis şiddetini protesto eden “Black Lives Matter” sloganı parkeye işlenmiştir.
Bu açıdan bakıldığında Amerika’daki ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı yıllardır sürdürülen mücadelede çok önemli kazanımlar elde edilmiş gibi gözükmektedir. Durum gerçekten böyle midir acaba?
Yazıda bu soruya yanıt ararken ABD’de emekçilerin özellikle de siyahi emekçilerin maruz kaldıkları şiddeti tek başına protesto ederek gündeme getiren Amerikan futbol oyuncusu Colin Kaepernick’i ele alacak, başlattığı ulusal marş protesto eylemlerin geldiği aşamayı değerlendireceğiz.
Eylemlerin arka planı

İsterseniz öncelikle ulusal marş protesto eylemlerinin kaynağına göz atalım. Bunun için 2016 yılına geri gitmemiz gerekecek. 5 Temmuz 2016 tarihinde 37 yaşındaki Afrika Amerikalı Alton Sterling çok yakın mesafeden Baton Rouge Louisiana Emniyetine mensup polis memurları Howie Blake ve Blane Salamoni tarafından vurularak öldürüldü. Polisin ihbar üzerine bir süpermarketin önünde kaçak cd sattığı iddiasına dayanarak bölgeye geldiği belirtiliyor. Görüntülerden ve videolardan Sterling’i zaten taser adı verilen elektrikli şok cihazıyla etkisiz hale getiren polislerin Sterling’in cebinden silah çıkmasının üzerine şüpheliyi vurdukları açıkça görülüyor. Etraftan geçenlerin cep telefonlarıyla çektikleri görüntüler kamuoyunda infiale yol açmıştır.
Colin Kaepernick olay üzerine Instagram hesabına “2016 yılında linç böyle oluyor” yazarak cinayet videosunu paylaşmıştır. Sonrasında ise yaz döneminde çıktığı ilk hazırlık maçından önce çalınan Amerikan ulusal marşı sırasında ayağa kalkmaz, diz çözerek ırkçılığa, adaletsizliğe ve polis şiddetine karşı tepkisini ifade eder.

6 Temmuz 2016 günü ise bir başka Afrikalı Amerikalı yurttaş polis memurları tarafından güpegündüz arabasında ailesinin yanında öldürülür. Kırık bir stop lambası gerekçesiyle polis tarafından durdurulan 32 yaşındaki Philando Castile, bulundurma ruhsatı olan silahının görülmesi üzerine yedi kez vurularak öldürülür. Vurulduğu sırada yanında sevgilisi, aracın arka koltuğunda da dört yaşındaki kızı vardır.

Vurulma olayının hemen ertesi günü 7 Temmuz 2016 günü Dallas’da gerçekleştirilen Black Lives Matter protesto yürüyüşünde görev yapan beyaz polislere Afrika Amerikalı eski bir ABD Silahlı Kuvvetler mensubu silahla saldırır. 25 yaşındaki Micah Xavier Johnson adlı saldırgan beş polisi öldürdükten sonra kendisi de bomba taşıyan bir robotla öldürülür.
Colin Kaepernick kimdir?

1987 yılında Milwaukee'de dünyaya gelen Colin Kaepernick'in velayeti, eşinden ayrılan biyolojik annesi tarafından Rick-Teresa Kapernick çiftine verilmiştir. Küçük yaşlarda top oynamaya başlayan sporcu lise ve üniversite yıllarında kalbur üstü bir sporcu adayı olduğunu göstermiştir. 2011 yılı seçmelerinde San Francisco 49ers takımı tarafından seçilmiş ve Amerikan ulusal futbol ligi NFL kariyeri başlamıştır. Beyaz bir aile tarafından evlat edinilen melez bir çocuk olan Kaepernick iyi bir sporcu olmasının yanı sıra toplumsal olaylara da duyarsız kalmadığını gösterir. Yaşanan polis şiddeti kaynaklı cinayetlerin ardından Ağustos ayında çıktığı ilk maçta ulusal marş çalınırken ayağa kalmayarak protesto eylem dizisini başlatmış olur:
“Siyahları ve renkli insanları ezen bir ülkenin bayrağına saygı göstermek için ayağa kalkmayacağım. Bence bu mesele futbolun çok ötesinde öneme sahip, ben de kafamı öte tarafa çevirip bütün bu olanları görmezden gelecek birisi değilim.”

Eylemlerin başlamasının arka planı ve yayılması

Kaepernick’in başlattığı eylemler önce futbol maçlarında yayılır, sonra farklı spor dallarına, okullar arasındaki maçlara yayılır. Elbette eylemler belirli çevrelerde rahatsızlığa da yol açılır. Ulusal marş sırasında yapılan protesto eylemine yöneltilen belki de en etkili ve en demagojik eleştiri, eylemin Amerikan ulusal marşına dolayısıyla Amerikan değerlerine ve Amerikan Silahlı Kuvvetlerine karşı yapıldığı iddiasıdır. Özellikle NFL futbol klüp sahiplerinin, devlet yetkililerinin ve milliyetçilerin savunduğu bu tutuma o dönemde Devlet Başkanlığına yeni seçilmiş olan Donald Trump da katılır ve ulusal değerleri ayaklar altına alanların işten atılmasını savunur. Ancak polis tarafından işlenen cinayetler ve ırkçılık olaylarının acısı o kadar tazedir ki patronlar bile bu açıklamanın arkasında açıkça duramaz. Ancak emekçi sınıflara yönelen şiddet karşısında kendi hakim burjuva ideolojilerini ürettikleri ve adeta modern gladyatörler olan bir alanı da bırakmak istemezler. Bunun için adımlar atılır. Önce tüm NFL patronları takımsız kalan baş belası Colin Kapernick’e iş vermeyerek bir dertten kurtulurlar. Sonra Kapernick’in en büyük destekçilerinden Eric Reid mobbinge maruz bırakılır ve neredeyse her maçtan sonra doping kontrolü yapılarak yıldırılmak istenir. Ardından maç öncesi seremonilerde ulusal birliğin sergilenmesi adına askeri törenler eklenerek kaybedilen ideolojik alan geri alınmaya çalışılır. Çeşitli günler uydurularak gazilerle dayanışma bahanesiyle her takımın askeri kamuflaja benzer formalarla sahaya çıkması sağlanır, saha kenarına “Salute the Service” milliyetçi ibareleri yazılır.

Maçtan önce adeta savaşa gider gibi sahaya çıkan tören grubundaki askerler
Eylül-Ocak ayları arasında görece kısa süren sezon sonunda protestolar yavaş yavaş gündemden düşmüş ve Colin Kapernick özelinde başlayan eylemler unutulmaya yüz tutar. Ancak 2020 yılına gelindiğinde yaşanan olaylar, gündemdeki konunun çok daha şiddetli şekilde gündem edilmesine yol açar.
“Nefes alamıyorum!”

25 Mayıs 2020 günü 46 yaşındaki Afrikalı Amerikalı George Floyd, Minneapolis Minnesota'da sahte para kullandığı iddisıyla yakalandıktan sonra dokuz buçuk dakika boyunca boynuna baskı uygulayan beyaz polis memuru Derek Chauvin tarafından boğularak öldürülür. Zaten elleri kelepçeli ve yüzükoyun yerde yatmakta olan ve nefes alamadığını söyleyen bir kişinin bu türlü bir işkenceyle güpegündüz öldürülmesi ABD ve dünyanın pek çok kentinde kitlesel protestolara ve eylemlere yol açar. ABD içinde 2 binin üzerinde yerleşim yerinde düzenlenen kitlesel gösterilerde ırkçılık ve polis şiddeti protesto edilmiş, eylemler ABD dışında 60 ülkede de benzer şekilde yapılmıştır.

Eylemlerin gündem belirlediği dönemde ABD’nin en önde gelen sporcularından Afrika Amerikalı basketbolcu Lebron James, yapılan eylemlerle Colin Kaepernick’i hatırlatarak farkındalık yaratılması ve meşruiyeti konusunda katkıda bulunmuştu.

2020 yılının ABD Devlet Başkanlık Seçimlerinin yapılacağı yıl olması nedeniyle protesto eylemlerinin çoğu çözüm olarak Trump karşıtı yöne işaret etmiş ve çözümü sandığa endekslemiştir. Demokrat aday Joe Biden’ın iktidarında ırkçılık ve polis şiddeti anlamında gözle görülür iyileşmeler olacağı beklentisi Amerikan kamuoyunda yaygındır.
Biden’in seçilmesi süreciyle paralel olarak sporda protestoların artık kesilmesine yönelik görüşler dile getirilmeye başlanmıştır. Adeta bir hevesti geldi geçti şeklinde itidale çağrılan eylemciler, eylemlerinde ısrarcı olurlarsa önceki örneklerde olduğu gibi şiddetli yaptırımlarla, işsiz kalmayla başbaşa kalacak şekilde üstü örtülü şekilde tehdit edilmektedir. NBA sözcüsü yeni sezonda protestoların olmayacağını söylerken özellikle siyahi sporcuların yoğun olarak mücadele ettiği İngiltere Premiere Ligi de benzer bir tutum takınmıştır.
Kapitalizm tarafından düzen içine çekilmeye çalışılan ve sınıfsal plandan uzaklaştırılmaya çalışılan “Black Lives Matter” hareketi için ünlü arama motoru ve internet hizmet sağlayıcısı Yahoo bile ayrı bir sekme hazırlamıştır. Buraya girildiğinde özellikle siyahi yöneticileri olan işletmeler öne çıkartılmakta, patronları Afrika kökenli Amerikalı olan kurumlara odaklanılmaktadır. ABD içindeki siyahi emekçilerin neden hedef alındığı, ırkçılıkla neden topyekün bir şekilde hesaplaşılmadığı sorgulanmamaktadır.
Küresel kapitalizmin merkezi ve en güçlü emperyalist özne olan ABD'de yaşanan adaletsizlikler topluma kapitalizmin çıplak yüzünü göstermiştir. Ancak bu baskı rejimi içinde yaşayan ABD'li emekçilerin bu katliamların yeniden ve yeniden yaşanmaması için boyun eğmemesi, örgütlenmesi ve “artık normalleşmek lazım” diyenlerle aynı gemide olmadıklarını söyleyerek düzenle hesaplaşması gerekiyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.