Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sivas'ın kanı hepsinin elinde: ‘Kemalist zulmün en büyük mağduru’ diyerek aklamaya çalıştıkları katil kimdi?

Hasret Gültekinlerin, Metin Altıokların, Muhlis Akarsuların hesabı sorulmayacak, onlar unutulacak; Cafer Tayyar Soykök gibi katiller de ‘mağdur’ olarak sunulacak sanıyorlar. Oysa yanıldıkları şey tam da bu…

Ali Ufuk Arikan

Yayın Tarihi: 01.12.2025 , 13:17 Güncelleme Tarihi: 01.12.2025 , 13:19

“Kemalist zulmün Türkiye’deki en büyük mağdurlarından olan, suçsuz yere 31 yıl zindanda yattıktan sonra özgürlüğüne kavuşan Cafer Tayyar Soykök ağabeyle Sivas’ta bir araya geldik” diyebilecek kadar sınırı aşmış durumdalar.

Bu skandal sözlerin sahibi Adem Özköse adlı gerici bir sosyal medya ünlüsü. 

Aklamaya çalıştığı, mağdur dediği isimse Sivas Katliamı mahkumlarından biri.

Soykök’ün 33 yurttaşımızın, aydınımızın barbarca katledildiği saldırıdaki rolünü yazacağız ancak öncesinde Özköse’nin “Kemalist zulmün mağdurları” yalanının doğrusunu kısaca hatırlatarak başlayalım.

Ülke tarihinin gördüğü en büyük katliamlardan biri devletin, siyasi iktidarın ve o dönemin hükümet ortağı sosyal demokratların seyirciliği esnasında gerçekleşmişti.

Düzenin tüm unsurlarının önünü açtıkları, yol verdikleri ya da seyirci kaldıkları bu gerici kalkışmanın, Cumhuriyet’i hedef alan bu şeriatçı katliamın sorumluları gerçekten yargılansın diye yıllarca büyük bir mücadele verildi.

Alınan yanıt ise iktidar partisinin katliamcıların avukatı olması, zaman aşımı kararı, eli kanlı katillerin hayatlarına özgürce devam etmesi ve hatta katillerin bizzat Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi oldu.

Sivas katillerinin hiçbiri hak ettikleri cezayı almadılar.

Dolayısıyla gerici katillerin savunucularının “mağdur” yaratma girişiminin hiçbir karşılığı yok.

Tam tersine katilleri yıllarca koruyup aklamaya çalıştılar. 

Soykök gibi idam cezası alan ve katliamda birinci dereceden rolü olan isimler dahi "özgürlüklerine" kavuştu.

Şimdilerde katliamcılardan "mağdur" yaratmaya çalışanlara, Cafer Tayyar Soykök’ün gerçekte kim olduğunu dava dosyalarının ayrıntılarına da odaklanarak hatırlatalım.

Madımak'a saldırmaya çalışan gerici gürüh

Neyle suçlandı unuttuk sanıyorlar...

Sivas Katliamı davasının hiçbir aşamasında mahkemeler gereken cezaları verecek etkili bir yargılama süreci yürütmediler, bunu başta söyledik.

Ancak bu mahkemelerde dahi “mağdur” diye sunulup aklanmaya çalışılan bu isimlerin neler yaptığı yer alıyordu.

Şimdilerde artık herkesin yavaş yavaş unuttuğu dava dosyalarından, Soykök adlı gericinin katliamdaki rolünü yeniden hatırlatalım.

“Görevli memura görevinden dolayı cebir ve şiddetle hakaret, birlikte ölümle tehdit, birlikte kamu malına toplu ızrar, birlikte basit ızrar, birlikte yanıcı-parlayıcı madde ile ızrar, yangın çıkartarak 35 kişiyi aynı kasıt altında öldürmek, 45 kişiyi yangın çıkartmak suretiyle öldürmeye tam kalkışma, bu son iki suça müzaharet ve muavenet ile iştirak, bu suçları işlemeye teşvik”

Evet, bu suçlamalarla yargılandı “Kemalist zulmün mağduru” denilen Soykök.

Hakkında istenen cezaya ve bağlamına da bakalım:

“Cafer Tayyar SOYKÖK, Çetin ASAMAKA, Süleyman KURŞUN, Mustafa DÜRER, Haydar ŞAHİNOĞLU, Nevzat AYDIN, Ahmet ONAR, Orhan DEMİR, Ünal BERKA, Osman DÜZARDIÇ, Kerim KÜÇÜK- KÖSEM, İlhami ÇALIŞKAN, Eren CEYLAN, Mehmet DEMİR, Serhat ÖZGENTÜRK, Osman CIBIKÇI, Ramazan ÖNDE, Tekin ARIŞ, Özkan DOĞAN’ın topluluk içerisinde sürekli yinelenen içeriği itibarıyla ciddi korku ve endişe doğurucu nitelikli, zarar gören tarafından da duyulan “Sivas Aziz’e mezar olacak!” şeklindeki sözleri söylemekten eylemlerinin uyduğu TCK 191/2. madde uyarınca, ayrı ayrı cezalandırılmaları…”

Dava dosyasında tek tek tüm sanıklarla ilgili bu eylemlerin parçası olduğunu vurgulayan kanıtlar sıralandı, bu iddianameye de şu şekilde yansıdı:

Anlatılmaya çalışıldığı gibi izinsiz kanuna aykırı başlayan bu toplantı ve gösteri yürüyüşüne tüm sanıkları evrak içerisindeki her biri ile ilgili tanıkların anlattığı zaman ve mekanlarda katıldıkları, dağılma ikazlarına uymadıkları, fotoğraflardan, süreklilik arzeden video bant görüntülerinden de açıkça görüldüğü gibi, görevlilere cebir ve şiddetle saldırı ile mukavemette bulundukları, nitekim dağılmalarını Madımak Oteli’nin yangınını müteakip polis ve askerlerin ikaz ateşleri ile mümkün olabildiği yolunda kanıtlar olduğu."

Yine iddianamede katliamdan birinci derecede sorumluluğu olanlar sıralandığı sırada 8. sırada aynı ismi görüyorduk, Soykök'ü:

“Bu katliamı yapan sanıklardan, sorumluluk derecelerine göre;
A- (1) Halil İbrahim DÜZBİÇER, (2) Muhsin ERBAŞ, (3) Ali KURT, (4) Ömer Faruk GEZ, (5) Latif KARACA, (6) Nevzat AYDIN, (7) Cafer Tayyar SOYKÖK, (8)
78 kişi içinde CK’nın 146/1’inci maddesi gereğince;”

İddianame böyle diyordu ama karar neydi?

1994 yılında, söz konusu isim hakkında Ankara 1 Nolu DGM’nin verdiği ceza, "mağdur" denilen ismin katliamdaki rolünü de açık şekilde ortaya koyuyor.

Gerici güruhu yönlendiren, sevk ve idare eden, zaten oldukça zayıf olan barikatları aştıran, binanın yakılmasında rolü olanlar listesinde yer aldığı açıkça belirtilen Soykök'e ilişkin ilgili DGM kararından bir bölüm şöyle:

“Sanıklar Cafer Tayyar SOYKÖK, Muhsin ERBAŞ, Harun GÜLBAŞ, Bekir ÇINAR, Murat KARATAŞ, Erol SARIKAYA, Eren CEYLAN, Mevlüt ATALAY, Bülent DÜVENCİ, Ahmet Turan KILINÇ, Temel TOY, Kenan KALE, Harun YILDIZ, Zafer YELOK, Faruk CEYLAN, Ali TEKE, Durmuş TUFAN’ın olayların başladığı andan itibaren topluluğu yönlendiren, slogan atan, sevk ve idare eden Madımak Oteli önünde halkı galeyana getiren, Emniyet Kuvvetlerinin oluşturduğu barikatları zorlayarak aşmaya çalışan, maktullerin kaldığı otelin önünde asli failleri suç işlemeye ve binanın yakılmasına, “Sivas Aziz ’e Mezar Olacak!, Şeytan Aziz!, Kafirleri Yakalım!, Yak! Yak!,” ve “Tekbir!” getirerek itfaiyenin olay yerine gelmesini ve hareketini engelleyerek suçun işlendiği sırada müzaharet ve muavenetle fiilin icrasını kolaylaştırarak suça iştirak ettikleri açık ve kesin olarak anlaşıldığından bu sanıkların eylemlerine uyan bina yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebep oldukları anlaşıldığından…"

Mağdur diye sunulmak istenen katliamcılar dava duruşmasında...

Katiller ve destekçileri neyi unutuyor?

Sivas Katliamı Davası'ndaki sanıkların avukatlığını yapanların iktidar partisinde daha sonradan vekil olduklarını, kritik görevler aldıklarını yıllardır hatırlatıyoruz. 

Bu yüzden katillerin avukatlığını yapanların iktidarında verilen zamanaşımı kararında da Soykök gibi katliamcıların tahliye edilmesinde de şaşılacak bir şey yok.

Ancak tüm bunlara rağmen yine de katillerden "mağdur" yaratma cüreti bambaşka bir çürümenin, aynı zamanda özgüvenin dışa vurumu.

Oysa Sivas'ın hesabı henüz sorulmadı. Sivas'ın katilleri de, bu katliamın önünü açanlar da henüz gerçek anlamıyla yargılanmadı.

Hasret Gültekinlerin, Metin Altıokların, Muhlis Akarsuların hesabı sorulmayacak, onlar unutulacak; Cafer Tayyar Soykök gibi katiller de ‘mağdur’ olarak sunulacak sanıyorlar. 

Oysa yanıldıkları şey tam da bu…

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.