Sayfa yolu
Sisi yönetiminde ordu ekonomiyi de devralıyor: Savaş ekonomisi Mısır’da kurumsallaşıyor
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 15.07.2026 , 13:34 Güncelleme Tarihi: 15.07.2026 , 15:28
Mısır’da ordu bağlantılı bir kuruma devlet varlıklarından stratejik ürün ithalatına, arazi tahsisinden yatırım fonlarına kadar geniş yetkiler veren yasa parlamentodan geçti.
Mısır Temsilciler Meclisi’nin 14 Temmuz’da nihai onay verdiği düzenleme, Mısır’ın Geleceği Sürdürülebilir Kalkınma Kurumu’nu doğrudan Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi’ye bağlıyor.
2017 yılında ordunun denetiminde küçük bir arazi ıslah projesi olarak kurulan yapı, böylece ülkenin en güçlü ekonomik kurumlarından biri haline getiriliyor.
Kurumun faaliyet alanı bugüne kadar buğday ve diğer stratejik ürünlerin ithalatından tarım ve balıkçılığa, gayrimenkulden inşaata, yenilenebilir enerjiden bebek maması üretimine kadar genişlemişti.
Yeni yasayla planlama, ruhsatlandırma, arazi tahsisi, yatırım, kamu varlıklarının yönetimi, denetim ve gelir toplama gibi yetkiler de aynı kurumda yoğunlaştırılıyor.
Devlet varlıkları kuruma devredilebilecek
Reuters’ın 7 Temmuz’da ulaştığı ilk yasa taslağı, Sisi’ye Bakanlar Kurulu’yla görüştükten sonra devlet şirketlerindeki hisseleri, devletin özel mülkiyetindeki para ve varlıkları ve kamu arazilerinin yönetim haklarını Mısır’ın Geleceği Kurumu’na devretme yetkisi veriyordu.
İlk metinde bu devirler için parlamentonun onayı gerekmiyordu.
Tasarı ayrıca Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle “sürdürülebilir kalkınma bölgeleri” kurulmasını öngörüyordu. Bu bölgelerdeki devlet arazilerinin ve tesislerinin mülkiyeti otomatik olarak kuruma geçecek, ruhsatlandırma ve düzenleme yetkileri de kurum tarafından kullanılacaktı.
Mısır’ın Geleceği, bu bölgelerde yatırım, kayıt, yönetim ve harç toplama sistemlerini kendisi belirleyebilecek; bölgeler serbest bölgelere benzer vergi ve gümrük ayrıcalıklarından yararlanabilecekti.
Parlamento görüşmeleri sırasında tasarıdaki bazı hükümler değiştirildi. Kalkınma bölgelerinin oluşturulması parlamento onayına bağlandı; kurumun Mısır’ın devlet denetim kuruluşu ve parlamento tarafından denetlenmesine yönelik hükümler eklendi. Bölgelerde alınacak harçların yıllık artışına da üst sınır getirildi.
Ancak düzenlemenin temel yapısı korundu. Kurum; planlama, yatırım, arazi, varlık yönetimi ve düzenleme yetkilerini tek elde toplarken birçok kamu yasasından muaf tutuldu.
İki yeni fon kuruluyor
Yasa, Mısır’ın Geleceği çatısı altında iki ayrı fon kurulmasını da öngörüyor.
Bunlardan “Nil Piramitleri” adı verilen egemen varlık fonu, kendisine devredilen devlet varlıklarını ülke içinde ve dışında değerlendirebilecek ve yabancı egemen varlık fonlarıyla ortaklık kurabilecek.
“Daem”, yani Destek Fonu ise yatırım gelirlerinin eğitim, sağlık, konut ve altyapı projelerinde kullanılmasını amaçlıyor.
Taslağa göre kurumun başkanı bakan, fonların icra direktörleri ise bakan yardımcısı düzeyinde olacak. Böylece Mısır’ın Geleceği, hükümet hiyerarşisinin en üst katmanında yer alacak.
Kurum ayrıca tamamı devlete ait diğer egemen, ekonomik veya yatırım fonlarını bünyesine katabilecek.
Vergi ve kamu mevzuatından muaf
Yasanın en tartışmalı bölümlerinden birini kuruma tanınan yasal ve mali ayrıcalıklar oluşturuyor.
Mısır’ın Geleceği ile bağlı fonları; kamu kurumları, devlet memurları, kamu ihaleleri ve kamudaki azami ücretleri düzenleyen bazı yasalara tabi olmayacak. Kurumun belirli işlemleri katma değer vergisi, damga vergisi ve kayıt ücretlerinden de muaf tutulacak.
Kurumun yaptığı sözleşmelere ve varlık satışlarına karşı dava açma hakkı da büyük ölçüde sözleşmenin doğrudan taraflarıyla sınırlandırılıyor. Üçüncü kişilerin dava açabilmesi için kamu kaynaklarıyla ilgili bir suç hakkında kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının bulunması gerekecek.
Ekilebilir arazilerin yarısı kurumun denetiminde
Mısır’ın Geleceği’nin ekonomik ağırlığı yeni yasadan önce de hızla büyüyordu.
Kurum 2024’ten bu yana dünyanın en büyük buğday ithalat operasyonlarından birini yönetiyor. Ülkenin başlıca gölleri ve balıkçılık faaliyetleri üzerinde denetim kurarken Mısır Emtia Borsası’nın en büyük hissedarı haline geldi.
Gayrimenkul, lüks konut, inşaat ve yenilenebilir enerji sektörlerine giren kurum, geçen yılın Mayıs ayı itibarıyla yaklaşık 4,5 milyon feddanlık (18,9 milyon dönüm) arazinin ıslahıyla görevlendirilmişti.
Bu miktar, Mısır’ın mevcut ekilebilir topraklarının yaklaşık yarısına denk geliyor. Söz konusu araziler Batı Çölü, Sina Yarımadası ve Sudan ile Libya sınırlarına yakın bölgeleri de kapsıyor.
Yeni yasa bu genişlemeyi hukuki güvenceye kavuştururken kurumun yalnızca ekonomik faaliyette bulunan bir işletme değil, aynı zamanda piyasayı düzenleyen ve kamu varlıklarını yöneten bir otorite haline gelmesini sağlıyor.
IMF’nin istediğinin tam tersi
Yasanın kabul edilmesi, Mısır’ın IMF ile yürüttüğü ekonomik programla açık bir çelişki taşıyor.
IMF uzun süredir Mısır yönetiminden devletin ve orduya ait şirketlerin ekonomideki ağırlığını azaltmasını, kamu varlıklarını elden çıkarmasını ve özel şirketlerle devlet kuruluşları arasındaki rekabet koşullarını eşitlemesini istiyor.
Fonun 2026 tarihli Mısır değerlendirmesinde de devletin ekonomik ayak izinin küçültülmesi, özelleştirmelerin hızlandırılması ve özel sektör öncülüğünde büyümenin sağlanması programın temel hedefleri arasında sayıldı. IMF’nin “devlet şirketleri” tanımı askeri kuruluşlara ait şirketleri ve ekonomik otoriteleri de kapsıyor.
Mısır yönetimi IMF’ye bazı ordu şirketlerindeki kamu hisselerini satma sözü verirken, diğer taraftan ordu bağlantılı yeni bir yapıya benzersiz ayrıcalıklar ve geniş ekonomik yetkiler veriyor. Devlet kaynakları, kamu varlıkları ve ekonomik karar yetkileri Sisi yönetimiyle ordu bürokrasisine bağlı daha merkezi bir yapıda toplanıyor.
Devlet ekonomiye geri dönüyor, ancak halk için değil
Mısır’daki gelişme, dünya genelinde savaş hazırlıklarıyla birlikte güçlenen devlet müdahaleciliğinin bir parçası.
Ukrayna savaşı, Ortadoğu’daki çatışmalar ve ABD-Çin rekabeti, devletleri enerji, gıda, ulaşım, teknoloji ve silah üretimi gibi stratejik alanlarda daha doğrudan rol almaya yöneltiyor.
Avrupa Birliği, “Savunmaya Hazırlık 2030” programıyla savunma harcamaları için 800 milyar avroya kadar kaynak yaratmayı hedefliyor. NATO ülkeleri de 2035’e kadar milli gelirlerinin yüzde 5’ini savunma ve güvenlikle bağlantılı alanlara ayırmayı taahhüt ediyor.
Ancak devletin ekonomiye dönüşü, kamusal hizmetleri geliştirmek ya da emekçilerin yaşam koşullarını iyileştirmek amacı taşımıyor. Kamu kaynakları giderek daha fazla silah sanayisine, stratejik üretime ve savaş hazırlıklarına aktarılıyor.
Avrupa’da bu süreç bütçelerin savunma şirketlerine açılması biçiminde ilerlerken, Mısır’da ekonomi Cumhurbaşkanlığı ve ordu çevresinde merkezileştiriliyor.
Farklı biçimler alsa da ortak yönelim aynı: Devletler ekonomiyi giderek daha açık biçimde savaşın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenliyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.