Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sıradan bir sabaha uyanmak: Yoldaşlar, spor için hazırlanın! 

Sovyet sporunun ulaştığı birikim ve düzey ise bir hayale sahip olmanın, ancak asla hayal kurmakla yetinmemenin, ‘ısrar etmenin’ kanıtıdır.

İsmail Sarp Aykurt

Yayın Tarihi: 09.11.2020 , 09:57 Güncelleme Tarihi: 09.11.2020 , 09:58

Sovyet spor tarihi, emekçilerin Çarlık döneminde karanlığa hapsolmuş ve tıkanmış bir çaresizlik fotoğrafı vermekten, sosyalist devrim ile birlikte kendini gerçekleştiren ve ‘spor yapan insan’a nasıl dönüştüğünü resmeder. 

Biz Sovyet insanları sporu neden yapmalı ve takip etmeliydik? Sağlıklı bir vücut bütünlüğü, düzenli ter atmanın insana verdiği iyi hissiyat ve arınma, sosyal bir paylaşım ortamı ihtiyacı, çocuklarımızı, dostlarımızı, akrabalarımızı spor yaparken izleme isteği, dinç ve zinde bir akıl sağlığı, bizim gibi insanlarla tanışma ve sohbet, emek üretkenliği, anayurdumuzu ihtiyaç hâlinde savunmak için güçlü kalmak, eğlenceli vakit geçirme, entelektüel bir tartışma olanağı, dayanışma, kolektif ve dostça bir ‘mücadele’…

Sporda bunları buluyordu, Sovyet yurttaşı. Peki ya insanına bu imkânları sunan sosyalizm, halkına bunu nasıl anlatıyordu, onları nasıl çağırıyordu; hep birlikte tribünlerde buluşmaya, spor alanlarında tanışmaya? Kısacası spor, halk içerisinde nasıl geziniyordu?

Spor, günlük hayatın bir parçası hâline gelmişti. Öyle hafta sonundan hafta sonuna, işten ya da ev işlerinden vakit kalırsa, paramız yeterse vb. diye endişeler yoktu.

Örneğin, sabahtan başlanıyordu spor yapmaya. Sovyet halkı her yeni güne ülke genelinde yayımlanan 'Sabah Egzersizleri' radyo programı ile uyanırdı. Fabrika, okul ve anaokullarında her iş günü mutluluk verici bir spor içeriği ile başlıyordu. Bu radyo programının ilk örneği 1929 yılında başladı. 

Beden Eğitimci Günleri…

1939'dan beri ise halkın içinde olduğu ve 1961 yılından itibaren her yıl, Ağustos ayının ikinci Cumartesi günü 'Beden Eğitimci Günleri' kutlanmaya başlandı. Spor geçit törenleri bir geleneğe dönüşürken, halkın gözünde spor, bir iyi vakit geçirme ritüeline dönüştü. Bunun arasında müsabakalara katılmak kadar, onları takip edip, sohbet etmek de vardı. Bu, zamanla kültürel bir birikim de yarattı. Spor, halk için yaşamın ayrılmaz bir parçası ve bir motivasyon kaynağı oluverdi.

Sovyet yurttaşları, spor haberlerini ve sporda neler yaptıklarını radyo ve afişlerden izliyor, gururlanıyordu. İlginç olan ise, dinledikleri ve gördüklerini, kendilerinin de gönül rahatlığıyla yapabilmesinin olanaklı olduğu gerçeğiydi. Biliyorlardı, bu hissiyat, sosyalist olmayan toplumlarda olacak bir şey değildi. 

Spor herkes için, aynı zamanda ideolojik bir mücadele aracı oldu. Devletin mücadele verdiği alan, emekçilerin spor yapma hakkının elinden alınma fikriydi. Sosyalist devlet, bununla başa çıkmasını bildi. Sosyalizm, 1917’de aldığı iktidarla bu hakkı asıl sahibine, emekçilere teslim etmekten onur duymalıydı.

1922 yılında Sovyet Sporu (Советский спорт) adında bir spor gazetesi çıkarılmaya başlanmıştı. Gazete, Sovyet sporcularının ulusal ve uluslararası spor federasyonlarındaki etkinliklerini, yurtiçi ve yurtdışındaki yarışmaları hakkında bilgiler sunmaktaydı. Diğer yandan, sporcular ve antrenörlerin röportajlarına yer verilmekteydi. Spora ilginin yükselmeye başladığı zamanlardı.

Sovyet insanı sabah kalktığında, sabahın 07.30’unda, işe koşturmaktan başka yapacak şeyleri olduğunun bilincindeydi. Sizi, “Yoldaşlar, spor için hazırlanın!” diye karşılayan afişler vardı.
 
Sıradan bir Sovyet günü başlıyordu.

Okullarda beden eğitimi dersleri de fena geçmiyordu. Öyle, eşofman ve ayakkabı getirmemek, sadece canı isteyince dâhil olmak, dersi ‘bir kaçış rampası’ gibi kullanmak ya da bizdeki güncel hâliyle liselerden beden eğitimi derslerini çıkartmak gibi bir ‘spor düşmanı’ uygulama da yoktu. 


Sanat vb. ortaokullarda olduğu kadar yüksek okul ve üniversitelerde de beden eğitimi ilk iki yıl için zorunlu dersti. Sonrasında ise beden eğitimi kursları isteğe bağlıydı. Ayrıca bedensel olarak ortalamanın altındaki öğrenciler için özel sağlık geliştirme grupları da vardı.

Aksine, zorlama da yoktu. Spor yapmak, kültürel bir rutine dönüşünce kimseyi çağırmaya lüzum kalmazdı.

Ayrıca, genç ve motive olmuş sporcularımız vardı, birlikte yürümekten keyif aldığımız…

Güzel insanlardan oluşan ve birbiri ile olmaktan keyif alan futbol ve voleybol takımlarımız vardı örneğin. Reklamsız ve kızıl renkli formalarla biz de onlar gibi oynamanın, onlarla buluşmanın hayallerini kurardık. Ama hayaller, sosyalizmde zaten gerçeğe dönüşmüştü. 

Sıradan, emekçi ve bizim gibi insanlarla görüşmek, onlarla buluşmak neden zor olacaktı ki? Oradakiler bizdik…

80’lerde ise bir spor dersinde zor hareketler denemiştik. Ama antrenörlerimiz bize yol gösterici olurlardı. Gerçi, hâlâ zor görünüyor. Eklemek lazım, Sovyet sporcular için imkânsız diye bir şey olduğunu hiç düşünmemiştik. 

Kitlesel spordan ustalığa giden yolu bizzat bize sosyalizm açtı çünkü… İmkânsız denilen şeyleri sosyalizmle gerçeğe taşıdık.

Bir problemle karşılaşırsak, sosyalizm ve güvendiğimiz, yetiştirdiğimiz kadrolar yani yoldaşlarımız çözer, derdik. 

Sosyalizm, bizim için güven ve çözüm ile aynı anlama denk düşerdi.

Özetle, spor vakitlerimiz çok yönlü ve renkli geçiyordu. Çok önemli kadın ve erkek sporcular, bilim insanları ve antrenörler yetişti, Sovyetler Birliği’nde.

Sorarsanız, sosyalizmde spor neden gereklidir, nasıl olmalıdır diye? Kısaca şöyle anlatabilirim.

Spor gereklidir, çünkü sağlıklı ve gelişkin bir anlayış bunun üzerine kurulu olmalıdır. Ayrıca spor, bir sporcunun, atletin sağlığına zarar vermek yerine onu geliştirmelidir ve atlet ile doktor ve antrenörü arasında yakın bir ilişki, güven olmalıdır. 

Spor, toplumsal bir ihtiyaçtır, bu yüzden de toplum onu özgürce, kamusal bir hak olarak icra edebilmelidir.

Spor yapan insan, yaratacağı ‘insanca sporu’ bir aydınlanma olarak ele almalıdır.
Sovyetler Birliği’nde, zaman ilerlese de spora olan kamusal yatırım ve özen devam etti. Beden eğitimi ve sporun toplumun tüm hayata girmesi fikri, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkezi Komitesi ve SSCB Bakanlar Kurulu’nu Eylül 1981’de “Spor ve kitlesel beden eğitiminin ileriki gelişimine yönelik” kararlar almaya itmişti. 

Sosyalist devlet, sporu da emekçileri de destekliyor

Adı geçen kararnamede, beden eğitimi faaliyeti yeni şartlarda geniş bir programa sahip olurken program beden eğitiminin birçok önemli sorununu da kapsıyordu.
Beden eğitimi komitesine, yaşam mahallerinde sportif kulüpler ağının genişletilmesi, eğitim kurumlarının programlarının incelenmesi, sağlığa yönelik spor kamplarının çalışmalarının iyileştirilmesi ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi önerilmişti. 

Bu durum Sovyet insanının sportif ve insani açıdan gelişkinliğini arttıracak, toplumsal uyum ve sosyalist insanın yaratılması fikrine de hizmet edecekti.

Bu yüzden önemi oldukça büyük olan bu spor anlayışı, yeni spor insanlarının önünü açtı. Sosyalist sitemin paylaşımcı, kültür düzeyi yüksek, eşitlikçi ve özgür insanı bu şartlarda yaratıldı. Bunda en önemli paylardan birisi ise kadınlardaydı. Her alanda bir özne olabilmeyi başaran kadınlar, sporun da en önemli bileşenleri durumuna yükseldiler. Önemli kadın sporcular, spor bilimciler yetişti. 

 SSCB deneyiminde, kadın emeğinin üretkenliği ve kadının toplumla etkileşimi sürekli arttı. Erken dönemlerde başlayan ve toplumsal, bedensel, psikolojik ve zihinsel gelişimleri desteklenen Sovyet yurttaşları, sosyalist topluma ‘toplumcu ve yurtsever bireyler’ olarak katkı yapmaya başladılar.

1917 Ekim Devrimi ile başlayan spor serüveni, aslında noktalanmış olmadı. Bu zamana devreden çoğu şey, Sovyet deneyiminden kalan güçlü ve benzersiz örneklerle kıyaslanmaya, bu büyük deneyimden etkilenmeye devam ediyor. 

Böylesine gelişkin ve ilerici bir spor fikrine olan ihtiyaç ve özlem arttıkça, içinde sıkıştığımız cenderenin bizi içerde tutması mümkün olmaktan çıkacak.
İşte, tam o zaman koyulan noktanın ardından, büyük harflerle yazılmaya başlanan yeni bir spor çağı başlıyor olacak.
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.