Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Savaş tehlikesi insanlığı daha fazla tehdit ediyor, barışa olan açlık artıyor'

Türkiye Barış Komitesi'nin 1 Eylül açıklaması: 'Toplumsal adalete, gerçek ve kalıcı barışa ulaşmanın, sömürü düzeni ortadan kalkmadan mümkün olmadığı, her olayla kendisini bir kez daha gösteriyor.'

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 01.09.2022 , 15:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Türkiye Barış Komitesi, "1 Eylül Dünya Barış Günü" nedeniyle bir açıklama yayınladı.

Açıklamada, "Toplumsal adalete, gerçek ve kalıcı barışa ulaşmanın, sömürü düzeni ortadan kalkmadan mümkün olmadığı, her olayla kendisini bir kez daha gösteriyor. Dünyanın insanın insanı sömürmediği, doğanın sömürülmediği ve kaynakların insanlığın yararına kullanıldığı bir düzene ihtiyacı var" denildi.

"Savaş tehlikesi insanlığı daha fazla tehdit ediyor, barışa olan açlık artıyor" başlıklı açıklama şöyle:

Yeni bir Dünya Barış Günü’nü kutlarken, ne yazık ki insanlık barıştan giderek daha fazla uzaklaştığını görüyoruz. Geçtiğimiz bir yıl içindeki gelişmeler, savaş tehlikesini her geçen gün daha fazla hissettiriyor.

Emperyalizm, uzun süredir içinde bulunduğu hegemonya krizini hafifletmek için daha saldırgan politikalar geliştirmekten başka çare bulamıyor. Zira başka çaresi yok, hangi türü olursa olsun, saldırganlık emperyalizmin karakterinde var.

Biden’ın başkanlığı üstlenmesinden bu yana ABD, emperyalizmin krizi ile birlikte sarsılan hegemonyasını yeniden tesis etmek için düşmanlarına daha doğrudan saldırılar yöneltiyor. Elbette yakın müttefikleri de ABD politikalarına destek veriyorlar.

Emperyalizmin son yıllarda Rusya’yı hedefe koyarak yürüttüğü politika, Ukrayna’daki hassas durumun bir savaşa dönüşmesine neden oldu. Bu ülkede Neo-Nazi unsurların da dahil olduğu gerici hükümet, emperyalist politikalar için koçbaşı olma misyonunu üstlendi. Kendi yayılmacı emellerini güden ve kendi tekelci burjuvazisinin desteğini alan Rusya yönetimi de, hazırlanan savaş zeminine dahil olarak Ukrayna’yı işgale girişti.

Emperyalizmin Ukrayna’ya odaklı politikasının bir benzeri de Uzakdoğu’da, Çin’e yönelik olarak sergileniyor. Bu kez koçbaşı rolünü Tayvan üstlenmiş durumda. Emperyalizm, Tayvan üzerinden yürüttüğü provokatif politikaya giderek hız veriyor. ABD ve bölgedeki müttefikleri ile oluşturulan AUKUS birliği, bu politikaların ciddiyetini gözler önüne seren bir başka olgu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi sonrasında Batı emperyalizmi, NATO şemsiyesi altında konsolide olarak Rusya’yı hedef alan politikalarını güçlendirdi. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmak için hızlı adımlar atmaları, bu bağlamda önemli bir gelişme oldu.

Ukrayna’daki savaşın tetiklediği bir başka tartışma ise nükleer silahların kullanılması. Gerek Batı ülkeleri gerekse Rusya, gerektiğinde nükleer silahlara başvurulabileceği doğrultusunda açıklamalar yaptılar. İngiltere, nükleer cephaneliğini %40 düzeyinde büyüteceğini açıklayarak daha da ciddi bir adım atmış oldu. Bu soğuk savaşın sona ermesinin ardından yapılacak en büyük artış olarak dikkat çekiyor.

Ukrayna’daki savaş ortamı ve genel olarak savaş rüzgârlarının yoğunlaşması, ülkelerin askeri harcamalarını artırdı. Uluslararası silah pazarı bir süredir tekrar büyüme eğilimine girmiş durumda. Yasal yollardan ticareti yapılan silahların yanında, çok büyük bir gölge silah piyasası gelişiyor. Batılı ülkelerin Ukrayna’ya gönderdiği silahların anlamlı bir bölümü bu ülkeden gölge piyasaya sunuluyor. Elbette bütün bu gelişmeler, silah tekellerinin kârlarını artırmasını sağlıyor.

Emperyalizmin siyasi doğrultusunu savaş rüzgârlarının güçlenmesi belirlerken, dünya çapında emekçi sınıflar bu gelişmenin ağırlığını giderek daha fazla hissediyor. İki yılı aşkın bir süre önce pandeminin başlaması, sermayenin emekçilere dönük saldırısının zeminini hazırlamıştı. Aradan geçen sürede dünya çapında ekonomik krizin ağırlığı emekçi sınıfların omuzlarına daha fazla bindi. 2022 yılının başlarında Ukrayna’da yaşanan savaş bu yükü daha da artırdı. Enerji ve gıda gibi son derece yaşamsal alanlarda kriz derinleşiyor, insanlığın bu kaynaklara erişimi giderek güçleşiyor. Uzak olmayan bir gelecekte erişimin olanaksız hale gelmesi son derece olası. Bu gelişmeyle birlikte, kapitalizmin insanlığa verebileceği hiçbir şeyin kalmadığı daha da açık hale geliyor. Barışın son derece önemli bir boyutu olan toplumsal adaletten hızla uzaklaşılıyor.

Kapitalizmin ve emperyalizmin krizinin tetiklediği bir başka olgu, son yıllarda yoğunlaşan göç olgusu. Ülkemizin de son derece yakıcı bir biçimde yaşadığı bu sorunun temelinde, kapitalist düzenin kendisini yeniden üretme ve krizlerine çare arama çabası var. Her geçen gün, dünyanın dört bir tarafındaki yoksul ülkelerden milyonlarca insan yurdunu terk etmek zorunda kalıyor ve insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.

Dünyanın geneli için geçerli olan koşullar ülkemizde de hüküm sürüyor. Sömürü derinleşiyor ve toplumsal adaletten daha da uzaklaşılıyor. Emekçiler kapitalizmin krizinin yükünü omuzlarında daha fazla hissediyor.

Kapitalizminin egemenliğinin yaşam koşullarını giderek daha da insanlık dışı haline getirdiği dünyada, barış olgusuna daha sıkı sarılmak gerekiyor. Toplumsal adalete, gerçek ve kalıcı barışa ulaşmanın, sömürü düzeni ortadan kalkmadan mümkün olmadığı, her olayla kendisini bir kez daha gösteriyor. Dünyanın insanın insanı sömürmediği, doğanın sömürülmediği ve kaynakların insanlığın yararına kullanıldığı bir düzene ihtiyacı var.

Türkiye Barış Komitesi

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.