Sayfa yolu
Savaş örgütü NATO, İzlanda’yı üsse çeviriyor: GIUK hattında ittifakın gözü ve kulağı
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fırat Kadaganlı
Yayın Tarihi: 21.08.2026 , 00:08 Güncelleme Tarihi: 21.08.2026 , 00:16
Savaş örgütü NATO’nun Avrupa’daki baş komutanı, ordusu olmayan bir ada ülkesine gelip adada uzun vadeli asker konuşlandırmak istedi.
Baş komutanın ismi Alexus Grynkewich. Hem NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı (SACEUR) hem de ABD’nin Avrupa’daki kuvvetlerinin başı. İki yılda bir düzenlenen Norður-Víkingur tatbikatı1 nedeniyle geldiği İzlanda’da, Başbakan Kristrún Frostadóttir ile ortak basın toplantısı düzenledi.
İzlanda’nın stratejik konumu, tatbikatlar, operasyonlar, artan gözetleme faaliyetleri ve uzun vadeli altyapı inşası toplantının gündemindeydi. Grynkewich iki başlığa ise hiç değinmedi: Avrupa kıtasında konuşulan kuvvet azaltımı ve ABD’nin Grönland üzerinde hakimiyet kurması tartışması.
NATO’nun gözünde İzlanda
Grynkewich konuşmasında, ABD’nin İzlanda’dan hareketle hem Kuzey Amerika hem de ittifak savunması için faaliyet yürütmeye istekli olduğunu belirtti. Gerekçesi, uzun vadede Kuzey Kutbu’nun ciddiye alınması gerektiği ve bunun giderek daha önemli hale geleceği tespitiydi.
Komutan kalıcı bir yerleşim olmayacağını, askerlerin adada daimi olarak ikamet etmeyeceğini söyledi. Ancak hemen ardından, ittifakın tamamından gelen askerlerin dönüşümlü nöbetlerinin “gelecekte de süreceğini” belirtti. Yani kalıcı değil, süresiz.
Yapılan açıklamaya göre adada tatbikat ve operasyonlar için stratejik öneme sahip bir üs aktif olarak faaliyet yürütmüş olacak. Grynkewich durumu şu şekilde özetliyor: Adanın askeri önemi nedeniyle bu askerlerin tatbikatlar ve operasyonlar için burada tutulması “kaçınılmaz”.
Yirmi yıllık takvim ve milyarlık harcamalar
Grynkewich ve Frostadóttir’in yaptığı görüşmede yirmi yıl sonrasını hedefleyen bütçe kalemleri ve ihtiyaç duyulan altyapı başlıkları yer aldı. Takvimin bu kadar uzun bir süreyi kapsamasının sebebi Grynkewich’e göre NATO ve ABD’nin bugüne kadar Kuzey Kutbu’nu ihmal etmiş olması ve bunun telafisinin uzun vadeli yatırımlardan geçmesi. Listenin başlıkları ise fazlasıyla bütçeli: Muhabere sistemleri, sensörler, liman tesisleri ve büyük inşaatlar.

Ağırlık merkezi Keflavik olan projelerin çoğu ya başlamış ya da başlamak üzere. En büyüğü, masrafları ABD tarafından karşılanan ve toplam 13 bin metrekarelik yedi binadan oluşan, 11 milyar kronaya yakın bir inşaat projesi; yıl sonuna kadar tamamlanacak. Bu binalar DABS adı verilen sistemin depolanacağı yer olacak. Açılımı “konuşlandırılabilir hava üssü sistemleri”: Barınma birimleri, yemekhane, araçlar, pist onarım ekipmanı ve enerji altyapısından oluşan, kutudan çıkar gibi kurulan bir üs seti. Anlamı ise şu: Keflavik’teki hava harekatını bir anda büyütmek için gereken ne varsa, önceden adada depolanıyor.
Bir diğeri P-8 projesi. Denizaltı avcı uçağı olan Poseidon P-8’ler 2014’ten beri adada düzensiz aralıklarla konuşlandırılıyordu. Şimdi ABD donanması onlara kalıcı bir yuva kuruyor. Havaalanındaki üç mevcut bina, 38 milyon doları aşan bir bütçeyle yenileniyor; iş Şubat 2027’de bitecek. Yaklaşık 40 bin metrekarelik binaların tasarım mantığı ise düzensiz konuşlanmaya uygun ve filo sayısı hızla arttırılabilecek şekilde. İçinde harekat komuta merkezi ve geçici konaklama birimleri de olacak.
Aynı tesisin içine iki milyar kronalık bir güvenlik birimi kurulacak. SCIF (Sensitive Compartmented Information Facility) standartlarının karşılandığı bu bölüm, son derece hassas askeri bilgilerin ve istihbaratın işlendiği, dışarıdan dinlenemeyen bir alan olacak.
Helguvik limanındaki yakıt ikmal tesisi de büyüyor. Nisan ayında Reykjanesbær’in imar planı değiştirilerek liman sahası genişletildi. 10 milyar kronayı bulması beklenen ve finansmanını NATO’nun üstlendiği proje, 2029’da tamamlanacak.
İzlanda’nın payına düşen ise radarlar. Ülke, NATO’ya ait dört radar ve muhabere istasyonu ile Keflavik’teki komuta merkezini işletiyor. İstasyonlar adanın dört ayrı noktasında bulunuyor ve ürettikleri hava sahası görüntüsü doğrudan NATO’nun entegre hava ve füze savunma sistemine akıyor. Plana göre yenileme harcamaları on milyarlarca kronayı bulacak. Yeni radarların ne yapacağı ise belirsiz: Seyir füzelerini ve insansız hava araçlarını da tespit edecekler mi, menzilleri eskilerden uzun mu – kamuya açık tek bir bilgi yok.
İzlanda’nın savunma harcaması ise başlı başına bir tartışma konusu. Basın toplantısında Frostadóttir’in yaptığı açıklamaya göre bu harcamalar yüzde 5 düzeyinde tutuluyor: Yüzde 1,5 devletin doğrudan harcaması, yüzde 3,5 ise ülkenin coğrafi konumu ve altyapısı. Yani NATO’nun dayattığı harcama hedefinin büyük bölümü, ülkenin haritadaki yeri bir katkı kalemi sayılarak karşılanmış gösteriliyor. Grynkewich bu sunuma tek kelime etmedi.
‘Üs demek, hedef demek’
Adaya yapılan bu askeri yığınağa karşı itiraz sesleri de yükseliyor. İzlanda’nın en köklü savaş karşıtı örgüt olan Askeri İşgal Karşıtları Örgütü’nün (Samtök hernaðarandstæðinga) merkez komite üyesi Stefán Pálsson, ülkenin NATO’dan çıkmasının bugün daha önce hiç olmadığı kadar önemli olduğunu belirtti.
Bu askeri hazırlığın hiçbir zaman İzlanda’yı savunmakla ilgili olmadığını, ülkenin yalnızca ABD’nin savunma ve hazırlık zincirinde kendisine biçilen rolü oynadığını söyleyen Pálsson, buradaki her yeni faaliyetin İzlanda’yı kendisini ilgilendirmeyen çatışmaların içine çekeceğini vurguladı. Soğuk savaş boyunca söylediklerinin bugün de geçerli olduğunu hatırlattı: “Üs demek, hedef demek”.
Sol gelenekten gelen Pálsson’ın karşı çıktığı bir diğer nokta ise Grönland’ın işgalini kolaylaştırmak için İzlanda toprağının hizmete açılması. ABD’nin odağını belirgin biçimde Grönland ve İzlanda’ya çevirdiğini söyleyen Pálsson, bunun dayanağının Arktik’teki deniz ticaret yollarına ilişkin gerçek ya da hayali çıkarlar olduğunu belirtiyor.
Pálsson’ın 1999-2015 arasında genel başkanlığını yürüttüğü örgüt, 1960’lardan bu yana aynı şiarla çalışıyor: “İzlanda NATO’dan çıksın, ordu defolsun”.
Hükümet içinde çatlak
Askeri yığınak hükümet içinde de tartışma yarattı. Adalet Bakanı Þorbjörg Sigríður Gunnlaugsdóttir, Grynkewich’in adada bulunduğu gün yayımlanan yazısında tehdidin ABD’den geldiğini savundu ve ABD Başkanı’nın Grönland’ın kontrolünü ele geçirmekten yeniden söz ettiğini hatırlattı.
Sağ kanattan tepki gecikmedi. Bağımsızlık Partisi’nden Diljá Mist Einarsdóttir, Grynkewich’in ittifak toprağını savunacağına dair sözlerini ulusal güvenlik açısından sevindirici buldu. Partinin eski Adalet Bakanı Björn Bjarnason ise büyük bir tatbikatın başladığı gün ABD’ye kuşku yöneltilmesini eleştirdi. İkisi de ABD Başkanı’nın Grönland üzerindeki iddialarına tek kelime etmedi.
GIUK hattının ortasında bir ada
NATO’nun İzlanda’ya biçtiği işlev, ittifakın kendi açıklamasında da yazılı: Grönland, İzlanda, Britanya Adaları arasındaki deniz koridorunun, yani GIUK hattının ortasında ittifakın gözü ve kulağı.
İzlanda artık yabancı birliklerin geçici olarak uğradığı bir üs değil. Asker ve teçhizatın hızla arttırılması için gereken her şeyle donatılmış bir üsse dönüşmüş durumda.
İnşaatların bir bölümünü ABD, bir bölümünü NATO karşılıyor. Radarların ve “ev sahibi ülke desteği” başlığı altında sıralanan yükümlülüklerin bedeli ise İzlanda halkının sırtında kalıyor. Yirmi yıllık takvimin ayrıntıları, radarların kapasitesi dahil, henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.
Ancak asıl fatura parayla ölçülmüyor. Keflavik’e dökülen beton, Helguvík’te depolanacak yakıt ve yenilenecek radarlar tek bir hazırlığın parçaları: Emperyalist ittifakın Kuzey Atlantik’te büyüttüğü savaş.
Tehdit, İzlanda’nın kendisini ilgilendirmeyen bir çatışmaya sürüklenmesi değil. Bizzat o savaşın hazırlanıyor olması. Ve bu hazırlık ilerledikçe adaya biçilen rol de belirginleşiyor - savaş karşıtlarının Soğuk Savaş’tan devraldığı uyarı bunun için geçerli: Üs demek, hedef demek.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
- 1
Norður-Víkingur (Northern Viking), ABD ile İzlanda arasındaki 1951 tarihli askeri anlaşmaya dayanan ve iki yılda bir düzenlenen tatbikat. Anlaşmanın 75'inci yılında yapılan bu yılki tatbikata ABD ve İzlanda'nın yanı sıra Almanya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İsveç, Kanada ve Norveç katılıyor; 150-200 İzlandalı personel görev alıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.