Sayfa yolu
Saraçhane'nin 'teknik' boyutu: CHP, yüz binlerin hakkını ne kadar verebildi?
Yayın Tarihi: 30.03.2025 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Türkiye, sıradışı günlerden geçiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla birlikte Türkiye’de Saraçhane merkezli başlayan geniş kitlesel eylemler hızla diğer illere yayıldı ve İmamoğlu'nun durumunu aşan, topyekün hükümete karşı bir halk tepkisine dönüştü.
Ama gözler, en fazla, Saraçhane'deydi. Eylemin çağrıcısı olan CHP dahi, ortaya çıkan tabloyu beklemiyordu. Tepki yalnızca İmamoğlu'nu değil, CHP'yi de aşmıştı.
Yine de, çağrıcı kurum olarak, Saraçhane'deki organizasyondan sorumlu olan, son seçimlerden birinci çıkan, üye sayısıyla ve kaynaklarıyla sıkça övünen CHP'ydi.
Saraçhane eylemleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in duyurusuyla sonlandı, bayram geldi çattı, CHP, Maltepe'deki mitingle birlikte yeni planlamalar yapmaya başladı.
Peki Saraçhane'nin organizasyon karnesi ne?
Yüz binlerce kişinin bir araya geldiği tarihi günlerin siyasi etkileri uzun süre tartışılacak. Ama işin "teknik" boyutu, üzerinde durulmazsa, unutulacak.
Oysa alandaki gerilimlerden siyasi mesaja, kitlelerin enerjisinden güvenliğine, alandakilerin hissiyatından bunun ülkeye yansımasına en temel konular, bu teknik boyutla da bağlantılı.
Saraçhane'deki organizasyonu inceledik.
Alanda belki de ilk dikkat çeken şeylerden biri, Özel konuşana kadar alana sessizliğin hakim olmasıydı. Kimi günler Özel'in konuşmaya başlamasına kadarki bekleyiş, saatlerce sürdü. Zayıf ses sistemi -ki sebebini yazının devamında öğreneceğiz- yüzünden değildi sessizlik yalnızca, “CHP Genel Başkanı konuşacaksa başka kimse konuşamaz” anlayışı da etkili oldu.
CHP'nin tüm planlamaları Özgür Özel üzerine kurduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü alandan Özel'in ayrılmasıyla birlikte CHP "örgütü" de alanı tamamen boşalttı. Polisin sert müdahalesiyle karşı karşıya kalan öğrenciler de yalnız kaldı. Özellikle ilk akşamda tepkiler gelince CHP İstanbul örgütü bir şekilde alanda kalmayı denedi ancak karşımıza çıkan ayakkabı kulelerine sebep olan saldırı anlarının görüntüleri Özel sahneden indikten sonra kapanan şalterin de kanıtı.
Gezi eylemlerinden hafızalara kazınan espirili pankart geleneği burada da vücut bulmuş halde. Bazı pankartlarda politik söylemler ağır bassa da bazılarında popüler kültür ögeleri üzerinden yapılan göndermeler yer alıyor.
Aslında hem sloganlarda hem pankartlarda hem de eylem pratiklerinde alanda pek çok farklılık göze çarpıyor.
Tüm bu farklı görüşleri ve tarzları birleştiren noktaysa bariz bir “Erdoğan karşıtlığı”.
Son 10 yılın en büyük sokak eylemlerine biraz daha yakından bakmak için hem Saraçhane çağrıcısı CHP’nin yetkilileriyle hem de aslında o alanı doldurup taşıran gençlerle konuştuk.
![]() |
| Saraçhane'nin son gününde parkın içerisinde belli alanlar hareketli belli alanlar ise boştu. Özgür Özel gelene kadar kimsenin konuşmuyor oluşu alanın enerjisinin sönümlenmesini de kolaylaştırıyor. |
CHP Saraçhane’yi nasıl hazırladı? Eksikler ve gençlere bakış nasıl?
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkan Yardımcısı Gürbüz Erdagöz, Saraçhane’deki planlamanın başındaki isim, aynı zamanda İstanbul'un genel eylem ve etkinlik sorumlusu.
"Klasikleşmiş bir programları" olduğunu söylüyor. Nitekim Maltepe mitingi, teknik olarak makul bir şekilde organize edildi. Ani ve kendiliğinden gelişen olaylardaysa, Erdagöz, "artık alışılagelmiş reflekslerle hareket ettiklerini" anlatıyor.
Planlı programlarda bu geçerli değil, çünkü herkesin tanımlı, belirli bir görevi var. İletişim, lojistik, örgütlenme vb. gibi başlıklara ayrılıyor. Tanımların, görevlerin bir yana bırakılıp, hızlı örgütlenme gerektiren durumlarda, bu şema işe yaramıyor.
Önemli konulardan biri, sağlık. İBB’nin 5 ambulansı alanda hep hazır bekliyordu. Belediye binasının giriş katındaysa sağlık bölümü mevcuttu ve ilk müdahale için orada yer ayrılmıştı.
Ancak polisin sıktığı gazdan etkilenenler, aynı Gezi günlerinde olduğu gibi, yine eylemcilerin hazırlayıp yanlarında getirdiği ve birbirleriyle paylaştığı karışımlarda deva buldu.
![]() |
| Hoparlörler yalnızca İBB'nin balkonlarında yer alabiliyor. |
Alandaki en büyük sorunlardan biri ses sistemiydi. Çünkü konuşan kimse otobüsten biraz uzaklaştığınızda duyulmuyordu. Eylemi televizyondan takip edenlerin, alandaki durumu anlaması zor: Toplanan kalabalığın en fazla üçte biri, konuşulanları anlayabiliyordu.
Hoparlörler binanın balkonlarına konumlandırılsa da alana dağıtılmadığı için kalabalığın konuşmaları duyması mümkün değildi. Miting izni alınmadığı için mi hoparlörlerin dağıtılmadığını sorduğumuzda Erdagöz, “Biraz etkisi var onun da, polis bizi orada o kadar da rahat bırakmıyordu haliyle” yanıtını verdi. Bir de değerlendirmesini ekledi: “Onlara da üst kademe zorluk çıkardığı için sıkıntıya düşüyor, bize zorluk çıkardıkları oluyordu”.
Meydanlarda platform ve ses sistemi kurmak için, miting izni almak gerekiyor. Ancak Saraçhane'deki tepki, zaten hükümetin tüm hukuku ayaklar altına alması nedeniyle ortaya çıktı. 1900'e yakın kişinin gözaltına alındığı, gençlerin "artık yeter" diyerek, hükümetin hukuksuzluğuna karşı yasallığa değil, meşruluğa yaslanarak tüm tehditlere göğüs gerdiği bir süreçten geçildi. Eylem yasağına rağmen Saraçhane'de toplanmaya çağıran CHP'nin, yine de yüz binlerin toplandığı alanın gerektirdiği sahne ve ses sisteminden "izin" vesilesiyle imtina etmesi, siyasi bir tercihti.
Öte yandan, Saraçhane, bu izin olmaksızın da çok iyi bir kürsü ve ses sistemi kurmaya müsait bir alan. Çünkü izin almakta mesele yalnızca bunları fiziksel olarak kurmak değil. En temel sorunlardan biri, elektrik. Belediye binası, tüm altyapıya sahip.
Zayıf hoparlörler, belediye binasının birinci katına konulmuştu. Binanın yan tarafındaki balkonlar, ön cepheye doğru çok daha güçlü hoparlörler konulması için müsaitti, ancak yalnızca ilk gün değil, sorunun anlaşıldığı sonraki günlerde de bu konuda adım atılmadı.
'Alfa kuşak, acayip bir şeyler, müzik çalınmasına bile izin vermiyorlar'
CHP teşkilatı eylemi planlarken ilk hedefleri güvenlik, ikincisiyse insanların Saraçhane’ye kanalize olmasını sağlamak. Erdagöz’e göre ikincisi, yani insanların gelmesi çok kolay oldu çünkü zaten insanların içinde olan bir şeydi. Fakat güvenlik için aynı fikirde değil.
Erdagöz'le, sürecin muhasebesini nasıl yaptıklarını anlamak için Saraçhane eylemlerinin son gününde görüştük. CHP İstanbul'un organizasyon sorumlusu, o gün de dahil “güvenlik hâlâ bizim için sorun” diyerek durumu aktarıyor.
“Z kuşağı hatta alfa kuşak” diyerek sınıflandırdığı gençliğe ilişkin “Acayip bir şeyler. Müzik çalınmasına bile izin vermiyorlar. ‘Biz miting yapmıyoruz, eyleme geldik’ diyorlar. İlla ki Taksim istiyorlar” değerlendirmesinde bulunuyor.
![]() |
| Pankartlarda kayyımlara tepkiler, yoksulluk ve işsizlik dolayımını yansıtıyordu. En dikkat çeken şey, birçok gencin yüzünü kapaması. |
Bir nebze gençleri ikna edebildiklerini öne süren Erdagöz, gençlere “Bu işin Taksim’i burası” dediklerini anlatıyor.
Etkinlik işi CHP’de 3 bölgeye ayırılıyor, 1. Bölge Sorumlusu ve İl Başkan Yardımcısı Ayhan Özoğlu, “Biz buraya kitleleri kanalize etmeseydik buraya bir kayyım gelecekti. Önceliğimiz güvenlik, ikincisi insanların gelmesi, üçüncüsü de buraya gelecek kayyımı engellemekti” diyor.
İstanbulluların buraya gelerek bu riski ortadan kaldırdığını dile getiren CHP’li yetkililer bu başarının sahibinin İstanbul halkı olduğu görüşünde.
'Onlar için nirvana o, biz onu da istemiyoruz zaten'
Eylemler boyunca Bozdoğan Kemeri’nde Taksim’i zorlayan kitlenin “illa ki orayı aşmak istediğini” söyleyen Erdagöz şu yorumu yapıyor:
“Onur meselesi yapmışlar, onlar için nirvana o. Ama onun olmayacağını biliyoruz, biz onu da istemiyoruz zaten.”
Burada söze Özoğlu da giriyor ve iki tarafın karşılıklı provokasyonlarda bulunduğunu öne sürüyor. “İki taraftan kastınız nedir?” sorusuna “polis ve eylemci kisvesi altında gelen bir grup” yanıtı veriyor ve örneklendiyor:
“Dün (24 Mart 2025) iki polis birbiriyle kavga ederken ayırdık, günün sonunda ikisi de sivil polis çıktı. Fotoğrafladık, belgeledik, Özgür Başkan'a da bunun belgelerini attık. Dolayısıyla orada sapla samanı karıştırmamak lazım. Barışçıl niyetlerle gelen çok ciddi bir üniversite gençliği var. Aralarında küçük klik yapılar var bunlar da polisle beraber bir it dalaşı içindeler. Polisin tavrı çok sert.”
Polise yaptıkları teklifleri açıklayan Erdagöz, tekliflerinin emniyet güçleri tarafından kabul edilmediğini söylüyor. “Polise TOMA’ları kemerin arkasına almalarını söyledik ama bunu yapmıyorlar. Bilerek yapmıyorlar. Kitlenin bir şey atacağı bir yer kalmayacak” diyen Erdogöz’ün sözünü Özoğlu tamamlıyor, “Bir mağduriyet hikâyesi çıkarmak peşindeler”.
![]() |
| Gezi eylemleri, kadın cinayetleri pankartlarda yerini aldı. |
Bir diğer önemsedikleri şeyin de “provokasyona gelmemek” olduğunun altını kalın harflerle çiziyorlar. Erdagöz, teklifin reddedilmesinin sebebini şöyle özetliyor:
“Onlar da kendilerine göre geri adım atmış sayıyorlar kendilerini. O yüzden de kabul etmiyorlar. Afedersin, ‘sidik yarışı’ yani.”
Meclis muhalefetinde bulunan partiler olduğu gibi alanda sol-sosyalist pek çok parti, sendika, meslek odaları da var ancak biz onların açıklamalarını, fikirlerini, kitlelerinin sesini tam olarak program başladığında otobüs üzerine kurulan kürsüden dinlemedik hiç. Gençler, hatta CHP'li gençler de kürsüde yer bulmadı. Bunun gerekçesini Erdagöz sunuyor:
“Bizim genel başkanımızın konuştuğu yerde pek konuşulmaz. Bizde parti şeyi odur. Çok zaruri bir durum olursa il başkanı konuşuyor. Onun dışında kimse konuşmaz. Bazen tabii günün içerisindeki akışa göre ekleme konuşmalar yapılabiliyor ancak genel başkandan önce değil, mesela iki saat önce konuşabilir. Çünkü genel başkan bizim için çok önemli.”
![]() |
| Saraçhane'ye giden yol üzerinde hükümete yönelik tepkiler karşınıza çıkıyor. |
Saraçhane’yi "nirvanada bırakmak" istediklerini söyleyen Erdagöz hem bayramın yaklaşmasını işaret ediyor hem de bu kalabalık organizasyonun sürekliliğinin zor olduğunu belirtiyor: “Bu sürdürülebilir değil; güvenlik açısından, insanların gerilmesi açısından, buranın bir iş yeri olması açısından. O yüzden şekil değiştirmeliyiz.”
![]() |
Gençler ne diyor?
Saraçhane’deki son buluşmanın yapıldığı akşam Bozdoğan Kemeri’ndeki polis barikatlarının önünde toplananların büyük bölümünü yine üniversite öğrencileri oluşturuyordu.
Dersleri boykot ederek kampüslerden çıkıp Maçka Parkı’nda buluşan binlerce üniversite öğrencisi kayyım atanan Şişli Belediyesi önüne yürürken, aynı saatlerde Saraçhane’deki Bozdoğan Kemeri önünde de çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu çok sayıda kişi toplanmıştı.
İstanbul’daki birçok devlet üniversitesinden ve özel üniversiteden öğrencinin yanı sıra lise öğrencilerinin de buraya geldiği görülüyordu.
![]() |
Konuştuğumuz birçok öğrenci Saraçhane’deki kürsüden yapılan konuşmalarla ilgilenmediklerini söylüyordu. Geleceksizliğe, yoksulluğa öfkeliydiler ve birçoğu istedikleri ülkeyi “AKP’siz Türkiye” diye niteliyordu.
Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi 5 kişilik bir arkadaş grubu, üniversitede boykota katılımın çok yüksek olduğunu ancak üniversite yönetiminin boykotu engellemek için zorluk çıkardığını söyledi.
Bir öğrenci “Okulda boykot var ama çok zorluk çıkarıyorlar. Online dersleri bile yüz yüzeye çevirdiler. Ama kimse girmiyor derslere” dedi. “Ne istiyorsunuz?” sorusuna yanıtları “Erdoğan’ın gitmesini istiyoruz”du.
Maltepe Üniversitesi’nden üç gencin ilk yanıtıysa “ekonomi”ydi. Aralarından biri atılarak “Önce şu ekonomiyi bir salsınlar artık” dedi. Ekonomiden sonra ise ilk sözleri “hak ve hukuk” istedikleriydi.
![]() |
Topkapı Üniversitesi, Acıbadem Üniversitesi gibi özel üniversitelerden öğrencilerin yanı sıra Gebze’den gelen gençler de oradaydı.
Yüzünü kapatmış bir öğrenci “Ben korkmak istemiyorum, yüzümü kapatmak istemiyorum, özgür olmak istiyorum, polisten de ailemden de kimseden de korkmak istemiyorum” dedi.
İzmir Demokrasi Üniversitesi’nden yeni mezun bir genç kadın ise “özgür bir Türkiye” istediğini söyledi, “Yeter artık kimseyi tutuklamasınlar, tutuklayacaklarsa depremde, Kartalkaya’daki yangında insanların ölümüne yol açanları tutuklasınlar” dedi.
Alanda liseliler de vardı. Üç liselinin yanında üniversitede psikolojik danışmanlık okuyan bir öğrenci de vardı. “Bu iktidar gelene kadar bu ülke dünyada ileri ülkeler arasındaydı, şimdi en geri ülkelerden” diyen öğrenci “Biz mezun olunca atanamıyoruz. Onun yerine ücretli öğretmen alıyorlar” dedi ve geleceksizliğe karşı orada olduklarını söyledi.
![]() |
Saraçhane’de bir haftadır CHP’nin kürsüsünden “Bozdoğan’daki gençler” ifadeleri çok sık kullanıldı.
Bozdoğan’da CHP’den görevliler zaman zaman gelip konuşmuş gençlerle. Ancak bu konuşmalar, alanın organizasyonu ve gençlerin güvenliğine dair hiçbir somut adım yaratmamış.
Başından beri eylemlere katılanlardan bir genç “Biz onlara bağlı değiliz. Onların yaptığı ayrı, bizim yaptığımız ayrı. Onlar miting yapıyor biz direniyoruz. Biz artık Türkiye değişsin istiyoruz” dedi. “Biz CHP’li değiliz, bu artık parti işi değil memleket meselesi” diye destekledi yanındakiler bu genci.
Bir başka genç ise “Hayatı durduracak bir direniş olursa ancak ülke değişir” dedi.
Bozdoğan Kemeri’ndeki polis barikatının önünde milliyetçi sloganlar atan genişçe bir grup vardı.
![]() |
Barikatın önünde bu gruptan olduğu anlaşılan bir kişi polislerden birine “Film izlemeye geliyorlar, diyor. Biz film izlemeye gelmedik. Biz vatanı kurtarmaya geldik. Burada vatanseverler var” diye bağırıyor, “Ben bugün burada ölebilirim” diyordu.
Bir grup getirdikleri ses sisteminden “Ölürüm Türkiyem” şarkısını çalıp kurt işaretleri yapıyordu. Sonra şarkı değişti, “Bu devirde kimse şah değil sultan değil padişah değil” sözlerine grup oynayarak eşlik etti.
![]() |
Bozdoğan Kemeri önünde “Hain AKP işbirlikçi Bahçeli” sloganı atanlar da vardı, ancak en çok karşılık bulan sloganlar “Hükümet istifa”, “Diplomasız Erdoğan”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarıydı.
Alandaki gençlerin çoğunluğunun dertleri ortak, siyasi pozisyonları muhtelifti. Ancak Bozdoğan Kemeri önündeki gençler de, alandaki kalabalık da organizasyon ve kürsüyle pek bir bağ kuramadı. Ortaya çıkan tepkilerin İmamoğlu'nun tutuklanması ve parti olarak CHP'yi aştığı açıktı. Kendiliğinden büyüyen tepki, organizasyon olarak da CHP'yi aştı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.










