Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sanatçıların hamisi soylular ve Freud’un Kraliçe Elizabeth’i

"Sanatçının özne olarak belirleyici gücü bu çerçevelenmiş özgürlük alanından nadiren taşabilir ve hafızalarımıza kazınan resimlere, öykülere, melodilere dönüşür."

Fide Lale Durak

Yayın Tarihi: 11.09.2022 , 09:11 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Günümüz sanatçısı tanımına “sanat eserini istediği gibi üretmekte özgür olan kişi” cümlesi kolaylıkla eklenebilir. Sanat eserinin beğenisinin piyasa celladının eline bırakılmış olması, sanatçının başarısının bu beğeni üzerinden belirlenmesi ve politik sınırlarını aşmaması zorunluluğu dışında; sanatçı gerçekten de özgürdür! Sanatçının özne olarak belirleyici gücü bu çerçevelenmiş özgürlük alanından nadiren taşabilir ve hafızalarımıza kazınan resimlere, öykülere, melodilere dönüşür.

Hristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemde kilise, sanatı kullanarak dini öğretileri halka dayatmak için sanatçının neyi konu etmesi gerektiği belirledi. Yapılan tüm ikonalar ve kutsal kitap tasvirleri kilisenin halk üzerindeki gücünü artırmaya yarıyordu. Sanatçının zanaat becerisi dışında dikkat çekebileceği boş bir alan bırakılmamıştı. Kiliseyle el ele yürüyen soylular da bu birlikteliğin ispatının bir yolu olarak dini anlatı resimleriyle evlerini süslediler. Zamanla ticaret, bankacılık gibi faaliyetlerle zenginleşen burjuva sınıfı da burada yerini aldı. Belki de soylu olamamalarından gelen acıyı hafifletmenin bir yolu olarak sanatı desteklemişlerdi ancak Rönesans sanatının oluşmasına etkileri büyük oldu. 14 ve 15. YY’da Floransa’da Medici ailesi Botticelli, Donatello, Piero della Francesca, Giotto, Leonardo da Vinci, Raphael ve Michelangelo gibi sanatçılara hamilik yaptı.

Sistine Şapeli’nin tavanında yer alan, anlamı üzerinde bizi hala konuşturan, Michelangelo’nun “Adem’in Yaratılışı” freski gibi büyük işler bu dönemde yapılabilmiştir. Erken Rönesans döneminin Hollanda bölgesindeki temsilcisi Van Eyck ise, “Arnolfi’nin Evlenmesi” resminde kusursuz beden anlayışının bozacak ve resimdeki duvara “Jan Van Eyck buradaydı” yazacaktır.


'Arnolfi’nin Evlenmesi'

Yaklaşık 200 yıl sonra İspanya’da Velazquez, sanat tarihinde şaheser olarak kabul edilen, Picasso tarafından sayısız kez kendi resimlerine konu olmuş “Nedimeler”i, IV. Philip’in siparişi üzerine yapacak ancak; resmin içinde kral ve kraliçeden daha çok sanatçının kendisi görünecektir. Nedimeler resmi, sanatçının verili sınırları genişletmesinin en güzel örneklerinden birini oluşturur hala…


'Nedimeler'

Zanaatkarlıktan özne olmaya doğru yol alan sanatçılar en büyük kırılma anlarını düzenin işleyiş çarkları değişmeye başladığında yaşadılar. Değişen düzenin izin verdiği boşluğa birikip taşanlar dehâ parıltıları olarak ışıdılar sanat tarihinde. Her ne kadar tek başına dehâ olmanın anlamsızlığını bilsek de hikâye böyle anlatıldı. Aslında sanatçılar sosyalizm deneyimi dışında, parayla kurduğu ilişki bağlamında, hiçbir zaman özgürleşmedi. Hamilikten piyasa belirlenimine geçtiğimizde de bezer kurallar geçerli oldu. Üstelik köhnemiş monarşinin ya da din adamlarının devlet yönetiminin önemli belirleyenleri olarak hala varlıklarını sürdürürken, piyasa ekonomisine açtıkları sıcak kucağı sanata açmaması düşünülemezdi. Bu yüzden Vatikan’nın geniş koleksiyonunda, zamanında dejenere sanat olarak yaftalanabilecek ama İsa’yı ya da dini konu etmiş sayısız resim vardır.

Benzer şekilde İngiltere monarşisinin en uzun hükümdarı Kraliçe Elizabeth’in de çok sayıda resmi yapıldı yaşamı boyunca. Sanat alanına katkıları nedeniyle aralarında Henry Moore, Sidney Nolan, Ernst Gombrich, David Hockney gibi isimlerin yer aldığı birçok sanatçı Birleşik Krallık Liyakat Nişanı ile ödüllendirildi. Bunların bir kısmı kraliçeyi doğrudan konu eden eserler ürettiler. Lucian Freud da bu sanatçılardan biri olarak 2001 yılında kraliçenin portresini yaptı. Portre bir sipariş değildi, Freud’un kraliçeye bir armağanıydı. Hatta Freud, kraliçenin kâğıt para üzerinde basılı olan fotoğrafta takmış olduğu elmas tacı takması konusunda ricada bulundu.


Solda: Freud, Lucian. 2001. 'Kraliçe Elizabeth' / Sağda: Freud, Lucian. 2002. 'Otoportre, Yansıma' (ayrıntı)

Freud, kraliçenin resmini yaptıktan bir yıl sonra otoportresini yaptı. Yorumcuların çoğu Freud’un aslında kraliçe simgesinde alter egosunu yaptığı konusunda neredeyse hemfikir. Özellikle alnındaki ve kaşlarındaki vurgular, kraliçenin gözlerinin olduğundan biraz daha küçük, çenesinin kendisininkine benzer taraflarıyla ele alındığı ve kendi saçlarının ön kısmını kraliçe tacına benzettiği düşünüldüğünde, benzerliklerin üslup benzerliğinin ötesine geçmiş olduğu görünüyor. Diğer taraftan Lucian Freud’un ünlü Sigmund Freud’un torunu olması nedeniyle yaptığı resimlerin genel olarak psikanaliz merakıyla ele alındığı da bir gerçek. Freud, hayatı boyunca politikayla ilgilendiğini gösteren bir ipucu vermedi. Kumar ve at yarışı oynadığı, hızlı araba kullanmaktan keyif aldığı söyleniyor. Kraliçeye özel olarak sempatisi olup olmadığı ise bilinemez. Resim daha çok; kraliçenin güncel sanatçılara olan toleransını göstermesi ve sanatçının kendi bireysel kalıcılığını monarşinin temsili ile aramasına dayanan karşılıklı bir alışveriş gibi.

Kraliyet erkânının döneminin ünlü ressamları tarafından resmedilmesi ya da sanatçının bu statüye kavuşması hep önemsenmiş. Freud’un esinlendiğini düşünebileceğimiz -yukarıda örneklerini verdiğimiz- sanatçılar ile kendi durumu arasında ise önemli bir fark var. Verili zorunlulukları aşma çabasıyla yapılanlar tarihte parlayabilirken, kurgu ile ele alınanlar tekrarlanmış iyi örnekler olarak kalmak zorunda. Freud, tüm sıra dışı yeteneğine ve yetkinliğine karşın, kendi üretiminin sanatsal izini oluşturabilirken kendinden sonrakilere ilham olabilecek bir yeniliğe varamıyor. Elizabeth’in portresi ise ışık tercihi nedeniyle olduğundan sert olması ve hatta yüzünün felç geçirmiş gibi görünmesi nedeniyle sevenleri tarafından eleştirilmişti. En azından Freud, sadece yumuşak tonlarla ifade edilen uyumlu soylu portrelerinin yanı sıra gerçeğe yakın bir kraliçe portresini bize bırakmış oldu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.