Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Şairlerini katleden bir halk iflah olur mu?

Sağcıların ve sağ iktidarların bir yandan aydınları ve şairleri katletmesini diğer yandan da bu şairlerin şiirlerine sığınmasını Gazeteci-Yazar Orhan Gökdemir'e sorduk.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 02.07.2023 , 11:13 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Sivas katliamının ikonik fotoğraflarından birisidir, şairler merdiven başında otururlar yaşanacak katliamın öncesinde. Merdiven başında üç şairin yüzünde biraz kaygı biraz öfke ama bir yandan da telaşsız beklerler yaşanacakları. 

Fena Çocuklar Zamanı kitabında Gazeteci Yazar Orhan Gökdemirairinin katili olan bir halk nasıl affedilebilir?" diye soruyor. Bir yandan da akıllara hem şairlerini katleden sağ siyaset hem de sağcı liderlerin miting kürsülerinde okudukları solcu şairlerin şiirleri geliyor. Çelişki midir yoksa sağ siyasetin tutarlı işlerinde midir sorusuna ise Cemil Meriç'ten ödünç aldığı cümleyle cevap veriyor Gökdemir, "Sağ, yakın tarihin 'günahkâr tekesi'dir; bir tür mezar taşıdır, cehalettir"

Sağcıların bir yandan şairleri katletmesi öte yandan şiirlerini miting kürsülerinden okumasına ne diyorsunuz?

Sabahattin Ali, büyük olasılık işkence edilerek, öldürüldü. Edebiyatımızın ve tabii şiirimizin doruğuydu öldürüldüğünde. Tartışmasız şiirimizin en büyüğü Nazım Hikmet öldürülmekten beter edildi, ömrü hapislerde geçti. Enver Gökçe İstanbul Sirkeci'deki Sansaryan Han’da konuşlanmış “Siyasi Şube”deki tabutluklarda iki yıl süresince çok ağır işkence gördü. Keza Ahmet Arif de aynı işkencehanede sorguya çekildi. Hasan Hüseyin, sırf şiir yazdı diye, öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. Gürün ve Sivas'ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaparak geçinmeye çalıştı. 2 Temmuz bu zulmün doruğudur. İki önemli şairimiz Behçet Aysan ve Metin Altıok da o gün gerici-sağcı bir güruh tarafından yakılanlar arasındaydı.

Sadece şiir yazdıkları için değil sanırım. Esas gerekçe nedir burada?

Bu zulmü, bu vahşeti şairlerimizin siyasi tutumlarından, yoksul halkın ve işçi sınıfından yanında saf tutmalarından ayrı ele alamayız. Şairlerimizin tamamı bu noktada net tutum almıştır. Çoğu solcudur, komünisttir. Hepsi kesinlikle cumhuriyetçidir. Bu tutumlarını şiirlerine yansıtmaktan da geri durmamışlardır haliyle. Zulmün esası budur. Devlet, ki bizim bildiğimiz hep bir sağcı sığınağıdır, şairleri sevmez o yüzden. Sevdikleri Necip Fazıl gibi sümüklü devlet yancılarıdır. Sağ, devletin kucağında olduğu için onların şair-yazar dedikleri de devletin kucağına oturmak için çabalayan tiplerden oluşmuştur.

Cemil Meriç’ten ödünç alarak söyleyeyim, sağ, yakın tarihin “günahkâr tekesi”dir; bir tür mezar taşıdır, cehalettir, faşizmdir. Haliyle sağda şiir ve edebiyatın yeşermesi zordur. Sorduğun sorunun cevaplarından biri bu yokluktan doğan komplekstir. Düşünün, Kurtuluş Savaşının en güzel şiirleri Nazım Hikmet imzalıdır. Türkçenin doruklarında hep solcu şairler dolaşır ki bir kısmı Kürt’tür üstelik. Haliyle okumak zorunda kalırlar, önce öldürür, yakar, işkence eder, hapse atar sonra okurlar. Öldüremezlerse Necip Fazıl’la eşitlemeye kalkarlar ki öldürmekten beterdir.

Sağ siyasetin şaire düşman tavrı bu düzenin bir geleneğidir diyebilir miyiz?

Öldüremediği şairi okumak da sağcı bir tutumdur sonuçta. Bir solcunun Necip Fazıl okuduğunu göremezsiniz. Niye okusun? Yaşamı tutarsız olanın aklı da tutarsızdır. Balzac’ı falan örnek gösterip, “canım sağcılar da iyi edebiyatçı olabilir” falan demek bönlüktür. Balzac’ın yüceliği Büyük Fransız Devrimi’nin halesinde yazmasından-yaşamasındandır. Bizdeki sağcı “yazarlar” ise sadece Nakşibendi-Nurcu ışığında iş görür.

Sivas’ta yananların arasında şairler olması rastlantı değildir haliyle. Sadece şiire değil şairlerine de kin beslerler, nefret büyütürler. Bu sağcılığın alamet-i farikasıdır. Sağcılık devlette güçlü olduğu için şair zaiyatımız da yüksektir. Bunları benim “Fena Çocuklar Zamanı”nda “Şairinin katili olan bir halka ağıt” başlığı altında ifade etmeye çalışmıştım. Şöyle başlıyordu o bölüm:

“Haziran Temmuz’a dönerken başladı yangın. Çıldırmış bir şehir toplandı ve ateşi körükledi, ‘ülkesine yangın’ bir şairi yeniden yakmak için. Yandı Temmuz’da, tutuştu dizeleri. O şair, alev almış başıyla karanlıkta bir meşale şimdi. Ve tutuşan ülkesi, bin yıllık yangın yeri.

Dizeleri kundaklamak kolay, oysa kundakçılara inat insan kalmak zor. Söyle; şairinin katili olan bir halk nasıl affedilebilir? Anlat; şairsiz bir ülkede kim söndürebilir ansızın patlak veren ahir zaman yangınını?

Oysa bilmiyor cahil; bir şair tutuşursa bir ülke yanar. Yaşamak şairlerin görevidir yangın yerinde. Ve tutuşan şair, kundakçısının da sevgilisidir.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.