Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Sağlık Bakanı bebeklerin ölümüne göz yumduklarını itiraf etti: Hastaneler 19 ayda kapatıldı

Sağlık Bakanı Memişoğlu, "yenidoğan çetesine" yönelik sürecin 19 ayda tamamlanmasıyla adeta övünürken, hastanesi kapatılan eski Bakan Müezzinoğlu ise bebeklerin göz göre göre öldürüldüğünü söyledi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 22.10.2024 , 14:10 Güncelleme Tarihi: 22.10.2024 , 14:11

Sağlıkta özelleştirmenin yol açtığı felaketin son örneği bir çete eliyle devlet hastanelerinden özel hastanelere sevk edilen en az 12 bebeğin ölümüyle ortaya çıktı.

Süreç, 28 Mart 2023 tarihinde Sağlık Bakanlığı'na iletilen bir CİMER şikayetiyle başladı. Sağlık Bakanlığı manipülasyona açık olan sağlık sistemi nedeniyle haftalarca delil bulamadı ve olayı emniyete bildirdi. Emniyet yapılan bildirime rağmen dört ay boyunca adım atmadı ve operasyon ancak 26 Nisan 2024'te yapılabildi. Hastanelerin kapatılmasıysa 18 Ekim 2024'ü buldu.

19 aylık süreç hakkında övünçle konuşan Sağlık Bakanı ve süreç içinde aktif rol alan dönemin İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, adeta bu süre zarfında şüphelilerin görevlerine devam ettiğini unuttu...

Memişoğlu'na hatırlatmada bulunan isimlerden birisi ise "hastanesini kapattığı bakanı" oldu. Skandal kapsamında hastanesi kapatılan eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, çetenin çökertilme sürecinde bebeklerin göz göre göre öldürüldüğünü söyledi.

Sistemin manipülasyona açık olduğunu itiraf etti

Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "yenidoğan çetesi" hakkındaki soruşturma ve soruşturmanın başlatıldığı günden bu yana yaşanan süreci anlattı.

Memişoğlu, 27 Mart 2023 tarihinde konuya ilişkin CİMER'e bir şikayet başvurusu yapıldığını ve şikayetin 28 Mart 2023'te Sağlık Bakanlığı'na iletildiğini aktardı. Söz konusu şikayetin o dönem müdürlüğünü yaptığı İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı'na da aktarıldığını ifade eden Memişoğlu, birkaç gün teftiş kurulunun beklendiğini, ardından İl Sağlık Müdürlüğü olarak gereğini yapmak üzere harekete geçtiklerini iddia etti.

2-5 Mayıs 2023 tarihinde konuya ilişkin denetlemeler yaptıklarını anlatan Memişoğlu, söz konusu şüpheleri delillendiremediklerini ve sağlık sisteminin manipülasyona açık olduğunu itiraf ederek, "Çünkü biz burada esasında hasta dosyalarına, gittiğimiz zaman doktorun olup olmadığına, hasta ile ilgili duruma ne olduğuna bakıyoruz ama bu çete öyle bir çete ki bunların hepsini manipüle edebiliyor ve delil bulamıyoruz' diye arkadaşların söylediği bir aşama. Çünkü o sırada dosyayı değiştirebiliyorlar hasta dosyasını veya o anda bebekler zaten çok küçük ve yoğun bakıma ihtiyaçları olduğu için bunun bakımını, vesairesini o aşamada kendilerine göre manipüle edip bizim denetleme ekiplerine bunu farklı şekilde ifade ediyor olabilirler" dedi.

Emniyeti eleştirdi: 46 gün sonra adım atmışlar

Şüpheleri olmasına karşın "denetimden bir şey çıkmadı diyerek devam edebileceklerini" ancak bunu tercih etmemeleri nedeniyle övünen Memişoğlu, somut delillere ulaşmak için emniyeti devreye soktuklarını söyledi.

Memişoğlu, durumu 5 Mayıs 2023 tarihinde emniyete bildirdiklerini ancak emniyetin yavaş hareket ettiğini belirterek şöyle konuştu:

"Emniyeti 5 Mayıs'ta devreye sokuyoruz. Ben yardımcılarıma, herkese şunu söylüyorum, 'Emniyet ve savcılık sizden ne isterse 7/24 saat bununla ilgili lütfen onlara destek verin' diyoruz. Biz bu yazıyı yazıyoruz 5 Mayıs'ta, emniyette şunu yapıyor, 20 Haziran 2023'te Cumhuriyet Başsavcılığından teknik, fiziki takip ve telefon dinlemesi için izin alıyor. Biz 5 Mayıs'ta yazıyoruz ama emniyet bunları dinlemek için 20 Haziran 2023'te izin alıyor."

Şüpheliler izin talebinden 76 gün sonra dinlenmeye başlanmış...

Memişoğlu'nun dikkat çeken bir diğer açıklaması ise iznin 20 Haziran 2023'te istenmesine karşın yaklaşık 300 şüphelinin 4 Eylül 2023'te dinlenmeye başlanması...

Memişoğlu, gizlilik kararı alındığını da anımsatarak, 4 Eylül 2023'te emniyetin Yolsuzluk Büro Amirliği tarafından savcılığa bildirimde bulunmasının istendiğini ve yaklaşık 300 kişinin, haklarında dinleme izni alınarak dinlenmeye başlandığını anlattı.

Şüphelilerin dinlenmeye başlamasından yaklaşık üç hafta sonra yapılan denetimle birlikte dosyadaki delillerin birçoğunun elde edildiğini açıklayan Memişoğlu, süreci şöyle anlattı:

"Emniyet bu dinleme esnasında işte bebeklerle ilgili bir sorun var, bir şüphe elde ettikleri anda bizim arkadaşlara diyorlar ki 'hemen olağanüstü bir denetime çıkın' diyorlar. Biz de bu hastanelere 25 Eylül'de herkesin nereye gideceğini bilmediği şekilde, zarflarla, anlık olarak olağanüstü bir denetim yapıyoruz. Esasında dosyanın esas delil elde edilen zamanı 25 Eylül'deki bu genel olağanüstü büyük denetim. Ve o denetimde haberleşmeler ve dinlemeler, birbirleriyle konuşmalar, teyp kasetleri, işte bazı bebeklerin saklanılması vesaire esasında dosyadaki delillerin birçoğu bu aşamada elde edilmiş oluyor."

'İçimizde de birileri olabilir'

Memişoğlu, 25 Eylül'deki denetimden sonra 28 Eylül'de İstanbul genelinde yenidoğancıların oluşturduğu bir komisyon kurduklarını belirterek, "Bu 25 Eylül'de değerlendirilen ve denetim yapılan hastanelerdeki alınan dosyaların bilgilerinin de aynı zamanda bilimsel olarak değerlendirilmesi neticesinde, emniyete bu komisyonun raporlarını verdik" diye konuştu.

Bu komisyonlarda bir köstebek olduğu ve hastanelere bilgi verdiği yönünde bakanlığa yönelik eleştirilerin hatırlatılması üzerine Memişoğlu, "Biz bu denetimi yaparken hangi kişi, kim nereye gidecek, hiç bilinmiyor ve bu ellerine verilen zarflar kapalı zarf, hangi hastaneye gideceğini de bilmiyor. O araçlara bindikten sonra kişinin nereye gideceği belli oluyor, biz böyle denetleme yapıyoruz İstanbul'da. Çünkü maalesef 'bu çete olabilir bu içimizde de birileri olabilir' diye hep düşündüğümüz için bunları hastanelere, kimin nereye gideceğini belli etmeden bu denetimleri yaptık" dedi.

Hastaneler ancak 19 ay sonra kapatıldı

Memişoğlu bu süreçte denetimlerin dinlemelerin devam ettiğini, toplanan delillerin ardından 26 Nisan 2024'te yapılan operasyon ile "yenidoğan çetesi"nin çökertildiğini söyledi. 

Bebek ölümlerinden sorumlu oldukları düşünülen şüpheliler hakkındaki tıbbi mütalaanın 16 Eylül 2024'te savcılığa gönderildiğini, savcılığın 16 Ekim 2024'te iddianameyi tamamlandığını aktaran Memişoğlu, 18 Ekim'de ise bahse konu hastanelerin ruhsatlarının iptal edilerek kapatıldığını belirtti.

Memişoğlu, "Biz, sağlıkta çürük elmaları ayıklamak yetkisindeyiz, kararlılığındayız ve bu konuda hiç kimseye taviz veremeyiz. Böyle çeteler varsa bunların üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Kim olursa olsun gitmeye devam edeceğiz. Çünkü sağlık her şeyin üstünde. Bakanımın da arkadaşımın da hastanesini kapattım. Eğer gereklilik varsa kardeşim de bakanım da arkadaşım da olsa onu yerine getiririm" diye konuşmasına devam etti.

Ruhsatı iptal edilen eski Bakan: Bebeklerin ölümünü neden izlemişler?

CİMER şikayetiyle başlayan ve hastanelerin kapatılmasıyla sonuçlanan 19 aylık süreç hakkında övünçle konuşan Memişoğlu, bu süre zarfında şüphelilerin görevlerine devam ettiğini unutacaktı ki hatırlatma "hastanesini kapattığı bakanından" geldi.

Ortaya çıkan skandal kapsamında ruhsatı iptal edilen hastaneler arasında eski Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun Avcılar’da bulunan Özel Avcılar Hospital isimli hastanesi de yer alıyordu. Gerçek Gündem'den Seyhan Avşar'ın haberine göre Müezzinoğlu, dün hastane personeliyle bir araya gelerek açıklamalarda bulundu.

Çetenin çökertilme sürecinde bebeklerin göz göre göre öldürüldüğünü söyleyen Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı'na "İzlenme takibine alınmış kişiler veya yapılar, ya arkadaş birinci bebeğin ölümünü şayet katil diye değerlendiriyorsak ikinci bebeğin ölümünü neden bekliyorsun" sorusunu yöneltti.

Müezzinoğlu sözlerine şöyle devam etti:

"5 ayın içinde bu bebek ölümleri olmuş. Birincisi olmuş. ‘Fişini çek’ diyor. Bırak ölürse ölsün’ diyor. Peki sen devlet olarak güvenliği ve can güvenliğini sağlamak durumunda değil misin? Velev ki kasıt var. Kasıt olan şeyin ikincisini, üçüncüsünü niye bekliyorsun. Beklerken sen de katil olmuyor musun? Neden izlediniz? Medya sorsun neden izlemişler? Benim elimde silah var. Birinciyi öldürdüm. Dur bakalım ikinciyi de öldürecek mi? Dur bakalım üçüncü ne olacak? mı? Şimdi bu anlayış Türk sağlığını, Türk hukukunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk devletinin anlayışını sağlıklı bir yere götürmez."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.