Sayfa yolu
Şafak baskınıyla Emniyet'e götürmek ne zamandan beri 'gözaltı' sayılmıyor?
Yayın Tarihi: 06.11.2025 , 13:20
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturma kapsamında bu sabah yine evlere yapılan baskınlarla gazeteciler “ifadeye götürüldü”. Önce gazetecilerin “gözaltına alındığı" haberleri geçildi ancak daha sonra "gözaltı kararı" olmadığı, gazetecilerin Emniyet'te ifadelerinin alınacağı belirtildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da yaptığı açıklamada gazeteciler Soner Yalçın, Şaban Sevinç, Aslı Aydıntaşbaş, Ruşen Çakır, Yavuz Oğhan ve Batuhan Çolak’ın üzerlerine atılı “yalan bilgiyi alenen yayma” ve “suç örgütüne yardım etme” suçlarından savunmalarının alınması için İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne talimat verildiğini, ifade alma işlemlerinin Emniyet Müdürlüğü’nde gerçekleşeceğini açıkladı.
Evine yapılan baskınla Emniyet'e götürülen Yavuz Oğhan’ın avukatı Hüseyin Ersöz yapılan işlemin “fiili bir gözaltı” olduğunu söyledi.
Son dönemde özellikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmalarda hakkında gözaltı kararı verilmeyen kişilerin evlerinden şafak baskınıyla kolluk eşliğinde ifadeye götürülmeleri dikkat çekiyor.
Çok sayıda oyuncu, şarkıcı gibi tanınmış kişilere yönelik jandarma tarafından düzenlenen son “uyuşturucu” operasyonunda da olduğu gibi önce kişilerin gözaltına alındıkları haberleri yayılıyor ardından savcılık “gözaltı kararı yok, ifadeleri alınacak” açıklaması yapıyor.
Kamuoyunun bilgilenmesinde karmaşa ve belirsizlik yaratan bu durum, teknik bir hukuki tartışmanın sonucu mu yoksa bilinçli olarak mı böyle bir yol izleniyor?
Özellikle yargı kaynaklı sızdırılmış haberleri bazı medya organlarının ilk elden duyurma çabası kamuoyunda yanlış, masumiyet karinesini de ortadan kaldıracak bir algıyı yaratmaya neden oluyor.
İfadeye çağrılsa Emniyet’e gidecek kişilerin evlerine yapılan şafak baskınları korku ve gözdağı vermenin bir yöntemi olarak da ortaya çıkıyor.
Avukat Mert Doğan uzun süredir özellikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kişileri ifadeye davet etmek yerine fiili gözaltı süreci işlettiğini söyledi.
Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 145. maddesinin ifade ve sorgu için çağrı usulünü belirlediğine dikkat çeken Doğan “Alınacak kişilerin davetiye ile çağrılacağı, çağrılma nedeninin açıkça belirtileceği ve gelmezlerse de zorla getirileceği”nin düzenlendiğini söyledi.
"İfadeye çağırmanın CMK Madde 145’e göre yapılması beklenir” diyen Doğan, bugün de evlerinden alınarak ifadeye götürülen gazetecilerin aslında ifade için bir davetiye çıkartıldığı durumda geleceklerini beklemenin hayatın olağan akışında olduğunu vurguladı.
Buna karşın uzun bir süredir İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmalarında böyle bir tasarrufta bulunarak “fiili bir gözaltı süreci” işlettiğini dile getiren Doğan aslında bu işlemlerin "usule aykırı gözaltı işlemleri" olduğunu söyledi.
Doğan “Bir şafak baskını oluyor. Havanın aydınlanmasını müteakip evler basılıyor. Ve kişiler tek tek ifade için karakola götürülüyor. Aslında fiilen gözaltına alınmış oluyorlar. Gözaltı mıdır, değil midir, bu, hukukun teknik tartışmalarından biri. Bir noktada ilgili işlemler, usule aykırı gözaltı işlemleri aslında. Uzunca bir zamandır zaten ifadeler dahi böyle sürdürülüyor" diye konuştu.
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.