Sayfa yolu
Rusya’nın nükleer savaş doktrini değişikliği ne anlama geliyor?
Yayın Tarihi: 02.10.2024 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12
Ukrayna’da savaş iki yılı aşkın bir süredir devam ediyor.
Emperyalizmin ve NATO’nun müdahaleleri olmasa sürecin daha ilk başlarda ateşkesle sonuçlanabileceği artık bilinen bir gerçek. Ancak emperyalizm küresel anlamda sorun başlığı olarak gördüğü Rusya’nın çevrelenmesi için elde ettiği fırsatı bırakmamakta kararlı. Tırmandırılan kriz sayesinde Ukrayna’da kendilerine sıkı sıkıya bağlı bir neo-faşist rejim inşa ettiler. Finlandiya ve İsveç gibi önceden NATO’ya girmeleri düşünülemeyen ülkeleri kapsadılar. Bunun da ötesinde emperyalist ülkelerdeki silah tacirleri korkunç kâr elde eden devlet ihaleleri alırken, Avrupa’nın en önemli enerji tedarikçisi olan Rusya’nın doğal gaz tedarik süreçleri baltalanmış oldu.
Ukrayna’nın doğrudan Rusya topraklarına saldırması dengeleri değiştirdi
Ukrayna birlikleri, geçtiğimiz yaz aylarında daha önce görülmemiş şekilde Kursk bölgesindeki Rusya topraklarına saldırdı. Burada önemli olan husus, savaşın Ukrayna’nın doğu bölgelerinden çıkıp doğrudan Rus topraklarına girmiş olması. Benzer şekilde Rusya içlerine yönelik düzenlenen uzun menzilli füze ve İHA saldırıları da emperyalizmin Rusya’ya saldırı konusunda başka bir aşamayı zorladığı yönünde okunuyor.
Rusya’nın adımı: Nükleer savaş doktrin değişikliği
Rusya’nın nükleer savaş doktrin değişikliğine dair açıklamaları da bu gelişmeler üzerine geldi. Putin dahil olmak üzere çok çeşitli yetkili ağızdan çeşitli açıklamalar yapıldı. Açıklamalarda vurgulanan nokta eski doktrinin yeni güncel siyasi durumu karşılamadığı yönündeydi. Eski doktrin Rusya’nın nükleer olmayan bir savaşta nükleer güç kullanabilmesine ancak Rusya’nın doğrudan varlığını tehdit eden olağanüstü bir tehdit olması halinde olanak tanıyordu.
Artık Rusya nükleer silah kullanması için gereken tehdit eşiğini azaltarak “egemenliğine yönelik önemli tehdit” durumlarında da nükleer silah kullanabileceğini belirtiyor.
Rusya, emperyalizmin Ukrayna üzerinden yürütmekte kararlı olduğu vekalet savaşında Rus topraklarının işgal edilmesi ve çatışma bölgesiyle ilgisi olmayan Rusya içlerine yönelik uzun menzilli füze saldırılarının gündeme gelmesiyle beraber uzun süredir dile getirdiği nükleer caydırıcılık kozunu küçük ölçekli ve taktik seviyede kullanabileceğini belirtiyor.
Nükleer doktrin değişikliğine tepkiler
Bu açıklamalara dair farklı analizler, tepkiler ve yanıtlar gecikmedi. Kendisi de nükleer bir güç olan Çin nükleer silahların kullanılmasına karşı. Ancak Çinli yetkililer Rusya’nın içinde bulunduğu durumu anladıklarını belirtiyorlar. Uluslararası arenada Çin, nükleer silahlara ilk başvuran taraf olmayacağını ilan etmiş durumda.
ABD’li yetkililer ise Rusya’nın elindeki kozu almak üzere nükleer silahsızlanma konusunda görüşmelerin başlayabileceğini belirtiyor. Savaş yanlısı tavırlarıyla bilinen eski ABD Güvenlik Danışmanı John Bolton, Ukrayna’daki savaşta ABD’nin nükleer caydırıcılığını hiç kullanamadığını, bu kozu Rusya’ya kaptırdığını savunuyor.
Yapılan bazı yorumlara göre Putin, açıkladığı bu güncellemeyle yeni seçilecek ABD Başkanına da gözdağı veriyor. Ukrayna’da çatışma seviyesini yükseltecek adımlar atılması halinde nükleer seçeneğin masada olacağı belirtiliyor.
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Belarus lideri Lukaşenko ise Zelenskiy’nin ABD baskısıyla savaşı devam ettirdiğini, kendi başlarına bırakıldıklarında Ukrayna ile Rusya’nın sorunlarını çözebileceğine inandığını belirtti. Krizden tek kârlı çıkan tarafın ABD olduğunu vurgulayan devlet başkanı, Avrupa’nın da çatışma dolayısıyla ucuz Rus enerji kaynaklarından istifade edemediğini vurguladı. Açıklanan yeni doktrin Rusya’nın dışında Belarus’un da nükleer olmayan ancak nükleer bir devlet tarafından desteklenen ülkenin saldırısına uğraması senaryosunu içeriyor. Bu durum akıllara özellikle Belarus ile ortak sınıra sahip Polonya’yı getiriyor. Son dönemde Polonya’nın ABD eliyle silahlandırıldığı düşünüldüğünde üstü örtülü şekilde tarif edilen ülkeler arasında Polonya’nın da olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Rusya’nın nükleer silahlar konusunda duruşunun değiştiğine dair bir gözlemi olmadığını söylerken, ittifak üyelerinin Kiev’e desteğinin sürmesi gerektiğini belirtiyor. Kiev’e her türlü yeni yardım gündemi olduğunda Rusya’nın nükleer tehdit savurduğunu söyleyen Stoltenberg, Ukrayna’ya uzun menzilli füze sistemlerinin verilmesinin cephedeki duruma etki etmeyeceğini düşündüğünü ekliyor.
Eski Rusya Devlet Başkanı ve Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Estonya’yı kastederek yaptığı açıklamada müttefiklerine güvenerek Rusya’yı tehdit eden küçük ülkelerin, taktik nükleer saldırıların ardından izinin bile kalmayacağını belirtti. Bu demece konu olan Estonya Genelkurmay Başkanı Vahur Karus, geçen hafta yaptığı açıklamada NATO planları kapsamında gerektiğinde Rus saldırısını beklemeden bu ülkeye yönelik uzun menzilli saldırılar gerçekleştirebileceklerini açıklamıştı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.